"Gerçekten" haber verir 21 Eylül 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Kültür-Sanat

 

Risâle-i Nur’da müzikal gezinti

ÇIKARDIĞI Bestegül, Hazine ve Mevlevi Sesler gibi başarılı albümlerle büyük beğeni toplayan müzisyen Mehmet Akça, Aziz Üstad’a En Derin Sevgimizle adlı albümüyle müzikseverlere yeniden merhaba diyor.

Asrımızın büyük mütefekkirlerinden Bediüzzaman Said Nursî ve yakın talebelerinin şiirlerinden yola koyulan sanatçı, yapmış olduğu bestelerle bizleri Risâle-i Nurların içerisinde müzikal bir gezintiye çıkarıyor.

Eddai, Ey Nefsim Kalbim Ağla, Bırak Biçare Feryadı gibi nur kokan söz ve melodi buğusuyla başlayan bu gezi, yine risâlelerde yerini bulan Niyazi Mısri’den Habersiz adlı eserle sürüyor. Ardından yıllar boyu dillere pelesenk olan Ali Oktay’ın doyumsuz bestesi Aziz Üstadım geliyor. Burada bu bestenin söz yazarı Eyüp Otman’ı da unutmamak lâzım. Yolculuk bu aşamada zirvelere, yani Çam Dağı’na kadar uzanıyor… Zirvelerdeyken Van Kalesi bizi adeta kendine çağırıyor… İç âlemimizin de kıpır kıpır olduğu böylesi tepe noktalarda Güzel Oku, Yıldızname ve Leyla adlı bestelerin terennümleriyle sükûnu yakalamaya çalışıyoruz. Buralarda bizlere Hasan Feyzi Yüregil, Mehmet Emin Birinci, Hilmi Doğan gibi nur insanlar mihmandarlık ediyor. Bu yürek yakan gezinin sonuna yaklaşırken o büyük Üstada bir kez daha Asrımıza hoş geldin diyoruz hep birlikte… Sükûn demiştik ya biraz önce. İşte onu İhsan Atasoy bizlere Ayrılık Şiiri’ni kadife sesiyle yorumlayarak yaşatıyor. Bu nurlu müzik yolculuğunu asrın bedisini Bir Üstad Tanıyorum şiiriyle bizlere sunan Mehmet Emin Birinci’nin feryadını, Yemliha Görür’ün sesi ve soluğuyla noktalıyoruz.

Yeni Asya / İstanbul

21.09.2008


 

Çok renkliliğimizi en iyi ebru anlatır

Fotoğraf sanatçısı Atilla Durak, Türkiye’yi dünyaya anlatmanın en iyi sembolünün ‘’mozaik’’ değil ‘’ebru’’ motifi olduğunu belirterek, ‘’Ebru, bu topraklardaki kültürel yapıyı anlatmak için en iyi metafordur’’ dedi.

Fotoğraf sanatçısı Atilla Durak, Türkiye’yi dünyaya anlatmanın en iyi sembolünün ‘’mozaik’’ değil ‘’ebru’’ motifi olduğunu belirterek, ‘’Anadolu topraklarının, ebrudaki gibi, binlerce yıldır, renklerin birbiri içine geçtiği, kültürlerin birbirini etkilediği, melezleştiği yapısı vardır. Ebru, bu topraklardaki kültürel yapıyı anlatmak için en iyi metafordur’’ dedi.

Bu yıl Türkiye’nin ‘’onur konuğu’’ olarak katılacağı Frankfurt Kitap Fuarı faaliyetleri kapsamında, Türkiye Ulusal Yürütme Komitesi tarafından 26 Eylülde, Haus Am Dom’da, Türkiye’nin kültürel zenginliğini gösteren ‘’Ebru’’ başlıklı fotoğraf sergisi açılacak.

Sergideki 90 fotoğrafta, Anadolu’yu karış karış gezip, farklı grupların hayatlarından ‘’an’’ları fotoğraflayan Atilla Durak’ın 7 yıllık çalışmaları yer alacak.

Durak, Türkiye’nin ‘’çok kültürlülüğünü, çok renkliliğini’’ anlatabilmek için böyle bir çalışmaya başladığını, 2000 yılından bu yana Türkiye’de yaşayan etnik grupları fotoğrafladığını söyledi.

Durak, Türkiye’deki kültürel zenginliği göstermek açısından, projesinin adını neden ‘’mozaik’’ değil de ‘’ebru’’ seçtiğiyle ilgili soruyu da şöyle cevaplandırdı.

‘’Mozaik Türkiye’deki çok kültürlülüğü anlatmaya yetmez. Hatta yanlıştır. Yıllardır bize dayatılan bir şeydir: ‘Türkiye mozaikler cennetidir’ diye. Oysa ki mozaiğe baktığınızda ne görürsünüz? Birbirinden uzak, küçük küçük farklı renkli taşlar görürsünüz. Kırmızı, mavisi, sarısı... Evet çok renklidir ama bu taşlar keskin hatlarıyla birbirlerine hiç dokunmazlar, birbirleriyle hiç iletişim kurmazlar. Arada da bir tane çimento vardır. Onların birbirleriyle kaynaşmasını engelleyen bir çimento vardır.

Oysa ki Anadolu topraklarının, ebrudaki gibi, binlerce yıldır, akışkan bazlı, renklerin birbirinin içine geçmişliği, kültürlerin birbirini etkilediği, değiştiği, melezleştiği bir yapısı vardır. O yüzden ebru, bu topraklardaki kültürel yapıyı anlatmak için bizce en iyi metafordur. O yüzden de mozaiği terk edip, artık ebru üzerinden düşünmeye başlamamız gerektiği için biz öyle bir proje başlattık. Ebruyu da kendimize yol göstericisi olarak aldık.’’

21.09.2008


 

Mevlânâ Türbesine büyük restorasyon

MEVLÂNÂ’NIN oğlu Sultan Veled’in onayıyla 1273’te türbe olarak inşa edilen bugünkü Mevlânâ Müzesi, yapıda oluşan hasarlar sebebiyle tarihinde ilk kez kapsamlı şekilde restore edilecek.

Konya Müze Müdürü Yusuf Benli, bugün müze olan Mevlânâ Dergâhı’nın yerinin, Selçuklu Sarayı’nın gül bahçesi iken Sultan Alaeddin Keykubad tarafından Mevlânâ’nın babasına armağan edildiğini söyledi. Benli, Mevlevî dergâhı ve türbesinin 1926 yılında ‘’Konya Asar-ı Atika Müzesi’’ adı altında hizmete açıldığını, 1954 yılında yeniden düzenlemesi yapılıp adının ‘’Mevlânâ Müzesi’’ olarak değiştirildiğini vurguladı.

Yaklaşık 700 yıl önce yaptırılan ve daha önce kapsamlı şekilde hiç elden geçirilmeyen bu tarihî yapının artık restorasyona ihtiyaç duyar hale geldiğini dile getiren Benli, şunları kaydetti: ‘’Zemin etüdüyle ilgili çalışmaların ilk aşaması olan sondaj işine başlandı. Yaklaşık 20 metre derine inilerek, zeminde bir oynama olup olmadığı araştırılıyor. Bu çalışma devam ederken bir yandan da binanın röle ve restorasyon projesi hazırlanıyor. Proje, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kuruluna sunulacak, onaydan geçtikten sonra da gerekli çalışma yapılacak. Bu kapsamlı çalışma, 1963’te kubbesinin yeşil seramikle kaplanması dışında ana unsurları hiç restorasyon görmeyen müzenin ilk kez kapsamlı olarak elden geçmesi anlamına geliyor. Bu çalışma sonunda tarihî müze binası güçlendirilecek ve gerekli restorasyon işleri yapılmış olacak.’’

21.09.2008


 

“Mevlevî Mutfağı” çıktı

TÜRK mutfak kültürü uzmanı Nevin Halıcı’nın kitabı “Mevlevî Mutfağı”, okurlarıyla buluştu.

Kitapseverler, Mevlânâ’nın yemek hakkındaki düşünceleri ve o dönemin yemeklerini tarifleri ile birlikte bulabilecek. Konya mutfağı üzerine yaptığı araştırmalar ve yayınlar ile tanınan Nevin Halıcı’nın “Mevlevî Mutfağı” adlı kitabı yayınlandı. Daha önce İngilizce olarak basılan kitabın Türkçe’si okuyucunun beğenisine sunuldu. Kitap Metro Grup bünyesinde bulunan Kültür Yayınevi’nden çıktı.

21.09.2008


 

Tiyatro biletleri satışta

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları, Ekim ayı içinde sergilenecek oyunların bilet satışına başladı.

Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamaya göre, 1 Ekimde perdelerini açacak Şehir Tiyatrolarının oyun biletleri; Fatih Reşat Nuri, Gaziosmanpaşa, Kâğıthane Sadabad, Üsküdar Musahipzade, Üsküdar Kerem Yılmazer, Kadıköy Haldun Taner ve Ümraniye sahneleri ile İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği gişelerinden yarın saat 11.00’den itibaren satışa sunulacak. Ekim ayı oyun biletlerini internet üzerinden satın almak isteyenler, ‘’www.ibb.gov.tr/Şehir Tiyatroları’’ web adresini kullanabilecek.

21.09.2008


 

Selimiye’ye rekor ilgi

EDİRNE’DE bulunan Selimiye Camisi günde ortalama olarak 10 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor.

Osmanlı döneminin en önemli mimari yapılarından biri olan tarihi camiye ilgi her geçen gün artıyor. Yılın her döneminde yerli ve yabancılar tarafından ziyaret edilen camiye Ramazan ayının başlamasıyla birlikte rekor düzeyde ziyaret gerçekleşti. Türkiye’nin en büyük camilerinden biri olan Selimiye’nin günde ortalama olarak 10 bin kişi tarafından ziyaret edildiği öğrenildi.

21.09.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün haberler

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır