Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 26 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Şehitler gözyaşlarıyla

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyinde sürdürdüğü harekâtta şehit olan askerler memleketlerinde gözyaşları arasında toprağa verildi.

Şehit Komando Çavuş Yusuf Özmen için doğum yeri olan Kayseri’nin İncesu ilçesine bağlı Subaşı Köyü meydanında düzenlenen törene, şehidin yakınları, Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, AKP Kayseri milletvekili Ahmet Öksüzkaya ile askerler, daire müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Şehit Yusuf Özmen’in Türk Bayrağı’na sarılı naaşı, köy mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi. Tören mangasının saygı atışı yapmasından sonra tabutun sarıldığı Türk Bayrağı, Garnizon Komutanı Tümgeneral Mehmet Veysi Ağar tarafından şehit babası Ali Özmen’e teslim edildi.

Şehit Muhabere Uzman Çavuş Murat Bağatur’un (29) cenazesi is, Hatay’ın Dörtyol ilçesine bağlı Payas beldesinde, askeri törenle toprağa verildi.

Payas Beldesinde cenaze töreni öncesinde ellerinde Türk bayraklarıyla toplanan vatandaşlar, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diyerek ve terör örgütü aleyhine sloganlar atarak yürüyüş yaptı.

Bağatur’un cenazesi, Payas Şehitliği’ndeki camide kılınan namazının ardından yeni şehitlikte toprağa verildi. Bağatur’un cenazesinin, şehitlikte toprağa verilen ilk cenaze olduğu bildirildi.

FELÇLİ BABA ŞEHİT OĞLUNUN

CENAZESİNE KATILAMADI

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde teröristlerin ateş açması sonucu şehit olan Piyade Üsteğmen Serkan Çakal’ın cenazesi, İzmir’de toprağa verildi.

Karşıyaka ilçesi Beşikçioğlu Camisi’nde düzenlenen cenaze töreninde, 3 aylık hamile eşi Zeynep Çakal (23), şehit üsteğmenin tabutuna sarılarak göz yaşı döktü. Protokol üyeleri, şehit üsteğmenin eşi ve annesine başsağlığı dileğinde bulundu. Anne Harbiye Çakal ile Zeynep Çakal’ın ön saflarda cenaze namazı kıldığı gözlendi. Baba Fahrettin Çakal’ın felçli olduğu için törene katılamadığı bildirildi.

Zeynep Çakal, tören sonrasında top arabasına konulan eşinin tabutuna asker selâmı verdi. Çok sayıda vatandaş, terör örgütünü lânetleyen sloganlar attı.

Cenaze törenine eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile komutanlar, siyasiler ile sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Şehit Üsteğmen Serkan Çakal’ın cenazesi, öğle namazını takiben Kadifekale Hava Şehitliği’nde toprağa verildi.

/ KAYSERİ

26.02.2008


 

Üniversiteler başörtülülere yine kapalı

Üniversitelerin çoğunda, YÖK Başkanlığının aksi yöndeki yazısına rağmen, başörtülü öğrenciler okula alınmadı. Anayasa değişikliğinin Meclisten geçmesini takiben başörtülü öğrencileri ilk içeri alan ve gelen baskılarla geri adım atan Kocaeli Üniversitesi dahil olmak üzere, birçok üniversitede güvenlik görevlilerinin başlarını açmaları uyarısıyla karşılaşan başörtülü öğrencilerden bazıları geri döndü, bazıları da başlarını açarak içeri girdi.

YÖK’ün 9 üyesi, ‘YÖK Başkanlığının “yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili Türk Anayasa Mahkemesinin içtihatlarıyla oluşturulan hukukî durumu ortadan kaldırmak istediğini” savundu.

YÖK üyeleri Prof. Dr. Engin Ataç, Prof. Dr. Atilla Eriş, Prof. Dr. İsa Eşme, Prof. Dr. Mustafa İlhan, Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Prof. Dr. Ali Ekrem Özkul, Bülent Serim, Prof. Dr. Fikret Şenses ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu imzasıyla ‘’YÖK Üyelerinden Kamuoyuna’’ başlıklı yazılı bir açıklama yapıldı. Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliklerin 23 Şubat 2008’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği hatırlatılan açıklamada, şöyle denildi:

‘’Bu değişikliğin uygulamaya etkisi ile ilgili olarak YÖK Başkanlığıca üniversitelere ve kamuoyuna yapılan açıklamada; yasama organınca yeni bir düzenleme yapılmadan da, Anayasa’nın 174. maddesiyle korunan İnkılap Kanunlarındaki kısıtlamalar gibi, ‘kimliği teşhis edilemeyecek bir durumda bulunan kişilerin Yükseköğretim Kurumlarının bina, eklenti ve yerleşke alanlarına alınmaması yönünde tedbirler alınabilir’ denilerek, yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili Türk Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarıyla oluşturulan hukuki durum ortadan kaldırılmak istenmektedir. YÖK Başkanlığının yaptığı bu yorum ve değerlendirme, öncelikle bu değişiklikle Anayasa’nın 42. maddesine eklenen, ‘Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla belirlenir’ amir hükmüne açıkça aykırı düşmektedir. Çünkü, bu hükümle kılık kıyafet dahil, yüksek öğrenim hakkını sınırlayan sebepleri belirleme yetkisi ‘münhasıran kanun koyucuya’ tanınmıştır. Dolayısıyla, bu düzenlemenin de ‘mutlaka kanun’ ile yapılması Anayasal bir zorunluluktur. 2596 sayılı ‘Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun’un din adamları gibi bazı özel statüler için olduğu, bunun Anayasa’nın 42. maddesinin öngördüğü yasama organınca çıkarılması gereken yasa olmadığı açıktır. Yasama organı söz konusu yasayı çıkarmadan ne Yükseköğretim Kurulunun ne de üniversitelerin bu konuda düzenleme yapma yetkisi yoktur. ‘Hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı’ Anayasa’nın 6. maddesinin amir hükmü gereğidir. Bu nedenle, Anayasa’nın söz konusu hükümleri uyarınca YÖK Başkanlığınca yapılan bu açıklama yetki saptırılması niteliğinde olup hukuken yok hükmündedir.

Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan bu değişiklikler, Türk Anayasa Mahkemesi’nin içtihadıyla oluşan ve AİHM’in de sözleşmeye uygun bulduğu mevcut hukuki durumu ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanamaz. Aksine yorum ve değerlendirmeler Anayasa’nın teklif dahi edilmeyen hukuk devleti ve laiklik ilkesine açıkça aykırı düşecektir. Bu nedenle, Anayasa değişikliğinden sonra da yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili olarak uyulması ve uygulanması gereken hukuki statü, mahkeme kararlarına dayanarak oluşturulan mevcut hukuki durumdur. Mahkeme kararlarına uymak Anayasal ve yasal bir zorunluluk olup, ‘Konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek’ de Anayasa’nın 137. maddesinin amir hükmü gereğidir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.’’

KANUNU DİNLEMEDİLER

Üniversitelerde başörtü yasağının kaldırılması yönündeki yasanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından imzalanmasından sonra gözler üniversitelere çevrildi. Yasanın yürürlüğe girmesi ve YÖK Başkanlığının aksi yöndeki yazısına rağmen, bir çok üniversite yasağı uygulamaya devam ederek, okula başörtüsü ile gelen öğrencileri içeri almadı. Güvenlik görevlilerinin başlarını açmaları uyarısıyla karşılaşan başörtülü öğrencilerden bazıları geri döndü, bazıları da başlarını açarak içeri girdi.

Kanuna rağmen başörtüsü yasağına direne üniveristeler, şöyle: Koceli Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi

ÖZGÜRLÜĞE KAPI AÇAN ÜNİVERSİTELER

Başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğine yeterli bulmayıp, yasağı devam ettiren rektörlerle birlikte bazı rektörler de yasağı kaldırarak, bulundukları üniversitelerde yasayı, bugün itibariyle uygulamaya başladı. Başörtüsünün serbest olduğu üniveristeler, şöyle:

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ: Başörtülü öğrencilerin hiçbir engelleme ile karşı karşıya kalmadan girdiği Sakarya Üniveristesi’nde bazı öğrenciler her ihtimale karşı perukla girdi. Uygulamayı sevinç içinde karşılayan öğrenciler, üniversitenin kendilerine kapıları açmasından dolayı çok mutlu olduklarını söyledi.

KAYSERİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ: Sabah saatlerinde fakülte binalarına gelen başörtülü öğrenciler, başörtüsünü çıkarmadan derse girdiler. Nuri Cıngıllıoğlu Fen Edebiyat Fakültesi ile Atatürk Sağlık Meslek Yüksekokulu’na gelen başörtülü öğrenciler, sınıflarına kadar gittiler. Daha önce, fakülte binasının giriş kapısında başlarını açarak içeri giren öğrenciler, düzenlemeyle başörtülü olarak okula girme özgürlüğüne kavuştu.

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ: KTܒde öğrencilerin derslere başörtülü girmelerine izin verilmeye başlandı. Başörtülü öğrenciler, kampus ve binalara başörtülü olarak girerken güvenlik görevlileri de öğrencilere müdahale etmedi. Bazı başörtülü öğrenciler ise yasağın kaldırılmasını birbirlerine sarılarak kutlarken, hem başörtülü hem de başı açık kız öğrencilerin kampuste birlikte gezdikleri gözlendi.

YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ: Başörtülü öğrencilerin de diğer öğrenciler gibi derslere girebilmelerine imkan tanıyan kanuni düzenlemeye uyulduğunu açıklayan Bozok Üniversitesi’nde Rektörü Prof. Dr. İnci Varinli, kanunlara uymak zorunda olduklarını belirterek öğrencilerin başörtüleriyle derslere girmelerinde bir engelin olmadığını söyledi.

/ ANKARA

26.02.2008


 

CHP yine mahkemede

CHP, üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren Anayasa değişikliğinin iptali için yarın Anayasa Mahkemesine başvuracak.

Alınan bilgiye göre, CHP ve DSP’li milletvekilleri ile Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’in de imzasının bulunduğu, değişikliğin iptali ve yok hükmünde sayılması istenen dilekçe, yaklaşık 50 sayfadan oluşuyor. 112 imzalı dilekçede, Anayasa değişikliğinin, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen laiklik ilkesine aykırı olduğu, içini boşalttığı ve işlevsiz hale getirdiği savunularak, Anayasa’nın ruhuna aykırı düzenleme yapıldığı ileri sürüldü. Dilekçede, değişikliğin, özgürlük değil, dini simge kabul edilen türbanın, üniversitelerde serbest bırakılmasını amaçladığı savunuldu. Türbanla ilgili Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği kararların yer aldığı dilekçede, değişikliğinin, Anayasa’nın başlangıç, ilk 10 maddesi, 24, 42, 90, 138, 148, 153, 174 ve 175. maddeleriyle irtibatlandırılarak, Anayasaya aykırı olduğu ifade edildi. Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez nitelikteki maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla, değişikliğin yok hükmünde sayılması veya iptaline karar verilmesi istendi. CHP’nin, değişikliğin iptali için Anayasa Mahkemesine, yarın sabah saatlerinde başvurması bekleniyor.

/ ANKARA

26.02.2008


 

YÖK: Devletin nitelikleri özgürlükleri kısıtlayamaz

YÖK’ten yapılan açıklamada, ‘’Cumhuriyet’in ve dolayısıyla devletin Anayasa’da belirlenen nitelikleri, temel hak ve hürriyetlerin korunmasının ve geliştirilmesinin teminatı olup hiçbir biçimde kişi hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılmasının gerekçesi olarak kullanılamazlar’’ denildi.

Açıklamada, YÖK Başkanlığının, önceki gün rektörlüklere gönderdiği yazı içeriğine ilişkin ‘’oluşturulmaya çalışılan tereddütlere açıklık getirmek’’ amacıyla yazılı bir açıklama yapılmasına gerek görüldüğü belirtildi. Anayasa’nın 13. maddesine atıfta bulunulan açıklamada, ‘’Cumhuriyetin (ve dolayısıyla devletin) anayasada belirlenen nitelikleri, temel hak ve hürriyetlerin korunmasının ve geliştirilmesinin teminatı olup hiçbir biçimde kişi hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılmasının gerekçesi olarak kullanılamazlar’’ görüşüne yer verildi. Anayasa’nın 42. maddesine eklenen 7. fıkraya göre, ‘’kanunda açıkça gösterilmemiş bir sebebe dayanarak kişilerin süreli veya süresiz olarak yükseköğrenim hakkını kullanmaktan yoksun bırakılamayacakları’’ ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

‘’Anayasa’nın söz konusu hükmü, bu bakımdan doğrudan uygulanabilirliği olan bir hükümdür. Yükseköğrenim hakkının süreli veya süresiz olarak kısıtlanmasını gerektirecek disiplin yaptırımlarının hangi fiiller nedeniyle uygulanabileceği 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesinde tasrih (açıkça belirtme) edilmiştir. Bu durum karşısında, Anayasa’nın söz konusu hükmünün uygulanabilirliğini sağlamak için ayrıca bir kanuni düzenleme yapılması gerektiği yönündeki açıklamalar, hukuki dayanaktan yoksundur.’’

/ ANKARA

26.02.2008


 

Toptan: Anayasa değişikliğine gerek yoktu

TBMM Başkanı Köksal Toptan, başörtüsünün üniversitede serbest olması ile ilgili “Bu konu için Yükseköğretim Yasası’nın Ek 17. maddesinde değişikliğe gerek var mı, anayasa değişikliği yeterli mi?” sorusuna “Anayasa değişikliğine bile gerek yok bence” karşılığını verdi.

TBMM Başkanı Toptan, Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu’nu makamında ziyaret etti. Basına kapalı ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Toptan, Türkiye’nin arzusunun, siyasi ve her bakımdan bütünlüğünü koruyan bir Irak olduğunu belirterek, ‘’Bu nedenle silahlı kuvvetlerimizin bu operasyonunu, hükümetin açıkladığı TBMM kararını, Irak yönetiminin ve Kuzey Irak’taki yerel yönetimin iyi anlaması gerektiğini düşünüyorum’’ dedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın rektörlüklere gönderdiği yazı ve 9 YÖK üyesinin buna karşı yaptıkları açıklamanın hatırlatılması üzerine Toptan, şunları söyledi: ‘’YÖK Başkanı’nın mektubunu ben değerlendirmem. Bu konulardaki düşüncelerimi öteden beri sizinle paylaştım ama ortada bir sosyal sorun vardır. Bu sosyal sorunun aşılması için de herkes üzerine düşeni yapmaya çalışmaktadır. Bu konudaki gayretleri de endişeleri de saygıyla karşılamak lazım. Öyle anlaşılıyor ki süreç henüz burada bitmiş de değil. Yani YÖK Başkanı’nın mektubu veya CHP’nin Anayasa Mahkemesine başvuracağını açıklaması, konunun biraz daha Türkiye’de günlük hayatımızı işgal edeceğini gösteriyor.’’

‘’Bu konuda bir sağduyuya ihtiyaç var mı?’’ sorusuna Toptan, ‘’Türkiye’de her konuda sağduyuya ihtiyaç var’’ karşılığını verdi.Toptan, ‘’Bu konu için Yükseköğretim Yasası’nın Ek 17. maddesinde değişikliğe gerek var mı, anayasa değişikliği yeterli mi?’’ sorusuna da ‘’Anayasa değişikliğine bile gerek yok bence’’ karşılığını verdi.

/ ANKARA

26.02.2008


 

Gül’e harekât brifingi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyindeki terör örgütü unsurlarına yönelik sınır ötesi kara harekâtıyla ilgili brifing verildi.

Azerbaycan Dinî İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade ve beraberindeki heyeti kabulünü iptal eden Cumhurbaşkanı Gül, saat 11.30 sıralarında Çankaya Köşkü’nden Genelkurmay Başkanlığı Karargâhına hareket etti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından karşılanan Gül’e, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyindeki terör örgütü unsurlarına yönelik sınır ötesi kara harekâtıyla ilgili brifing verildiği öğrenildi.

Cumhurbaşkanı Gül’e, verilen brifing, 40 dakika saat sürdü. Brifing talebinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geldiği öğrenildi.

AFRİKA ZİYARETİNİ ERTELEDİ

Bu arada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bugünbaşlaması öngörülen, 4 günlük Afrika ziyaretini erteledi. Gül, 29 Şubata kadar sürecek, Tanzanya, Demokratik Kongo ve Kongo’yu kapsayan ziyaretini ileri bir tarihte gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Gül’ün 3 Afrika ülkesine yapacağı ziyareti, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyindeki terör örgütü unsurlarına yönelik kara harekâtı sebebiyle ertelediği öğrenildi.

/ ANKARA

26.02.2008


 

3 köy korucusu şehit oldu

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyinde sürdürdüğü kara harekâtında, 3 köy korucusu şehit oldu. Şehit köy korucularının cenazeleri, törenle toprağa verildi.

Irak’ın kuzeyinde terör örgütü unsurlarına yönelik devam eden kara harekâtına katılan köy korucularından Esat Şen, Bilal Şen ve Ömer Güneş, şehit oldu.

Şehit köy korucuları için, Hakkari’nin Çukurca ilçesindeki Emir Şaban Camisi’nde tören düzenlendi. Yoğun kar yağışı altında yapılan cenaze töreninde konuşan 3. Sınır Taktik Alay Komutanı Albay Adnan Aslan, 3 vatan evlâdını kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi.

Albay Aslan, şehit korucuların ailelerine seslenerek, “Sizler artık şehitlerimizin bizlere emanetisiniz. Türkiye Cumhuriyeti her zaman sizin yanınızdadır. Sizlere sahip çıkmak boynumuzun borcudur” diye konuştu.

Cenazelerin toprağa verilmesi sırasında şehit korucuların yakınları sinir krizi geçirdi.

/ HAKKARİ

26.02.2008


 

MEB’den 4 dakikada 7159 atama yapıldı

2008/1 dönemi öğretmen atamaları töreninde konuşan Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 2008 yılı sonuna kadar 25 bin öğretmen daha atayacaklarını belirtti.

Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Bakanlık Baş Öğretmen Salonu’nda 2008/1 dönemi öğretmen atamaları yapıldı. Dört dakikada süren atama neticesinde 2 bin 377’si sözleşmeliden kadroya geçmek üzere toplam 7 bin 159 öğretmenin ataması yapıldı. 2 bin 377 sözleşmeli öğretmenin kadroluya geçmesi üzerine yerlerine de sözleşmeli öğretmen atandı. Millî Eğitimde atamaların hiç bitmediğini belirten Çelik, “Millî Eğitim Bakanlığı eğitim sistemi dinamik bir sistemdir. Hiç atama yapılmasa bile emekli olan öğretmenlerin yerine atama yapmaktayız. Böyle bakılınca Millî Eğitimde atamalar hiç bitmez” sözlerini aktardı.

