Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 08 Kasım 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Türkiye, PKK’yı bitirmek istemiyor mu?

Ortadoğu’yu ve Kuzey Irak’ı yakından takip eden El Cezire Televizyonu Türkiye Koordinatörü Yusuf El Şerif, Türkiye’nin PKK ile mücadelesinin bölge kamuoyunda nasıl algılandığını Yeni Asya’ya anlattı. Şerif, “Celal Talabani, 2002-2004 arasında Türkiye’ye bir öneri sunuyor. ‘150-200 kişiyi İsveç’e göndereceğiz, kalanlar Türkiye’ye geri dönsün. Böylece PKK sorunu bitmiş olsun’ diyor. Bu, Talabani’nin üzerinde çalıştığı bir proje. Türkiye PKK’yı bitirmek istemiyor gibi bir kanaat var” şeklinde konuştu.

Ortadoğu’yu ve Kuzey Irak’ı yakından takip eden El Cezire Türkiye Koordinatörü Yusuf El Şerif, Türkiye’nin PKK ile mücadelesinin bölge kamuoyunda nasıl algılandığını anlattı. Şerif, medyanın tuhaflıklarına ve tercüme hatalarına dikkat çekti.

*Katıldığınız bir programda Talabani’nin yıllar önce Türkiye’ye bir teklifte bulunduğunu anlattınız. Neydi o teklif?

Celal Talabani, 2002-2004 arasında Mehmet Ali Birand aracılığıyla Türkiye’ye bir öneri sunuyor. “150-200 kişiyi İsveç’e göndereceğiz, kalanlar Türkiye’ye geri dönsün. Af edilsin. Af edilmesi istenenler mevcut af yasası ile savaşmadıkları için otomatikmen bundan yararlanıyor. Böylece PKK sorunu bitmiş olsun” diyor. Bu, Talabani’nin bizatihi üzerinde çalıştığı bir proje. Türkiye böyle bir şeyi kabul eder, üstüne atlar diye sunmuş. Fakat beklediği gibi olmuyor.

*Önerinin MGK’da kabul görmediği iddia ediliyor

Benzer iddialar var; MİT müsteşarının öneriyi MGK’ya getirdiği, kabul edilmediği, konunun orada kapandığı şeklinde… Talabani’de, “PKK’yı altın tepside sunduk. Hiçbir adım atılmadı. Hiçbir şey yapılmadı. Türkiye PKK’yı bitirmek istemiyor” gibi bir kanaat var. Hatta bir inanç var. Bunu bir çok televizyon programında da söyledim. Bölgedeki kimseyi inandıramazsınız. Diyorlar ki “Türkiye ya bunu bitirmek istemiyor Kuzey Irak’a girmek için bahane olarak kullanıyor. Ya da sadece ve sadece askeri yöntemle bu işi bitirmek istiyor.” Türkiye’de hükümet ile askeri kesim arasındaki görüş farklılığı da biliniyor. Hükümetle işbirliği yapmak istiyorlar ama askerler istemiyor. Avrupa’da, Arap dünyasında, tüm uluslar arası kamuoyunda Türkiye’nin PKK’yı bitirmek istemediği gibi bir kanaat var. Ama bunu bir tek Türk medyası görmüyor. Ya da görüp de yazmaya cesaret edemiyor.

*Barzani ve Talabani’den sürekli birbiriyle çelişkili açıklamalar geliyor. Nedir bunun sebebi?

Barzani diplomasiyi beceremiyor. Bu yüzden çarpıcı söylemler söylüyor. Kendi kamuoyunu etkilemeye çalışıyor. Sözleri Türkiye tarafından tepkiyle karşılanınca da inişli çıkışlı açıklama yapıyor. Talabani daha temkinli. Fakat Türk medyasında bu ikilinin aleyhinde bir propaganda var. Bazen çarpıtılıyor bazen farklı konsepte değerlendiriliyor. Meselâ, Barzani ve Talabani Kuzey Irak’ta bir basın toplantısı yapmıştı.

*Kedi meselesi mi?

Evet. Arapça olduğu için dinledim. Türkiye’nin istediği teröristler arasında bir tane Irak vatandaşı var. Talabani “Bu teröristleri yakalayamayız silahlı bunlar. Onlar içindeki biri de Iraklı. Onu yakalasak bile veremeyiz. Iraklı bir kediyi bile veremeyiz” diyor. Bunlar Irak cumhurbaşkanı için son derece normal bir söz. Bir cumhurbaşkanı kendi vatandaşını başka bir ülkeye teslim etmez. Bu cümleler şöyle yansıtıldı; “PKK liderlerini istiyorsunuz, Türkiye’ye bir kedi bile teslim etmeyiz.”

*Medyamız mı çarpıttı?

Kimin yaptığından emin değilim. Ajans mı yoksa başka bir basın kuruluşu mu. Buna benzer örnekler de var.

*Hangileri mesela?

Beşşar Esad’ın son Türkiye ziyaretindeki basın toplantısını da izledim. Esad, “Türkiye’nin arkasındayız, Türkiye Kuzey Irak’a girerse biz arkasında olacağız” demedi ama bütün ajanslar bunu böyle geçti. Nedeni ise tercüme hatası. Tercüman, Esad’ın söylemediği lafları söyleyince bütün medya tercüme edildiği gibi verdi.

