Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 15 Mayıs 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Kültür-Sanat

 

Kültürel zenginliğimizle ne şiirler yazdık

“I. Uluslararası İstanbul Şiir Festivali”, törenle açıldı. Arkeoloji Müzesi’ndeki törende açılış konuşmasını yapan Festival Onursal Başkanı Doğan Hızlan, sözlerini kısa keseceğini belirterek, “Şiirin konuşulacağı bir yerde belki de düz yazıya yer yok” dedi.

Şairlerin İstanbul’da buluşmasının çok önemli olduğunu kaydeden Hızlan, İstanbul kadar, hakkında şiir yazılan şehir sayısının fazla olmadığına dikkati çekti.

Festivalin Türkiye’de olmasının da çok özel bir önem taşıdığını vurgulayan Hızlan, “Çünkü bizde en itibar gören, en önde gelen ve en çok okunan tür şiirdir” diye konuştu.

Yüzyıllar önce Tanzimat’ın, Türk yenilik hareketinin başlatıcılarından Reşit Paşa ile pozitivist filozof Auguste Comte arasındaki mektuplaşmalara değinen Hızlan, Comte’un bu mektuplarda, Reşit Paşa’ya, “Siz şiirde çok önde bir milletsiniz. Ama düz yazıda biraz gerisiniz. O yüzden de felsefede çok ileri değilsiniz”’ dediğini söyledi.

Türkiye’de şiiri besleyen çok damar bulunduğunu anlatan Hızlan, “Birincisi, klasik geleneksel divan şiiri. Onun ardından halk şiiri var, Anadolu’dan gelen bir şiir var. 19. yüzyıldan başlayan, Batı ile temas edilen bir şiir anlayışı var, modern şiir var. O bakımdan, çok az ülkede bu kadar zengin damarlar birbirini beslemiş, bu kadar zengin damarlar iyi bir şiir yaratmıştır” şeklinde konuştu.

Misafir şairlere ‘hoş geldiniz’ diyen Hızlan, “Umuyorum ki bu kadar güzel bir şehirde ilham perisi çok dolaşır ve ülkenize döndüğünüzde İstanbul üzerine bir şiir yazarsınız” temennisinde bulundu.

“İSTANBUL, ŞİİRİN DE

BAŞKENTİ OLMAYA ADAYDIR”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ahmet Selamet de Türk ve dünya şiirinin önemli isimlerinin buluşacağı bu festivale, İstanbul gibi medeniyetlerin kavuşma noktasındaki bir kültür başkentinin ev sahipliği yapmasının önemini vurguladı.

İstanbul’un, son yıllarda dünyanın kültürel açıdan en önemli merkezlerinden biri haline geldiğini bildiren Selamet, kültür-sanattan ekonomiye, siyasetten spora, farklı alanlarda ev sahipliği yapılan prestijli uluslararası organizasyonların sayısındaki artışın da bunun en açık göstergesi olduğunu kaydetti.

Önümüzdeki dönemde artarak sürecek bu etkinliklerin, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti sürecine de katkı sağlayacağını ifade eden Selamet, “Kültür ve sanatın her alanında dünyanın önde gelen kentlerinden biri olan İstanbul, öyle inanıyoruz ki şiirin de başkenti olmaya adaydır. Hem hakkında yazılmış şiirler dolayısıyla hem de bağrından çıkarttığı ve ev sahipliği yaptığı şairler dolayısıyla İstanbul, bu sıfatı sonuna kadar hak etmiştir” diye konuştu.

Şiirle böylesine özdeş bir şehrin bir şiir festivali olmasının zorunluluk olduğunu dile getiren Selamet, Uluslararası İstanbul Şiir Festivalini hayata geçirmeye bu düşünceyle karar verdiklerini söyledi.

Dünyanın önde gelen kentlerinde düzenlenen önemli şiir ve edebiyat festivallerinin uygulama örneklerini dikkate alarak bu çalışmayı gerçekleştirdiklerini bildiren Selamet, festivalin, sadece bölgenin değil, dünyanın da önemli şiir festivali olmaya aday olduğunu belirtti.

Bu yıl ilk kez düzenlenen festivalin bir gelenek haline geleceğini vurgulayan Selamet, festivalin, Türk edebiyatının ve İstanbul’un dünyaya tanıtımında ciddi katkı sağlayacağını anlattı.

Festivalin, İstanbul’un önemli tarihi ve kültürel mekanlarında gerçekleştirileceğine işaret eden Selamet, “Dünyanın çeşitli ülkelerinden şairler ve şiir severler burada bir araya gelecek. 20 yerli, 20 yabancı 40 şair, şiirleriyle İstanbul’un farklı noktalarında edebiyat sevenlerle buluşacak. Pek çok farklı dilde gerçekleştirilecek bu etkinlikler, şiirin insanlar ve toplumlar arasında nasıl bir bağ olabileceğini gösterecektir. Festival, 17 Mayıs’a kadar devam edecek” şeklinde konuştu.

Açılışta, festivale katılan yerli ve yabancı şairlerle İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve Doğan Hızlan, birlikte basına poz verdiler.

Daha sonra Cihat Aşkın bir konser verdi.

FESTİVAL ETKİNLİKLERİ

Şiir okumalarının dışında, şiir akademisi, müzik dinletileri ve vapur gezisi etkinlikleri de bulunan festival, Mephisto Kitabevi, Sirkeci Garı, Arkeoloji Müzesi, Fransız Kültür Merkezi, Caferağa Medresesi, Cemal Reşit Rey, Emirgan Sarı Köşk, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Yerebatan Sarnıcı, Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi ve Kadir Has Üniversitesi gibi mekanlarda gerçekleştirilecek.

Festivalin yabancı katılımcıları arasında Alex Susanna (Katalonya), Arjen Duinker (Hollanda), Claudio Pozzani (İtalya), Denise Boucher (Kanada), Dieter M. Graf (Almanya), Jean Pierre Balpe (Fransa), Joan Margarit (Katalonya), Jona Burghardt (Almanya), Kerry Shawn Keys (ABD), Michel Deguy (Fransa), Nikola Madzirov (Makedonya), Pedro Shimose (Bolivya), Pio Serrano (Küba), Rodolfo Hasler (Katalonya), Saadi Yousef (Irak), Sergey Gandlevski (Rusya), Sonata Paliulyte (Fransa), Tobias Burghardt (Almanya), Tomaz Salamun (Slovenya) ve Yiorgos Chouliaras (Yunanistan) yer alıyor.

Enver Ercan, Gonca Özmen, Haydar Ergülen, Hilmi Yavuz, Yusuf Uğur Uğurel, Ahmet Oktay, Ahmet Telli, Baki Ayhan, Cahit Koytak, Kemal Özer, Can Bahadır Yüce, Zeynep Köylü, Oğuzhan Akay, Orhan Alkaya, Leyla Şahin, Mehmet Ocaktan, Ömer Erdem, Özdemir İnce, Sennur Sezer ve Refik Durbaş da festivalin yerli katılımcıları arasında bulunuyor.

Yürütme Kurulu üyeliklerini Adnan Özer, Doğan Hızlan, Hüseyin Öztürk, Metin Celal, Nevzat Bayhan ve Tuğrul Tanyol’un oluşturduğu festivalin Danışma Kurulunda ise İskender Pala, Tobias Burghardt ve Fernando Rendon yer alıyor.

/ İstanbul

15.05.2008


 

400 yıllık tarihin yok olma tehlikesi

KASTAMONU’NUN Daday ilçesinde bulunan yaklaşık 400 yıllık Balaban Ağa Konağı’nın yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bildirildi.

Uzbanlar köyü Çiftlik Mahallesi’nde 1632’de Arabistan Yarımadası’ndan göç eden ve Daday’a yerleştirilen Hüsem Ağa tarafından yaptırılan Kastamonu’nun en eski yapılarından biri olan tarihî konak, bakımsızlık nedeniyle kaderine terk edilmiş durumda.

Başlangıçta misafirhane olarak yapılan 800 metrekarelik tarihî Balaban Ağa Konağı’nın bahçesinde bir adet hamam ile Osmanlı çeşmesi bulunuyor.

Fazıl Oğuz Balaban (78), Osmanlı döneminin ahşap işçiliğinin en güzel örneklerini barındıran ve eski Osmanlı yazılarının duvarlarını süslediği konakta ailesiyle birlikte yaşıyor.

Ailesinin köklerinin Arabistan Yarımadası’nda bulunan Peygamber Efendimizin kabilesi olan Kureyş’ten geldiğini ifade eden Fazıl Oğuz Balaban, Osmanlı Devleti döneminde bu konakta yaşayanlardan vergi dahi alınmadığını söyledi.

Konağının bugünkü hali için vicdanının sızladığını belirten Balaban, “Koruma altında bulunan konağın restorasyonu için birçok defa yetkililer geldi. Eski valilerden Enis Yeter, konağın restore edileceğini söyledi. Fakat bundan 1 ay sonra tayininin çıkması nedeniyle sahipsiz kaldık ve ‘bugün yapılacak, yarın yapılacak’ sözleriyle avutulduk” dedi.

Zaman zaman fırtına ve lodosun etkisiyle özellikle çatının hasar gördüğünü ifade eden Balaban, binanın 1930’da tadilattan geçtiğini söyledi.

Balaban, binanın “tescilli olması” nedeniyle önceki aylarda çöken çatıyı yaptırmak için Kültür Bakanlığından izin almak için bir hayli uğraştığını dile getirdi.

Kastamonu’nun en eski valilerinden Enis Paşa’nın da konakta 8 gün istirahat edip bahçeye çadır kurduğunu anlatan Balaban, o günden sonra bu düzlüğe Enis Paşa Düzlüğü adının verildiğini belirtti. Fazıl Oğuz Balaban, binanın restore edilmesinin ardından ailesiyle birlikte seve seve konağı turizme açabileceklerini belirtti.

15.05.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf

Bütün haberler