Cemil Yüzer / ANKARA

26.02.2008


 

Iraklı mülteciler yardım bekliyor

Amerika’nın Irak’ı işgalinin ardından ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan Iraklı Türkmen ve Araplar, Türkiye’de zor şartlarda hayatlarını sürdürüyor. Sayıları 50’ye yakın Iraklı sığınmacılar, Birleşmiş Milletler’in uzatacağı yardım elini bekliyor.

BM aracılığıyla geçici olarak Gaziantep’e gönderilen mülteciler, çalışma izinleri olmadığı için sıkıntı çekiyor.

Fakirlikle boğuşan Iraklılar, BM tarafından farklı ülkelere gönderilecekleri günü bekliyor. Savaş öncesi mutlu bir hayat süren mülteciler, savaşla birlikte mal ve mülklerini geride bırakarak ülkelerini terk etmek zorunda kaldı. Can tehlikesi sebebiyle vatanlarından kaçan mülteciler, geçici olarak farklı ülkelere gönderildi. Ülke hasreti çeken Iraklılar, ölüm korkusu sebebiyle topraklarına dönemiyor. Türkiye’nin kendilerine iyi davrandığını söyleyen ilticacılar, güzel günler için gün sayıyor. Kendi hayatlarından vazgeçen Iraklılar, çocuklarının geleceğinden endişe ediyor. Evlâtlarını okula göndermek isteyen sığınmacılar, çocuklarının cahil yetişmesinden korkuyor. Gaziantep’in farklı semtlerinde ikamet eden Iraklılar, seslerini duyuramamaktan şikâyetçi.

BM’NİN VERDİĞİ SÖZLER TUTULMADI

Türkmen Abdullah Yaşar, BM’in kendisini Gaziantep’e gönderdiğini söyledi. Yaşar, Gaziantep’e gönderilirken BM yetkililerinin kendilerine maaş bağlama ve ev bulma sözü verdiğini ancak bu vaatlerin gerçekleşmediğini dile getirdi.

Yaşar, 15 aydan beri Gaziantep’te olduğunu iş bulamadığı için sıkıntı çektiklerini belirtti. İş izinleri olmadığı zor şartlar altında yaşadıklarının altını çizen Yaşar, sıkıntılarının çözülmesi için BM yetkililerinden yardım istedi. 1.5 yıldan beri Gaziantep’te olan bir başka Türkmen Şahin Kasapoğlu, iş başvurusunda bulundukları işverenlerin kendilerinden iş izni istediğini belirtti. BM’nin kendilerine gerekli desteği vermediğini kaydeden Kasapoğlu, daha önce Gaziantep’te bulunan Iraklıların başka ülkelere gönderildiğini dile getirdi. Kasapoğlu, BM’nin Türkmenlerle ilgilenmediğini ileri sürdü. Görüştükleri BM yetkilerinin kendilerine olumlu ya da olumsuz cevap vermediğini söyleyen Kasapoğlu, sahipsiz oldukları için seslerini duyuramadıklarını kaydetti.

Türkiye elini uzatsın

Irak’tan ayrılırken bütün mal varlıklarına el konulduğunu belirten Iraklı Hadi Hüseyin Yasir, “Neyimiz var neyimiz yok, her şeyimize el konuldu. Irak’tan kaçarken her şeyimizi bırakıp geldik. Elimizde olan paraları da harcadık. BM tarafından Gaziantep’e gönderildik. Ancak burada da iş sıkıntısı çekiyoruz. Çocuklarımız hasta oluyor, tedavi ettiremiyoruz. Çok problemlerimiz var. Türkiye Cumhuriyet’inden bize yardım etmesini bekliyoruz” dedi.

Kerküklü Burhan Nurettin ise iş sıkıntısı çeken mültecilerden. Nurettin, kalıcı olarak bir ülkeye gitmek istediğini ifade etti. Nurettin, “Bu şekilde sefil bir hayat yaşayacağımı bilseydim, Kerkük’te ölürdüm kurtulurdum.” dedi.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği yetkilileri, mültecilerin sıkıntısının en kısa zamanda çözüleceğini dile getirdi.

/ GAZİANTEP

26.02.2008


 

Hrant’ın arkadaşları adalet nöbetinde

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin dâvâ sürerken, kendilerini ‘’Hrant’ın Arkadaşları’’ olarak tanımlayan bir grup, basın açıklaması yaparak, Hrant için, adalet için bir kez daha nöbet tutmak amacıyla mahkeme kapısında olduklarını söylediler.

Beşiktaş Meydanı’nda toplanarak pankart açan, çeşitli sloganlar atan ve kendilerini ‘’Hrant’ın Arkadaşları’’ olarak tanımlayan grup adına san'atçı Şevval Sam bir açıklama yaptı. Sam, Hrant için, adalet için bir kez daha nöbet tutmak amacıyla mahkeme kapısında olduklarını söyledi. Amaçlarının, arkadaşlarını katleden şebekenin ortaya çıkarılması ve suçluların cezalandırılması olduğunu belirten Sam, ‘’Basit bir şey istiyoruz. Kimsenin itiraz edemeyeceği bir şey istiyoruz. Adalet istiyoruz’’ dedi.

Hrant’ı öldürenlerin hakim karşısına çıktığını, Malatya’daki Zirve Yayınevi’nde 3 kişiyi öldürenlerin duruşmasının da aynı zamanda olduğunu dile getiren Sam, ‘’Türkiye, bir günde bu tür 2 dâvânın birden görüldüğü bir ülke olmayı hak etmiyor. Bir vahşet ülkesi gibi görülmeyi hak etmiyor. Bu yüzden bu dâvâlar, memleketimiz için bir onur meselesidir’’ diye konuştu.

Sam, geçen duruşmada ‘’Hrant’ın katillerinin, ailesiyle alay etmeye, onlara hakaret etmeye kalkıştığını’’ öne sürerek, sanıklardaki bu rahatlığın nereden geldiğini merak ettiklerini söyledi. Sam, ‘’Boşa geçen bir yılı aşkın zamandan sonra sağlıklı bir soruşturma ve etkili bir yargılama istediklerini’’ belirtti.