*Esad daha sonraki açıklamalarında buna benzer bir söz söylemeyince medyada Esad’ın “lafını yediği” yorumları yapılmıştı…

Bu durumları Türkiye’de çok gördüm. Ya tercüme hatasından ya da bazı medya kuruluşları bilerek yapıyor. Meselâ Türkiye’deki bir basın toplantısını izlemiştim akşam bir televizyonda basın toplantısında sadece bir cümle verilerek açıklamanın tam tersi bir anlam çıkarılmıştı.

*Bu Türkiye’ye has bir şey mi? Başka ülkelerde de var mı?

Arap basınında böyle bir şey olmadığını söyleyebilirim. Avrupa, Amerika’da durum nasıl bilmiyorum. Arap basınında hata olursa en azından ajanstan geldiği içindir. Türkiye’de çok fazla kasıtlı çarpıtma var. Sadece siyasette değil farklı alanlarda da var. Meselâ bir dizi vardı. O dizi başka bir kanala geçince daha önce övgüler dizen kanal eleştirmeye başladı. Tutarsızlık bu.

Kemal BENEK

08.11.2007


 

Yalman: “Kürt yoktur” diye eğitildik

İlk itiraf, Kürtlerin kendilerini ifade etmek istediklerini söyleyen, “Oysa bizler ‘Kürt yoktur’ diye eğitilmişiz. Kürtleri, Türklerin kolu olarak görüyoruz. Ortalıkta dağlarda gezerken, karda yürürken kart-kurt sesleri çıktığı için Kürt denilmiştir, gibi tarifler dolaşıyor. Sosyal istekleri bile ‘yıkıcı faaliyetler’ kapsamında görüyoruz” diyen Kara Kuvvetleri eski komutanı E. Org. Aytaç Yalman’dan geldi. Yalman, Fikret Bila'ya “Olayın sosyal yönünü, dolayısıyla sorunu zamanında görmemişiz” itirafında bulundu.

Evren: Kürtçeyi yasaklamak hataydı

12 Eylül darbesinin lideri ve bu darbe sayesinde cumhurbaşkanı olan E. Org. Kenan Evren de Bila'ya “12 Eylül’de bir hatamız da Kürtçe konuşulmasını yasaklamaktı. Biraz ağır yasak koyduk, hata yaptığımızı sonra anladım” diye konuştu. “Güneydoğu’da hizmet verecek memurun Kürtçe de bilmesi lâzım. Katı tutumla olmaz bu iş. Kürtçeyi kurslarda filan öğretmeliler” diyen Evren, 12 Eylül'de Diyarbakır Cezaevindeki uygulamalar içinse “Ben devleti yönetiyordum, cezaevlerini değil” savunması yaptı.

08.11.2007


 

Avrupa basını rapora daha ilgili

Avrupa Komisyonu’nca yayınladığı eleştirel İlerleme Raporu Avrupa basınında büyük yankı buldu. Raporu değerlendiren yabancı medya kuruluşları “Raporun daha kötü bir zamanlaması olamazdı”, “Sırbıstan’a hediye Türkiye’ye soğuk duş”, “Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltildi” gibi ifadeler kullandı.

İngiliz The İndependent gazetesi, raporun Türkiye’nin Irak’la savaşın eşiğinde olduğu bir dönemde yayınladığına dikkat çekerek “Bundan daha kötü bir zamanda yayınlanamazdı. Ayrıca yayınlanan raporun tonu, bundan daha uygunsuz olamazdı” dedi.

İspanya’nın en büyük gazetesi El Pais de, Brüksel’in Sırbıstan’a kapı açarak bu ülkeye bir “hediye” yaparken Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin yaptığı baskıların yansıması olarak üyelik müzakereler konusunda Ankara’ya “soğuk duş” verildiğini yazdı.

Financial Times, başyazısında Türkiye’nin sınır ötesi operasyonu gerçekleştirmeye hazırlarken İlerleme Raporu’nu küçümsememesinin bir hata olacağı uyarısını yaptı. ABD ve AB politikalarının Türkiye’nin içine dönmesine neden olduğunu savunan gazete, buna karşın İlerleme Raporu’nun “dengeli” olduğunu öne sürdü. Gazete, “Ankara özellikle 301. maddeyi kaldırmalı veya değiştirmeli” dedi.

İngiliz The Guardian da, Türkiye’nin ifade özgürlüğünün sağlanması için hızlı bir biçimde harekete geçmesi istendiğini belirterek AB’nin “Ankara’nın AB’ye katılım müzakerelerinin yazar ve gazetecilerin yargılanmasından zarar gördüğü” uyarısını yaptığını belirtirken “Baskılar, AB hedefine ilişkin müzakereleri bloke ediyor” ifadesini kullandı.

Fransız Le Figaro ise, Avrupa Komisyonu’nun “Türkiye’nin AB yolunun uzun olacağı” mesajını verdiğini belirtirken “Komisyon ilerleme istiyor” başlığını kullandı. Gazete, Komisyonun Türkiye’de siyasi alandaki ilerlemenin sınırlı kaldığını vurguladığını belirterek ifade özgürlüğüne darbelerin “daha kaygı verici” bulunduğunu yazdı.

“301. MADDE DEĞİŞTİRİLMEDİKÇE

AB YOLUNDA İLERLEME YOK”

Diğer büyük İspanyol gazetesi El Mundo da, “Bush Yönetimi Türkiye’ye Kürt asilerine karşı casus ve askerler önerirken AB, Ankara’daki hükümeti kendi ülkesinde yaşayan (Kürtlerin) haklarını iyileştirmesini ve Kuzey Irak operasyonundan kaçınmasını istedi” diye yazdı. Gazete, Türkiye’nin 301. maddeyi yok etmediği veya değiştirmediği sürece AB yolunu sürdürmeyeceğini de belirtti.

Alman yayın kurumu Deutsche Welle ise, Avrupa Komisyonunca yayınlanan rapora ilişkin olarak “Türkiye’ye düşünce özgürlüğü konusunda sert eleştiriler yöneltilen raporda, reformlara hız verilmesi istendi” diye kaydetti.

El Cezire televizyonu ise, Avrupa Komisyonunun, Türkiye’den Nobel Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un ve diğer gazeteci ve yazarların da yargılandığı 301. maddeyi değiştirmesini istediğini belirtti.

08.11.2007


 

PKK krizi bitince reformlar hızlanır

Alman Sosyal Demokrat Partili (SPD) Avrupa Parlamentosu milletvekili üyesi Vural Öger,’’PKK ile ilgili kriz sona erdiğinde hükümet yeniden reformlara yönelecektir. Ancak hayallere de kapılmamak gerekir” dedi.

Vural Öger, Frankfurter Rundschau gazetesine yaptığı açıklamada, Sarkozy’nin ‘’Akil Adamlar Komitesi’’ önerisinin, Türkiye’nin AB üyeliğini önlemeye yönelik olduğunu belirterek, ‘’Bu sözde akil adamlar, Türkiye’ye karşı kampanya yapacaklar. Bu projeyi çok tehlikeli ve ölçüsüz buluyorum. Böyle bir oluşum, AB kurumlarının inandırıcılığını yok eder. Eğer gerçekleştirilirse şu mesajı verecektir: AB’ye üye 27 ülke ve Avrupa Parlamentosu, bu kıtanın hedefleri ve sınırlarını bilecek kadar akıllı değil. Bu da herhalde saçmalık’’ dedi.

“Türk hükümetinin ülkede reformlar yapmak istediğini, ancak bu yıl yaşanan siyasi krizin bunu engellediği” görüşünü dile getiren Öger, ‘’PKK ile ilgili kriz sona erdiğinde hükümet yeniden reformlara yönelecektir. Ancak hayallere de kapılmamak gerekir. Türklerin Avrupa tarafından reddedilmesi ülkede AB coşkusunu büyük ölçüde azalttı. Bu nedenle Avrupa için yapılacak reformlar büyük direnişle karşılaşacak’’ şeklinde görüş belirtti.Öger ayrıca, AB Komisyonu’nun, şimdilik Türkiye’deki gelişmeleri bekleyip görmek istediğine inandığını kaydetti.

/ BERLİN

08.11.2007


 

Gül: Dostluğumuzun kıymetini bilmediniz

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin Ermenistan’ı 16 Aralık 1991’de tanıdığını, Karadeniz’e sahili olmadığı halde Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na davet etttiğini belirterek,”Buna rağmen, Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişki kurulmasını engelleyen sorunlar ortaya çıkmıştır. Bugün bulunduğumuz noktaya gelinmesinden Türkiye’nin sorumlu olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin Ermenistan’ı 16 Aralık 1991’de tanıdığını, Karadeniz’e sahili olmadığı halde Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na davet etttiğini belirterek,”Buna rağmen, Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişki kurulmasını engelleyen sorunlar ortaya çıkmıştır. Bugün bulunduğumuz noktaya gelinmesinden Türkiye’nin sorumlu olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Azerbaycan ziyaretinin ikinci gününde Azerbaycan Milli Meclisine hitap etti. Gül, salona girişinde ayakta alkışlanarak karşılandı.

Cumhurbaşkanı Gül, ‘’Ermenistan 1915 olaylarının yorumlanmasını başka ülkelerin parlamentoları nezdinde takip etmeyi sürdürdükçe ilişkilerin normalleşmesiyle ilgili bir gelişme beklenmemelidir’’ dedi.

Konuşmasında Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin geldiği iyi duruma değinen ve iki ülkenin önemli bölgesel projelere imza attığını anlatan Gül, gerçekleştirilmeyi bekleyen daha büyük projeler bulunduğunu söyledi.

Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermenistan ile yaşadığı sorunlara da değinen Gül, şunları kaydetti: ‘’Türkiye, Ermenistan Cumhuriyeti’ni 16 Aralık 1991’de tanımıştır.

Karadeniz’e sahili olmadığı halde Ermenistan’ı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na davet etmiştir. Buna rağmen, Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişki kurulmasını engelleyen sorunlar ortaya çıkmıştır. Bugün bulunduğumuz noktaya gelinmesinden Türkiye’nin sorumlu olduğunu düşünmüyorum. Ermenistan’ın bir yandan komşusu Türkiye’ye karşı hasmane davranışlar içinde bulunmasının, bir yandan da diğer komşusu Azerbaycan’ın topraklarını işgal altında tutmasının bugünkü durumun sebebi olduğunu artık tüm dünya görmelidir. Ermenistan 1915 olaylarının yorumlanmasını başka ülkelerin parlamentoları nezdinde takip etmeyi sürdürdükçe ilişkilerin normalleşmesiyle ilgili bir gelişme beklenmemelidir.’’

ERMENİSTAN İLE İLİŞKİLER

Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermenistan ile ilişkilerine de değinen Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi:

‘’ Yukarı Karabağ sorununun da Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü içinde, barışçı yollardan çözümü için gereken katkıyı ve desteği sağlamaya devam edeceğiz. Önerdiğimiz Ortak Tarih Komisyonu teklifimizin halen geçerliliğini koruduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Bölgedeki projelerin Barış, işbirliği, istikrar ve iyi komşuluk ilişkilerine saygı duyan diğer ülkelere de açık olduğunu Ermenistan yöneticilerinin de anlamaları gerektiğini düşünüyorum.’’

Gül, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Erzurum ve Bakü-Tiflis-Kars projeleriyle Avrasya’nın yeni bir konum kazandığına işaret etti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile birlikte Bakü’de, türkiye-Azerbaycan İş Forumu toplantısına da katıldı. Toplantıda konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türk iş adamlarını Azerbaycan’da yatırım yapmaya davet etti. Cumhurbaşkanı Gül de yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son yıllarda büyük ekonomik hamlelere imza attığını ve Avrupa’nın 6. büyük ekonomisi haline geldiğini söyledi. Gül, her iki ülkenin Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı gibi yeni büyük projelerin peşinde koşması gerektiğini vurguladı.

KARDEŞLİKTE MENFAAT OLMAZ

Gül, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin siyasi, iktisadi, diplomatik, enerji, ticaret, eğitim, kültür ve iletişim gibi çok boyutlu ve zengin bir dokusu olduğunu söyledi.

İlişkilerin en öncelikli ve önemli paydasının iki ülke arasındaki soy, dil ve inanç birliği olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, ilişkilerin başka ülkeler arasında görülmeyen özel karakterini bu boyutun verdiğini kaydetti. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri ‘’kardeşlik’’ olarak tanımlayan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Bu kardeşlik duygusunu şu şekilde görürsünüz ki, Azeri Türkü’nün canı yandığı zaman bizim de yanar. O ağladığında, biz de ağlarız. O mutlu olduğunda biz de oluruz. Bu öyle samimi bir duygudur ki, uluslararası ilişkileri tasvir etmek için kullanılan çıkar, menfaat, güç dengesi gibi kavramlar, onu anlamak için kifayet etmez. Kardeşlikte menfaat olmaz, düşmanlık olmaz. Biz isteriz ki, ülkemizin varlığı Azeri Türkü’ne güven versin.’’

/ BAKÜ

08.11.2007


 

Şimşek: Reformlara devam edeceğiz

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’le görüştü.

Basına kapalı yapılan ve 1 saate yakın süren görüşmeden sonra kısa bir açıklamada bulunan Bakan Şimşek, gayet olumlu bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, dün açıklanan İlerleme Raporu’yla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını anlattı. Raporu olumlu bulduğunu kaydeden Şimşek, ‘’Reformlara devam edeceğiz. Bu, Türkiye’nin kararlılığıdır’’ dedi. Bakan Şimşek, Brüksel temasları kapsamında AB Komisyonunun ekonomik ve parasal işlerden sorumlu üyesi Joaquin Almunia ile de bir araya gelecek.

/ BRÜKSEL

08.11.2007


 

Şen: Uyarılara kulak tıkanmasın

Avrupa Komisyonu´nun Türkiye´ye ilişkin ilerleme raporunu değerlendiren Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, raporda beklenmedik ifadelerin yer almadığını, ancak Avrupa Birliği´nin reformların yeniden hızlandırılması gerektiği yönündeki uyarısına kulak tıkanmaması gerektiğini söyledi.

Şen, şöyle devam etti:İlerleme raporunda 2005 yılından beri reforların hız kestiği ifadesine yer veriliyor. Türkiye ve Irak´a PKK ile mücadele konusunda yapılan ortak hareket çağrısının satır araları okunduğunda Avrupa Birliği´nin terör ile mücadele konusunda Türkiye´nin yanında yer aldığı sonucunun çıkarılabililir.”

Raporda Kıbrıs konusundaki ifadeleri ise haksız olarak niteleyen TAM Direktörü, “Annan Planı´na hayır diyen Güney Kıbrıs´ın bu tavrı çoktan hafızalardan silinmiş görünüyor“ görüşünü dile getirdi.

Yeni Asya / İSTANBUL

08.11.2007


 

Roth: Rapor gerçekçi

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth, “raporun bir yandan Türkiye’deki reformları övdüğünü, diğer yandan eksikliklere işaret ettiğini, Türkiye’nin bu eksiklikleri gidermesi durumunda AB üyesi olabileceğini” söyledi.

Roth, Heinrich Böll Vakfı ve Tageszeitung adlı gazete tarafından Berlin’de düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmada, terör örgütünün şiddet eylemlerinin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini belirterek, ‘’PKK’nın, Kürt halkının çıkarına şiddete başvurması için tek bir neden göremiyorum’’ dedi.

Roth, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan politikacıların da olumsuz gelişmelerden hemen istifade etmeye çalıştıklarına dikkati çekerek, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in tutumlarını eleştirdi.Kendisinin Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini belirten Roth, ayrıca, AB Komisyonu İlerleme Raporu’nu gerçekçi olduğu gerekçesiyle savunarak, “raporun bir yandan Türkiye’deki reformları övdüğünü, diğer yandan eksikliklere işaret ettiğini, Türkiye’nin bu eksiklikleri gidermesi durumunda AB üyesi olabileceğini” söyledi.

Alman Hür Demokrat Parti (FDP) Federal Meclis Grubu Avrupa politikası sözcüsü Markus Löning de AB Komisyonu’nun yayınladığı İlerleme Raporu’yla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada, “Türkiye’nin şimdi ciddi şekilde büyük bir değişikliğe hazır olduğunu göstermesi ve 2008 yılında büyük ölçüde ilerleme sağlaması gerektiğini” belirtti.

/ BERLİN

08.11.2007


 

Uslu: Türkiye 301 ayıbından kurtulmalı”

HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu, Türkiye’nin AB ilişkilerinde önemli bir sınavdan geçmeye devam ettiğini belirtirken, “Türkiye, uyum çalışmalarını kesintisiz sürdürmelidir” dedi.

2007 İlerleme Raporu ve Genişleme Stratejisi Belgesinin açıklanması dolayısıyla bir yaptığı açıklamada, Komisyonun siyasî yaklaşımdan çok teknik bir yaklaşımı öne çıkardığını, bunun da son birkaç yıldır AB ile ilişkilerdeki durağanlığa rağmen işlerin rayına oturtulmaya çalışıldığının bir göstergesi olduğunu söyleyen Salim Uslu iç kamuoyunda rahatsızlıklara ve tartışmalara neden olan 301. madde konusunun 2007 İlerleme raporunda da Türkiye’nin önüne çıktığını kaydetti. Uslu, “Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları ve içtihatlarını dikkate alarak bir düzenleme yapmalı ve bu ayıptan biran önce kurtulmalıdır” diye konuştu.

Recep GÖREN / ANKARA

08.11.2007


 

301. madde ilk fırsatta gündeme gelecek

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, TCK’nın 301. maddesiyle ilgili sivil toplum örgütlerinin önerileri ışığında, 5-6 farklı önerinin, gerekçeleriyle birlikte hazırlandığını belirterek, ‘’İlk fırsatta bu öneriler, Bakanlar Kurulunda görüşülerek, bunlardan biri tercih edilip parlamentoya gönderilecek’’ dedi.

Şahin, yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 301. maddeyle ilgili daha önceki hükümet döneminde, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelip, öneriler aldığını hatırlattı.

Bu öneriler ışığında, Adalet Bakanlığınca değişiklik amaçlı, 5 veya 6 tane farklı önerinin, gerekçeleriyle birlikte hazırlandığını ifade eden Şahin, ‘’İlk fırsatta Bakanlar Kurulunda da görüşülerek, bunlardan biri tercih edilip parlamentoya gönderilecek’’ dedi.Konunun, önümüzdeki hafta yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısında ele alınıp alınmayacağına ilişkin soruya Şahin, ‘’Bakanlar Kurulunun gündemini şu an bilemiyorum, ama yakın bir zamanda görüşüleceğini düşünüyorum’’ cevabını verdi.

KENDİNİ SAVUNDU

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, 8 askerin bırakılmasının ardından yaptığı değerlendirmenin farklı şekillerde yorumlandığını belirterek, sözlerinin maksadından saptırıldığını söyledi. Adalet Bakanı Şahin, yaptığı yazılı açıklamayla, “Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olan hiçbir asker bu hallere düşmemeliydi. Kaçırılıp bırakılan askerlerin ülkeye dönüşüne sevinemedim” şeklindeki sözlerine açıklık getirdi.Bakan Şahin, 8 askerin serbest bırakılmasının ardından gazetecilere verdiği beyanın farklı şekillerde yorumlandığını belirterek, “Kişisel değerlendirmem, bazı çevrelerce maksadından saptırılarak, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yıllardır başarıyla sürdürdüğü terörle mücadelesine zarar vereceği şeklinde yorumlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri, milletimizin gözbebeği, hepimizin iftar kaynağıdır” dedi.

/ ANKARA

08.11.2007


 

Karlı günler başladı

Daha ziyade Orta ve Doğu Anadolu Bölgesinde etkili olan kar yağışı, hayatı etkiledi. Yetkililer, özellikle Erzurum, Erzincan, Kars ve Ardahan’da vatandaşları, muhtemel don olaylarına karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Bu arada D-100 karayolunun Bolu Dağı geçişinde yoğun kar yağışı sebebiyle trafiğin akışında zorluk ve sıkıntı yaşandı.

Sağanak yağış ve hava sıcaklıklarının düşmesinin ardından Doğu Anadolu Bölgesi’nde kar yağışı etkili olmaya başladı.

Meteoroloji Bölge Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Orta Akdeniz üzerinden gelen yağışlı hava sisteminin etkisi altında kalan bölgede sabah erken saatlerde sıcaklığın sıfır dereceye düşmesi sebebiyle bazı illerde kar yağışı gözlendi. Yetkililer, hafta sonuna kadar aralıklarla karla karışık yağmurun beklendiği bölgede, sıcaklıkların bugünden itibaren bölge genelinde gece eksi 2-3 derece olmasının tahmin edildiğini bildirdiler.

BAHÇESARAY-ÇATAK-VAN YOLU KAPANDI

Bahçesaray ilçesine ulaşımı sağlayan 3 bin 200 metre yükseklikteki Karapet Geçidi’nden geçen ve alt yapısının bozuk olması sebebiyle ulaşımın güçlükle sağlandığı Van-Çatak-Bahçesaray yolunda önceki akşam saatlerinde görülen kar ve fırtına, yolun ulaşıma kapanmasına sebep oldu. Yozgat’ta son iki gündür devam eden yağmur da, yerini kar yağışına bıraktı. Dün sabah erken saatlerde başlayan ve şehir merkezinde de etkili olan kar, yüksek kesimleri beyaza bürüdü.

BATI VE GÜNEYİN DE DAĞLARI KARLANDI

Kocaeli’nin kış sporları merkezi Kartepe’de ise önceki sabahtan itibaren etkili olan kar yağışının ardından kar kalınlığı 15 santimetreye ulaştı. Bölge turizmcileri, bu yıl karın, geçen yıla göre erken yağdığını belirtti. Tabiî güzellikleriyle ünlü Abant Tabiat Parkı’nda kar kalınlığı, 10 santimetreye ulaşırken Antalya’da da sahil kesimlerinde hava sıcaklığı 20-22 derece olmasına rağmen Beydağları’nın yüksek kesimlerine yılın ilk karı düştü.

/ ERZURUM

08.11.2007


 

MASAK’a terörle mücadele görevi

Maliye Bakanlığı, terörün finansmanına ilişkin şüpheli işlemlerin bildirilme şekil ve esaslarını bir tebliğle düzenledi.

Resmi Gazetenin dünkü sayısında yayımlanan tebliğle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 29/6/2006 tarih ve 5532 sayılı Kanunla değiştirilen 8 inci maddesinde, terörün finansmanının müstakil bir suç olarak düzenlendiği ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ile de terörün finansmanıyla mücadele görev ve yetkilerinin Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığına verildiği hatırlatıldı.

Terör örgütlerinin finansman sağlamak için yasadışı işlemler kadar, yasal görünümlü ekonomik, mali ve ticari faaliyetlerden de yararlandığı belirtilen tebliğde, yükümlülerin, terör örgütlerince başvurulduğundan şüphelendikleri bu tür faaliyetleri MASAK’a bildirmelerinin kanuni bir zorunluluk olduğu vurgulandı.

Maliye Bakanlığının tebliğinde, terörün finansmanında kullanılma ihtimali olan şüpheli işlemlerin MASAK’a bildirim usul ve esasları şöyle belirlendi: ‘’Şüpheli işlemlerin bildirimi 31/12/1997 tarihli ve 23217 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2 sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile 10/11/2002 tarihli ve 24932 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinde yer alan şüpheli işlem bildirim usulüne uygun olarak yapılır. Şu kadar ki terörün finansmanı ile bağlantılı şüpheli işlemlerin bildiriminde, öncelikle 4 nolu tebliğ ekindeki şüpheli işlem bildirim formunda yer alan “20” nolu tip işaretlenir. Daha sonra formun D Bölümünde yer alan “İşlem türü ve açıklayıcı bilgi” kısmına; işlem yukarıda belirtilen şüpheli işlem tipleri arasında yer alıyorsa işlemle ilgili tip, bu tiplerin dışında gerçekleşen bir işlem söz konusu ise gerekli açıklama yazılır.’’

/ ANKARA

08.11.2007


 

Otobüs Kelkit Çayı’na uçtu

Sivas’ın Koyulhisar ilçesinde bir yolcu otobüsü Kelkit Çayı’na devrildi. 29 kişinin yaralandığı kazada devrilen otobüs ırmaktan çıkarılırken, kazanın ardından kaybolduğu belirtilen çocuğa ulaşılamadı.

Koyulhisar-Reşadiye karayolu Tokat-Sivas il sınırındaki Bahçeköy altı köprüsünden Kelkit Çayı’na devrilen yolcu otobüsü, olay yerine çağrılan Niksar Şoförler Odası’na ait vinçle ırmaktan çıkarıldı. Ekiplerin yaptığı incelemede, otobüs içinde başka bir yolcunun olmadığı belirlendi.

/ SİVAS

08.11.2007


 

TİHV’den Şahin’e tepki

PKK tarafından rehin alınan 8 Türk askerinin serbest bırakılmasının ardından Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in “sevinemediği”ni belirten ifadelerini eleştiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen asker dahi olsa her insanın yaşama hakkı olduğunu belirtti.

21 Ekim’deki Dağlıca çatışmasından beri kendisinden haber alınamayan 8 Türk askeri, Türkiye’ye dönüşleriyle kimi kesimlerin eleştiri oklarına maruz kaldılar. Bunlardan biri olan Mehmet Ali Şahin’in sevinemediğini belirttiği açıklaması üzerine Şahin’e de eleştiriler gelmeye başladı. Bunlardan biri olan TİHV Başkanı Yavuz Önen, Bakan’ın sözlerinin, her türlü düşünce özgürlüğünün sınırlandırılamayacağını savunmalarına rağmen kendilerini “sevindiremediğini” belirtti.

Yavuz Önen, asker de olsa her insanın yaşama hakkının olduğunu belirterek: “Sayın Şahin “hiçbir TSK mensubu bu duruma düşmemeliydi.” derken esir alınan askerlere iki seçenek sunuyor: Ölmek ya da yaralanmak… Sayın bakandan herhangi bir bakanlığın değil Adalet Bakanlığı’nın başında olduğunu unutmamasını rica ederek; yaşam hakkı, kişi güvenliği hakkı bir yana asker dahi olsa her insanın hayatta kalmak ve bedensel bütünlüğünü koruma isteği ve hakkı olduğunu hatırlatmak istiyoruz.” diye konuştu.

Cemil YÜZER / ANKARA

08.11.2007


 

Yangınlar 15 saniyede tesbit edilecek

Bilkent Üniversitesi, Orman Genel Müdürlüğü ile birlikte “Bilgisayarlı Görmeye Dayalı Orman Yangını Bulma ve İzleme Sistemi” adlı bir proje yürütüyor. Sözkonusu projede geliştirilen yazılım teknolojisinin, orman yangınlarını 15-45 saniye içinde tespit edilmesini sağlayacağı bildirildi.

Bilkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enis Çetin, projenin TÜBİTAK tarafından kısmen desteklendiğini, üniversiteden 8 kişilik bir araştırma grubu ve Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri ile yürütüldüğünü kaydetti.

Mart ayında başlayan projenin gelecek yılın sonunda tamamlanacağını kaydeden Çetin, pilot bölge olarak Manavgat ve Marmaris’te başlatılan proje kapsamında, ormanlarda görüş açısı en uygun noktaya 270-360 derece gözetleme yapabilen kameralar yerleştirildiğini söyledi. Ormandaki 300-400 hektarlık bir alanın kamerayla 2-4 dakika arasında tarandığını ifade eden Çetin, bu taramanın özel bir yazılıma işlendiği teknoloji sayesinde çıkan herhangi bir dumanın 15-45 saniye içinde tespit edilerek önce şehir merkezine, ardından da Ankara’daki merkeze iletildiğini belirtti.

/ ANKARA

08.11.2007


 

Şule Yüksel hastanede

Yazar Şule Yüksel Şenler, zatürre tanısıyla hastaneye yatırıldı.

Yetmişli yıllarda verdiği konferanslarla ve yazdığı kitaplarla tanınan Şenler, önceki gün Esenler Avicenna Hastanesi’ne kaldırıldı. Şenler’in tetkikleri sürerken, hastalığında, konferans verdiği dönemlerdeki olumsuz şartların etkili olduğu belirtildi.

/ İSTANBUL

08.11.2007


 

Kök hücre merkezimiz açılıyor

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Kök Hücre ve Gen Tedavileri Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (KÖGEM) çalışmalarının tamamlanma aşamasına geldiği, 500 bin dolar harcanan merkezin 15 Kasım’dan sonra açılacağı bildirildi.

KÖGEM Müdürü Prof. Dr. Erdal Karaöz, yaptığı yazılı açıklamada, KOÜ Tıp Fakültesi bünyesinde kurulan KÖGEM’in, teknik altyapısının büyük ölçüde tamamlandığını belirtti.

/ KOCAELİ

08.11.2007


 

Deniz Feneri depremzedelerin yanında

Deniz Feneri Derneği’nin Denizli’de deprem sonrası yaptırdığı prefabrike ev sayısı 48’e ulaştı.

Prefabrike ev yardımı ile 30 aileyi sevindiren Deniz Feneri Derneği, evleri oturulamayacak kadar hasarlı 18 aileyi daha prefabrik konuta kavuşturdu. Böylece, Deniz Feneri’nin bölgedeki prefabrike ev sayısı 48’ye ulaştı.

Dernek yetkilileri, ilde başlatılan çalışmayla sosyal inceleme sonucu mağdur oldukları belirlenen ailelerin evlerinin yeniden yapımı için inşaat malzemesi sağlanacağını bildirdi.

/ DENİZLİ

08.11.2007


 

Dikkat radyasyon tehlikesi var!

Teknolojinin gelişmesi ve radyasyon yayan cihazların kullanımının artmasıyla buna maruz kalan kişilerde vücut dengesinin bozulduğu ve rahatsızlıkların ortaya çıkmaya başladığı belirtiliyor.

Monitörlerin arka kısmındaki radyasyonun ön kısmından çok daha fazla olduğu, bu sebeple ‘’sırt sırta’’ konulan bilgisayarlarda çalışanların yüksek radyasyona maruz kaldığı bildirildi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Kurucu Başkanı ve Gazi Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi Kurucu Müdürü Prof. Dr. Nesrin Seyhan, yaptığı açıklamada, “Elektronik Manyetik Alan’’ olarak da adlandırılan radyasyonun tabiatta çok az miktarda bulunduğunu ve insan vücudunun bundan etkilenmediğini söyledi. Prof. Dr. Seyhan, ancak teknolojinin gelişmesi ve radyasyon yayan cihazların kullanımının artmasıyla buna maruz kalan kişilerde vücut dengesinin bozulduğunu ve rahatsızlıkların ortaya çıkmaya başladığını bildirdi.

Özellikle günde 8-10 saat geçirilen iş yerlerindeki radyasyondan olumsuz etkilenildiğini ifade eden Prof. Dr. Seyhan, ‘’İş yerlerindeki radyasyon, hassas kişilerde boğazda kuruluk hissi, gözde problemler, baş ağrısı, alerji, yüzde kızarıklık, uykusuzluk, seslere karşı hassasiyet, işitme zorluğu ve yorgunluk gibi rahatsızlıklara yol açıyor’’ dedi.

ALINACAK TEDBİRLER

Alınabilecek basit tedbirlerle bu olumsuzlukların azaltılabileceğini bildiren Prof. Dr. Seyhan, şöyle devam etti: ‘’İş yerlerindeki en önemli radyasyon kaynaklarından birisi, bilgisayar monitörleri. Her monitör bir miktar radyasyon yayar, ancak üreticiler monitörleri geliştirirken, karşısında çalışan kişiye radyasyonu en az düzeyde verecek şekilde dizayn ederler. Bu nedenle arka kısımlarındaki radyasyon oranı, ön kısımlarındakinden çok daha fazladır.

İş yerlerinde çalışma düzeni sebebiyle monitörler sırt sırta konulduğunda, iki taraftaki çalışan da yüksek radyasyona maruz kalmaktadır. Ofislerde bilgisayar masaları, mümkün olduğunca yan yana ya da birbirine bakacak şekilde yerleştirilmeli. Eğer bu mümkün değilse monitör olarak radyasyon yaymayan LCD monitörler tercih edilmeli. Ayrıca dizüstü bilgisayarlar, şarjlı olarak kullanıldığında daha düşük radyasyon oranına sahiptir, bu göz önüne alınmalı. Bilgisayar başında uzun saatler kalınmamalı, 2 saatte bir yarım saat ara verilmeli.’’ Prof. Dr. Seyhan, iş yerlerinde radyasyon oranını azaltmak için alınabilecek diğer tedbirleri ise şöyle sıraladı:

‘’Bilgisayar monitörleri gibi radyasyon yayan TV’lerden de en az 2 metre uzakta durulmalı. Kullanılmayan tüm elektrikli cihazları ya kapalı tutulmalı, ya da fişten çıkartılmalı. ‘Dect’ olarak da adlandırılan telsiz telefonlar da radyasyon yayar. Mümkün olduğunca kablolu telefonlar kullanılmalı. Fotokopi makinelerinden en az 50 santimetre uzakta durulmalı.’’

/ ADANA

08.11.2007


 

Güneydoğu’da toz bulutu

Güneydoğu, iki gündür Arabistan çölleri üzerinden gelen toz bulutunun etkisi altında.

Diyarbakır Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, alçak basınç sebebiyle bölgenin Suriye’den gelen rüzgârın etkisine girdiğini belirterek, bunun da yerdeki tozları kaldırdığını kaydetti. Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman ve Mardin’de görülen toz parçacıklarının etkisini muhtemel bir yağışla kaybetmesi bekleniyor.

/ DİYARBAKIR

08.11.2007


 

İyi uyku gripten korur

mraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mesut Başak, gripten korunmak için bağışıklık sistemini güçlendirmek ve uyku düzenine dikkat etmek gerektiğini bildirdi.

Doç. Dr. Başak, yaptığı açıklamada, kışla beraber hastalıkların kapıyı çalmaya başladığını ve bunların başında da grip ve soğuk algınlığının geldiğini ifade etti.

Gribin sanıldığının aksine tüm dünya ve Türkiye’de iş gücü kaybı, önemli sağlık giderleri ve hatta çok sayıda ölümlere yol açabildiğini kaydeden Doç. Dr. Başak, okul çağındaki çocuklarda yaygın olarak görüldüğünü söyledi.

‘’Gripten korunmanın yolu bağışıklık sistemini güçlendirmek ve uyku düzenine dikkat etmekten geçiyor’’ diyen Doç. Dr. Başak, şunları kaydetti:

‘’Bu tehlikeye karşı öncelikle bağışıklık sistemini güçlendirmek çok önemli. Grip, bağışıklık sistemi güçlü olan insanlarda genellikle endişe edilecek tablolara neden olmaz. Bağışıklık sistemi güçlü olan çoğu insanda 5-7 gün yatak istirahati ve bol sıvı alımı bile yeterli olur. Bu da düzenli uyku, egzersiz ve beslenme ile sağlanabilir. Böyle bir tehdit karşısında, Beta-Glukan içeren son derece faydalı doğal beslenme desteği ürünler tüketilmelidir. Ekmek mayasından elde edilen Beta-Glukan, bağışıklık sistemini güçlendiren tamamen doğal bir maddedir.’’

Doç. Dr. Mesut Başak, bunun yanı sıra kapalı alanlarda temas edilen kişilere dikkat edilmesi, temizliğe önem verilmesi ve bulunulan alanın sık sık havalandırılması tavsiyelerinde de bulundu.

/ İSTANBUL

08.11.2007


 

Yeni bir gezegen daha keşfedildi

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nden (NASA) bilim adamları, güneş sistemi dışında, bir yıldızın yörüngesinde dönen 5. gezegenin keşfedildiğini bildirdi.

Gökbilimciler, keşfedilen yeni gezegenin, Dünya’dan çok daha büyük, ancak kendi güneşi olan 55 Cancri olarak adlandırılan yıldızdan Dünya ile benzer uzaklıkta olduğunu açıkladı.

San Francisco Üniversitesi’nden gökbilimci Debra Fischer, bu yıldızın çevresindeki 4 yıldızın daha önceden bilindiğini, ancak yörüngedeki beşinci gezegenin keşfinin, ilk kez 8 gezegenin bulunduğu güneş sistemi dışında bir yıldızın yörüngesinde 5 gezegen olduğunu ortaya koyduğuna işaret etti. Yeni keşfedilen gezegenin, Dünya’nın 45 katı ve Satürn’e benzer büyüklükte olduğunu belirtildi. Gökbilimcilerin, bu 5 gezegeni keşfinin 18 yıl aldığı kaydedildi.

/ WASHINGTON

08.11.2007


 

Şişmanlık da kanser sebebi

İngiltere’deki Oxford Üniversitesi araştırmacıları, orta yaş ve üzerindeki binlerce kadının kansere yakalanmasının ardındaki en önemli etkenin aşırı kilolar olduğunu öne sürdü.

İngiltere’de yapılan türünün en kapsamlı araştırmasında, ülkede 50-60’lı yaşlardaki kadınlarda tespit edilen yılda 6 bin yeni kanser vakasının obeziteden kaynaklandığını belirten Oxford Üniversitesi araştırmacıları, özellikle rahim ve gırtlak kanserlerinin yarısının kiloyla ilişkili bulunduğunu iddia etti.

Bir milyondan fazla kadın üzerinde yapıldığı belirtilen araştırmanın sonuçları, ayrıca aşırı şişmanlığın kadınlarda lösemi, pankreas, yumurtalık, böbrek, meme ve bağırsak kanserleriyle multiple myeloma ve non-Hodgkin’s lenfoma gibi kanser türlerine yakalanma riskini artırdığını da ortaya koydu.

Oxford Üniversitesi bilim adamlarının “Bir milyon kadın” başlıklı araştırmasının sonuçları, British Medical Journal adlı tıp dergisinde yayımlandı.

/ LONDRA

08.11.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri