23 Eylül 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Basından Seçmeler

KARARGÂHA BIRAKILIRSA SONUÇ NE OLUR?

“Bu işi askerî bürokrasiye bırakmak, delilleri yok etmek ve hükümete karşı internet siteleri kurmak suçlarından şüpheli, savcıların çağrılarına sağlık raporu alarak veya meydan okuyarak gitmeyen ve YAŞ'ta ödüllendirilip tümgeneralliğe yükseltilen Genelkurmay Adlî Müşaviri Hıfzı Çubuklu ve ekibine bırakmak demektir.”

ASKERî YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ KALDIRILSIN

“YAŞzedeler için yargı yolunun açılmasının anlam kazanabilmesi, AYİM’in mevcut yapısının da gözden geçirilmesine, hatta tamamen kaldırılmasına bağlıdır. Bunları yapmak Meclisin, özelde ise AKP milletvekillerinin topluma karşı bir borcudur. Aksi halde bu değişiklikler kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur.”

Uyum yasalarını Karargâh değil, Meclis hazırlasın

ANAYASA değişikliği paketinin 12 Eylül’de yapılan referandumda kabul edilmesinin ardından gözler Meclis’ten çıkacak uyum yasalarına çevrildi. Bu kapsamda pakette yer alan askerî yargıya ilişkin konularda da uyum yasalarının Meclis’te görüşülmesi bekleniyor. Edinilen bilgilere göre Milli Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili bir kurul oluşturdu. Ancak bir askerî yargı mensubu, askerî yargıya ilişkin düzenlemelerin askerlerden oluşan bu kurul tarafından değil, mutlaka Meclis’in hukukçu milletvekilleri tarafından yapılması gerektiğini söyledi. Askerî yargı mensubu, konunun Genelkurmay Başkanlığı Adlî Müşavirliği’ne bırakılmasının sakıncalarını Tarafa anlattı:

Anayasa değişiklik paketinin kabul edilmesinin ardından askerî yargıda da bir dizi değişiklik yapılması gerekiyor. Bu değişiklikler nelerdir?

Bu anayasa değişikliği kapsamında özellikle 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu ile 353 sayılı Askerî Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunda değişiklikler yapılması gerektiği açıktır. Ancak dikkat çekilmesi gereken konu, bu değişikliklerin içeriği askerî bürokrasiye bırakılmamalı, bizzat Meclis’in hukukçu milletvekilleri ile akademisyenler tarafından yapılmalıdır.

Neden askerî bürokrasiye bırakılmamalı?

Bu değişikliklerin askerî bürokrasiye bırakılması demek, delilleri yok etmek ve hükümete karşı internet siteleri kurmak suçlarından şüpheli, bir yargı kurumu olan Cumhuriyet savcılarının çağrılarına sağlık raporları alarak ya da meydan okuyarak gitmeyen ve Genelkurmay tarafından ödüllendirilerek tümgeneralliğe terfi ettirilen Genelkurmay Başkanlığı Adlî Müşaviri Hıfzı Çubuklu ve ekibine bu önemli meseleyi bırakmak demektir. Meclis ve akademisyenler tarafından oluşturulacak bir heyet, askeri yargı ile ilgili mevzuatı taradığında yapılması gereken değişikliklerin neler olduğu ortaya çıkacaktır.

Askerî yargıya ilişkin eski ve referandum sonrası yeni düzenleme nasıl oldu?

Anayasa’nın eski halinde; “Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askerî hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî hizmetler yönünden askerî hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir” şeklinde düzenlenmiş iken, yeni düzenleme ile; “Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir” şeklinde yeni düzenleme getirilmiştir.

Kışla dışına çıkmaya direniliyor

Askerî yargı mensubu olarak, adaletin yerini

bulmasını önleyen ne tür sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

Askerî yargı mensubu olarak gördüğüm bazı sorunlar şöyle;

1. Askerî mahkemeler 353 sayılı Kanun gereği ordu ve kolorduların bulunduğu yerlerde kurulmakta, sadece kuruldukları ilde değil coğrafi şartlar dikkate alınarak diğer illere de bakmaktadır. Ordu ve kolorduların bulunduğu yerlerin dışındaki yerlerde de tugay komutanlıklarının teşkilatında yine askerî mahkemeler kurulmaktadır. Stratejik yargı reformunda askerî mahkemelerin kışla dışına çıkartılması gerektiği, askerî mahkemelerdeki yargılamaların kamuya açık olması gerektiği, bu sebeple herkesin askerî mahkemelere rahatlıkla girip çıkması için bunun yapılması açık iken birçok askerî mahkeme halen kışla içerisinde yer almaktadır. Bir anlamda direnme durumu bulunmaktadır.

2. Askerî hakimlerin atamaları, ilgili kuvvet komutanlığı tarafından hazırlanmakta, hazırlanan taslak Milli Savunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından üçlü kararname ile imzalanarak atamalar yapılmaktadır. Askerî hâkimlerin atamalarının kuvvet komutanlığında hazırlanması hâkimlik teminatı ve bağımsızlığına aykırıdır.

Askerî hâkimlerin burunları sürtülüyor

3. Askerî hâkimler asker kişi olmaları nedeniyle üniforma giymektedirler, bu olgu özellikle yargılama sırasında astların üzerinde baskı unsuru oluşturabilmektedir. Askerî hâkimin kendisinden üst rütbede olması durumunda sanıkların esas duruşta savunma yapmaları gibi komik durumlar yaşanmaktadır. Askerî hâkimler görevleri sırasında sivil kıyafet giymeleri adil yargılanma prensibi anlamında zorunluluktur.

4. Dış kaynaktan alınan askerî hâkimler, Kara Harp Okulu’nda altı ay askerlik eğitiminden geçirilerek bir anlamda mesleğe başlamadan burunları sürtülmektedir. Askerî hâkimlerin üniforma giymeleri zorunluluğu ortadan kaldırıldığında böyle bir askerî eğitime de gerek kalmayacaktır.

YAŞ mağdurlarını bekleyen tehlike

YAŞ kararı ile orduyla ilişiği kesilenler haklarını gerçekten arayabilecek mi?

Anayasa paketi değişikliği ile YAŞ’ın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü İlişik kesme kararlarına karşı yargı yolunun açık olduğu kabul edilmiş oldu. Ancak YAŞ kararı ile ordudan ilişiği kesilenlerin mevcut durum itibariyle söz konusu mağduriyetlerini giderebilecekleri yargı yeri Askerî Yüksek İdare Mahkemesi’dir (AYİM). Bu mahkemenin mevcut yapısı dikkate alındığında açıkçası YAŞ kararı ile ordudan ilişiği kesilenler için pek umut ışığı görünmediğini söylemek abartı olmaz. Zira sorun AYİM’in üyelerinin niteliğinden kaynaklanıyor. Daire başkanı askerî hâkimler bir anlamda generallik ve vicdanları arasında sıkışmaktadır. Kaldı ki, mesleki gelecek kaygısı taşıyan ve beklenti içinde bulunan bu üyeler ilişik kesme kararını veren Şûra’ya karşı yani bir başka deyişle general olmalarına karar verecek kişilere karşı “siz yanlış karar vermişsiniz, bu kararı iptal ediyorum” diyebilmesi ne kadar olasıdır? Mahkemenin mevcut yapısı ile bu üyeler vicdanlarının sesini dinleyerek karar verebilecekler mi? Bir diğer deyişle bu üyeleri böyle bir ikilem içersinde bırakan bir mahkeme yapısı varlığını daha ne kadar sürdürebilir?

AYİM mutlaka kaldırılmalı

YAŞ mağdurlarının hak aramalarının koşulu nedir?

Konu AYİM olunca, bu mahkemenin kararlarına karşı sadece karar düzeltme talebinde bulunulabileceğinin de üzerinde durulması gerekir. Yani bir başka deyişle bu mahkemenin vermiş olduğu karara sadece itiraz edebiliyorsunuz, ama itirazınızı yine aynı daire değerlendiriyor. Anayasa değişikliği ile ordudan ilişiği kesilenlere haklarını yargıda arama imkânı verilmesi demokrasi adına alkışlanacak bir şey olmakla birlikte, bu hakkın anlamlı olabilmesi, AYİM’in mevcut yapısının da uyum yasaları ile birlikte gözden geçirilmesine, hatta AKP’nin hazırlattığı 2007 anayasa taslağında olduğu gibi AYİM’in kaldırılmasına bağlıdır. Bu düzenlemeleri yapmak şu anki Meclis’in özelde ise AKP milletvekillerinin topluma karşı bir borcudur. Aksi halde bu değişiklikler kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur.

Konuşan: Lale Kemal

Taraf, 22.9.2010

23.09.2010


Güle güle Üstadım!

Yeni Asya Medya Grup tarafından, çağın tefsiri Risâle-i Nur Külliyatını ve çağın güneşi Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerini tanıtmak amaçlı düzenlenen “Tanıtım ve Hizmet Tır”ı, yani Üstadımız Bursa’daydı...

Üstadımı karşılama şerefi, İzmir yolundan şehre girerken nasip oldu. Bu ne büyük bir şeref, bu ne büyük bir heyecan...

Tır'ımızı uzaktan görünce kalbimin atışını duymaya başladım... O ne güzel bir duygu... Üstadım Bursa’ya giriş yaptı ve ben Üstadımın yanındayım... Kalbimin atışları o kadar hızlandı ki, sanki bütün vücudum yok da, sadece kalbim var gibi... Sadece kalbimin atışını hissediyorum...

Ve Üstadımla birlikte şehir merkezine doğru ilerliyoruz. Üstadımı görenler hayretler içerisinde, yol kenarlarından bakıyor... Herkesi bir coşku sarmış... Bu muazzam manzara karşısında insanlar el sallıyor, video ve fotoğraf çekiyor, alkış tutuyor... Tabiî ki herkesi heyecan kaplayacak... Tabiî ki herkes işini bırakıp yol kenarlarından Üstadımı selâmlayacak...

Otobüs duraklarındakiler, cami avlusundakiler, metrodakiler, kırmızı ışıkta bekleyenler... Bütün Bursa Üstadımı görmek için birbiriyle yarışıyor...

Nihayet programın yapılacağı meydana ulaştık. Şehrin en işlek ve en yoğun bölgesinde bütün herkes “İnsanı ve kâinatı okumak için” Üstadımın yanına doğru yaklaşıyordu...

Ve sonunda programımız başladı. Açılış konuşmaları devam ederken bir yandan da yazarımız İslâm Yaşar’ın kitapları imzalanmak üzere hazırlanıyor... Hemen ardından, karikatüristimiz İbrahim Özdabak’ın o muhteşem ve seçkin karikatürleri de imzaya hazır hale getiriliyordu... Karikatür imzalatmak toplum olarak aslında pek âdetimiz değildir. Fakat o muhteşem karikatürleri görüp de imzalatmayana neredeyse hiç rastlamadım...

Bir taraftan bu güzel faaliyetlerimiz devam ederken, diğer yandan Üstadımızı tanıtıcı broşürler ve kitapçıklar misafirlerimize hediye ediliyordu. Bu unutulmaz anların hiç bitmesini istemiyordum... Fakat zaman durmuyor, vakit tükeniyordu. Ne güzel anlardı bunlar. Belki de hayatımda unutamayacağım bir kaç günden birini yaşıyordum... Öğrenciler, öğretmenler, doktorlar, mühendisler, avukatlar, profesörler, ajanslar, medya... Herkes Üstadımla birlikte fotoğraf çektirmek için adeta sıraya girmişti...

Ve derken içimi bir burukluk kaplayıverdi... Vakit dolmuş ve Üstadımla ayrılık vakti gelmişti... Nasıl ayrılabilirdim ki? Üstadımı nasıl bırakabilirdim? İçimde bir hüzün, kalbimde bir yorgunluk... Fakat diğer şehirlerimiz de bir an önce Üstadımıza kavuşmayı hasretle bekliyor, hatta şimdiden mesajlar bile gönderiyorlardı... Bir gece Üstadımızı misafir ettikten sonra, ertesi sabah erkenden sıra uğurlamaya gelmişti. Bursa’nın çıkışında Üstadımla son bir fotoğraf çektirip, İzmit’e doğru sadakat hizmet heyetimizle birlikte uğurladık...

Güle güle Üstadım! Yolun açık olsun! Bu muhteşem, unutulmayan saatleri seninle geçirmekten çok mutlu olduk... Sen giderken arkanda bıraktığın Nur Külliyatını okuyup, yaşayarak seni sonsuza kadar hayır ve duâ ile yâd edeceğiz İnşâallah!

Not: Yeni Asya Medya Grup’a, bu muazzam hizmetinden dolayı cân-ı gönülden teşekkür ederim... Ayrıca Bediüzzaman Tır'ımızın şehrimize girişini videoya çekip facebook gibi sosyal paylaşım ağlarında paylaşan aziz dostlarıma da teşekkür ederim. Facebook linki: www.facebook.com/?ref=logo

M. YASİN AYDIN

[email protected]

23.09.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.