/ İSTANBUL

26.02.2008


 

Çipli pasaportlar Kasım'da verilecek

Üzerine çip yerleştirilecek ve barkod sistemine uygun hale getirilecek olan yeni pasaportların, 11 Kasım 2008 tarihinde vatandaşlara verilmeye başlanacağı bildirildi.

Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) üye ülkelerin pasaportlarının aynı standartta olması için 2010 yılına kadar verdiği süre kapsamında çalışma başlatan Emniyet Genel Müdürlüğü, 11 Temmuz 2007 tarihinde ihalesini yaptığı proje sonunda hazırlanacak yeni pasaportları bir aksaklık olmadığı takdirde 11 Kasım 2008’den itibaren uygulamaya sokacak.

Buna göre, yeni pasaportlar Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) standartlarına uygun olup, üzerinde çip bulunan, fotoğrafları yapıştırma değil yazdırma usulü ile kaydedilen, ebatları eskisine göre küçük, sadece düzenlendiği süre içerisinde kullanılabilecek bir şekilde üretilecek.

Birden fazla güvenlik katmanı olacak pasaportların sahtesinin yapılması ise mümkün olamayacak.

/ ANKARA

26.02.2008


 

Tuzla’da teftiş başladı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri, Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde 20 Şubattan itibaren "iş sağlığı ve güvenliği’’ yönünden teftişlere başladı.

Alınan bilgiye göre, son dönemde yaşanan iş kazalarının önüne geçilebilmesi için Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde üçüncü iş sağlığı ve güvenliği teftişine başlandı. Teftişlerde İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişler, iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınıp alınmadığı ve çalışma şartları konularında incelemeler yapılacak. Denetimlerin 1 ayda tamamlanabileceği ifade ediliyor. İş sağlığı ve güvenliği teftişleri sonunda tersanelere "kapatma’’ yerine "faaliyet durdurma’’ cezaları verilebileceği, bunun da eksikliğin bulunduğu bölümle ilgili "kısmi durdurma’’ olabileceği belirtiliyor.

Bu arada, Aliağa Gemi Söküm Bölgesi’ndeki sanayicilerden, Tuzla Tersanesi’ne iş güvenliği konusunda yardım teklifi geldi. Gemi Dönüşüm Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Erdil, maliyeti çok yüksek olmayan eğitim programlarıyla sorunun çözülebileceğini ifade etti.

/ ANKARA

26.02.2008


 

Yayınevi cinayeti dâvâsında reddi hakim talebi

Malatya’daki yayınevinde 1’i Alman 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili dâvânın üçüncü duruşmasında müdahil avukatlar reddi hakim talebinde bulundu, mahkeme heyeti de, talebin değerlendirilmesi için yazılacak dilekçenin Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini kararlaştırdı.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada sanıklar dinlenmezken, müdahil avukatlar, duruşmanın sesli ve görüntülü cihazlarla yapılmasını istedi. Mahkeme heyeti, talebi reddetti. Müdahil avukatları, mahkeme heyetinin tarafsızlığına ve bağımsızlığına gölge düştüğünü öne sürerek, reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, bu talebin değerlendirilmesi için 7 gün içerisinde yazılacak dilekçenin Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Duruşma, 17 Mart 2008 tarihine ertelendi.

/ MALATYA

26.02.2008


 

Polatlı Ceza ve Tutuk Evi kapatıldı

Ankara’nın Polatlı ilçesindeki Ceza ve Tutuk Evi kapatıldı.

Edinilen bilgiye göre, 62 yıl önce açılan Polatlı Ceza ve Tutuk Evi’nde kalan 14 tutuklu ve 19 hükümlü, sabah saatlerinde Cumhuriyet Başsavcısı Veli San’ın talimatıyla 1 No’lu Onur Demir Sağlık Ocağı’na getirildi. Sağlık kontrolünden geçirilen tutuklu ve hükümlüler, daha sonra nakil araçları ile Sincan L-2 Tipi Cezaevine nakledildi.

/ POLATLI

26.02.2008


 

Taşımalı eğitime 7 milyon YTL

Malatya’da kırsal kesimdeki okul alt yapısı yetersiz olan yerleşim birimlerinden 95 merkeze taşınan 8 bin 998 öğrencinin yıllık maliyeti 7 milyon 718 bin 833 YTL tutunca Millî Eğitim Bakanlığı taşımalı eğitimin azaltılmasını istedi.

Malatya Millî Eğitim Müdürü Mehmet Bulut, il genelinde 8 bin 998 öğrenciyi taşımalı sistemle şehir merkezindeki ilköğretim okullarına ve ilçelerdeki yatılı ilköğretim bölge okullarına taşıdıklarını, bu öğrencilerden 8 bin 635’ine öğle yemeği verdiklerini söyledi.

/ MALATYA

26.02.2008


 

Karadeniz’de 141 köye ulaşılamıyor

Karadeniz’de geçen hafta etkili olan kar sebebiyle Samsun, Sinop, Ordu, Giresun ve Amasya’da 141 köy yolunun ulaşıma kapalı olduğu bildirildi.

Edinilen bilgiye göre, bölgede yüksek kesimlerde kar yağışı yer yer etkisini sürdürürken, yağış ve rüzgârın kenardaki kar yığınlarını yola taşıması sebebiyle çok sayıda köy yolu ulaşıma kapalı bulunuyor.

Halen Samsun’da 18, Sinop’ta 37, Ordu’da 25, Amasya’da ise 10 köyle ulaşım sağlanamıyor.

Yetkililer, bölgede cenaze ve hasta bulunan köylere öncelik verilerek kapalı köy yollarının ulaşıma açılması için çalışmaların devam ettiğini bildirdiler.

/ ANKARA

26.02.2008


 

Afetzedelerin mağduriyeti önleniyor

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sadık Yamaç, afetlerin ardından hasar tesbit, hak sahipliği ve yer seçimi çalışmalarının eş zamanlı yürütülmesiyle vatandaşın mağduriyetinin önüne geçildiğini bildirdi

Yamaç, ‘’bakıyorsunuz, afetzede hak sahibi olmuş, 30-40 yıl geçmiş ama evi yapılmamış, kendisi rahmetli olmuş, afet konutları, bazılarının çocuklarına bile yetişememiş. Bu tür mağduriyetler, bürokrasideki etkin yönetimle ortadan kaldırıldı’’ dedi.

Yamaç, Ankara’nın Bala ilçesinde 20 ve 27 Aralıkta meydana gelen depremlerin ardından hak sahipliği ve yer seçimi çalışmalarının 1,5 ay içerisinde tamamlanma aşamasına geldiğini ifade ederek, ‘’2003’ten önce bu süreç daha uzundu. Eş zamanlı çalışmalarla, mağduriyetlerin önüne geçiyoruz’’ diye konuştu.

Mevzuata göre, afetlerin ardından önce hasar tesbit çalışmalarının bitirildiğini ve 30 günlük itiraz süresinin başladığını anlatan Yamaç, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Daha sonra da hak sahipliği çalışması yapılır. Hak sahipliğine ilişkin ilândan sonra 15 günlük itiraz süresi işler. Bunları peş peşe koyduğunuzda 4-5 aylık süreç alır. Daha sonra yer seçimi başlar. Önce hak sahipliğini kesinleştireceksiniz ki yer seçimi yapabilesiniz. Hak sahibi olmayan için yer seçimi yapılması, lüzumsuzdur, kayıptır.

Biz 2003’ten bu yana, Hükümetin yeni politikasıyla, bu çalışmaların hepsini eş zamanlı yapmaya başladık. Yani hasar tesbit, hak sahipliği ve yer seçimi çalışmaları, Bala depreminden sonra sonraki süreçte olduğu gibi eş zamanlı, aynı anda yapıldı. Böylece süreci hızlandırdık, afetzedelerin evlerini aynı yıl içinde yapma imkânını sağladık. Bala depremleri Aralık sonunda oldu. Bir buçuk ayda içerisinde çalışmaların tamamına yakınını tamamlama aşamasına geldik.’’

/ ANKARA

26.02.2008


 

Doğuda kar değil soğuk var

Doğu Anadolu Bölgesi’nde etkili olan kar yağışı ve soğuk hava, hayatı olumsuz etkiliyor. Bölgede en düşük hava sıcaklığı eksi 14 dereceyle Ardahan’da ölçüldü.

Meteoroloji Bölge Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, yüksek basınç sisteminin etkisi altında olan Doğu Anadolu Bölgesi’nde gece en düşük hava sıcaklığı, eksi 14 dereceyle Ardahan’da ölçüldü.

Bölgedeki diğer illerde ise gece en düşük hava sıcaklığı Erzurum ve Erzincan eksi 9, Kars’ta eksi 13, Ağrı’da eksi 10, Iğdır’da ise 0 derece oldu. Yetkililer, bölge genelinde gelecek günlerde kar yağışı beklenmediğini, gece hava sıcaklığında 4-5 derece düşüş yaşanacağını ifade ettiler. Bu arada, kar yağışı sebebiyle bölgede 8 ilde toplam 433 köy yolunda ulaşım sağlanamıyor.

/ ERZURUM

26.02.2008


 

Konya’da yağış sevinci

Kuraklık korkusu yaşayan Konya’da, geçen kış Aralık ayında metrekareye sadece 100 gram düşen yağış, bu kış dönemi aynı ay 54 kilograma çıktı. Bu rakamları yorumlayan yetkililer, geçen yıl yüzde 40’a yaklaşan hububattaki rekolte kaybının bu yıl yaşanmayacağını tahmin ediyor.

Geçen yılki kuraklık sebebiyle ülkenin ‘’hububat ambarı’’ konumunda olan Konya’da hububat üretimi yüzde 40’ya yakın azalmış, üretim azlığı sebebiyle ülkedeki hububat açığının kapatılması için çareler bulunmaya çalışılmıştı.

Geçen yıl hububattaki verim düşüklüğüne, bitkinin başak oluşturma dönemi olan Mart, Nisan ve Mayıs aylarında bölgeye yeterli yağış düşmemesi sebep oldu. Geçen yıl Mart ayında Konya’ya metrekareye 15,4, Nisan ve Mayıs ayında ise 16’şar kilogram yağış düştü.

Geçen kış sezonu Konya’ya, 2006 Kasım ayında 51,9 kilogram, Aralıkta 0,1 kilogram, 2007 ocakta 20,9, Şubatta ise 19,3 kilogram yağış düşmüştü. Bu kış döneminde ise 2007 Kasım ayında 68, Aralıkta 53,8, 2008 yılı Ocak ayında 23, Şubatta ise 21 kilogram yağış düştü.

“KURAKLIĞIN BU YIL

YAŞANMAYACAĞINI ÜMİT EDİYORUZ”

Kış yağışların hububat çiftçisi için ümit verici olduğunu anlatan Nalbantçılar, ‘’benzer yağışlı durumun çiftçi için kritik olan önümüzdeki bahar aylarında da devam edeceğini tahmin ediyoruz. Geçen yıl hububat üretimi açısından yaşanan kuraklığın bu yıl yaşanmayacağını ümit ediyoruz, ya da genel olarak yaşanan kuraklığın etkisinin daha az olacağını söyleyebiliriz’’ diye konuştu.

Meteoroloji Konya Bölge Müdürü Ertuğrul Şen ise bu yıl kış döneminde Konya bölgesine düşen mevsim normallerindeki yağışın bahar aylarında da sürmesini beklediklerini anlattı.

Şen, ‘’bölgenin Mart, Nisan ve Mayıs ayı normalleri, metrekareye her ay yaklaşık 30 kilogram şeklindedir. Geçen yıl bu kritik 3 ayda ay başına ortalama 15 kilogram yağış düşmüştü, bu rakamlar mevsim normalinin yarısı kadardı. Bu yıl bahar döneminde ise yağışın mevsim normalleri değerine dönme ihtimali yüksek’’ diye konuştu. ÇİFTÇİNİN AKLINDAKİ SORU: BU DURUM BAHARIN MÜJDECİSİ Mİ? Bu rakamlar içinde en çarpıcı veri, geçen kış Aralık ayında metrekareye sadece 100 gram yağışın düştüğü Konya’ya bu kış dönemi aynı ay 54 kilogram yağmur yağması... Çiftçinin aklındaki soru ise, ‘’bu kış dönemi yağış miktarındaki artış, hububat üretimine doğrudan etki yapacak bahar yağmurlarının da artacağı anlamına mı geliyor?’’ Selçuk Üniversitesi (SÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahir Nalbantçılar, yaptığı açıklamada, ‘’bu kış düşen bol yağış, yörede dönemsel olarak yağışlı bir periyota girildiği izlenimi vermiştir’’ dedi.

/ KONYA

26.02.2008


 

Büyükşehir belediye başkanları buluştu

Bursa, Kayseri, Antalya, Gaziantep, Konya, Samsun ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanları’nın 3 ayda bir gerçekleştirdikleri Bilgi-Deneyim-Paylaşım Toplantıları’nın 8.’si Bursa’da yapıldı.

Türkiye’nin 7 büyükşehir belediye başkanı, tecrübelerini paylaşarak, sıkıntılara ortak çözüm üretmek, daha önce yapılan hataların tekrarlanmamasını hedefliyor.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin, hayatta tecrübenin sınırının olmadığını söyledi. “Duymak ve görmek aynı şeyler değildir” diyen Başkan Şahin, 7 büyükşehir belediye başkanının bilgi ve deneyimlerini paylaştıkları toplantıların Türkiye’ye büyük kazanım sağladığını belirterek, “Büyükşehir belediye başkanlarının yönettiği 7 şehir de, nüfusları ve sorunları itibariyle birbirlerine benzer özellik taşıyorlar. Bu toplantılardaki amacımız birbirimizin yaptıklarını yerinde görmek ve işi gerçekleştirirken yaşadığı zorluklar hakkında bilgi sahibi olmak. 3 yıldır 8 kez gerçekleştirdiğimiz bu toplantılarda da önemli mesafe aldık. İşte bu dönemki belediyecilik anlayışının farkı da burada” diye konuştu. Başkan Şahin, hedeflerinin Bursa’yı tabelada değil, özde Avrupa şehri haline ulaştırmak olduğunun altını çizdi.

/ BURSA

26.02.2008


 

Şanlıurfa’da fidan seferberliği

Şanlıurfa Bakkallar ve Bayiler tarafından 2000 yılında oluşturulan ‘Bakkallar ve Bayiler Odası Hatıra Ormanı’na düzenlenen törenle bin adet fidan dikimi gerçekleştirildi.

Şanlıurfa Valisi Yusuf Yavaşcan, yaptığı konuşmada, bu yılın ağaçlandırma seferberliği ilân edildiğini hatırlatarak, daha önceki yıllarda da yapılan ağaçlandırma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Bu yıl burada bin ağacın dikileceğini belirten Yavaşcan, “2000 yılından beri Bakkallar ve Bayiler Odamız her yıl bin adet ağaç dikiyorlar. Bu diğer kuruluşlarımızda da aynı şekilde devam edecek. Bütün bakkal esnafımızı başta başkanı olmak üzere kutluyorum. Bu güzel davranışlarının örnek teşkil etmesini diliyorum” dedi.

Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Mehmet Altun ise yaptığı açıklamada, yeşile olan özlemin gelecek nesillere daha güzel bir Şanlıurfa bırakma özlemi sebebi ile kampanyanın başlatıldığını ifade etti.

Altun, kampanyaya katılan esnaflara, ilgili kurum ve kuruluşlara, Tema Vakfı’na, Gençlik Merkezi’ne ve kampanyayı destekleyen herkese teşekkür ettiklerini söyledi.

/ ŞANLIURFA

26.02.2008


 

Malatya’da trafik kazası: 2 ölü, 21 yaralı

Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 21 kişi yaralandı.

Edinilen bilgiye göre, Malatya’dan Doğanşehir’e giden Doğanşehir Belediyesi’ne ait, Ömer Ayabakan yönetimindeki 44 HR 309 plakalı otobüs, Kelhalil Köyü yakınlarında devrildi. Doğanşehir Devlet Hastanesi’nde görevli hemşireler Tülay Erhan Polat (29) ile Songül Güloğlu’nun (29) öldüğü kazada 21 kişi yaralandı. Yaralılar, Doğanşehir Devlet Hastanesi ile Malatya’daki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların kimliklerini belirleme çalışmalarının sürdürüldüğü bildirildi.

/ MALATYA

26.02.2008


 

Ailelerine kavuştular

Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, ‘’Aileye Dönüş ve Aile Yanında Destek Projesi’’ kapsamında, 5 bin civarında çocuğun kendi ailelerinin yanında kalmalarının sağlandığını belirterek, ‘’Bu, yurtta kalan çocukların yüzde 40’ına yakın bir oran’’ dedi.

Çubukçu, sosyal hizmetler alanına giren bütün sorunları, aile odaklı çözmeyi hedeflediklerini belirterek, bu yönde politikalar geliştirdiklerini söyledi.

Bu amaçla başlatılan ‘’Aileye Dönüş ve Aile Yanında Destek Projesi’’nin oldukça başarılı olduğunu vurgulayan Çubukçu, maddi imkânsızlıklar sebebiyle yurtlarda kalan çocukların ailelerine maddî destek verilerek, çocukların ailelerinin yanında yetişmesini sağlayan projede, hedeflenen sayının çok üstüne çıktıklarını bildirdi. Çubukçu, ‘’Bu kapsamda, 5 bin civarında çocuk kendi ailesinin yanına döndü. Bu, yurtta kalan çocukların yüzde 40’ına yakın bir oran oluyor. Aslında yüzde 40, bizim için 5 yıllık bir hedefti ama biz bunu 2 yılda gerçekleştirdik’’ diye konuştu.

Bakım altındaki çocuk sayısının azalmasıyla yurtlarda koğuş sisteminden, oda sistemine geçildiğini anlatan Çubukçu, bakıcı personelin niteliklerinin de arttırıldığını kaydetti.

‘’Her çocuğun bir ailesi olmalı’’ düşüncesinden yola çıkarak, kendi ailesinin yanında bakılma imkânı olmayan çocukları koruyucu aileye kavuşturmak için etkin çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Çubukçu, şöyle konuştu: ‘’Çocuk koruma altına alındıktan sonra, en fazla 3 ay içerisinde bir ailenin yanına yerleştiriliyor. Bu çocuğun kişiliğinin gelişmesi, bireysel hakları ve toplumla kaynaşması açısından sayısız faydası olan bir sistem. Koruyucu ailede bine yakın çocuğumuz var. En önemli hedefimiz, 3 bin çocuğu koruyucu aile yanına yerleştirmek. Türkiye’de bütün dünyadakinin tersine koruyucu aile çok gelişmedi. Toplumun koruyucu aile kavramından haberdar olmadığını biliyoruz. Haberdar etmeye çalışıyoruz. Tayfun Talipoğlu bize çok güzel yeni bir tanıtım filmi çekti. Koruyucu ailelere sağlanan maddî desteği de yükselttik. Koruyucu aile oranı, Kayseri, İzmir ve İstanbul’da çok yüksek. Demek ki bazı yerlerde sorun çözülebiliyor. Bu ülkede duygu dünyası o kadar olağanüstü insanlar yaşıyor ki, kronik ve ağır tedavi gerektiren hastalığı, zihinsel veya bedensel engeli olan çocukların koruyucu ailesi olmayı özellikle tercih edenler var.’’

“Koruyucu aile olmak istiyorum”

Bütün çocukların, aileye ihtiyaç duyduğunu ve ailede büyüme hakkına sahip olduğunu vurgulayan Çubukçu, ‘’İlerde ben de bir çocuğun koruyucu ailesi olmayı düşünüyorum. Çünkü çocuk yetiştirmenin insan üzerinde yarattığı haz, çok az işte var’’ dedi. Son dönemde yapılan düzenlemelerle evlât edinme işlemlerinin de hızlandırıldığını bildiren Çubukçu, kuruma gelen çocukların mümkün olduğunca kısa zamanda bir aileye kavuşturulduğunu belirtti. Daha önce evlât edinecek ailelerin yasal işlemleri devam ederken, çocukların aileye kavuşmak için kurumda beklediğini anlatan Çubukçu, ‘’Aile ile çocuğu artık çok hızlı şekilde bir araya getiriyoruz. Evlât edinecek sıradaki aileyi koruyucu aile yaptık. Genellikle 3-4 gün içerisinde çocuğun sağlık muayenelerini yapıp, nüfus cüzdanı çıkardıktan sonra bekleyen aileye veriyoruz’’ diye konuştu.

/ ANKARA

26.02.2008


 

Çocuklara pnömokok tehdidi

Dünya genelinde çok sayıda 5 yaş altındaki bebek ve çocuğun pnömokok bakterisine bağlı gelişen zatürre, menenjit gibi hastalıklar sebebiyle hayatını öldüğü belirtildi.

Türkiye’de yılda bin 500 çocukluk çağı menenjit vakası bulunduğu tahmin edilirken, bunların yaklaşık 500’üne pnömokok bakterisinin sebep olduğu ve bu çocukların bir kısmının öldüğü kaydedildi.

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, pnömokokun, solunum yoluyla bulaşan, bebeklerin ve çocuklukların burun, geniz ve boğazında yaygın olarak bulunan bir bakteri olduğunu söyledi. Okul öncesi çocukların yaklaşık yarısında, okul çocuklarının yaklaşık yüzde 20-30’unda, çocuklu ailelerdeki yetişkinlerin yüzde 20’sinde ve çocuksuz ailedeki yetişkinlerin yüzde 6’sında bu bakterinin mevcut olduğunu belirten Ceyhan, bağışıklık sistemi gelişmediği için mikrobun çocuklarda daha yaygın olarak tutunduğunu vurguladı.

Ceyhan, bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda pnömokokların, menenjit, zatürre ve orta kulak iltihabı gibi ağır seyreden, kalıcı hasar bırakabilen, hatta ölümlere sebep olan hastalıklara yol açabilen tehlikeli bir bakteri olduğunu kaydetti.

EN ETKİN AŞI İLE KORUNULABİLİR

Pnömokokun sebep olduğu hastalıklardan korunmada en etkili yolun pnömokok aşısı olduğunu anlatan Ceyhan, ‘’Ülkemizde yeni uygulamaya giren konjuge pnömokok aşısı, ilk 5 yaş içerisindeki çocuklarda özellikle menenjit, zatürre ve orta kulak iltihabına karşı koruyucudur. Pnömokokun 90 civarında tipi var ve mevcut aşının içindeki 7 tip, menenjitlerin yüzde 70-85’inde, zatürrelerin yüzde 20’sinde ve orta kulak iltihaplarının yüzde 6’sında etkilidir’’ dedi.

/ ANKARA

26.02.2008


 

Sokakta çalışan çocuklar ve aileleri eğitilecek

Avrupa Birliği İle Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından finanse edilen ‘SOCACOK’ projesi kapsamında sokakta çalışan çocuklar ve aileleri eğitilerek rehabilite edilecek.

Atatürk Üniversitesi tarafından yürütülen projenin uygulanmasına 2008’in Kasım ayı sonuna kadar devam edilecek. Projenin Koordinatörü Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Başaran Gençdoğan, 60 bin Euro bütçeye sahip olan projenin, sokakta çalışan çocuklarla ailelerine yönelik olarak uygulanacağını belirtti.

Gençdoğan, çocuklara yönelik olarak uygulanacak faaliyetlerin; etüdler, sağlık taramaları, yabancı dil kursları, grup terapileri, masa tenisi- bilgisayar- diksiyon ve temizlik eğitimi gibi konular olduğunu aktardı. Gençdoğan, proje kapsamında rehabiliteye alınacak olan anne ve babalara ise okuma-yazma, temizlik eğitimi, çocuk eğitimi, üreme sağlığı, ağız sağlığı, sokakta çalışmanın zararları, çocukların eğitim görmesinin faydaları ve eğitimdeki başarıyı artırmanın yolları gibi kurslar verileceğini bildirdi.

/ ERZURUM

26.02.2008


 

Genç gazetecilere çağrı

Avrupa Gençlik Basın Birliği, genç gazetecilere yönelik, Avrupa ve genişleme konulu bir makale yarışması düzenliyor.

Avrupa Gençlik Basın Birliği ile Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğünün işbirliğiyle düzenlenen “Avrupa Genç Gazeteciler Yarışması”, genç basın mensuplarının, AB’nin genişleme politikasıyla Avrupa kültürü ve değerlerine ilişkin görüşlerini dile getirmesini teşvik etmeyi amaçlıyor. İnternetteki “http://www.eujournalist-award.eu/your-competition.html” adresinden katılım şartları için ayrıntılı bilgi alınabiliyor. Türkçe bilgi için, “http://istanbul.cafebabel.com” adresine ulaşılabilir.

/ ANKARA

26.02.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri