28 Nisan 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Aile-Sağlık

Diziler toplumu sarsıyor

YILDIZ Teknik Üniversitesi (YTÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Süleyman Doğan, bazı televizyon dizileriyle toplumun kültürel değerlerinin bozulmaya çalışıldığını öne sürdü.

Yrd. Doç. Dr. Doğan, yaptığı açıklamada, toplumun en önemli ortak temel değerinin kültürel değerler olduğunu söyledi.

Kültürel değerlerin korunmasının son derece önemli olduğunu ifade eden Doğan, şöyle konuştu: "Kültürel değerlerimizi korumak için son derece dikkatli olmak durumundayız. Televizyonlarda yayınlanan bazı diziler, çarpık ilişkiler, kötü örnek ve modeller, ahlâk dışı gayrimeşrû yaşantılar, gelenek ve kültürümüze aykırı davranışlarla toplumun dengesini bozmaktadır. Bir dizide, bir eserde, bir yapıtta olması gereken en önemli şeyler olan san'at, felsefe ve estetik bugün adı geçen dizilerde yoktur. Yapılan dizilerde toplumun kültürel dinamiklerine dinamit konulduğu gibi geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız yanlış yönlendirilmekte, düne kadar kutsal gördüğümüz değerler ayaklar altına alınmaktadır.’’ Bazı televizyon dizilerinde ahlâkî değerlerin hiçe sayıldığını vurgulayan Doğan, ‘’Yeğen yengesine, komşu adam komşusuna, evli kadın bir başka erkeğe özendirilmekte, ar, ahlâk ve namus gibi kutsal mefhumlarımızla adeta alay edilmektedir. Böyle giderse hem kültürümüz hem ahlâkımız ve bizi biz yapan değerlerimiz bir bir elimizden çıkacak, özellikle gençler boşluğa itilecektir. Bu durum toplumsal barışı ve dokuyu zedeleyecektir. Sosyal dengeyi koruyup kollayan devlet bunu yasalarla engellemelidir. Gençlere kötü örnek olan dizilere kıstas ve standart getirilmelidir’’ dedi.

“MEDYA GÜZELE VE İYİYE YÖNLENDİRMELİ’’

MedyanIn toplumun güzele ve iyiye yönlendirilmesinde özen göstermesi gerektiğini söyleyen Doğan, şunları kaydetti: ‘’Bugün medya ve televizyon kuruluşları nesillerin doğru ve düzgün eğitilmesi ve muhafazası için azamî gayret göstermek zorundadır. Kamu hizmeti yapan kuruluşların kamunun zararına değil yararına iş yapma zorunluluğu vardır. Televizyon dizilerinde her türlü çarpıklık vardır. Bu çarpıklıkların önüne geçemezsek geleceğimizden emin olamayız. Çünkü çocuk bugün taklit eder yarın tatbik eder. Yani çocuk gördüğünü yapar. Bu diziler ve medyanın yanlış yönlendirmesiyle Türklerin kültürel kodlarıyla oynanmakta, adeta genlerimiz değiştirilmeye çalışılmaktadır. En önemli kurumumuz olan aile

Çocuk yayınları çocuklara göre olmalı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi Hülya Alp, bilgi ve iletişim çağında çocukların ciddî bir kuşatma altında olduğunu belirterek, ‘’Çocuk yayınları, çocukların ve gençlerin gelişimsel seviyelerine uygun, onları istismar etmeyen, potansiyellerini geliştirici şekilde hazırlanmalıdır’’ dedi. Hacettepe üniversitesi Halk Sağlığı Bölümünde, ‘’Medya ve Çocuk’’ konulu konferans veren Alp, Türkiye’nin 14 Eylül 1990’da BM’nin ‘’Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesini’’ imzaladığını, böylece, çocuk haklarının korunması, temel ihtiyaçların karşılanması ve çocukların potansiyellerinin eksiksiz biçimde geliştirilmesi için fırsatların yaratılması konularında taahhütte bulunduğunu hatırlattı. Sözleşmenin hayata geçirilmesi için birtakım çalışmalar yapılmasına rağmen, yeterli adımların atılmadığını ifade eden Alp, çocukların haklarını düzenleyecek ve denetleyecek mekanizmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bu mekanizmalardan birinin ‘’Çocuk Hakları ve Yararları Temel Yasası’’ olduğunu, bunun bir an önce düzenlenmesi gerektiğini dile getiren Alp, çocukla ilgili ve çocuklara yönelik her türlü özel ya da tüzel karar ya da uygulamaların denetlenmesi, düzenlenmesi ve geliştirilmesini üstlenecek bağımsız bir kurumsal çatının kurulmasının da önemli olacağına işaret etti.

ÇOCUKLAR YETİŞKİN PROGRAMLARINI İZLİYOR

“Çocukluk dönemi’’ ve ‘’çocuk kültürü’’ nün yok olmayla karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Alp, Türkiye’de toplam bin 87 radyo, 247 televizyon, 2 bin 459 gazete, 2 bin 522 dergi ve internet yayıncılığının bulunduğunu, çocukların okula gitmeden önce ve döndükten sonra zamanlarının büyük bölümünü televizyon karşısında geçirdiklerini söyledi. Çocukların büyük bir bölümünün televizyonlarda yetişkin programlarını izlediğini belirten Alp, ‘’Çocuk yayınları, çocukların ve gençlerin gelişimsel seviyelerine uygun, istismar etmeyen, potansiyellerini geliştirici, onları ve kültürlerini temsil eden ve farklı kültürleri tanıyıp anlamalarına yardımcı olacak şekilde hazırlanmalıdır’’ dedi. Alp, kaliteli muhtevası bulunan özgün formatta sunulacak programların çocuklar için yararlı olacağını ifade ederek, bunun için hükümetlerin bütçeden pay ayırması gerektiğini kaydetti.

28.04.2010


Aile değerlerimiz bizi koruyabilir

DOÇ. DR. Eyüp Sabri Ercan, aile değerlerinin bazı hastalıklar için koruyucu olabileceğini söyledi.

Ercan, Türkiye’de çocuk ve ergen psikiyatrisinin 20. yılı olması dolayısıyla önem taşıdığını söyledi. Dengeli biçimde çocuk psikiyatrisi ve ileride Türkiye’deki çocuk politikalarını değerlendirecek bir toplantı yapılmaya çalışıldığını kaydeden Doç. Dr. Ercan, kendi alanı olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun en fazla işlenen konulardan biri olduğunu dile getirdi.

Psikiyatri Derneği Çocuk Ergen Ruh Sağlığı Çalışma Grubu’nun da başkanlığına getirilen Eyüp Sabri Ercan, dernek ve Ege Üniversitesi’nin ortaklığıyla düzenlenen kongreye Türkiye genelinden büyük bir katılım olduğunu belirtti. Doç. Dr. Ercan, çocuk psikiyatrisi anlamında Türkiye’deki gelişmelerin Batılı ülkelerinkiyle aynı düzeyde olduğunun altını çizerek, “Belki çocuk psikiyatristi sayısının ülkemizde yetersiz olması dışında bilimsel düzeyde büyük gelişmeler yaşanıyor. Kongrede ayrıca çocuk psikiyatrisinin bir diğer görevi olan, çocukların eğitim hayatı ve gelecekle ilgili koruyucu hekimlik alanındaki konulara da vurgu yapıldı” şeklinde konuştu. Çocuklarda artan şiddetin en önemli sebepleri arasında küçük yaştaki bazı rahatsızlıkların, özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin tam erken yaşta tedavi edilmemesi olduğunu anlatan Ercan. ikinci olarak medyanın da rolü olduğunu, şiddet konusunun fazla ve özendirici tarzda işlenmesinin önerilmediğini kaydetti. Aile değerlerinin hastalıklar için koruyucu olabileceğine vurgu yapan Doç. Dr. Ercan, “Bu tür olumlu yanlarımızı yitirmememiz lâzım. Batılılaşırken, gelişmelere ayak uydururken öz değerlerimizi yitirmememiz daha uygun olabilir. Aile değerlerimiz, ileride alkol, madde kullanımı, depresyon, anksiyete, yıkıcı davranış bozuklukları için önemli koruyucu özellik taşır. Ailenin, anne ve babanın çok yoğun olması, yeterince ilgilenememesi bu tür rahatsızlıkları arttırabilir” dedi. İntihar vak'alarındaki artışa da değinen Doç. Dr. Ercan, 1950’li yılladan sonra artan intiharlardaki en önemli sebebin ise çarpık şehirleşme olduğunu dile getirdi.

28.04.2010


Kuş Cenneti eski günlerine dönüyor

Sultan Sazlığı Millî Parkı’nın eski günlerine kavuşması için çalışmalar sürüyor.

Erciyes Dağı’nın güneyinde yer alan ve göçmen kuşların en önemli uğrak merkezlerinden biri olan Sultan Sazlığı Millî Parkı, son yıllarda su sıkıntısı sebebiyle eski özelliğini kaybetmeye başladı. İlkbahar ve sonbahar döneminde sıcak topraklara göç eden kuşların uğrak yeri olan Sultansazlığı, resmî kaynaklara göre 301 çeşit kuşa ev sahipliği yapıyor. Bu özelliği sebebiyle kuş cenneti olarak anılan Sultan Sazlığı ancak suların çekilmesi dolayısıyla son yıllarda eski canlılığını kaybetti. Sazlık alanın yeniden kuşların cazibe merkezi haline gelmesi için çalışmalar sürüyor. Çevre ve Orman İl Müdürü Ali Rıza Baykan, Sultansazlığı’ndaki su sıkıntısı sebebiyle tabiî hayatın son yıllarda tehlikeye girdiğini, bu durumu düzeltmek için gayret gösterdiklerini belirtti.

Millî parkı besleyen su kaynaklarının bilinçsiz tarımsal sulama yapılması sebebiyle sazlık alana ulaşamaz hale geldiğini ifade eden Baykan, şu bilgileri verdi: ‘’Yer altı sularının kısmen çekilmesi ve millî parkı besleyen doğal su kaynaklarının üzerine barajların yapılması nedeniyle sazlığa giren su miktarı son yıllarda azaldı. Diğer taraftan kanallar üzerinde ve yakın çevresinde sazlık alana gelen su kaynakları, bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle millî parka ulaşamaz haldeydi. Sultansazlığı Millî Parkı ve Ramsar Yönetim Planı, sazlığa gelen su kanallarından damlama ve yağmurlama sulama yöntemleriyle tarımsal sulama yapılmasını öngörüyor. Ancak, yöredeki çiftçiler, sazlığa giren suyun önünü tamamen keserek tarımsal sulamada vahşi sulama yöntemini tercih ediyorlar. Geçen yaz aylarında yaptığımız çalışma ile bentleri yıktık ve suyun sazlığa ulaşmasını sağladık. Alana su girişinin olmamasının etkisiyle de artan ve yöredeki insanların sazlığı paylaşamama gibi sorunlar dolayısıyla da çıkan, 5 yıldır devam eden turba yangını olan bölgeler vardı. Traktör ile açtığımız bir kanal ile 3 aylık bir süre içinde bu yangınlar tamamen söndü. Sazlığa giren tüm su kanalları açık tutuldu, yağmurun da etkisi ile sazlık alanda su seviyesi son 10 yılın en üst seviyelerine ulaştı. Bu çalışmalar sonucunda, geçen yıllarda traktörler ile gezilen bölgeler şimdi kayıkla gezebilir hale geldi.’’

Geçen yıl Kasım ve Aralık aylarında kontrollü bir şekilde yöre halkına saz kesimine de izin verdiklerini dile getiren Baykan, böylece yöre ekonomisine de katkı sağlandığını ifade etti.

MİLLÎ PARK KAPSAMINDA

Kayserİ’nİn Yeşilhisar, Develi ve Yahyalı ilçe sınırları içinde bulunan Sultansazlığı, Bakanlar Kurulu kararıyla 2006 yılı Mart ayında millî park kapsamına alındı. 24 bin 523 hektar büyüklüğündeki Sultansazlığı, 1988 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından tabiatı koruma alanı olarak, 1993 yılında da Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1. derecede tabiî sit alanı olarak ilân edilmişti.

28.04.2010


Yaban koyunlarını kurtardı!

1967 yılında Türkiye’de sadece 70 adet kalan yaban koyunlarını Bozdağ’a gelen yetkililere göstererek koruma altına alınmalarını sağlayan, bugün 74 yaşındaki Recep Kaya, Anadolu’daki adıyla ceranların kurtuluş öyküsünü anlattı.

Eşiyle birlikte Konya şehir merkezindeki evlerinde yaşayan Recep Kaya, Konya’nın doğusunda, Bozdağ yakınlarındaki Divanlar Köyünde doğduğunu ve uzun yıllar burada çiftçilik yaptığını söyledi. Avlanmaya, özellikle de Bozdağ’da tabiî olarak bulunan ceranlara (yaban koyunu) çok meraklı olduğunu belirten Kaya, 31 yaşındayken, Ankara’dan gelen Orman Bakanlığı inceleme heyetinin kendisine yönlendirildiğini söyledi.

Köye gelen Bakanlık heyetinin kendisine, çevrede bulunduğunu öğrendikleri az sayıda yaban koyununa ulaşmak ve onları fotoğraflamak istediklerini söylediklerini anlatan Kaya, ‘’Bu işlere ve özellikle yaban koyunlarına meraklı olduğum için bu teklifi kabul ettim ve onlarla birlikte Bozdağ’da yaban koyunlarının peşine düştüm’’ dedi.

KOYUNLARIN KURTULUŞ HİKÂYESİNİ ANLATTI

Kaya, yaban koyunlarının adeta kurtuluşunu sağlayan hikâyeyi şöyle anlattı: ‘’Ekiple birlikte çıktığımız ilk gün ceranlara rastlayamadık. 2 günlük uğraş sonunda yaban koyunlarını bir vadinin içinde bulup ekibe gösterdim. Fotoğraflarını çektiler, ‘Senden çok memnun olduk, biz de seni memnun edeceğiz’ dediler. Daha sonra da beni ilk koruma bekçisi tayin edip ceranları korumaya, Ankara’dan ara ara gelip ceranları kontrol etmeye başladılar. 26 yıl ceranları korumak için hizmet ettikten sonra 2003 yılında emekliye ayrıldım, ancak bu hayvanları hâlâ çok seviyorum. Emekli olduktan sonra da Orman idaresiyle bir araya gelmedim. Oraya gidip, koruma sahasındaki ceranları yerinde görmek, 26 yılda edindiğim tecrübelerimi aktarmak isterim. Ben bu işe çok meraklıyım, merakım bu yaşımda halen devam ediyor.’’

28.04.2010


Gazeteciler ormanı için destek talebi

BaşbakanlIk Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, “Her Basın Kartı Mensubunun Bir Ağacı Olacak” sloganıyla benimsenen “Basın Yayın ve Gazeteciler Hatıra Ağaçlandırması” oluşturulması projesi için basın kartı mensupları, Gazeteciler Cemiyetleri, Gazeteciler Sendikası, Basın Yayın Kuruluşları, Basın Meslek Kuruluşları, Üniversiteler ve Sivil Toplum Örgütlerinden destek beklediğini açıkladı.

Adedi 10 TL. olarak belirlenen ağaç bedeli Ankara İl Çevre ve Orman Müdürlüğü adına açılan T.C. Ziraat Bankası Beşevler Şubesi AOÇ Bürosu TR 45000 100 146 006 289 893 5001 no’lu hesaba “Basın Yayın ve Gazeteciler Hatıra Ağaçlandırması” notuyla yatırılabilecek.

28.04.2010


Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan açıklama

Çevre ve Orman Bakanlığı, gazetemizde yayınlanan 13 Nisan 2010 tarihli “Göksu Deltası’nda tahribat iddiası” başlıklı haberle ilgili bir açıklama yaptı.

Özel Çere Koruma Kurumu Başkanı Ahmet Özyanık imzasıyla gazetemize gönderilen yazılı açıklamada şöyle denildi: “Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Bölgesinde yürütülen faaliyetler katılımcı anlayış içerisinde yönetim planında belirlenmiştir. Böylece her bir faaliyetle geliştirilen kullanım kararları aracığılı ile Kurumumuz Bölgelerin ekolojik değerlerini korumayı öngörmektedir. “Görüldüğü üzere haberde yer alan Göksu Deltasındaki Paradeniz ve Akgöl lagünlerinin dalyan olarak kiraya verilmesinin doğal tahribata yol açtığı iddiası gerçeklerle bağdaşmamaktadır ve kamuoyunun yanıltılmaması önem arz etmektedir.”

28.04.2010


Ormanlar 5 yılda yüzde 3 küçüldü

AraştIrmacIlar, dünyanın oksijen kaynağı olan ormanların son 5 yıl içinde yüzde 3 küçüldüğünü bildirdi. Bir grup bilim adamı, uydu görüntülerine dayanarak yaptıkları araştırmada, dünyadaki ormanların 2000 - 2005 yılları arasında 1 milyon kilometre kare küçüldüğünü belirledi.

Pnas dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu süre içinde dünyadaki ormanlık alanlar 1 milyon 11 bin kilometre kare azaldı. Brezilya 165 bin kilometre kareyle ormanlarını en çok kaybeden ülkeler listesinin başında yer alırken, onu 160 bin kilometre kare ile Kanada takip etti.

28.04.2010

 
Sayfa Başı  Geri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Yeni Asya Gazetesi - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat-Promosyon - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım