01 Ekim 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Aile

Var ile yok arasında olmak

Hep şikâyet ederiz “Çocuklarımız varın kıymetini bilmiyor, yoktan da anlamıyor” diye… Ama bunu onlara nasıl anlatacağımızı, nasıl öğreteceğimizi de bilemeyiz.

Ya çok kısıtlarız, birden kocaman yasaklar koyarız ya da biz görmedik, onlar rahat etsin düşüncesiyle bütün kapıları açarız. Her istediğini yaparak, her istediğini alarak onları mutlu etmeye çalışırız. Oysaki insanın özgürlük kadar, sınırlara da ihtiyacı vardır. Sağlıklı sınırlar insana güven verir. Bildiği yerlerde geziyormuş hissini verir. -Var kadar, güzel söylenmiş bir yok- da oldukça öğreticidir. En büyük Terbiye Edicinin bizi büyütürken kullandığı metodun muhtevasında da bu vardır. Verdiklerini şefkatli bir şekilde ödünç alarak, sahip olduklarımızın ne kadar değerli olduğunu anlatır. Bunu yaparken de tehdit etmeden, yüzümüze vurmadan, sadece O'nunla kendi aramızdaki bir sırmış gibi yapar. Öğretirken bile o kadar ince ve şefkatlidir ki…

Bizde anne baba olarak çocuklarımızı yetiştirirken O’nun metodunu kullanmalıyız. Her istediğini hemen almanın ona faydadan daha çok zarar vereceğinin farkına varmalıyız. İstediğini almamayı bir ceza gibi göstermeden, arzularını, isteklerini erteleyebilme yetisini öğrenmesinde ona rehberlik etmeliyiz. “İstediğin şeyi almak için biraz para biriktirmemiz lâzım, ya da en güzelini bulmak için biraz araştırıyorum, bunun için biraz zamana ihtiyacım var” diyebiliriz. Tehditkâr olmayan açıklamalar çocuklara güven verir. Yaşına uygun bir bekleme süresi, verilenin güzelliğini de arttırır. Annesinin babasının onun için en uygun zamanda en güzelini alacakları güvenini yaşatır. Bu da ebeveyn ve çocuk arasındaki, bir şeyler aldırarak sevilip sevilmediğini test etme davranışını ortadan kaldırır.

Biz yetişkinlerin Rabbiyle ilişkisinde de bu gerçeklik yatar. O’nun bizim için yazdığı kadere hüsnüzanda bulunmak hayatımızı kolaylaştırır. İstediklerimiz konusunda bekletiyorsa eğer, mutlaka hazırladığı sürprizlere kalbimizi, aklımızı hazırlıyordur diye düşünebilmek hayatımızdaki korkulardan bizi azat eder. Kesin vereceğine inanarak istediğimizde, hediyeleri ile birlikte gönderir. Çocuklarımıza varın kıymetini öğretebilmek için asıl Terbiye Edicinin yöntemlerini kullanabiliriz. Bu da bizi, sürekli deneme yanılma yaparak doğruyu bulma zorluğundan kurtarır.

Ramazan aylarını fırsat bilerek, çocuklarımıza var ve yok arasında mutlu olmayı öğretebiliriz. Annesi babasını oruçlu oldukları halde, yani bir şey yiyip içmedikleri halde sinirli değil, mutlu gören bir çocuk, sadece varken değil yokken de mutlu olunabileceğini fark eder. İhtiyaçlarımız için biraz beklediğimizde verilenlerin ne kadar kıymetli olduğunu, ne kadar lezzetli olduğunu görür.

Çocuklar sözle, nasihat ile değil, bizzat bizi gözlemleyerek öğrenirler. İşte bu yüzdendir ki, sürekli şikâyet eden, sızlanan anne babalar olmaktan vazgeçmeliyiz. Onlar bizi, inandığı için yaşamaktan lezzet alan, hayatı kolaylaştıran ve olumlu bakan insanlar olarak görürlerse, işte o zaman görevimizi gerçekten yapmış oluruz.

BANU YAŞAR / Psikolog&Psikoterapist

yasarbanu@yahoo.com

01.10.2009


Sabah kahvaltısı yapmayan çocuk, kendini derse veremiyor

Uzmanlar, ders dinlemede motivasyonun sağlanması için anne ve babaların çocuklarını sabah kahvaltı yaptırmadan okula göndermemeleri konusunda uyardı.

Sempati Psikolojik Danışmanlık ve Hipnoterapi Merkezi psikoloğu Dr. Ramazan Özarslan, sabah kahvaltısı yapmadan okula giden öğrencilerin ders dinlemede dikkatlerini zor topladığını ifade etti. Anne ve babaların çocukları okula göndermeden önce okula motive olmada kahvaltıyı birlikte yapması gerektiğini belirten Ramazan Özarslan, ailece yapılan kahvaltının çocuğun güne enerjik ve zinde başlamasını sağlayacağını söyledi.

Sabah kahvaltı yapmadan okula giden bir öğrencinin derste öğretmenini en fazla 10 dakika dinleyebileceğine dikkat çeken Özarslan, öğrencinin dersi derste öğrenmesinin yolunun sabahleyin iyi bir kahvaltı yapmasından geçtiğini kaydetti. Özarslan, “Bir öğrenci sabah kahvaltısını yaparak okula giderse, gün boyu zinde kalmayı başarır. Çocuğun zihninin açık ve zinde olması mükellef bir sabah kahvaltısı yapmasına bağlıdır. Anne ve babalar çocuklarını kesinlikle kahvaltı yaptırmadan okula göndermesin. Bazı aileler, uyku sersemi çocuklarının eline para tutuşturup kantinden bir şeyler atıştırırsın diyerek okula gönderiyor. Bu kesinlikle yanlış bir davranış. Bu davranış çocuğu derslere ve okula karşı soğutur. Ailecek yapılan mutlu bir kahvaltıda çocuğun üzerindeki okula gitme stresi kendiliğinden ortadan kalkar. Çocuk güne mutlu başladığı için derse kendisini vermesi kolay olur. Aperatif bir şeyler atıştırma çocuğunun midesini de motivasyonunu da bozar.” diye konuştu.

KAHVALTISIZ ASLA GİTMEZ!

Avrupa ülkelerinde ailelerin çocuklarıyla birlikte kahvaltı yaptırmadan kesinlikle okula göndermediğini belirten Alman pedagog Petra Ottmann, çocuğa kahvaltıyı da anne ve babanın yataklarından erken kalkarak müşterek hazırladığını söyledi. Çocukların güne zinde başlaması ve okulda ders dinlemeye hazır olmaları için ailelerin kahvaltıda süt, yumurta, reçel, bal, portakal, elma ve nar suyunu mutlaka sofrada hazır bulunduğunu belirten Petra Ottmann, kahvaltısını düzgün yapan bir çocuğun mutluluk hormonlarının gün boyu aktif çalışacağını ifade etti. Ottmann, “Çocuk okula gitmeden önce ailecek kahvaltı yaparsa, anne ve babasından güne başlamada pozitif enerji alır. Anne ve babalar sabahleyin uykularından fedakârlıkta bulunarak çocuklarıyla birlikte kahvaltı yapmayı ihmal etmesin. İhmal ederse çocuklarına karşı kötülük yapmış olurlar. Avrupa ülkelerinde hayat gün ışığıyla başladığı için aileler çocuklarıyla birlikte kahvaltıda sıkıntı çekmiyor. Almanya’da sorumluluk sahibi her anne ve baba çocuğunu kahvaltı yaptırmadan okula göndermez.” diye konuştu. Manavgat Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Emin Canan, çocuklarda küçük yaşta dengesiz beslenmenin obezite olmasını teşvik ettiğini ifade etti. Çocukların beden, ruh ve okula motive olmasında sabah kahvaltısının öneminin çok önemli olduğunu belirten Emin Canan, halen Anadolu’da çoğu köylerde güne tarhana çorbası içerek başlama geleneğinin devam ettiğini söyledi. Ailecek kahvaltı yapmanın çocukta güçlü olma ve kendisinin önemli olduğu hissini doğuracağını dile getiren Canan, bununda çocuğun derste başarılı olmasında pozitif etki yapacağını kaydetti.

01.10.2009


Dünyada, her 100 çocuktan 6’sının besin alerjisi var

Dünyada her 100 çocuktan altısının besin alerjisi olduğu bildirildi.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Solunum ve Alerji Bilim Dalından Prof. Dr. Esen Demir, besin alerjisi konusunda açıklamalarda bulundu. Dünyada çocukluk yaş grubunda besin alerjisi görülme sıklığının yüzde 6 olduğunu vurgulayan Demir, beş yaş altındaki çocuklarda en sık süt ve yumurtaya karşı reaksiyon görüldüğünü söyledi.

Çocuklarda görülen alerji türleri içinde öldürücü alerjik reaksiyona en sık yol açan besin alerjisinin, hiçbir genetik yatkınlığı olmayanlarda da görülebildiğini, ancak genetik yatkınlıklarda daha sık görüldüğünü anlatan Demir, ‘’Annede alerjik astım varsa, bebeğine ilk 6 ay hiç ek gıda vermeden sadece anne sütüyle beslemesini öneriyoruz. Bebeğe ilk altı ayda sadece anne sütünün verilmesi, alerjik reaksiyon ile daha geç karşılaşmayı sağlıyor’’ dedi. Bebeklikte ek gıdaya geçme sürecinde çocuğun herhangi bir ek gıdaya duyarlı olup olmadığını anlamak için yeni gıdaların tek tek eklenmesini ve her yeni gıdaya tercihen birer hafta arayla başlanmasını öneren Esen Demir, şöyle konuştu:

‘’Bir ek gıdaya başlandıktan bir hafta sonra çocukta kaşıntı, döküntü, yüzde pullanmalar, hırıltılı solunum, ishal, inatçı öksürük, besin almayı reddetme ve kusma gibi bulguların besin alerjisiyle ilişkili olabilmesi olasılığına karşı doktora başvurmak gerekir. Çocuğun herhangi bir ek gıdaya duyarlı olup olmadığını anlamak için yeni gıdalar tek tek eklenmelidir. Çocuğa ilk kez verilecek gıda da çok az miktarda yedirilip, miktarı giderek arttırılmalıdır.’’

01.10.2009


KEÇİ SÜTÜ ÇÖZÜM DEĞİL

İnek sütüne alerjisi olan çocukların ailelerinin keçi sütüne yönlendirildiği bilgisini son günlerde sıklıkla duyduklarını kaydeden Prof. Dr. Esen Demir, inek sütüne alerjisi olanların yüzde 80’inin keçi sütüne de alerjisi olduğunu, koyun sütüne reaksiyon verenlerin de görüldüğünü bildirdi.

Süte alerjisi olan çocuğa, sadece süt değil, içinde süt, peynir, yoğurt olan gıdaların verilmesinin de doğru olmadığını belirten Demir, bu çocuklara, reçete ile satılan özel imal edilmiş süt verilmesi, yedirilecek muhallebi ve yoğurdun da o sütle yapılması gerektiğini kaydetti. Süt ve yumurta ile bunları içeren gıdaların diyetten kaldırılmasıyla çocuğun gelişme geriliği gösterebileceğini hatırlatan Demir, yumurtanın yerine ete yönelinmesini, ayrıca kalsiyum takviyesinin de uygun olabileceğini söyledi. Demir, çocuklarında besin alerjisi olan ebeveynlerin marketten aldıkları etiketlenmiş ürünlerin üzerinde yazan maddeleri çok iyi bilmesi gerektiğini vurguladı.

01.10.2009


İLGİNÇ BİLMECELER

*Sarı mendil mavi denize düşerse ne olur?

Islanır

En hızlı sayı hangisidir ?

On. Çünkü onun arabası var

Sineğin içinden ne çıkar?

İnek

Bir elmayı yerken kurt bulmaktan daha kötü olan nedir?

Yarım kurt bulmak

Çalmak fiilinin gelecek zamanı nedir?

Hapse girmek

01.10.2009


FIKRALAR

Sınav

4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin patladığını söylerler. Hoca önce inanmaz, ama öğrencilerinin yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler. Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini boş bir salonun ayrı ayrı köşelerine oturtur.

Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes sınavı geçebilir. Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10’ar puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır. Bunları kolayca çözerler. Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: “Hangi lastik patladı?”

01.10.2009


TEKERLEMELER

-Şu duvarı badanalamalı mı badanalamamalı mı?

-Şu köşe yaz köşesi şu köşe kış köşesi ortada su şişesi.

-Şu yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak sarımsaklamasak da mı saklasak.

-Tomarzalı topal Şaban yapar çatar satar saban.

-Üç tunç tas has hoş hoşaf.

01.10.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.