06 Haziran 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Aile-Sağlık

Suda ‘isim’ uyarısı

TÜKETİCİLERİN su satın alırken, ambalaj üzerindeki kapakta, şişe üstünde, etikette ve emniyet bandında olmak üzere 4 yerde suyun adını görmesi gerektiği bildirildi.

Ambalajlı Su üreticileri Derneği (SUDER) Başkanı Adnan Çavuş, Türkiye ambalajlı su pazarının, son 5 yıldır devamlı artma eğilimi içinde olduğunu söyledi. Çavuş, Türkiye’de şişelenen suların, Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırıldığını, tesislerin senede bir defa Sağlık Bakanlığı merkezi birimince, üçer aylık periyotlarla da İl Sağlık Müdürlükleri tarafından denetlendiğini belirterek, sağlığa aykırı bir durum tespit edildiğinde ise tesisin kapatıldığını söyledi. Kaçak ve sağlıksız üretim dolayısıyla tüketicilerin hijyenik olmayan ürünleri kullanabildiklerini anlatan Çavuş, sonuçları tehlikeli olabilecek bu durum karşısında tüketicileri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Su alırken öncelikle suyun Sağlık Bakanlığı tarafından izni olup olmadığının, etiketin üzerinde izin tarihi ve sayısının bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi gerektiğini ifade eden Çavuş, şöyle konuştu: ‘’Suların etiketinde suyun adı, cinsi, imal edildiği yerin adresi, Bakanlıkça verilen iznin tarih ve sayısı, Bakanlığın uygun gördüğü uyarılar, Bakanlığın izni ile suya uygulanan işlemler, suyun sahip olduğu parametreler yer alır. İmal ve son kullanma tarihi ile parti ve seri numarası etiket üzerine yazılabildiği gibi kap veya kapak üzerine görünür şekilde yazılmış olmalıdır. Su rengi berrak olmalı, bulanık, yeşilimsi olmamalıdır. Etiketi solmuş, şişe şekli bozulmuş sular satın alınmamalıdır. Tüketiciler ambalaj üzerindeki kapakta, şişe üstünde, etikette ve emniyet bandında suyun adını görmelidir. Suyun adı 4 farklı yerde de bulunmalı ve aynı olmalıdır.’’

HEDEF KİŞİ BAŞI 130 LİTRE SU TÜKETİMİ

TÜRKİYE'NİN kişi başına su tüketiminin gelişmiş ülkelere göre düşük olduğunu hatırlatan Çavuş, ancak sürekli olarak yükselme eğiliminde olduğunu kaydetti. Şu an için Türkiye’de kişi başına düşen yıllık tüketim oranının 126 litreyi bulduğunu bildiren Çavuş, ‘’Yıl sonunda ise bunun 130 litreye ulaşmasını bekliyoruz’’ dedi. Çavuş, Fransa’da yıllık kişi başı tüketimin 142, İtalya’da 176, İspanya’da da 143 litre olduğunu hatırlatarak, bu rakamların Türkiye’deki kullanımın artma potansiyelini de ortaya koyduğunu kaydetti.

06.06.2010


Avrupa sünnetin önemini anladı

DİNİMİZ gereği erkek çocuklara yapılan sünnet operasyonunun faydaları artık Batı ülkelerinde de kabul görüyor.

Havaların ısınması ile birlikte sünnet operasyonlarında artış olduğunu belirten Sema Hastanesi'nden Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Ali Kürşat Budan, ‘’Sünnet dinî inançlarımızın yanı sıra sağlık açısından son derece önemli bir operasyondur. Artık Avrupa ülkeleri sünnetin sağlığa olan faydalarını anlamaya başladı ve hemen hemen her bebeğe sünnet operasyonları yapılıyor’’ dedi. Sünnet olan çocuğun idrarını rahat yaptığını, sünnet derisinde enfeksiyon ortamı bulunduğundan sünnet olan çocukta enfeksiyon ortamının ortadan kalktığını, sünnet derisi alındığından dolayı deri kanseri oluşmadığını belirten Op. Dr. Budan, mesaneden idrar torbasındaki idrarın yukarı kaçması olarak bilinen vezikoüreteral reflü dediğimiz hastalığın bazı durumlarda sünnet ile düzelebildiğini söyledi. Sünnet, özellikle yeni doğan döneminde yapılırsa yara çabuk iyileşir, bakımı kolay olur ve çocuk strese girmez diyen Op. Dr. Ali Kürşat Budan ‘’sünnet tek başına yapılabilen kolay ve zahmetsiz bir operasyondur. Yalnız, çocuğun psikolojisinin bozulmaması ve korkmaması için sünneti genel anestezi altında, hastane ortamında yapmak daha uygundur’’ diye konuştu.

06.06.2010


Aile hekimliği muayenelerinde katılım payı kalktı

SAĞLIK Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişiklikle, aile hekimliği muayenelerinde katılım payı kaldırıldı.

Kurumlar tarafından muayene bedeli ödenmeyen durumlarda da katılım payı alınmayacak. Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişikliklere ilişkin tebliğ Resmî Gazete’de yayımlandı. Katılım payı uygulanacak sağlık hizmetlerini düzenleyen maddede yapılan değişiklikle, aile hekimlerinin muayenelerinden alınan katılım payı kaldırıldı. Danıştay, Nisan ayında aldığı kararla, aile hekimliği muayenesinde 2 TL’lik katılım payı alınmasına ilişkin düzenlemenin yürütmesini durdurmuştu. Muayene katılım payı tahsil edilmesi gerekenlerle ilgili maddede yapılan bir başka değişikliğe göre de, ikinci ve üçüncü basamak resmi sağlık kurumlarındaki muayenelere ilişkin katılım payının 5 TL’lik kısmı sağlık kurumlarınca kişilerden, 3 TL’lik kısmı ise kişilerin ilâç temini için reçeteyle eczanelere müracaat aşamasında eczanelerde tahsil edilecek. Özel sağlık kurumlarına ilişkin katılım payının 12 TL’lik kısmı da sağlık kurumlarınca kişilerden, 3 TL’lik kısmı kişilerin ilâç temini için reçete ile eczanelere müracaat aşamasında eczanelerde alınacak. Böylece yurtdışı sigortalıları gibi kişiler, daha önce MEDULA sisteminde kayıtları olmadığı yararlanamadıkları, reçete yazılmadığı takdirde yapılan 3 TL’lik indirimden yararlanmış olacak.

06.06.2010


Vücut dili bebeğin kelime hazinesini geliştiriyor

Chicago Üniversitesinden bilim adamlarının, farklı sosyal çevreden 50 kadar aileyi kapsayan araştırması, 14 aylıkken iletişim kurmak için geniş bir hareket yelpazesi kullanan bebeklerin, 4,5 yaşında daha zengin kelime hazinesine sahip olduklarını gösterdi.

Evde çocukları 90 dakikalık dönemler halinde filme alan bilim adamları, çocukların vücut dilinin ailenin sosyo-ekonomik düzeyine göre farklılıklar gösterdiğini de tesbit etti. Araştırma sonuçlarına göre, ekonomik durumu iyi olan ailelerde 14 aylık çocuklar kendini ifade etmek için en az 24 farklı vücut hareketi yapıyor, dar gelirli alilerin çocuklarındaysa hareket sayısı ortalama 13’de kalıyor. Bilim adamları, ekonomik durumu iyi olan ebeveynlerin, çocuklarıyla konuşmak ve çocuklarının hareketlerine “kelime yüklemek” için daha fazla zaman bulduklarını, böylece daha fazla kelime öğrettiklerini vurguladılar. Araştırmaya imza atanlardan Susan Goldin Meadow, dil öğrenmenin ilk evresinde çocukların hareketlerinin sosyal ortama bağlı olarak farklılık gösterdiğini görmenin kendilerini şaşırttığını belirtti. Çocukların vücut hareketlerinin, ebeveynlerin tepkisini alması halinde, kelime öğrenmede dolaylı bir rol oynayabileceğini ifade eden Meadow, tepkiye örnek olarak bir çocuk oyuncak bebeği gösterdiğinde annenin “evet, bu bir oyuncak bebek” demesini gösterdi. Science dergisinde yayımlanan araştırmada, kelime bilgisinin çocuğun okuldaki başarısında anahtar etken olduğuna da dikkat çekildi.

06.06.2010


Kanser oluşmadan teşhis yapılıp tedavi edilecek

İNGİLİZ bilim adamları, basit bir kan testiyle tümör oluşumundan 5 yıl önce kanserin teşhis edilerek tedaviye başlanabileceğini açıkladı.

Araştırma Prof. Dr. John Robertson yönetiminde Nottingham Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Kan testi, teknik olarak bağışıklık sisteminin kanser oluşumuna verdiği ilk tepkilerin teşhisine dayanıyor. Göğüs kanseri uzmanı Prof. Robertson, birçok hasta kaybının aslında geç teşhisten kaynaklandığını ve bu yeni buluştan önce kullanılan teşhis yöntemlerinin erken tanıya yönelik olmadığını söyledi. Robertson, ilk hedeflerinin, yeni buluşu kullanarak sigara içicilerini taramak olduğunu belirtti. Aynı tekniğin, diğer üniversitelerde de farklı kanser gruplarında denendiği ve sonuçların çok başarılı olduğu belirtildi. İngiltere ve Amerika’daki toplam 8000 hasta üzerinde başarıyla denenen bu testin sonuçları, önümüzdeki hafta Chicago’daki yıllık American Society of Clinical Oncology kongresinde detaylarıyla sunulacak.

06.06.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.