"Gerçekten" haber verir 03 Temmuz 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Operasyondan bilgimiz var

Genelkurmay Başkanlığı, “Ergenekon” soruşturması kapsamında üst rütbeli emekli askerlere ait ev ve iş yerlerinde yapılan aramaların, “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119’uncu maddesi 5’inci fıkrasındaki ‘Askerî mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askeri makamlar tarafından yerine getirilir’ hükmüne istinaden yapıldığını” bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı, ‘’Ergenekon’’ soruşturması kapsamında dün üst rütbeli emekli askerlere ait ev ve iş yerlerinde yapılan aramaların, ‘’5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119’uncu maddesi 5’inci fıkrasındaki ‘Askeri mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askeri makamlar tarafından yerine getirilir’ hükmüne istinaden yapıldığını’’ bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan ‘’Ergenekon’’ soruşturması kapsamında dün üst rütbeli emekli askerlere ait ev ve iş yerlerinde yapılan aramalara ilişkin basın açıklamasında, şöyle denildi: ‘’Bir süredir yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında, 1 Temmuz 2008 günü, içlerinde üst rütbeli emekli askerlerin de bulunduğu bazı şahıslar adli makamlarca gözaltına alınmış ve bu şahıslara ait ev ve iş yerlerinde aramalar yapılmıştır. İcra edilen arama ve gözaltı uygulamalarının bir kısmı, askeri mahallerde bulunan lojman ve sosyal tesislerde vuku bulmuştur. Uygulamalardan sonra bazı basın ve yayın organlarındaki haberlerde, ‘Bu uygulamaların Genelkurmay Başkanlığı’nın bilgi ve izniyle yapıldığı’ şeklinde yorumlara yer verilmiştir. Aramalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119’uncu maddesi 5’inci fıkrasındaki ‘Askeri mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askeri makamlar tarafından yerine getirilir’ hükmüne istinaden yapılmıştır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.’’

/ Ankara

03.07.2008


 

YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI

AHMET ALTAN: Tarihimizde ilk kez emekli bir kuvvet komutanıyla, bir ordu komutanı askerî lojmanlardaki evlerinde gözaltına alındılar. Bu operasyon, Türkiye’nin değişiminin birinci bölümünün finali bence. Bundan sonra yeni bir dönem başlayacak. Devlet, yeni toplumsal yapıya göre şekillenecek, iktidar bu yapıya uygun bir biçimde el değiştirecek, dünyayla ilişkiler daha normale oturacak. YASEMİN ÇONGAR: Dün Türkiye’de bir ilk gerçekleşti. “Dokunulmazlar”a da dokunulabileceğini düşündüren bir adım atıldı.

DARBECİLERE YARGI YOLU AÇILDI

İSMET BERKAN: Operasyonun ‘son dalga’ diye nitelenebilecek olan Ergenekon gözaltılarında ‘Ayışığı’ planlayıcılarına uzanılması benim için önemli. Bu planı hazırlayanlarla Ergenekon çetesinin silâhlı-külahlı uygulayıcıları arasında somut bağ kurulması halinde Türkiye, modern demokrasi tarihinde belki de ilk kez darbe girişimcileriyle hukuk önünde hesaplaşabilecek. GÜNERİ CİVAOĞLU: 48 yıldır ilk kez oluyor bu. Hiçbir orgeneral böyle bir durumla karşı karşıya kalmamıştır. Hele bir sivil yönetim sürecinde... Yazılı bir yasaya dayanmayan ama çok daha güçlü geçerliliği olan bir fiili “dokunulmazlık” kalkmış bulunuyor.

Yazıların tamamını okumak için BASINDAN

SEÇMELER'e gidiniz

03.07.2008


 

AKP savunma yapacak

AKP’nin kapatılması talebiyle açılan dâvâda, parti adına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile TBMM Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesi heyetine bugün sözlü savunma yapacak.

KAPATMA davasında Yargıtay Başsavcısı’nın sözlü açıklamasını yapmasının ardından, AK Parti sözlü savunmasını bugün yapacak. AK Parti hakkında açılan kapatma davasında işleyen süreç kapsamında, Anayasa Mahkemesi heyeti, bugün saat 10.00’da AKP yetkililerinin sözlü savunmasını dinleyecek. Parti adına sözlü savunmayı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile TBMM Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ yapacak. Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, gerekse davalı AK Parti ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek. Raporun, Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç toplantı gününü belirleyecek. Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek, davayı esastan görüşmeye başlayacak. AK Parti hakkındaki kapatma davasını 11 üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması durumunda 4 yedek üyeden en kıdemlisi heyete katılacak. Anayasa’ya göre, bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 11 asıl üyesinin en az 7’sinin oyu gerekecek. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 69. maddesine göre, “temelli kapatma” yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre “Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma” kararı da verebilecek.

/ Ankara

03.07.2008


 

İnsan hakları raporunda başörtüsü yasağı yok

2007 Türkiye İnsan Hakları Raporu, T.C. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığınca açıklandı. Fendoğlu, Yeni Asya muhabirinin başörtüsü yasağı ve 301. maddeyle ilgili hak ihlallerinin raporda neden yer almadığı şeklindeki sorusu üzerine, “Bu konular medyada çok fazla yer aldığından onlara değinmedik” cevabını verdi.

BAŞBAKANLIK İnsan Hakları Başkanlığı tarafından açıklanan 2007 Türkiye İnsan Hakları Raporu’nda başörtüsü yasağı ve 301. maddeyle ilgili hak ihlalleri yer almadı. T.C. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığınca açıklanan, 2007 Türkiye İnsan Hakları Raporu’nun sunumunu Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu yaptı. Raporun 81 il ve ilçelerinin İnsan Hakları Kurulları ve tüm kamu kuruluşlarının katkılarıyla hazırlandığını aktaran Fendoğlu, raporun tepki raporu değil, geç kalınmış bir faaliyet olduğunu belirterek, “Bundan önce bu tip insan hakları raporlarını hep sivil toplum kuruluşları hazırlıyorlardı. Bu çalışmalar çok güzel çalışmalardı ama bizim de bu şekilde bir çalışma yapmamız gerekiyordu. Bu anlamda düşünüldüğünde, hazırlanan rapor bir ilktir” diye konuştu.

Raporda yer alan konu başlıklarını da açıklayan Fendoğlu, standartlara uygun olmayan nezarethanelerin hızla uygun hale getirildiğini ve 81 il ve ilçelerdeki insan hakları kurulları tarafından, hapishane ve çocuk yuvası gibi kamuya ait yerlerin on binden fazla denetlendiğini söyledi. Yaşanan hak ihlallerinin iyileştirilmesi için de çalıştıklarını söyleyen Fendoğlu, “Kamu kurumlarında çalışanlar insan hakları noktasında eğitilmektedir” dedi.

Kanadoğlu, 2007 yılında 1171 kişinin 1318 insan hakkı ihlali konusundan dolayı şikâyette bulunduğunu kaydederek, en çok şikeyette bulunulan üç kurumun da sırasıyla Belediyeler, Yargı-Adalet ve Emniyet olduğunu aktardı. Basın toplantısının ardından soruları cevaplayan Fendoğlu, başörtüsü yasağı ve 301. maddeyle ilgili hak ihlallerinin raporda neden yer almadığı şeklindeki sorumuz üzerine, “Bu konular medyada çok fazla yer aldığından onlara değinmedik” cevabını verdi verdi.

Cemil YÜZER / Ankara

03.07.2008


 

Sağduyulu ve soğukkanlı olalım

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, “Türkiye olarak zor günler yaşıyoruz. Hepimiz sağduyulu, soğukkanlı, daha dikkatli ve sorumlu davranmak mecburiyetindeyiz ve zorundayız” dedi.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, “Türkiye olarak zor günler yaşıyoruz. Hepimiz sağduyulu, soğukkanlı, daha dikkatli ve sorumlu davranmak mecburiyetindeyiz ve zorundayız’’ dedi. Orgeneral Başbuğ, İspanya Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Carlos Villar Turrau’nun Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı’nı ziyareti öncesinde yaptığı açıklamada, herkesin bildiği gibi İstanbul’da uzun süredir devam etmekte olan bir soruşturma kapsamında, dün soruşturmayı yürüten savcının isteği üzerine bazı kişilerin gözaltına alındığının hep beraber izlendiğini ve yaşandığını belirtti. Orgeneral Başbuğ, bu meydana gelen olayla ilgili olarak, dün gece (Salı) bazı televizyon kanallarında yapılan programlarda ve bugün bazı gazetelerde, ‘’gözaltına alma olayıyla 24 Haziran günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talebi üzerine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın bilgisi ve izniyle gerçekleştirilen toplantı arasında bir ilişki kurmaya yönelik bazı yorum, ima, değerlendirme ve haberler yapıldığını üzüntüyle gördüğünü’’ vurguladı. Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:

‘’Açık şekilde ifade etmek istiyorum: Yapılan bu yorum, ima ve değerlendirmeler kesinlikle gerçek dışıdır. Söz konusu toplantıda bu konu hiçbir şekilde gündeme gelmemiştir. Zaten gelmesi de mümkün değildir. O zaman bu yapılan yorum, ima ve değerlendirmelere ancak komplo teorisi denilebilir. Bu komplo teorisini yapanların hepsinin kötü niyetli olduğunu düşünmek istemiyorum. Ancak bu komplo teorilerini üretenlere şu soruyu sormakta yarar var: ‘Bu komplo teorileri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birlik ve bütünlüğüne, emir-komutasına zarar vermeye yönelik bazı amaçlara hizmet etmiyor mu? Bu amaca bilerek, bilmeyerek hizmet etmiş olmuyorlar mı?’ Bu soruyu sormak bizim hakkımız. TSK’nın birlik bütünlüğüne gereken hassasiyeti göstermek yalnız personelinin değil, herkesin üstünde durması gereken önemli bir husustur. Türkiye olarak zor günler yaşıyoruz. Hepimiz sağduyulu, soğukkanlı, daha dikkatli ve sorumlu davranmak mecburiyetindeyiz ve zorundayız.’’ Orgeneral İlker Başbuğ, bu konuda medyaya da büyük bir görev ve sorumluluk düştüğüne de dikkati çekti.

/ Ankara

03.07.2008


 

TOBB Aygün’e sahip çıktı

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ergenekon Soruşturması kapsamında önceki gün gözaltına alınan ATO Başkanı Sinan Aygün’ün “böyle bir muameleye tabi tutulmasını kınadıklarını” bildirdi.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclisi, genişletilmiş olarak olağanüstü toplandı. Toplantının ardından açıklama yapan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ATO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Ticaret Odaları Konsey Başkanı Aygün’ün “hala kamuoyuna açıklanmamış bir takım gayrimeşru faaliyetler içinde anılmasını, herhangi bir açıklama veya suçlama belirtmeksizin böyle bir muameleye tabi tutulmasını kınadıklarını” ifade etti.Hisarcıklıoğlu, ATO Başkanı Sinan Aygün’ün gözaltına alınmasının tüm iş dünyasının derinden yaraladığını söyledi.

/ Ankara

03.07.2008


 

Mahkemeye başka dâvâ yok

Ergenekon Soruşturması’nın iddianamesinde son aşamaya gelinirken, İstanbul Adliyesi'nde bulunan ağır ceza mahkemelerinin talebi üzerine dâvânın görüleceği mahkemeye bir süre başka dâvâ verilmeyecek.

Ergenekon soruşturmasında iddianamede son aşamaya gelindi. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar hakkında hazırlanan iddianamenin onaylanması bekleniyor. Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde bulunan ağır ceza mahkemelerinin talebi üzerine davanın görüleceği mahkemeye bir süre başka dava verilmeyecek. Edinilen bilgiye göre, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde bulunan ağır ceza mahkemeleri, Ergenekon davasının görüleceği mahkemeye bir süre başka dava verilmemesini istedi. Bu isteğin Bakanlık tarafından değerlendirilmesi sonucunda Ergenekon davasının görüleceği mahkemeye 2009 yılı Nisan ayına kadar başka dava gönderilmeyeceği öğrenildi. Bu arada, soruşturma savcıları tarafından hazırlanan iddianamenin yargı organlarınca kullanılan bilgisayar sistemi Ulusal Yargı Ağı Projesi’ne (UYAP) aktarımının devam ettiği belirtildi. Ancak yaklaşık 2000 sayfa olduğu öne sürülen iddianamenin çok uzun olması nedeniyle UYAP’a kısaltılarak aktarılmaya çalışıldığı öğrenildi.

/ İstanbul

03.07.2008


 

CHP: Gözaltılar yanlış

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasını eleştirerek, ‘’Demokrasilerde bir gazetenin polis tarafından basılması, haberleşme aygıtları dahil pek çok belgenin götürülmesi doğru bir olay değildir’’ dedi.

CHP grup başkanvekilleri Kılıçdaroğlu ve Kemal Anadol ile CHP İstanbul Milletvekili Bayram Meral, Cumhuriyet gazetesinin Ankara Bürosu’nu ziyaret etti. Ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet gazetesine destek amacıyla ziyareti gerçekleştirdiklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, ‘’Demokrasilerde bir gazetenin polis tarafından basılması, haberleşme aygıtları dahil pek çok belgenin götürülmesi doğru bir olay değildir. Bu konudaki üzüntülerimizi dile getirmek amacıyla Cumhuriyet gazetesini ziyaret ettik. Üzüntülerimizi dile getirdik, bundan sonraki çabalar için de kendilerine destek vereceğimizi söyledik’’ diye konuştu.

/ Ankara

03.07.2008


 

Güneydoğu’da kuraklık göçü

Kuraklığın vurduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki çiftçiler, geçimlerini sağlayabilmek için mevsimlik işçi oldular.

Diyarbakır Ziraat Odası Başkanı Bahri Erdem, kuraklık sebebiyle çiftçilerin ve hayvancılıkla uğraşanların ciddi sıkıntı içerisinde olduğunu söyledi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden değişik bölgelere yaşanan mevsimlik işçi göçüne bu yıl kuraklıktan etkilenenlerin de eklendiğini söyleyen Erdem, “Bölgedeki köylerde genç nüfus kalmadı. Gençler inşaat sektöründen turizm sektörüne kadar çok değişik sektörlerde iş bulmak umuduyla kuraklıktan dolayı zorunlu olarak göç etti’’ dedi.

03.07.2008


 

Önce insan haklarına saygı

Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanı İsmail Çalışkan, ‘’Emniyet teşkilatı, belki fark ediliyor belki fark edilmiyor, kaynağının tamamını üniversite mezunlarından alıyor’’dedi.

İsmail Çalışkan, yaptığı açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğüne her sene 5-10 bin civarında polis alındığını, yıl sonuna kadar 8 bin polisin daha alınacağını bildirdi. Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde Avrupa ile mukayese edildiğinde polis sayısının az olduğunu belirten Çalışkan, şunları kaydetti: ‘’Polis alımlarını iki türlü yapıyoruz. Liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına giren gençler 2 sene polis melek yüksekokullarında okuduktan sonra polis oluyor. Diğerinde ise üniversite mezunlarını sınavla teşkilata alıyoruz, 6 ay meslek eğitim merkezlerinde eğitim görüyorlar. Emniyet teşkilatı, belki fark ediliyor belki fark edilmiyor, kaynağının tamamını üniversite mezunlarından alıyor. Polis meslek yüksekokulları ve 4 yıllık üniversite mezunları. Şu anda üniversite mezunu olmayan arkadaşlarımızın yüzde 80’i de Anadolu Üniversitesinde okuyor.’’

ÜNİVERSİTE MEZUNU POLİS

Çalışkan, üniversite mezunu polis sayısının artmasıyla polis-vatandaş arasındaki iletişimin kolaylaştığını söyledi. Bu durumun eğitimin önemini ortaya koyduğunu ifade eden Çalışkan, şöyle devam etti: ‘’Arkadaşlarımızın vatandaşa yaklaşımı ve davranışında gittikçe standardımızı yükseltiyoruz. Toplum destekli polis projemiz kapsamında da vatandaşın hangi konuda sıkıntısı varsa arkadaşlarımız yardımcı oluyor. Bunun geri dönüşümlerini alıyoruz, vatandaşların memnun olduğunu, çok faydalı olduğunu görüyoruz. Gittikçe vatandaşla polis arasındaki ilişki düzeliyor. İnsan haklarına saygılı, demokrasinin kurallarını iyi işleten bir teşkilata doğru gittiğimizi gördük. Bunu başardık, ileride daha başarılı olacağız.’’

/ İzmir

03.07.2008


 

Fındık işçilerine yasak yok

Ordu Valiliği, fındık toplamak için il dışından gelecek işçiler konusunda herhangi bir yasak bulunmadığını bildirdi.

Ordu Valisi Ali Kaban, yaptığı yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında fındık toplamak için Ordu’ya gelecek işçiler konusunda yanlış değerlendirmelerde bulunulduğunu belirterek, bu konudaki açıklamalara rağmen bazı hususların tam olarak anlaşılamadığını vurguladı. Bu yıl rekoltenin yüksek olmasının beklenmesi nedeniyle daha çok işçiye ihtiyaç duyulacağının da belirtildiği açıklamada, şöyle denildi: ‘’Ancak önceki yıllarda yapıldığı üzere bir toplanma yeri tahsis edilmeyecektir. Gelen işçiler doğrudan çalışacakları bahçelere gitmek ve sonrasında diğer çalışacakları yerlere intikal etmek durumundadırlar.’’

/ Ordu

03.07.2008


 

‘Bal’ı da pahalıya yiyeceğiz

ARI ölümleri, kuraklık ve ulaşım maliyetlerinin artması nedeniyle Konyalı arıcılar, bu yıl ürünlerini geçen yıla göre yüzde 50’ye ulaşan zamlarla satmaya başladı.

Yaklaşık 5 milyon kovana sahip Türkiye, bu açıdan dünyanın ikinci ülkesi iken yıllık ortalama 70 bin tonluk üretimiyle dünyanın 4. sırasında bulunuyor.

Ülkede 150 bini profesyonel olmak üzere toplam 300-350 bin kişi arıcılıkla uğraştığı için sektörden geçimini sağlayanların sayısı 1 milyonu geçiyor. Konya da gezginci arıcılarla birlikte 100 bin kovanı ve yıllık 1200 tondan fazla üretimiyle sektörde önemli bir yer tutuyor.

Geçen yıl kuraklık nedeniyle Konya genelinde üretim 400 bin tonlara kadar düştüğü için arıcılar büyük sıkıntı yaşadı. Bu yıl da kuraklığın üretimi olumsuz etkilemesi bekleniyor. Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri, Türkiye’de özellikle Konya ve çevresinde ciddi arı ölümlerinin olmadığını belirterek, ‘’Bu konuda araştırmalar yapıldı. Dünyanın birçok yerine göre çok düşük olduğu gözlendi. Bu yıl ise Konya’da bahar döneminde ölümler oldu. Kışın hava sıcak gidince arılar erken çıktı ve ardından baharda ölümler yaşandı. Yine de ciddi oranda ölüm yok ama kuraklığın etkisi görülüyor’’ dedi.

/ Konya

03.07.2008


 

Yardım etmek isterken öldü

ARIZA yapan otomobili yol kenarına itmeye yardım eden bir kişi, çekicinin çarpması sonucu öldü.

Antalya-Isparta karayolu 45. kilometresinde meydana gelen trafik kazasında, Fikret Gök yönetimindeki 34 VP 201 plakalı otomobil arızalandı. Sürücü Gök’ün yardım istemesi üzerine otomobili yol kenarına itmeye yardım eden yaya Kadir Gökhan Oral’a Servet Kocaman yönetimindeki 07 NAF 75 plakalı çekici çarptı. Ağır yaralanan Oral, Antalya Atatürk Devlet Hastanesine götürülürken öldü.

/ Antalya

03.07.2008


 

Balbay susma hakkını kullanacak

‘’Ergenekon’’ soruşturması kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın avukatı, müvekkilinin emniyette ‘’susma hakkını’’ kullanacağını söyledi.

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gelen avukat Akın Atalay, müvekkili Mustafa Balbay ile görüştükten sonra, emniyetten ayrılışı sırasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Saat 11.00’de Balbay ile yaklaşık 1 saat görüştüklerini kaydeden Atalay, Balbay’ın ‘’susma hakkını’’ kullanacağını ifade etti.

/ İstanbul-Ankara

03.07.2008


 

AB: Soruşturma uluslararası standartlara uygun olsun

AB Komisyonu, Türkiye’deki Ergenekon soruşturmasını yakından izlediğini belirterek, polis soruşturması ve yargılama aşamasında en yüksek uluslararası standartlara uyulmasını beklediğini bildirdi.

AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in sözcüsü Krizstina Nagy, günlük olağan basın toplantısında Ergenekon operasyonuna tepkisinin sorulması üzerine şunları söyledi: “AB Komisyonu, bu davayı yakından takip ediyor. Davanın polis soruşturması ve yargılama aşamasında en yüksek uluslararası standartlara uygun ilerletilmesini bekliyoruz.”

/ Brüksel

03.07.2008


 

Başbakanlık da açıklama yaptı

Başbakanlık Basın Merkezi’nden, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ arasında gerçekleşen görüşmede, ‘’savcılık soruşturması ve mahkeme kararlarına ilişkin’’ bir konunun gündeme gelmediği bildirildi.

Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi: ‘’Bazı medya organlarında, dün (Salı) savcılık soruşturması kapsamında mahkeme kararıyla bazı kişilerin gözaltına alınmasının, 24 Haziran 2008 tarihinde Sayın Başbakanımızın Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile yaptığı görüşme ile ilişkilendirilmek istendiği görülmektedir. Söz konusu görüşmede böyle bir konu hiçbir şekilde gündeme gelmediği gibi, savcılık soruşturması ve mahkeme kararlarına konu olan gelişmelerin doğası gereği bu zaten mümkün de değildir. Spekülasyondan öteye gitmeyen bu hayali senaryoların maksatlı olarak üretildiği değerlendirilmektedir. Kamuoyumuzun bilgisine sunulur.’’

/ Ankara

03.07.2008


 

DOĞRU İSE DE ÇOK VAHİM, DOĞRU DEĞİLSE DE ÇOK VAHİM

KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ergenekon soruşturması kapsamındaki tutuklamalarla ilgili olarak, ‘’Milli iradeye karşı kalkışma girişimleri, iddiaları doğru ise de çok vahim, doğru değilse de çok vahim’’ dedi.

TBMM’de gazetecilerin konu ile ilgili sorularını yanıtlayan Günay, Türkiye’nin bu tartışmalardan çıkmamış olmasını üzüntüyle karşıladığını bildirdi.

12 Mart’tan beri benzer tartışmalar yapıldığını belirten Günay, şöyle konuştu: ‘’Bir kesimde milli iradeye saygısızlık var. Bir kesimde bu tür tutuklama, gözaltı, sorgulama... Türkiye sürekli olarak, 40 yıldır bunları konuşuyor, tartışıyor. 2008 yılına geldik. Artık bunların Türkiye’nin gündeminden tümüyle düşmüş olmasını çok temenni ediyordum. Bizim delikanlılığımız, çocukluğumuz bu tartışmaları izlemekle, bunun bedellerini ödemekle geçti. 2008’e geldik; hâlâ böyle milli iradeye karşı kalkışma girişimleri, iddiaları doğru ise de çok vahim, doğru değilse de bunlar yaşanıyorsa çok vahim. Neresinden bakarsanız çok vahim, çok üzgünüm. Türkiye Cumhuriyeti’nde olgun bir yaşa gelmiş ve devlette bir görev taşıyan bir insan olarak fevkalade üzgünüm, içinde bulunduğumuz ortamdan.’’

/ Ankara

03.07.2008


 

Elektrik zammına dava

TÜKETİCİLER Birliği’nce, 1 Temmuzdan itibaren geçerli olan elektrik zammı kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açıldı.

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, avukat Bülent Deniz ile birlikte dava dilekçesini Danıştay’a gönderilmek üzere İstanbul İdare Mahkemesi’ne sundu. Kaya, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) kararıyla elektrik enerjisinin fiyatının 1 Şubat 2008’den geçerli olmak üzere yüzde 19,5 oranında artırıldığını hatırlattı. EPDK’nın elektrik enerjisinin fiyatını 1 Temmuzdan geçerli olmak üzere de yüzde 22 oranında artıran bir karar daha aldığını ifade eden Kaya, ‘’Sonuç olarak 1 Şubat 2008 tarihinden bu yana elektrik enerjisi bedeline yüzde 41,5 oranında zam yapılmış olmaktadır’’ dedi. Nazım Kaya, yargının daha önce kamusal hizmet bedellerinin artırılması üzerine açılan davalarda, enflasyonun üzerinde zam yapılamayacağı yönünde kararlar verdiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ‘’Yargının içtihat niteliğindeki bu kararları ortadayken, 1 Şubat-1 Temmuz 2008 tarihleri arasında gerçekleşen enflasyon oranının katbekat üzerindeki zammı kabul etmek mümkün değildir. Bu zammın önümüzdeki dönemde yaşamı tüketici için çekilmez hale getireceği açıktır. Önce ampullerimiz kararacak, ardından yaşam için gerekli tüm mal ve hizmetler için ödenecek bedeller bütçemizi sarsacak.’’

03.07.2008


 

‘Kaza tespit tutanağı'na alıştık

TRAFİK kazalarında sürücülerin kendi aralarında anlaşarak kaza tespit tutanağı tutması uygulamasının ilk 3 ayında sürücüler tarafından tutulan tutanak sayısının 126 bin 829 adet olduğu bildirildi.

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğinden (TSRŞB) yapılan yazılı açıklamada, ülke genelinde günlük ortalama trafik kazası oranı ile kıyaslandığında yüzde 74 yaygınlığa ulaşan kaza tespit tutanağı uygulamasının, il ve ilçeler bazında tabana yayılarak günlük hayata tamamen girmiş olduğu aktarıldı. Trafik Sigortaları Bilgi Merkezinden (TRAMER) alınan istatistik sonuçlara göre, günde ortalama 675 kazanın olduğu İstanbul’da 3 ayın sonunda kaza tespit tutanağı tutulan kaza sayısı 51 bin 555’e ulaşırken, tutanak tutulma oranı yüzde 85 olarak gerçekleşti. En fazla tutanak tutulan ikinci il olan Ankara’da kaza tespit tutanağı kullanılan maddi hasarlı kaza adedi 14 bin 110, tutanak kullanım oranı yüzde 67 seviyesinde gerçekleşirken, üçüncü sıradaki İzmir’de 9 bin 998 tutanak kayda alındı ve buradaki kullanım oranı yüzde 63 oldu.

/ İstanbul

03.07.2008


 

PKK’nın bitirilmesi için dış borç kadar para harcandı

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinde yayınlanan “Terörizmin Türkiye’nin kalkınmasına etkisi” konulu makalede, son 20 yılda PKK terör örgütünün bitirilmesi için yaklaşık olarak Türkiye’nin dış borcu kadar bir para harcandığı belirtildi.

Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi Başkanlığı’ndan (TEMÜH) Kasım Varol’un kaleme aldığı makalede, terörün 21. yüzyılda bir çok ülkenin ulusal bütünlüklerini hedef alan ve bir çok ülkedeki demokratik sistemin karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunlardan biri olduğuna dikkat çekildi. Bazen beklenmeyen, arzu edilmeyen olayların ülkenin kalkınmasını engelleyebildiği kaydedilen makalede, “Türkiye, yıllarca ülkede yaşanan terör olayları istikrarsızlıklar, üretimin artırılmasına yönelik yatırımlara ağırlık verilememesi ve bütçesinin önemli bir bölümünün terör olaylarının önlenmesi amacıyla harcanması sonucunda kalkınmasını tamamlayamamıştır. Türkiye, yıllarca terörün her çeşidiyle son olarak da PKK/KONGRA GEL gibi sivil insanları ve küçük çocukları dahi katleden bir terör örgütü ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. GAP’ın başlaması ile Türkiye’deki terör olayları da artmaya başlamış ülkede giderek artan terör olayları nedeniyle Türkiye bu kadar büyük bir projeye yıllarca yeterli kaynağı aktaramamış bu yüzden de proje halen bitirilememiştir. Oysa Türkiye’nin sadece PKK terörü ile mücadele etmek için harcadığı 120-130 milyar dolarla 4 tane GAP’ın bitirilmesi mümkün olabilirdi. 1960’lı yılların sonundan itibaren son 35 yılını sağ-sol ideolojik çatışmaları, Ermeni terörü, bölücü terör ve dini motifli terörle mücadele ederek geçiren Türkiye, 1984 yılından günümüze kadar PKK terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelede sonucunda 30-35 bin insanını ve kalkınma için kullanabileceği 120-130 milyar dolarını kaybetmiştir. 2000’li yılların başında, Türkiye’nin dış borcu yaklaşık 120 milyar dolara, iç borcu ise 100 katrilyona ulaşmıştır. Son 20 yılda PKK terör örgütünün bitirilmesi için yaklaşık olarak Türkiye’nin dış borcu kadar bir para harcanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

EĞİTİM DÜZEYİ YÜKSELTİLMELİ

PKK terör örgütü ile yıllardır devam eden mücadele Türkiye’nin bütçesine yılda ortalama 6 milyar dolarlık ek bir yük getirdiği belirtilen makalede, terörizm tehdidini ortadan kaldırabilmesi için, “Terör örgütlerinin hedef kitlesi durumunda bulunan gençleri örgütlerin propagandalarına karşı korumak için ülkedeki eğitim düzeyinin yükseltilmesi ve terör örgütlerinin zararlı faaliyetlerine karşı gençlerin bilinçlendirilmesi, terör örgütlerinin istismar ettiği önemli konulardan birisi de ülkedeki işsizlik oranının yüksekliğidir. Ülkedeki işsizliğin azaltılması için yatırımlara ağırlık verilerek üniversite mezunu olan çalışma çağındaki gençlere yeni istihdam sahalarının açılarak işsizliğin azaltılması; ülkedeki sanayii yatırımlarının geliştirilmesi, sanayiinin gelişimine bağlı olarak yan sanayii de gelişecek ve yeni istihdam sahaları açılacaktır. Yeni istihdamla insanların gelir seviyelerinin ve yaşam şartlarının yükseltilmesi” gibi öneriler yapılıyor.

/ Diyarbakır

03.07.2008


 

Cumhurbaşkanı Gül, Kazakistan’a gidecek

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Astana’nın başkent oluşunun 10. yıl dönümü kutlamalarına katılmak üzere 4 Temmuz Cuma günü Kazakistan’a gidecek.

Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in davetlisi olarak Astana’ya gidecek Gül, 5 Temmuz Cumartesi ve 6 Temmuz Pazar günlerinde gerçekleştirilecek kutlamalara katılacak. Törenlere Cumhurbaşkanı Gül’ün yanı sıra, Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulu Berdimuhammedov ve Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in de aralarında bulunduğu çok sayıda devlet başkanının davetli olduğu belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün, kutlamalara katılacak bazı devlet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmesi de öngörülüyor.

/ Ankara

03.07.2008


 

‘Kürt Sorunu’ Abant’ta tartışılacak

MART ayında Diyarbakır’da yapılması öngörülen, ancak daha sonra ertelenen “Kürt Sorunu” toplantısı, 4-6 Temmuz tarihleri arasında Abant’ta yapılacak.

Abant Platformu”nun 13. toplantısı, 4-6 Temmuz tarihlerinde, Bolu Abant Palace Otelde yapılacak. “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” konulu iki gün sürecek toplantının düzenleme kurulu, sosyolog yazar Ali Bulaç, siyaset bilimci, yazar Prof. Dr. Mümtazer Türköne, emekli hakim, albay Dr. Ümit Kardaş, araştırmacı-yazar Altan Tan, Abant Platformu Genel Sekreteri Salih Yaylacı’dan oluşuyor.

/ Ankara

03.07.2008


 

Kan davalılarını bakan bile barıştıramadı

VAN merkeze bağlı Çakırbey köyünde yaşayan iki aile arasında geçen yıl başlayan kan davasının sona ermesi için şimdiye kadar Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Van Valisi Özdemir Çakacak ve AK Parti Van Milletvekili İkram Dinçer’in girişimde bulunduğu ancak barıştırma çabalarının sonuçsuz kaldığı bildirildi.

Alınan bilgiye göre, Çakırbey köyünde yaşayan Sağınç ve Şevgin ailesi arasında 13 Mayıs 2007’de arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan kavgada 2 kişinin yaşamını yitirmesinin ardından olay, kan davasına dönüştü. Aileler arasında başlayan kan davasının sona ermesi için başta Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olmak üzere bazı üst düzey yetkilililer ve şehrin kanaat önderleri bir çok kez girişimde bulundu.

/ Van

03.07.2008


 

‘Astronomi’k mirasımız

Türkiye’nin Astronomi Mirası Listesi’nin hazırlanması için çalışmalara başlandığı bildirildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, Birleşmiş Milletlerin ilk gökyüzü gözleminin 400. yıl dönümünün kutlanacağı 2009 yılını ‘’Dünya Astronomi Yılı’’ olarak ilan ettiğini söyledi.

Bu yıla ait etkinlikler arasında yer alan ve UNESCO’nun koordinatörlüğünde yürütülen ‘’Dünya Astronomi Mirası’’ çalışmaları çerçevesinde Türkiye’nin Astronomi Mirasının da belirleneceğini ifade eden Özel, UNESCO Türkiye Milli Komisyonunun da bu konuda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesini odak kuruluş olarak belirlediğini kaydetti.

Prof. Dr. Özel, Türkiye Astronomi Mirası Listesinin oluşturulması için bir süredir çalıştıklarını ve konuyla ilgili üniversitelerin, bilim adamlarının önerilerini aldıklarını ifade ederek, şu bilgileri verdi:

‘’Listede yer alabilecek astronomi mirasımızdan ilki, önceden tahmin edilen ilk güneş tutulması olarak bilinen ve aynı zamanda iki ordunun savaşı sırasında gerçekleşen tek tutulma olarak kayıtlara geçen milattan önce 28 Mayıs 585 tarihindeki güneş tutulması ve buna bağlı antik yerleşim olan Ptara kentidir. Söz konusu tutulma Yozgat’ın Sorgun ilçesi yakınlarındaki Ptara Antik Kenti’nin bulunduğu bölgeyi de kapsayan bir kuşakta oluşmuş, savaş ise aynı kentin önünde uzanan ovada gerçekleşmiştir. Daha da ilginci, 29 Mart 2006 tarihinde ülkemizden izlenen son güneş tutulması da aynı yörede meydana gelmiştir. Diğer önemli aday ise halen Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Müzesinde saklanan ve bir kısmı sergilenen Osmanlı Astronomi Mirası olarak isimlendirilebilecek olan koleksiyondur. Diğer önemli bir aday ise Şanlıurfa yakınlarındaki Nevali Çori Antik Kenti ve Göbekli Tepe buluntuları ile ilgili kültürlerin geliştirdiği, arkeologlarca milattan önce 9 bine tarihlenen bir dizi dikili taş yapılardır. Bu yapılar Dünya Astronomi Mirası içinde önemli bir yeri olan İngiltere’deki Stonehenge kalıntılarından belki de 5 bin yıl daha eskidir.’’

Şanlıurfa’nın Harran ilçesinin de geçmişte bir astronomi ve bilim merkezi olması, halen sahip olduğu gözlem kulesi ve diğer etkileyici yapı ve kalıntılarıyla Dünya Astronomi Mirası Listesi’nde bulunması gereken bir yer olduğunu vurgulayan Özel, Antik Grek ve Roma dönemi tapınaklarında korunduğu kayıtlara geçmiş olan meteoritlerle ilgili yapıların da listede yer alabileceklerini anlattı.

Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, Anadolu’daki ilk rasathaneler olarak kayda geçen Kütahya’daki Vacidiye ve Kırşehir’deki Cacabey Rasathaneleri ile ilgili belge, kayıt ve kalıntıların da bu amaçla daha yakından incelenerek listede yerini alması gerektiğini söyledi.

Türkiye’de var olabilecek meteor kraterlerinin de Dünya Astronomi Mirası Listesi için önemli adaylar arasında olduğunu kaydeden Özel, bu konuda halen yürütülmekte olan bir TÜBİTAK projesinde, yaklaşık 12 krater adayı belirlendiğini bildirdi.

HACER-ÜL ESVED TAŞININ İNCELENMESİ

Kabe’deki Hacer-ül Esved taşının da göksel bir kökeni olduğuna inanıldığına işaret eden Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, Sokullu Mehmet Paşa Camisi’nin mihrap ve duvarlarında da bu taşın parçalarının bulunduğunu söyledi.

Hacer-ül Esved taşının dini değeri nedeniyle bugüne dek incelenemediğini belirten Özel, şöyle konuştu:

‘’Sokullu Mehmet Paşa Camisi’ndeki küçük parçalar kutsal taşın göksel kökeni konusunda yapılabilecek araştırmalar için belki de en önemli ipuçlarının ortaya çıkarılmasına vesile olabilir. Kabe’deki Hacer-ül Esved taşının ne olduğunu öğrenmek istenildiği zaman yapılabilecek bir iş. Belki Türkiye’deki taşları kullanarak bir araştırma yapılabilir. O da çok dikkatli hareket etmeyi gerektirir.’’

Prof. Dr. Özel, Van’daki Urartu dönemlerine tarihlenen ve gizemi henüz çözülmemiş olan astronomik takvim görünüşlü dizili taşların da koruma altına alınması, incelenmesi ve tanıtılması gerektiğini belirterek, dünyanın ilk kayda geçmiş horoskopunun kabartma olarak bulunduğu Adıyaman’daki Nemrut Dağı’nın da ülkemizdeki önemli astronomik miras listesi adaylarından biri olduğunu anlattı.

Prof. Dr. Özel, kısa süre içinde oluşturulacak Türkiye Astronomi Mirası Listesinde yeralacak astronomik değerleri, UNESCO’nun Dünya Astronomi Mirası Listesine önereceklerini bildirdi.

/ Çanakkale

03.07.2008


 

Dünyanın en zengin köpeği

NEW YORKLU bir otel ve gayrimenkul patronu milyarlarca dolarlık servetini köpeklere bıraktı.

New York Times gazetesinde yeralan haberde New Yorklu bir otel ve gayrimenkul patronu olan Leona Helmsley’in öldükten sonra, değeri 5 milyar dolar ile 8 milyar dolar arasında değişen tüm gayrimenkullerini köpeklerin bakımı ve refahlarının sağlanması için harcanmasına ilişkin bilgiler içeren bir belge bıraktığını duyurdu. Gazete söz konusu belgeyi bizzat gören ve adları gizli kalmak koşuluyla açıklamada bulunan iki kaynağa dayanarak verdiği haberde, Helmsley’in ayrıca kendi köpeği ‘’Trouble’’ için de servetinden milyonlarca dolar bıraktığını yazdı. Gazetede yeralan haberde Helmsley’in 2003’te imzaladığı bir belgeyle servetini öldükten sonra önce fakirlerin sonra da köpeklerin yararına harcanması koşuluyla bir mütevelli heyetine bıraktığı, ancak bir yıl sonra fikrini değiştirerek fakirleri listeden çıkardığı ifade edili.

03.07.2008


 

‘Katlanabilen’ televizyonlar yaygınlaşacak

ORGANİK Işık Yayıcı Ekran (OLED) teknolojisiyle üretilen, katlanabilir özellikteki plastik televizyonların 2014 yılında 32.5 milyar dolarlık bir sektöre dönüşeceği bildirildi.

Yaklaşık 1 santimetre kalınlığında olan ve istenilen her yere yapıştırılabilme özelliği taşıyan ileri teknoloji ürünü OLED televizyonlar, aynı özelliklerdeki dizüstü bilgisayarlara da ilham kaynağı olacak. Bilim dergisi Physics World’un haberine göre, 11 inç XEL-1 OLED TV’nin yapımcısı Sony’nin orta ve büyük boyutta OLED panel üretimine Nisan 2009’dan başlayarak 205 milyon dolar harcama yapacağı belirtildi. LG ve Samsung’da da bu alanda yatırımları olduğu aktarıldı. OLED, Organik Led diye tanımlanan ve elektirik verildiğinde kendiliğinden ışık yayan organik parçalardan oluşan bir ekran çeşidi. OLED ekranlar LCD ve Plazma televizyonlar gibi arkadan aydınlatmaya ihtiyaç duymadıkları için daha az enerji harcıyor. Bu türdeki ekranlar iki şeffaf ve esnek olabilecek tabakanın arasına yerleştirilmiş organik ve elektrik verildiğinde parlayan bileşenlerden oluşuyor. Bu da OLED ekranların renk aralığını çok yüksek hale getiriyor.

03.07.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Gezi Eki Pdf

Bütün haberler

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır