"Gerçekten" haber verir 05 Kasım 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Haberler

 

AKP, yetkiyi değerlendiremedi

AB Komisyonunun bugün açıklayacağı İlerleme Raporunda sivil anayasa çalışmalarının sonuç vermemesine yönelik eleştirilerin yer alması bekleniyor. Rapor taslağında "İktidar partisi bir grup akademisyeni, 1982 anayasasını, temel hakları uluslararası standartlarla uyumlu hale getirecek şekilde değiştirmekle görevlendirdi. Ama bugüne kadar ne bir taslak Meclise veya kamuoyuna sunuldu, ne de tartışılması için somut bir takvim belirlendi" deniliyor.

ORDU SİYASETİ ETKİLİYOR, YARGININ TARAFSIZLIĞI KUŞKULU

“Silâhlı kuvvetlerin resmî ve gayrı resmî kanalları kullanarak önemli siyasî etki icra etmeyi sürdürdüğü" ifade edilen taslak raporda "yargının tarafsızlığıyla ilgili endişelerin devam ettiği" belirtilirken, bazı üst düzey yargı mensuplarının çeşitli konularda kamuoyuna yaptıkları açıklamalarla "gelecekteki dâvâlarda tarafsızlıklarını riske attıkları" dile getiriliyor. Raporda, parti kapatma dâvâları için, “Yasalar siyasî aktörleri devlete karşı korumuyor” deniliyor.

AB Komisyonu’nun yarın açıklayacağı İlerleme Raporu’nda Türkiye’de sivil anayasa çalışmalarının sonuç vermemesine yönelik eleştirilerin yer alması bekleniyor.

Türkiye İlerleme Raporu ve Genişleme Stratejisi taslağında “İktidar partisi bir grup akademisyeni, 1982 Anayasası’nı, diğer unsurlar yanında Türkiye’de temel hakları uluslararası standartlarla uyumlu hale getirecek şekilde değiştirmekle görevlendirdi. Buna rağmen bugüne dek ne bir taslak TBMM’ye ya da kamuoyuna sunuldu, ne de bunun tartışılması için somut bir takvim belirlendi” deniliyor. İlerleme Raporu taslağında hükümet, “halktan güçlü şekilde aldığı yetkiye rağmen siyasi reformlar konusunda tutarlı ve kapsamlı bir program ortaya koyamamakla” eleştiriliyor.

Taslak belgede Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “siyasi aktörler ve sivil toplumla ilgili uzlaştırıcı bir rol oynama çabaları, hükümetle iyi çalışma ilişkisi kurması, AB’yle ilgili reformların hızlandırılması çağrılarını sürdürmesi ve dış politikada aktif bir rol oynayarak dış ziyaretleri sıklaştırması” övülüyor.

İlerleme Raporu taslağında, “CHP’nin 2008 yılında, AB’yle ilgili demokratikleşme reformları dahil 16 yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğu”nun not edildiği belirtiliyor “büyük siyasi partiler arasındaki diyalog ve uzlaşma ruhu eksikliğinin siyasi kurumların düzgün işleyişini olumsuz etkilediği” kaydediliyor.

ASKER SİYASETE ETKİ EDİYOR

Belgede “Silahlı kuvvetlerin resmi ve gayrı resmi kanalları kullanarak önemli siyasi etki icra ettiği” belirtiliyor.

Taslak raporda “yargının tarafsızlığıyla ilgili endişelerin sürdüğü” belirtilerek bazı üst düzey yargı mensuplarının çeşitli konularda kamuoyuna yaptıkları açıklamalarla “gelecekteki davalarda tarafsızlıklarını riske attıkları” ifade ediliyor. Belgede “Ergenekon” davasıyla ilgili şu ifadelere yer veriliyor: “2007’de suç örgütü kurdukları gerekçesiyle Ergenekon adıyla bilinen yapılanmaya yönelik başlatılan soruşturma, emekli generaller dahil bazı tutuklamalarla sonuçlandı. İstanbul savcılığının 14 Temmuz 2008 tarihli Ergenekon iddianamesinde terör örgütü kurarak hükümeti devirmeye çalışmak ve şiddet yoluyla kamu düzenini yıkmaya çalışmak gibi suçlamalar yer aldı. Soruşturma sürecinde, savunma hakkının yeterince güvence altına alınmadığı ve iddianamesiz tutukluluk süresinin uzunluğu konularında yargı, medya ve siyasi kaynaklardan eleştiriler yapıldı.”

İlerleme Raporu taslağında, “AKP ve DTP’nin kapatılması talebiyle açılan davalar, siyasi partilerle ilgili mevcut yasaların siyasi aktörlere, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünde devlet müdahalesine karşı yeterli koruma sunmadığını göstermektedir” deniliyor.

AB Komisyonu’nun İlerleme Raporu’yla birlikte açıklayacağı Genişleme Stratejisi taslağında da AKP hakkındaki davanın kapatmayla sonuçlanmamasının “ciddî bir siyasî krizin engellenmesine katkı sağladığı” ifade ediliyor.

Genişleme Stratejisi taslak belgesinde, Türkiye’nin aktif diplomasiyle yakın bölgesinde ve daha geniş Ortadoğu’da aktif bir rol oynadığı belirtilerek dış politikaya yönelik övgüler yer alıyor. Belgede, AB’nin, insan hayatına mal olan bir çok saldırıyı üstlenen PKK’nın terör faaliyetlerini şiddetle kınadığı” hatırlatılıyor.

/ Brüksel

05.11.2008


 

Bütçe maratonu kavgayla başladı

TBMM’de devam eden 2009 Bütçe görüşmeleri milletvekillerinin kavgasına sahne oldu. AKP’li vekiller, DTP Milletvekili Hasip Kaplan’a ‘’Bu adamın aklı başında değil’’ diye lafı attılar. Bu söze Kaplan, ‘’Sizin aklınızı başınıza getirmesini biliriz’’ diye tepki gösterdi. Bu sırada DTP’li Kaplan ile AKP’li Faruk Öz arasında hakarete varan tartışmalar yaşandı. Tartışmaya katılan CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin de ‘’Meclis babanızın malı mı?’’ diye AKP’lilere tepki gösterdi.

CumhurbaşkanlIğI, Meclis, RTÜK ve Sayıştayın 2009 yılı bütçelerinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunun dünkü toplantısı, tartışmalı başladı.

Komisyon Başkanı Sait Açba’nın toplantıyı açmasının ardından, CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, usul hakkında söz istedi. Hamzaçebi’nin, RTÜK bütçesinin görüşüleceğini hatırlatarak, RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkındaki iddialara değinmesine AKP’li milletvekiller tepki gösterdi. AKP Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, ‘’RTÜK bütçesi gelince konuşursun’’ dedi.

Komisyon Başkanı Sait Açba da ‘’Böyle, usulle ilgili konuşma şekli yok. Usulle ilgili söz veriyorum, lütfen istismar etmeyin’’ diyerek, Hamzaçebi’yi uyardı. Usul hakkında söz isteyen DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da bütçeler üzerindeki konuşma sürelerinin kısıtlanmasını eleştirdi. "Burada her şeyi konuşmak istiyorum, Alman mahkemelerinin kararını konuşmak istiyorum" diyen Kaplan’ın, sözlerine devam etmesi üzerine AKP sıralarından, ‘’Bu adamın aklı başında değil’’ lafı atıldı. Bu söze Kaplan, ‘’Sizin, aklınızı başınıza getirmesini biliriz’’ diye tepki gösterdi. Bu sırada DTP’li Kaplan, ile AKP’li Öz arasında hakarete varan tartışmalar yaşandı. Kaplan’ın, ‘’Sen çok konuştun’’ sözlerine Öz, ‘’Terbiyesiz, ahlaksız’’ diye cevap verdi. Hasip Kaplan ve Ömer Faruk Öz, birbirlerine karşılıklı olarak ‘’sus’’, ‘’sen sus’’ diye bağırdılar. Kaplan, Öz’e, ‘’Sen sus, terbiyesiz sensin. Senin terbiyesiz kelimelerini duymak zorunda değilim’’ derken; Başkan Açba’ya, ‘’Komisyon üyelerinin, terbiyesizliğine hakim ol. Dün sabrettim ama bugün sabretmeyeceğim. Bunu açıkça söylüyorum’’ diye seslendi. Hasip Kaplan, kendisine lâf atan AKP’lilere, ‘’Alçaklığın kimde olduğu belli’’ karşılığını verdi.Tartışmaya katılan CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin de ‘’Meclis babanızın malı mı? Hadi memleketi babanızın malı sandınız, Meclisi de babanızın malı mı zannettiniz? Başbakanı söver, eski Meclis Başkanı söver, burada oturan söver, nedir bu ya?’’ diye AKP’lilere tepki gösterdi.

CHP’LİLER SALONU TERK ETTİ

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sayıştay Başkanı Mehmet Damar’ın, kurumunun 2009 yılı bütçesini sunmasının ardından, Komisyon Başkanı Sait Açba, sunumunu yapmak üzere RTÜK Başkanı Zahid Akman’a söz verdi. CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin ile DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Akman’ın konuşmasını protesto etmek amacıyla ayağa kalkarak, ellerindeki metinleri okumaya başladı. Daha sonra CHP’li milletvekilleri ile DTP’li Kaplan, toplantı salonunu terk etti. Bunun üzerine Komisyon Başkanı Sait Açba da toplantıya ara verdiğini açıkladı. Muhalefet milletvekilleri salondan ayrılırken, CHP’li komisyon üyeleri ile Altan Karapaşaoğlu arasında tartışma çıktı. Karapaşaoğlu’nun, CHP’li milletvekillerini, salondan ayrılmaları sebebiyle eleştirerek, ‘’Komisyon üyelerinin kültürlü olması lâzım’’ sözlerine, Gürol Ergin, ‘’Ama aynı zamanda ahlaklı olması lâzım. Hepinizi ahlâka sahip çıkmaya dâvet ediyorum’’ karşılığını verdi. Altan Karapaşaoğlu, CHP’li milletvekillerini, ‘’şov yapmakla’’ suçladı; Gürol Ergin ise ‘’şov yapmadıklarını, ahlâksızlığa karşı çıktıklarını’’ söyledi. Ergin, ‘’Hiçbir ahlâksız adamın yanında yer almayın...’’ dedi. Ergin’in, ‘’Ahlaksızlık şovu yapıp, ondan sonra da kalkıp konuşmaya...’’ şeklindeki sözlerine AKP’li milletvekilleri tepki gösterdi. Bu sırada, Komisyon Başkanlık Divanı kürsüsünde bulunan Karapaşoğlu da toplantı salonunun kapısındaki CHP’lilerin üzerine yürüdü. Karapaşaoğlu’nu, araya giren polisler engelledi. AKP Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay da Karapaşaoğlu’nu durdurmaya çalıştı ve eliyle ağzını kapattı. Bu sırada, toplantı salonunda kargaşa yaşandı. Daha sonra salondan çıkarılan Altan Karapaşaoğlu, odasına geçti. RTÜK Başkanı Zahid Akman da CHP’lilerin protestosuna yönelik olarak, bazı milletvekillerinin, kendisine yönelik iddiaların cevabını bekleme ‘’nezaketi’’ göstermeden, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu salonunu terk etmesini, ‘’antidemokratik’’ diye değerlendirdi ve bu tavırı kınadı. Akman ‘’Meclisin, herkesin kendisini ifade edebileceği bir yer olması lâzım. Keşke dinleselerdi’’ dedi.

05.11.2008


 

Şiddetin özgürlükle hiçbir ilgisi yok

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu olduğunu belirterek, “Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır” dedi.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu olduğunu belirterek, “Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır” dedi. Gergerlioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, son zamanlarda DTP’li milletvekilleri ve belediye başkanlarının katıldıkları ve öncülük ettikleri gösterilerde çocuk istismarı dikkat çektiğini, taşlı sopalı çatışmaların yaşandığı, yollara barikatlar kurulup ateşlerin yakıldığı, araçların ateşe verildiği ortamlarda çocukların bulunmasını sağlamak veya onay vermek kabul edilemez olduğunu, bunun da hukuka ve çocuk hakları sözleşmesine aykırı olduğunu söyledi. Gergerlioğlu şöyle devam etti: “Şiddet içermeyen, şiddeti teşvik etmeyen toplantıların demokrasinin gereği olduğu açıktır. Devlet yetkililerinin ve toplumun bir kısmının hoşuna gitmese de farklılıklara tahammül çoğulcu demokrasinin de gereğidir. Ancak şiddet içeren gösterilerin düşünce özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgisi bulunmamaktadır. Herkesi kendini ifade etmede barışçı yolları kullanmaya özen göstermeye, hukuka aykırı ortamlardan, mal emniyeti ihlâl etmekten sakınmaya davet ediyoruz. Türkiye’nin var olan sorunlarını barış ortamında çözmekten başka şansı yoktur. Şiddet olayları var olan sorunların tanımını güçleştirmekten başka bir şeye yaramamaktadır.”

05.11.2008


 

Hükümete brifinge Eğirdir’de devam

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iç güvenlik harekâtına katılan birliklerin hazırlanışlarını izlemek ve brifing almak üzere Isparta’nın Eğirdir ilçesindeki Dağ Komando Okul ve Eğitim Merkez Komutanlığını ziyaret etti. Erdoğan'la birlikte bakanlar Cemil Çiçek, Vecdi Gönül, Beşir Atalay ve Mehmet Ali Şahin de Eğirdir’e geldi. Erdoğan ve beraberindeki bakanlara, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve üst düzey komutanlar eşlik etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bazı bakanlara, Isparta’nın Eğirdir ilçesindeki Dağ Komando Okul ve Eğitim Merkez Komutanlığı’nda iç güvenlik harekatına katılan birliklerin hazırlanışları izletildi ve brifing verildi. Erdoğan, Isparta Havaalanı’ndan askeri helikopterle Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Muharebe ve Muharebe Destek Komutanlığı’na bağlı Eğirdir Dağ Komando Okul ve Eğitim Merkez Komutanlığı’na geçti. Başbakan Erdoğan ile birlikte Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de Eğirdir’deki Dağ Komando Okul ve Eğitim Merkez Komutanlığı’na geldi. Erdoğan ve beraberindeki bakanlara, eğitim merkezindeki faaliyet süresince Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve üst düzey komutanlar da eşlik etti. İç güvenlik harekâtında görevlendirilen birliklerin hazırlık eğitimlerini izleyen Başbakan Erdoğan, subay, astsubay, uzman erbaş ve erlerin operasyonlara nasıl hazırlandıkları konusunda bilgi aldı.

05.11.2008


 

Başbakanlık’ta silâhla yaralanma

BaşbakanlIk Merkez Bina’da silâhını doldur-boşalt yapan polis memuru, kazayla hem kendini hem de meslektaşını vurdu. Hastaneye kaldırılan yaralı polislerden E. E’nin tedavisinin ayakta yapılarak taburcu edildiği, A.Ş’nin ise sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

05.11.2008


 

Toptan’dan sükunet çağrısı

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Meclisin 2009 bütçesinin sunumunu yapan Meclis Başkanı Köksal Toptan, milletvekillerin sakin olmaya çağırdı. Parlamento çalışmaları sırasında, çok çeşitli fikirlerin de ortaya atılacağını, bunların tartışılacağını ve sonuçta milletin menfaatinin gerekleri neyse, o yolda karar verileceğini ifade eden Toptan, şöyle konuştu: ‘’Ancak çeşitli fikirleri ortaya koyarken, savunurken veyahut eleştirirken hepimizin dikkat etmesi gereken asgari kuralların olduğunu akıldan çıkarmamamız gerekir. Birbirimize karşı hoşgörülü olmamız, birbirimizin fikirlerine, söz ve davranışlarına tahammül etmemiz ve anlamaya çalışmamız gerekir. o nedenle medya aracılığıyla bütün milletvekili arkadaşlarımdan, yarın bir gün birbirimizin yüzüne bakmamıza engel olacak söz ve davranışlardan mutlaka kaçınmamız lazım geldiğini bir kez daha hatırlamalarını rica ediyorum.’’

05.11.2008


 

Siyasetin, gerginlikten medet umması yanlış

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu, Türkiye’nin mahalli seçimler öncesinde planlı olarak gergin bir ortama sürüklendiğini, siyasetin gerginlikten medet ummasının son derece yanlış olduğunu belirtti.

Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay ve yönetim kurulu üyeleri DP Genel Başkanı Soylu’ya nezaket ziyaretinde bulundu. Soylu, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 30 yılı aşkın süredir terörle mücadele ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Irak’ın kuzeyini hazırlık alanı olarak kullanan terör örgütüne ve varlığını destekleyenlere de topyekûn yüklenilmelidir. Irak’ın kuzeyi tamamen temizlenmelidir. Anlaşılıyor ki Türkiye’nin yıldır terörle mücadelede ortaya koymuş olduğu yöntem, terörü ortadan kaldırması ve bölücülüğün iştahını kabartmaması gerekirken, tam tersi olmuştur. Türkiye’yi bölmeye ve parçalamaya yönelik bir anlayışın iştahı artmıştır. Türkiye’de terör örgütünün, kendisinin kuvvetini hissettirmeye yönelik eylemleri sürekli artmıştır. Bu noktada Türkiye’yi yönetenlerin devlet ve millet sorumluluğunu hissetmeleri gerekmektedir. Ama anlaşılıyor ki hâlâ mesele bir taraftan sorumluluk atmak üzerine bina edilmektedir. Bir taraftan da mesele bir siyasi vak'a haline döndürülmektedir. İkisi de Türkiye açısından son derece sakıncalıdır. Ne söylenirse söylensin, bir ülkenin Başbakanı Türkiye’yi yönetendir. Hiç kimse çıkıp ‘Tunceli’ye gelemez, Hakkâri’ye gelemez, gelmemeli’ gibi bir sözü kullanmamalıdır. Bu bir aymazlıktır, bu bir ayıptır. İşi buraya getirmek de başka bir ayıptır.” DP lideri Soylu, Türkiye’nin mahalli seçimler öncesinde planlı olarak gergin bir ortama sürüklendiğini ifade ederek, siyasetin gerginlikten medet ummasının son derece yanlış olduğunu kaydetti. Soylu, Türkiye’nin terörle mücadelede iktidar ve muhalefet partileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, bütün kurumlarıyla yeni bir akım ortaya koyarak, karşılık vermesi gerektiğini vurguladı.

FATİH KARAGÖZ / ANKARA

05.11.2008


 

Farklılıklarımız zenginliğimiz

CUMHURBAŞKANI GÜL, HER ZAMAN ‘TÜRKİYE’NİN FARKLILIKLARININ, TÜRKİYE’NİN ZENGİNLİĞİ’ OLDUĞUNU BELİRTTİĞİNİ SÖYLEDİ.

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, ‘’Her zaman ‘Türkiye’nin farklılıklarının, Türkiye’nin zenginliği’ olduğunu belirttim. Eğer, bunlar bir ayrışma unsuru haline getirilirse, bu çok tehlikelidir ve bunun karşısında hep beraber dururuz’’ dedi. Kuzey-Güney Avrupa Forumu’nun 9. toplantısı için İzmir’e gelen Gül, son günlerde bazı illerde yapılan kanunsuz gösteri ve eylemlerin ‘’hiçbir şekilde tasvip edilemez’’ olduğunu ifade etti. Gül, ‘’Hele hele çocukların, masum insanların bu işe müdahil edilmesi asla affedilmez. Herkesin dikkatli olması gerekir’’ dedi. Gül, şunları kaydetti: ‘’Bugün dünyada bir ülkenin bir köşesinde olan şey, her tarafa yansıyor. Bunların çok olumsuzlukları olur, önemli olan şey, çıkmaz sokaklara girmemektir. Herkesin çok büyük sorumluluğu vardır. Bu açıdan kanunsuz eylemler, davranışlar, polisle, askerle, jandarma ile karşı karşıya gelmek, izinsiz gösteriler yapmak kesinlikle tasvip edilemez. Sorunlarımız tabii ki var, bunları konuşarak, kendi aramızda tartışarak çözebiliriz. Bunun ortamı da Türkiye’de var. Bütün bunlar varken kanunsuz eylemlere girmek, ne vesile ile olursa olsun, asla tasvip edilmez, çok yanlış yoldur. Bu vesileyle buradan bütün vatandaşlarıma şu çağrıda bulunmak isterim ki kanunsuz eylemlere teşvik edenlere ve onun içinde olanlara kesinlikle sempatiyle bakmayın. Bunu tasvip etmeyin.”

05.11.2008


 

Gürer: Türkiye, AB için ciddî ortak

AVUSTURYA'NIN Ankara Büyükelçisi Heidemaria Gürer, son yıllarda Türkiye’nin her konuda büyük atılım içinde olduğunu belirterek, ‘’Türkiye, AB için ciddî ortak’’ dedi.

Gürer, Avusturya Dışişleri Bakanlığı Kültür Müsteşarı Dr. Birix Emil ile birlikte bulunduğu Antakya’da, 4 ay önce göreve başlayan Vali Nusret Miroğlu’nu makamında ziyaret ederek başarılar diledi. Antakya’nın 3 semavi dini ve çok kültürlülüğü bünyesinde barındırması, insanların barış ve hoşgörü içinde yaşamaları, tarihî ve kültür mirasıyla dünyaya iyi bir örnek olduğunu belirten Gürer, ‘’Antakya, Avrupa’da da yakından tanınıyor’’ dedi. Avusturya ile Türkiye’nin sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda ilişkilerini en üst düzeye çıkarmak için çalışmalar yaptıklarını ve bütün illeri ziyaret etmeye çaba gösterdiğini belirten Gürer, şöyle devam etti: ‘’Türkiye, bulunduğu coğrafya, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle sürekli büyüyen ve gelişen bir ülke. Bu nedenle Türkiye AB için ciddi ortak. AB’ye girecek aday ülkelerle ilgili bazı kriterlerin araştırılması normal karşılanması gerekir. Türkiye’nin tarihî geçmişi, gelişmişliği, Antakya örneğinde olduğu gibi çok kültürlülüğün birlikte sürdürülmesi büyük avantaj. AB yolunda Türkiye’yi destekleyeceğiz.’’

05.11.2008


 

12 Eylül öncesindeki duruma çekmek istiyorlar

IĞDIR Valisi Saffet Karahisarlı, ‘’Birileri bizleri 12 Eylül öncesindeki duruma çekmek istiyor. Buna alet olmayalım’’ dedi.

Karahisarlı, gazetecilerin 1 Kasımda Iğdır’da yapılan ve 11 kişinin gözaltına alındığı yasa dışı gösteri ile ilgili soruları üzerine, birlik ve beraberlik içinde olunması gerektiğini belirtti. Gösteriye katılan çocukların kandırıldığını dile getiren Vali Karahisarlı, ‘’Onlar bizim çocuklarımız. Onlara sahip çıkmalı, okumalarını sağlamalıyız’’ diye konuştu. Türkiye’de birileri tarafından huzursuzluk çıkarılmaya çalışıldığını kaydeden Karahisarlı, şunları söyledi: ‘’Birileri bizleri 12 Eylül öncesindeki duruma çekmek istiyor. Buna alet olmayalım. Bu oyunlara gelmeyelim. O zamanları ben yaşadım. Bir mahalleden öteki mahalleye gidemezdik. Kardeş kardeşe düşmandı. Şimdi aynı oyunlar sergileniyor. Bugün Türkiye’de Türkü, Kürdü, Çerkezi, Lazı ve Azerisi ile herkes kardeştir. Bunu Çanakkale’de gösterdik. Allahımız, kitabımız, dinimiz bir. Neyi paylaşamıyoruz? Allah katında herkes eşittir. Birlik olalım, birliğimizi koruyalım.’’

05.11.2008


 

Sözleşmeli atama rahatsızlığı

Eğİtİm- Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, ‘’sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının eğitimin sorunlarını çözmek bir yana, iş güvencesinden yoksun, düşük ücretlerle çalışma anlamına geldiğini’’ savundu.

Bozgeyik, yaptığı yazılı açıklamada, yarın 13 bin sözleşmeli öğretmen ataması yapılacağını hatırlatarak, sözleşmeli öğretmen istihdamının Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) temel politikası haline getirildiğini iddia etti. Bugün gerçekleştirilecek atamaların 2008-2009 eğitim-öğretim yılının başlamasından sonra yapılmasının sakıncalı olduğunu savunan Bozgeyik, şunları kaydetti: ’’Bakanlık, atamaları daha önce ve yeterli sayıda yapmayarak yaşanan sorunların daha da derinleşmesine izin vermiştir. Yapılacak atamaların ‘sözleşmeli öğretmenlik’ durumunu yaygınlaştırması başlı başına bir sorundur ve eğitimde yaşanan kadro açığının bu şekilde kapatılabilmesi mümkün değildir. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması eğitimin sorunların çözmek bir yana, iş güvencesinden yoksun, düşük ücretlerle çalışma anlamına gelmektedir. Öğretmenlik mesleği düzenlilik ve süreklilik gerektirir. Sözleşmeli öğretmenlerin mevcut çalışma şartları ile öğrencilere faydalı olabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle bütün öğretmenler kadrolu ve iş güvencesine sahip olarak çalıştırılmak zorundadır.’’

13 bin sözleşmeli öğretmen atanacak

M

İLLÎ Eğitim Bakanlığı (MEB) yarın, 13 bin sözleşmeli öğretmen atayacak. Atamalar dolayısıyla bugün saat 10.00’da Başöğretmen Salonu’nda Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in de katılacağı tören düzenlenecek. Törende KPSS10 puan üstünlüğü esasına göre, 52 branşta toplam 13 bin sözleşmeli pozisyona öğretmen görevlendirilecek. Sözleşmeli öğretmenlik için 22-31 Ekim 2008 tarihleri arasında 31 bin 970 adayın başvurduğu öğrenildi. Atama sonuçları, Bakanlığın ‘’http://personel.meb.gov.tr’’ internet adresinden öğrenilebilecek. Atanacak öğretmenler, 14 Kasımdan itibaren görevlendirildikleri il millî eğitim müdürlüklerine, ‘’2008-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu’’nda istenilen belgelerle bizzat başvuracaklar.

05.11.2008


 

Çocukları TV’lerden koruyalım

Ümranİye Belediyesi’nin düzenlediği söyleşiye katılan Prof Dr. Hayrettin Karaman, dinleyicilerin gündelik hayatla ilgili sorularını cevapladı.

Karaman, konuşmasında ailelere çocuklarını zararlı yayınlara karşı korumaları çağrısında bulundu.

Ümraniye Belediyesi, düzenlediği kültür san'at faaliyetleri kapsamında ünlü isimleri Ümraniyelilerle buluşturmaya devam ediyor. Belediyenin her ay sonunda gerçekleştirdiği ‘Ayın Konuğu’ isimli programın Ekim ayı konuğu Prof. Dr. Hayrettin Karaman oldu. Ümraniye Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Prof. Dr. Osman Özsoy’un sunduğu programa Ümraniyeliler yoğun ilgi gösterdi. Dinleyicilerden gelen soruları cevaplayan Karaman, gündelik hayatla ilgili çeşitli konulara dair görüşlerini dile getirdi.

Konuşmasının önemli bir kısmını aile içi ilişkiler ve çocuk eğitimine ayıran Prof. Dr. Hayrettin Karaman, günümüz şartlarında yapılan yayınların aile yapısı ve özellikle çocuk psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler yaptığını söyledi. Anne ve babaların bu konuda hassas davranmaları gerektiğini hatırlatan Karaman, özellikle TV yayınları konusunda aileleri tedbirler almaya çağırdı. Kadın erkek ilişkilerine de değinen Prof. Dr. Hayrettin Karaman, eşlerin birbirleri üzerinde hakları olduğunu belirterek, aile saadeti için karşılıklı olarak bu haklara riayet edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yeni Asya / İstanbul

05.11.2008


 

Yer altı sularına bilgisayarlı takip

Türkİye’de yer altı sularının aşırı kullanımının önlenmesi için çalışma yürüten DSİ, ülke genelindeki yaklaşık 1 milyon kuyuyu, üzerine takacağı cihazla kontrol edecek.

DSİ 4. Bölge Müdür Yardımcısı Mevlüt Pınarkara, yaptığı açıklamada, son yıllarda kuraklık ve küresel ısınmanın etkisiyle yağışların azaldığı Konya Ovası’nda tarımda bilinçsizce aşırı su kullanıldığını söyledi. Bölge Müdürlüğüne bağlı Konya, Niğde, Aksaray ve Karaman’da 27 bini ruhsatlı yaklaşık 100 bin kuyudan su çekildiğini ifade eden Pınarkara, son yıllarda Konya Kapalı Havzası’ndaki yer altı suyunun tehlikeli sınıra kadar gerilediğini vurguladı. Pınarkara, şöyle dedi: “Yer altı suyunun kontrollü kullanılması, için DSİ Genel Müdürlüğü yoğun çalışıyor. Bu çalışma kapsamında kuyuların uzaktan bilgisayarla kontrol edilmesi planlanıyor”

05.11.2008


 

BOTAŞ zammı eğitimi de zora soktu

İstanbul Millî Eğitim Müdürlüğü, okullara doğalgaz borçları ile ilgili bir yazı göndererek faturaların okul-aile birliklerince ödenmesini istedi.

Okullar tepkili. İstanbul Millî Eğitim Müdürlüğü, ilköğretim okullarına doğalgaz borçları ile ilgili bir yazı göndererek faturaların okul-aile birliklerince ödenmesini istedi. Talebe okullardan tepki geldi. Memurlar.biz’in haberine göre 27/10/2008 tarihinde ilköğretim okullarına bir yazı gönderen Ata Özer, ödeneklerin yetersiz olduğunu belirterek doğalgaz faturalarının okul-aile birliklerince ödenmesini istedi. Ödenekleri İl Özel İdaresi tarafından karşılanan İlköğretim okullarının yakacak faturalarının ödenmeyerek okul-aile birliklerine bırakılması okul idarelerinin tepkilerine sebep oldu.

05.11.2008


 

Kızılırmak’ta kuşlara halka takılıyor

Türkİye’nİn önemli sulak alanlarından, ‘’kuş cenneti’’ olarak bilinen Kızılırmak Deltası’nda sürdürülen kuş halkalama programında, bugüne kadar 123 türden 49 bin 850 kuşa halka takıldığı bildirildi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ornitolojik Araştırmalar Merkezi görevlisi Kiraz Erciyas, yaptığı açıklamada, ‘’Ulusal Kuş Halkalama Programı’’ kapsamında deltadaki 14. dönem sonbahar çalışmalarının tamamlandığını söyledi. Erciyas, 15 Ağustosta başlayan çalışmaların Kasım ayı itibariyle tamamlandığını belirterek, şu bilgileri verdi: ‘’Ulusal Kuş Halkalama Programı kapsamında sürdürülen çalışmayla deltada görülen göçmen kuşların hareketlerinin ve göç yollarının belirlemeye çalışıyoruz. Bu yılki sonbahar dönemi çalışmalarına 15 Ağustosta başladık. Kasım ayı başında da sona erdi. Dönem çalışmalarında 72 türden 5 bin 413 kuşu halkaladık. Ayrıca yürüttüğümüz çalışmayla deltanın kuş envanterini de hazırladık.’’

05.11.2008


 

Bebekler uykuda bilgi depoluyor

ÇOCUK HASTALIKLARI UZMANI DR. ZAFER ÇAPAR, UYKUNUN VÜCUDU VE AKLI RAHATLATIP DİNLENDİRDİĞİNİ BELİRTEREK, İYİ BİR UYKU, BEBEĞİN FİZİKİ GELİŞİMİNE OLDUĞU KADAR ZEKÂ GELİŞİMİNE DE BÜYÜK KATKI SAĞLIYOR" DEDİ.

Uzmanlar, iyi bir uykunun bebeğin fiziksel gelişimi kadar zekâ gelişimi için de önemli olduğunu belirterek, “Bebeğiniz uykuda; uyanıkken gördüğü, duyduğu, yaptığı ve hissettiği her şeyi bilgi sistemine depoluyor” dedi. Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Zafer Çapar, uykunun yetişkinlerde olduğu gibi bebeklerde de vücudu ve aklı rahatlatıp dinlendirdiğini belirterek, “Uykudayken bebeklerin büyüme hormonu düzeyi artıyor. Uyku esnasında, protein sentezinin hızlandığı ve sinir sisteminde yeni yolların oluştuğu ispatlanmıştır. Dolayısıyla bebeklere “Uyusun da büyüsün” demek oldukça doğrudur. İyi bir uyku, bebeğin fiziksel gelişimine olduğu kadar zekâ gelişimine de büyük katkı sağlıyor” dedi. Uzmanlar, bebeklerin zihinlerinin uyurken de sürekli çalıştığını kaydederek, “Uyurken de bebeklerin öğrenme süreçleri devam etmektedir. Bebeğin beyni, onun uyanıkken gördüğü, duyduğu, yaptığı ve hissettiği her şeyi bilgi sistemine depolar. Uyku süresi ve kalitesi işte bu depolama aşamasında önem kazanır. İyi uyumuş ve dinlenmiş bir bebek, uyku öncesi depoladığı bilgileri hafızasına düzenli bir şekilde kaydetmiş olarak güne daha zinde başlar. Böylece gün boyu yeni şeyler öğrenmeye daha istekli olur. İşte bu nedenle bebeklerin kesintisiz ve iyi uyumalarını sağlamak çok önemlidir” diye konuştu.

05.11.2008


 

TÜRKİYE ŞİŞMANLIYOR

GÜNGÖREN Belediyesi’nin ücretsiz olarak gerçekleştirdiği sağlık taraması da ülkenin giderek şişman bir toplum haline dönüştüğünü ortaya koydu.

Uzmanlar şeker, tansiyon ve daha birçok hastalığa dâvetiye çıkartan obezitenin bu derece artmasından endişe ederken, vatandaşlar da aşırı kilolarından şikâyet ediyor. Güngören Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, TÜBİTAK, Türk Nefroloji Derneği, Akdeniz ve Marmara Üniversitesi ile işbirliği yaparak ilçe halkına yönelik ücretsiz sağlık taraması gerçekleştirdi. Uzman bir ekip tarafından, belediye başkanlık binasındaki sağlık odasında yapılan incelemeler, Türkiye’nin ‘genişlediğini’ bir kez daha gözler önüne serdi. Kalp ve böbrek taraması, idrar ve kan tahlili, tansiyon ve EKG filmlerinin çekildiği taramalara vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Bir hafta süren programda, 300’ün üzerinde Güngörenlinin tahlil ve incelemeleri yapılarak, sonuçlar Marmara Üniversitesi’ne gönderildi. Hastalar tahlil ve testler göz önüne alınarak muayene edilecek ve ilk teşhis konacak.

Güngören Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Dr. Mehmet Gülşen, obezite olgusuna şu cümlelerle dikkat çekti: “Gözlemlediğimiz kadarıyla bütün Türkiye’nin olduğu gibi Güngören’in de genel sağlık sorunu, birçok hastalığa dâvetiye çıkaran şişmanlıktan kaynaklanıyor. İleri yaşlarda aşırı kilodan sıkıntı yaşanmaması için vatandaşlarımızı şimdiden obeziteye karşı uyarıyoruz.”

05.11.2008


 

Dünyada her yıl 421 bin kişiyi yılan sokuyor

SRİ LANKA'DAKİ bir üniversite, dünyada her yıl 421 bin kişiyi yılan soktuğunu, bunlardan en az 20 bininin öldüğünü bildirdi.

Amerikan, ‘Public Library of Science Medicine’ dergisinde yayınlanan makalede, en çok yılan sokması vak'asına Güney ve Güneydoğu Asya ile Sahraaltı Afrika’da rastlandığı kaydedildi. Kelaniya Üniversitesi’nden araştırmacılar, sonuca ulaşmak için konuyla ilgili 68 ülkeyi içeren 3 bin 256 makaleyi taradı. Sonuçlara göre en çok yılan sokması Hindistan’da yaşanıyor. Bu ülkeyi Sri Lanka, Vietnam, Brezilya, Meksika ve Nepal takip ediyor. Üniversite yetkilisi Janaka de Silva, kayıtların iyi tutulmaması yüzünden yıllık 1 milyon 841 bin kişiyi yılan sokabileceğini ve en az 94 bin kişinin ölebileceğini aktarıyor. Janaka de Silva, çoğu ülkelerde yılan sokan kişilerin hastaneye gitmektense geleneksel tedavi yöntemlerini tercih ettiğini söyledi.

Hong Kong

05.11.2008


 

Kadınların ellerinde daha çok bakteri var

AMERİKALI bilim adamları, kadınların ellerinde erkeklerinkinden daha çok bakteri türü yaşadığını ortaya çıkardı. ABD’deki Colorado Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, ellerde sanıldığından daha fazla türde bakteri bulunduğunu da tesbit etti.

Araştırma sonucuna göre bir elde ortalama 150 farklı bakteri yaşıyor. ‘Proceedings of the National Academy of Sciences’ adlı bilimsel internet sitesinde dün yayınlanan yazıda, “Belirlediğimiz bakteri türü sayısı bizi çok şaşırttı. Kadınların ellerinde çok daha fazla çeşit olduğunu da anladık’’ denildi. Kadınların ellerindeki bakteri türünün daha fazla olmasının sebebini bilemediklerini bildiren araştırmacılar, farklılığın erkeklerin derisinin daha ‘asitik’ olmasından ve bunun bazı bakteri türlerini öldürüyor olabileceğinden kaynaklanabileceğini kaydettiler. Ayrıca kadınların, suyla yıkanması mümkün olmayan deri altlarında yaşayan bakteri sayısı, erkeklere göre daha az. Araştırmada 51 üniversite öğrencisinden 102 örnek alan bilim adamları toplam 4 bin 742 çeşit bakteri buldu. Sadece 5 bakteri bütün ellerde bulunuyor.

05.11.2008


 

En yaşlı insan Lübnanlı

LÜBNAN'IN güneyinde yer alan Şaiytiyye Köyünde yaşayan ve resmî belgelere göre 1877 yılında doğan 131 yaşındaki Hamiyde Müsülmani’nin dünyanın en yaşlı insanı olabileceği düşünülüyor.

Yaşına rağmen hafızası yerinde olan ve hayata olan ilgisi devam eden Müsülmani, eskiden hayatını nasıl sağladığını anlatarak, “İnek sağardık, zeytin toplardık. Zeytin, incir ve pekmez yerdik. Zeytin bizim için geçim kaynağıydı. Halen de öyle” diye konuştu. Lübnan’da çocukları ve torunlarıyla birlikte yaşayan, 100 torunu olan Müsülmani, kucağına aldığı torunlarına eski halk şiirlerinden parçalar okuyor. Köy Muhtarı Hüseyin Arafat Müsülmani ise Hamiyde Müsülmani’nin 131 yaşında olduğunu ve belgelerinin hatasız olduğunu doğruladı. Dünyanın en yaşlı insanı ünvanına halen 1893 doğumlu Amerikalı Edna Parker sahipken, Şubat 2008’de 120 yaşında olduğu belirlenen Filistinli Meryem Amaş’ın daha yaşlı olduğu keşfedilmiş, ancak iddialar doğrulanmamıştı.

05.11.2008


 

ODTÜ, toprağa karışıp yok olabilen plastik geliştirdi

ODTÜ’LÜ araştırmacılar, pamuk sapı, mısır koçanı ve ayçiçeği sapı gibi değersiz tarımsal biyo-atıklardan doğada kendiliğinden yok olabilen hatta yenebilen plastikler geliştirdi. Yeni ürünün petrol kökenli, yüzlerce yıl bozulmadan doğada kalabilen plastiklerin oluşturduğu çöpleri önemli ölçüde azaltması bekleniyor. Yeni nesil plastiklerin, ambalaj teknolojisinde yeni bir dönem açması hedefleniyor.

05.11.2008


 

Uzaydaki en büyük çöp dünyaya düştü

ULUSLARARASI Uzay İstasyonu’nun zehirli amonyak taşıyan rezervuar tankı Early Ammonia Servicer yeryüzüne düştü.

23 Temmuz 2007’de işlevini tamamladıktan sonra Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan sökülerek uzaya bırakılan, şimdiye kadar uzaya bırakılmış en büyük çöp olma özelliğine sahip zehirli amonyak tankı EAS (Early Ammonia Servicer) Dünya’ya döndü. NASA, astronot Clayton Anderson’ın geçen yıl uluslar arası uzay istasyonunda uzay yürüyüşü sırasında boşluğa attığı ömrünü tamamlamış soğutucu tank zararsız bir şekilde Güney Pasifik sularına düştüğünü duyurdu. Tankın yeryüzüne düşeceğinin belli olmasının ardından uzmanlar insanların dikkatli olması gerektiğini açıklamıştı. Avustralya ile Yeni Zelanda arasında bir yere düşen tank atmosfere girdiğinde 650 kilogramlık ağırlıktaydı.

05.11.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün haberler

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır