03 Şubat 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Görüş

İş sağlığı, iş güvencesi

Bundan böyle her hafta iş sağlığı ve güvenliği (kısaca ISG) konusunda okuyucularımıza özellikle çalışanlara ve işverenlere faydalı olabilecek bilgilerin, o hafta olan iş kazalarının yorumları v.s konuların inceleneceği, İş Kanunu, İSG tüzüğü ve İSG yönetmeliklerini ve bunlardaki değişikliklerin inceleneceği bir köşe hazırlamaya çalıcağız. Okuyucularımızdan da katkıda bulunmak isteyenlere açık olacağız. Faydalı olması ümidiyle Bismillah ile başlıyoruz.

Her gün iş yerlerinde üretimler yapılırken iş kazaları da olmakta, insanlar ölmekte veya sakat kalmaktalar. Uluslar arası Çalışma Örgütü'nün (ILO)’ araştırmasına göre her yıl 270 milyon işçi iş kazalarında yaralanmakta ve160 milyon kişi de meslek hastalığına yakalanmakta. Yine her gün iş kazaları sonucu 5 bin kişi ölmektedir. Dünyada bu rakamlar konuşulurken maalesef ülkemizde güvenilir bir kayıt tutulmadığı için SSK tarafından verilen rakamlarla yetiniliyor. SSK verilerine göre, Türkiye’de her yıl yaklaşık 80 bin iş kazası olmakta ve her yıl ~1500 çalışan öl- mektedir. Rakamın diğer ülkelere göre daha az olması bizim iş sağlığı ve iş güvenliği konularında diğer ülkelerden daha çok önlem aldığımızı göstermiyor; bu, ülkemizde bu konuda tutulan kayıtların yetersizliğindendir.

İş sağlığı ve güvenliği

İş sağlığı ve güvenliği (kısaca ISG) denilince gerçekte bir bütün olmakla birlikte, uygulamada iki ayrı grupta ele alınmaktadır.

İş sağlığı

İş sağlığı; baz uzmanlardan tarafından işçi sağlığından ayrı, üretimi ve iş yerini de içine alan bir kavram gibi düşünülmekte ve itiraz edilmektedir.

“İş sağlığı ve güvenliği mi? O da ne?” adlı iş güvenliği ve sağlığı kitabının yazarı iş yeri hekimi Dr. Mahmut Yaman, bu konuda kitabında şu görüşlere yer veriyor. “İş sağlığı ve işçi sağlığı kavramları arasındaki fark bana göre yalnızca yazım farkından ibarettir. İş yerinde sağlıklı bir çalışma ortamı yoksa işçilerin sağlığından söz edilebilir mi?”

“İş sağlığı; bütün mesleklerde, çalışanların sağlıklarını, sosyal, ruhsal ve bedensel olarak en üst düzeyde sürdürmek, çalışma koşullarını ve üretim araçlarını; sağlığa uygun hale getirmek, çalışanları zararlı etkilerden koruyarak işin ve çalışanın birbirine uyumunu sağlamak üzere kurulmuş bir tıp dalıdır.”

Tanımdan da anlaşılacağı üzere Dr. Mahmut Yaman, işçinin ve iş yerinin sağlığını bir bütün olarak ele alıyor. Bu tanımla işi sosyal boyutu, bedensel ve ruhsal boyutu ile ele alarak, iş ve üretim araçlarıyla işçi arasındaki uyumu(ergonomi) göz önünde tutuyor.

İş güvenliği; iş yerinde, işin yapılması ile ilgili oluşabilecek tehlikelerden, insan sağlığına zarar verebilecek şartlardan korunmak ve daha iyi bir iş ortamı sağlamak için yapılan çalışmalardır diye tanımlanabilir.

Bir işin yapılması sırasında bilinen veya bilinmeyen, öngörülen veya görülemeyen tehlikeler ve riskler söz konusudur. Bu tehlike ve riskler hem çalışanı, hem üretimi ve üretim araçlarını hem de çevreyi tehdit eder. Bir kere ortaya çıktığında belki de dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. Ne yazık ki bazılarınca iş güvenliğine hâlâ bir bilim dalı olarak bakılmamaktadır.

İş sağlığı ve güvenliğinin 3 temel ilkesi vardır. İlkelerden birisi olmazsa iş sağlığı ve güvenliği de olmaz. Bunlar: planlama, süreklilik ve metot.

Planlama: İş sağlığı bir plan ve program dâhilinde yürütülür. İşin neresinden başlanacağı, hangi donanımın ve bilginin kullanılacağı önceden planlanmalıdır.

Süreklilik: Yapılan bütün çalışmalar sürekli olarak güncellenmeli ve kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir.

Metot: Bütün çalışmalar teknik ve bilimsel metodlarla yapılmalıdır.

İş sağlığı ve güvenliği çok yönlü çalışmayı gerektirir ve mühendislik, tıp, ekonomi, hukuk, sosyoloji, psikoloji ve ergonomi gibi birçok bilim dalından yararlanır. Üretim araçlarının tasarlanması aşamasından başlayıp, hammaddelerin üretim ve satış aşamasına kadar geçen süreçte mühendislik bilimlerinin bütün dalları iş sağlığı ve güvenliği içinde yer alır.

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak ülkemizdeki kanunlar; T.C. Anayasası, 4857 sayılı İş Kanunu, 506 sayılı SSK Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Borçlar Kanunu, Umumi Hıfzısıhha Kanunu, Çevre Mevzuatı, Sendikalar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu çalışma hayatındaki kuralları ortaya koyarak düzeni sağlamaktadır.

Anayasamızda çalışma hayatının kuralları koyulmuş, sınırları açıkça belirtilmiştir. Çalışma hayatı açısından devletin görevleri: Çalışma hakkını korumak, çalışma özgürlüğünü sağlamak, sözleşme özgürlüğünü sağlamak, çalışanın hakkını korumak, zorla çalıştırılmayı engellemek, angaryayı önlemek, işsizliği önlemek, çalışma barışını sağlamak, özel teşebbüslere güvence sağlamak olarak ifade edilmiştir.

M. FAHRİ UTKAN - mfutkan@yahoo.com

03.02.2010


Yılların getirdiği düşünce denizi

Teslim olmak, gönülden bağlanmak ve fani olmak olarak öğrendiğim ve hayata başka bir bağla bağlandığım cemaatimden, ikinci ailemden bahsediyorum. Evet, benim için, bakılan her şeyde Hâlık’ı görmek o zaman başladı ve devam edegeldi. Etrafımda yaşananlar, yapılan hizmetler insanı biraz daha şevke getiren şeylerdi. Gördükçe bunları kıpır kıpır oluyor içim ve yerimde duramaz hâle geliyordum. Adeta panikatak hali yaşıyordum.

Sonrasında her gün bir mahalde derse gidiyor; deryalara, Nur denizlerine dalıyorduk. Ona teslim oldukça inkişaf eden hakikatler yeni yeni ufuklar açıyordu bizde. Her geçen gün biraz daha hizmet içine giriyor, daha fazla neler yapabilir, kendimizi nasıl daha iyi yetiştirebiliriz diye yöntemler arıyorduk. Hafta içi mahal dersleri, hafta sonu öğrenci dersleri ve umumî dersimiz de ayrı birer enerji veriyordu bize. O kadar bağlanmıştık ki hizmetimize, bir gün öğrencilik bitecek, dolayısıyla dershane hayatı da bitecek endişesi almıştı bizi. Hizmet bitmez, fakat bizi tedirgin eden bir anda içtimâî hayatın içine girmek ve şartlarına uyum sağlayabilmekti. Günahların birbirini kovaladığı, geçim sıkıntısı için helâl-haram demeyen insanlar ve en önemlisi ibadeti, kulluk borcumuzu ikinci plana iten bir içtimâî hayattan söz ediyorum. Adeta Üstad Hazretleri’nin “Karşımda müthiş bir yangın var….” diye başlayan, Kur’ân’dan lemeân eden vecizesini yaşatıyordu tekrar tekrar. Bu meyanda Peygamber Efendimizin (asm) “Ahirzamanda imanı muhafaza etmek kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak” hadis-i şerifini hatırlatıyordu. Ama Nurlardan aldığımız tahkikî iman dersleri bize, inançlarımızı yaşama noktasında, zorlukları kolaylıklara tebdil ettiriyordu Elhamdülillah.

Aradan geçen yıllar bana şu hakikati bir daha hatırlattı; zaman ve mekân, bir de şahıslardan ziyade düşünce merkezimizde Risâle-i Nurlar olduktan sonra hizmette sınır yoktur. İşte o zaman Aziz Üstadın dediği gibi herkes, kendi evini bir Nur dershanesi yapabilir. Yoksa şahıslarla uğraşanlar, nefsinin kontrolündedir onun kölesi olmuştur hafazanallah.

Bizler bunu okumadık ne Zübeyir Ağabeyin hayatından, ne de Nurlara hadim olan merhum ağabeylerimizin hayatlarından. Unutmayalım ki Allah rızası için çalışan ve bu gaye uğruna dünyasını ve ahiretini feda eden bir Üstadın talebeleriyiz. O bizim imanımızın kurtulması durumunda Cehennemin alevleri arasında yanmaya razı olan bir Üstaddır. Ona lâyık olmaya, Nurlara hizmet etmeye ve imanımızı kurtarmaya başkalarının da imanlarını kurtarmaya çalışmak bize birer vazifedir, mesuliyettir, borçtur.

Rabbim bizleri Kur’ân hizmetinde daim eylesin; Üstadımıza lâyık talebe, Peygamberimize (asm) lâyık ümmet ve Kendisine lâyık kul eylesin! (Âmin)

Bir intisaptır benim dâvâm

Manevî hastalıklarıma şifam

Kim ne derse desin

Etmeliyiz hizmetimize devam

Boşa çekilmedi bunca çile

Yaptıkları her işte vardı bir hile

Ruhun şâd olsun Üstadım

Bağlıyız biz dâvâmıza bütün kalbimizle

Sürgün ve cefalar yıldırmadı seni

Çürütemez zehirli oklar iman kalesi o bedeni

Senin gözün arkada kalmasın Aziz Üstad

Hamzalar, Saidler….. takip ediyor izini.

Nurlar oldu rehberimiz hem dersimiz

Küçük şeylerde boğulmak istemeyiz

Fikrimiz bir zikrimiz bir…. Bir bir bir

Yek vücut olduk bu davada hepimiz

Dâvâmız büyük, muzır manileri var

Mekânlar ayrı olsa da fikirde birliğimiz var

Siperimiz sünnet; kalemiz Kur’ân

Rehber olarak Üstadımız var

Ümitsizlik bize yakışmaz

Dâvâya sarılan tereddütte kalmaz

Hayatımız devam ettiği sürece

İnanın bu beden hizmetsiz olmaz

RESUL ORUÇ

03.02.2010

 
Sayfa Başı  Geri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim oktay usta yemek tarifleri Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl