19 Ekim 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Bilişim-Teknik

Bilinçli kullanıcı, internetten cevher çıkarmayı bilendir

Bir süredir ara verdiğimiz Bilişim Söyleşileri köşesine, Florida State Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Furkan Aydıner ile yaptığımız söyleşi ile devam ediyoruz. (Söyleşi internet kanalı ile yapılmıştır.) Aydıner ile bilişim teknolojileri ve bunun Risâle-i Nur hizmeti ile ilişkisi üzerinde durduk. İyi okumalar…

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Bilgisayar ve

internetin hayatınızdaki yeri nedir?

Florida State Universitesi’nde araştırmacı öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. 1999 yılında ABD’ye geldim. 2003 yılında doktoramı bitirdim. O tarihten beri hem akademik araştırmalar yapıyorum, hem de üniversitede ders veriyorum.

İlk bilgisayarla tanışmanız nasıl oldu? Bununla ilgili hatıralarınız var mı?

1990’lı yıllarda Ankara Siyasal Bilgiler’de okurken bilgisayarla tanıştım. O gün bugündür beraberliğimiz devam ediyor. Eskiden haftada bir görüşüyorduk, şimdi ise birlikteliğimiz gün boyu devam ediyor. İnternetle de üniversite son sınıfta tanıştım. Ancak, ABD’ye geldiğimde bir e-mail hesabım bile yoktu. Bilgisayarla daha çok haşir neşir olan bir arkadaş vasıtasıyla ABD’deki hocayla haberleşip, üniversiteye kabul almıştım. ABD’ye girerken havaalanında gördüğüm rengârenk simalar çok farklı bir diyara geldiğimi hatırlatmıştı. Hayli uzun süre kültürel, eğitimsel ve teknolojik farkları gözlemleyip, anlamaya çalışmıştım. Adeta, bir uzaylı gibi, insanları ve sistemi inceleye koyulmuştum. ‘ABD’yi dünyada süper güç haline getiren nedir?’ sorusuna cevap arıyordum. İnsanlar mı, doğal (ilâhi) kaynaklar mı, siyasal, eğitimsel ve ekonomik sistem mi, yoksa hepsi mi? Çok geçmeden, dünyanın dört bir yanından ithal edilen beyinlerle beslenen bilişim teknolojisinin çok önemli bir rol oynadığını kavramıştım. Sanayi toplumu’ndan “bilgi toplumu”na geçiş yaptığımı ve bilgi toplumunun temel iletişim ve dağıtım aracının bilgisayar ve internet olduğunu anlamıştım. Toplu taşımanın olmadığı birçok ABD şehrinde araba ve ehliyet sahibi olmak neyse, bilgi toplumunda da bilgisayar ve internet kullanma ehliyeti oydu. Bir yandan doktora derslerimi alırken, öte yandan geçimimi sağlamak için part-time iş bakmıştım. Birçok arkadaşım, herhangi bir beceri istemeyen düşük ücretli işlere girerken, bilişim teknolojisini öğrenip, daha yüksek ücret ödeyen bir işe girmeye karar verdim. Üniversitenin ücretsiz kursları ve internet üzerindeki eğitim sitelerini kullanarak bir yıl içinde dinamik web tasarım işini öğrendim. Özel bir firmada web tasarımcısı olarak işe başladım. Kalifeye olmayan işlere oranla iki-üç kat daha fazla maaş alıyordum. Bilişim teknolojilerini öğrenmek için yaptığım bireysel yatırım hayli kârlı çıkmıştı. Üniversiteyi bitirene kadar aynı alandaki işlerde çalıştım. Çok yüksek gelire rağmen ve çocuklu bayanlara uygun olmasına rağmen bayanların bilişim teknolojilerine ilgilerinin az oluşunu merak etmiştim. İktisatçı olarak pek rasyonel gözükmüyordu yaptıkları. Hocalarımla konuşup söz konusu soruyu doktora tezime konu yapmaya karar verdim. Bayanların bilişim teknolojisi eğitimi ve işgücündeki yeriyle ilgili ampirik bir çalışma yaptım.

Bilgisayar ve bilişimin geleceğini nasıl

görüyorsunuz? İlerleyen zamanlarda nelere şahit oluruz?

Bilgisayar ve bilişim alanındaki gelişmeler o kadar hızlı ki, takip etmekte zorlanıyorum. Hem teknolojik, hem bilimsel, hem sosyal, hem de teolojik boyutta çok müthiş gelişmeler yaşanıyor. Teknoloji boyutunda bilgisayarın neredeyse her türlü ürünle entegrasyonu yaşanıyor. Kullandığımız arabadan tut, evimizdeki ev ürünlerine kadar, bilgisayarla entegre olmamış ürün yok gibi. Kahvemizi bilgisayarlı makinalar yapıyor, maaşımızı onlar veriyor, evimizi onlar gözlüyor, mektubumuzu onlar dağıtıyor, yemeğimizi onlar pişiriyor hakeza. Bilgisayar, hayatımızın her alanında teşekkür bile istemeden yardımımıza koşan köleler gibi çalışıyorlar. Eminim bilinç kazanıp toplu halde grev yapsalar insanlığın hayatını felç edecekler. Bilgisayarın hacmi gittikçe küçülürken, kullanım alanı ve katkısı gittikçe büyüyor. İphone, İpad gibi ürünlerle dünyayı bir elin avucuna sığacak kadar küçültürken, her bir insana verdiği fırsatları dünya kadar büyütüyor. Kindle, Nook gibi e-kitap cihazları, 140 dolar gibi çok ucuz maliyetle milyonlarca kitabın olduğu sanal kütüphanelere sahip olma imkânını sunuyor. Matbaanın icadının Avrupa’da yaptığı devrimsel değişimleri düşününce, bilişim teknolojisinin 50 sene sonrası için neleri beraberinde getireceğini hayal etmek bile imkânsız. Bilimsel boyutta, bilgisayar ve internet her gün büyüyen bir bilgi okyanusu gibi. Müthiş paylaşımla beraber muazzam keşifleri netice veriyor. Birbirine bağlanan beyinlerin birlikte harikalar keşfetmesine vesile oluyor. Asırları alan değişimleri yıllara, yılları haftalara, haftaları saatlere sığdıracak kadar başdöndürücü gelişmeler yaşanıyor. Kuantum fiziği, genetik bilimi, nano teknoloji alanında yaşananlar alınan mesafenin somut örnekleri. Her gün keşfedilen hakikatler bilgi kurgu filmlerine taş çıkartıyor. İnsana neredeyse perde kalkacak, her şeyin arkasındaki kudret eli doğrudan müşahede edilecek dedirtiyor.

Sosyal boyutta, bilişim teknolojileri önü alınamaz kasırgalar gibi dünyanın dört bir yanını etkisi alanına alıyor. Her türlü bilginin, her türlü formatta inanılmaz hızda paylaşımına izin veriyor. Tabi ki, herkes koynunda ne taşıyorsa, onu paylaşıyor. Kiminden bu denize nur akarken kiminden kömür gibi kir akıyor. Kimisi, ilâç dağıtırken kimisi de koynundaki zehiri her tarafa saçıyor. Facebook, YouTube, Wikipedia gibi sosyal paylaşım dalgalarından nasibini almayan belde yok gibi yeryüzünde. Devletin ve global medya şirketlerinin kontrolünde olan bilgi üretimi ve paylaşımı bireylerin kontrolüne geçiyor. Hile ve oyunlarla yığınları kandırma gittikçe müşkül hale geliyor. Yasak ve dayatmalar mağara devrinden kalma ilkel uygulamalar gibi görünüyor. Bu bilgi okyanusu, teknesini hazırlayanlara yeni ufuklar, yeni hazineler sunarken, hazırlıksız yakalananları önüne katıp içindeki köpek balıklarına yem yapıyor. Öte yandan, Türkiye gibi yerlerde yıllardır halkı sömüren elitlerin saraylarını yerle bir ediyor. Sihirlerini bozup, silâhlarını ellerinden alıyor. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını ders veriyor. “Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal” diyor.

Teolojik boyutta, bilişim teknolojileri sayesinde, adeta bütün insanlık başbaşa verip, tarih boyunca akılları meşgul eden büyük sorulara verilen cevapları tartışıyor. Bütün dinlerin ortak noktalarını keşfedip, hangisinin akla ve bürhana dayalı tatminkâr cevaplar içerdiğini anlamaya çalışıyor. Bilim ve teknoloji bayrağını Aydınlanma’dan beri elinde tutan seküler bilim adamları, bütün dinlere adeta meydan okuyor. Onların mensuplarını işbirliğine adeta mecbur ediyor. Bu çetin mücadeleden ya dinler hurafelerden kurtulup, akıl ve bürhana dayalı tevhide gelecekler veya yok olmaya mahkûm olacaklar. Nitekim, bir zamanlar Hristiyan Kulübü olarak tarif edilen AB’nin günümüzde Ateist Kulüp haline gelmesinin bunun somut örneğidir. Din adamları, seküler bilim ve dinsiz felsefeden gelen sorulara ikna edici cevaplar veremezse belki de bütün insanlık imanını kaybedecek. Öte yandan, eğer söz konusu sorulara tatminkâr cevaplar üretilse, tarihte benzeri görülmemiş bir hızda dine dönüş yaşanacak.

Bilgisayar ve interneti verimli kullanmak için

nelere dikkat edilmesi gerekir?

Bununla ilgili Zaman Gazetesi yorum sayfasında bir yazı yayınlamıştım birkaç ay önce. İnternet okyanusunda dolaşan canavarlara dikkat çekmiştim. Kanaatimce, internet benzeri görülmemiş fırsatlar sunan hazinelerle hem de her gün binlerce canı alan canavarları barından müthiş bir okyanus. Önemli olan bu okyanustan cevherleri çıkarırken canavarlara yem olmamak.

Bilinçli kullanıcı ne demektir? Nasıl bilinçli kullanıcı oluruz?

Bilinçli kullanıcı internet canavarlarından korunup, cevherleri çıkarmanın yollarını bilen kullanıcıdır. Bunun için temelde iki şeye dikkat etmek lazım. Birincisi, zararlı sitelere girişi engelleyen yazılımları kurmalıyız bilgisayarımıza. Bunu sadece çocuklar için değil, kendimiz için de yapmalıyız. Çünkü, herkeste nefis var. Nefsin hoşuna gidebilecek binbir şey bir bilgisayar tuşu kadar bize yakan. Madem Kur’ânın verdiği mesaja göre, peygamber bile kendi nefsinden mutlak manada emin olamıyor, o halde, nefsimizden korunmak bu yazılımlara ihtiyacımız var. Doğrusu çocuklarımı zararlı sitelerden korumak için yazılım ararken ilginç bir şey öğrenmiştim. Bulduğum bir programa kullanıcının biri şu notu düşmüştü: “Kilisede din görevlisi olarak çalışıyorum. Kendimi kendimden korumak için bu programı aldım.” Adam, eşine şifre verip, ziyaret ettiği internet sayfalarını onun denetimine açmıştı. Bence nefsine güvenmiyorum diyen herkes benzer bir yöntemi takip edebilir. İkinci dikkat edilmesi gereken şey, internet okyanusunda merak yemiyle bizi avlamak isteyenlerin oltasına düşmemektir. Bunun için mutlaka kendimize sınır koymalıyız. Yoksa, internet hem günümüzü, hem de ömrümüzü boş ve faydasız şeylerin beşiğinde öldürebilir. Örneğim, kendime haber sitelerine günde 15 dakika ziyaret etmek, e-mail hesaplarıma günde üç defa bakmak, gereksiz yere arama yapmamak gibi sınırlamalar getirmişim. Ofisimin bir köşesinde asılı duruyor. Bu şekilde, internetin zararlarından korunup, büyük nimetlerinden istifade edebiliyorum.

Çok sevdiğiniz ve kaliteli hizmet verdiğini

düşündüğünüz web sayfaları var mı? Hem dini hem teknik manada?

Hangisini sayayım bilmiyorum ki. Ne yapmak istediğinize bağlı. Doğrusu, kendimce faydalı bulduğum siteleri Facebook sayfamda dostlarımla paylaşıyorum. Arapça öğrenmeden tutun, dünyanın en iyi üniversitelerindeki hocalardan görüntülü dersleri içeren sitelere kadar faydalandığım birçok internet sitesi var.

İnternetteki Risâle-i Nur sitelerini nasıl

buluyorsunuz, Risâle-i Nur siteleri sizce nasıl olmalıdır?

Risaleara.com ve erisale.com en çok kullandığım siteler. Öte yandan sorularlaislamiyet.com sitesini hazırlayan ekibin yönetiminde hayli faydalı ve etkin risale siteleri var. Eskisine oranda nur siteleri çok daha iyi. Ancak, olması gerekenin çok altında. Yapılabilecek dünya kadar iş var bu alanda.

Bilgisayar ve internet Risâle-i Nur hizmetlerinden nasıl kullanılılabilir?

Eğer Risâle-i Nur evrensel bir misyona sahipse ve bütün insanlığı ulaştırılması gerekiyorsa, bu ancak internet otobanıyla olacaktır. Kanaatimce, Risâle-i Nur okuyanlara büyük bir sorumluluk biniyor. Ya nurlardaki hakikatleri bütün insanlıkla her türlü formatta ve herkesine anlayacağı tarzda açıklayacaklar veya insanlığın umumiyetle inkâra gitmesine şahit olacaklar. Seküler bilim ve dinsiz felsefenin küresel boyutta bütün dinleri tehdit eden çetin sorularına kanaatimce Risâle-i Nur Kur’ândan tam ve ikna edici cevaplar veriyor. Ancak, ne gariptir ki, Risâle-i Nurları okuyanlar söz konusu cevapları tam anlayıp, insanlığın anlayacağı bir üslupla anlatmaya hazır değiller gibi. Risâle-i Nurları kutsal kitap gibi okuyup, ezberlemek yerine, derinlemesine tahkik ederek, insanlığın imanını tehdit eden sorulara nasıl cevaplar verdiğini ortaya çıkarıp, takdim etmek gerekir. Risâle-i Nurlardan aldığı kırıntılarla, bilişim teknolojilerini etkin kullanarak, milyonlara ulaşan Adnan Hoca ekibinin yaptıkları internetteki potansiyeli görmek için muazzam bir örnek. Üzülerek ifade edeyim ki, Bediüzzaman ismi hem İslâm âleminde, hem de gayrı müslim diyarda Adnan Oktar kadar bile bilinmiyor. Bence bu Risâle-i Nurları okuyan herkes için utanılacak bir şeydir. Nurların evrensel boyuta taşınmasında İnternete çok büyük önem verilmeli.

Aile içinde internetin yeri nasıl olmalıdır? İnterneti ve bilgisayarın aile içi iletişimi etkilememesi için neler yapılmalıdır?

Ailede mutlaka bilgisayar ve internet olmalı. Birçok şey gibi, bilgisayar ve internet de bizatihi kötü değil. Onu kötüye kullanırsak kötü, iyiye kullanırsak iyi olur. Ancak, internet anne ve babanın kontrolü altında olmalı. Tabi ki, öncelikle anne ve baba kendini kontrol etmeli. Çocuğa nasıl internet kullanılacağını fiilen göstermeli. Öte yandan, anne-baba hem site, hem de zaman konusunda yapılması gereken kısıtlamalara baskıcı değil, koruyucu önlem olarak görmeli. Gerekçesini çocuğa izah etmeli. Çocuğun bilinçlenmesine önem vermeli. Çünkü, çevrenin birey üzerindeki koruyucu rolü neredeyse imkânsız gibi. Birey kendi içinden gelerek kendini korumaya çalışmalı. Yoksa, birgün internet canavarına yem olmaktan kurtulamaz. Onun için anne ve baba bir yandan örnek olup, koruyucu yazılımlarla çocuğu internetin zararlarından muhafaza ederken, öte yandan onları bilinçlendirme yoluna gitmeli. Uzun vadede bilinçlenme dışında bilişim teknolojileriyle baş edilemeyeceğini bilmeli.

Nur talebeleri interneti kullanırken nelere dikkat etmeliler?

Daha önce söylediklerime ek olarak, interneti nurları insanlığa ulaştırmanın en etkin aracı olarak bilerek kullanmalı. Bu maksatla kendine hizmet alanları belirlemeli. Manevî yangından can çekişen milyonlarca insana yardım etmekle mükellef itfaiye görevlisi gibi bilmeli kendini. Doğrusu nur kitaplarının kapak rengi onu okuyanlara bu vazifesini her an telkin ediyor. Onları okuyanlar, İnternet otobanını kullanarak binlerce insanın imanına kurtulmasına vesile olabilirler. Tabi ki, yolda canavarlara av olmamak için daha önce söylediklerime hususan dikkat etmeleri gerekir.

Dış ülkeden baktığınızda, diğer ülkelere göre

ülkemizdeki bilişim alanının kavranma derecesi nedir?

Doğrusu genç nüfusundan dolayı Türkiye’de bilişim teknolojisinin yayılımının çok hızlı olduğunu görüyorum. Örneğin banka hizmetlerinde ABD’yi bile geçmiş dersem yanlış olmaz. Öte yandan internet canavarlarının ağlarına düşen çok insan da var… Kâr-zarar hesabı yapınca, net sonucun nasıl çıkacağından tam emin değilim. Ancak, eğer zararlarından korunabilirse, bilişim teknolojilerinin çok büyük gelecek vaat ettiğini söyleyebilirim. Kanaatimce, Türkiye’de siyasal alanda son iki senede yaşanan inanılmaz gelişmeleri mümkün kılan en önemli faktörlerin birincisi bilişim teknolojisinin yaygın ve etkin kullanımıdır. Bin yıl daha devam edeceği söylenilen müstebit 28 Şubat rejimi bin gün bile dayanamadı bilişim teknolojisinin kasırgalarına. Bir on sene sonra, çok daha farklı bir Türkiye göreceğimizi düşünüyorum. Bunu bilişim teknolojisindeki gelişmeler mecbur kılıyor. Asker ve seküler elit bu dalganın önünde duramaz. Ya modern dünyanın kendilerine tayin ettiği rolü kabul edecekler veya yerlerini yenilere bırakıp selin sularında kaybolacaklar… Kıymetli cevaplarınız için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Bu röportaj bir kişiyi dahi internet canavarlarından korumaya vesile olursa, kendimi bahtiyar sayacağım.

19.10.2010


BİLİŞİM FIKIH

Sorularınız için: [email protected]

Soru: Eski dönemlerde teknoloji gelişmiş midir? Günümüzde kullanılan teknoloji geçmiş dönemlerde de var mıydı?

Cevap: Arkeolojik ve benzeri araştırmalar, daha önceki kavimler zamanında da ileri derece sayılan bazı teknolojik gelişmelerin var olduğunu göstermektedir. Hz. Nuh’un (as) gemisi, Hz. Yusuf’un (as) saati, Hz. Davud’un (as) demir ve bakır gibi madenleri kullanması, Hz. Süleyman (as) zamanında Belkıs’ın tahtının iki aylık bir mesafeden bir anda getirilmesi, Mısır Ehramları-piramitleri, Çin Seddi ve benzeri sanat harikaları o devirlerdeki önemli bir teknolojiden haber vermektedir.

Ancak bir tekâmül kanunu çerçevesinde şu ahirzamanda ilim ve teknoloji daha da zirveye ulaşacaktır. Dünyanın sonuna kadar gittikçe, ilmî inkişafların olması, kâinatta cari olan tekâmül kanununun bir gereğidir. Zirveye çıktığı varsayılan teknoloji, ilmin kendisi değil, onun bir parçasıdır. Allah’ın ilminin bir cilvesi olan ilimlerin en büyük görevi insanları marifetullaha, Allah’ı tanımaya götüren yolları göstermektir. İman ilminin sonu olmadığına göre, bildiğimiz ilimlerin de kıyamete kadar gittikçe ilerleme kaydetmesi gerekir.

Aşağıdaki ayetlerde de eski devirlere ait önemli teknolojik gelişmelere işaretler vardır:

“Firavun: “Haman! Benim için bir kule inşa et, dedi. Umarım ki böylece yükselebilir, göklere yol bulur da Mûsâ’nın Tanrısına(!) Ulaşırım. Gerçi ben onun yalancı olduğunu zannediyorum ya! İşte böylece, Firavun’un kötü gidişatı kendisine cazip göründü ve yoldan çıkarıldı. Sonuç itibariyle Firavun’un hilesi ve düzeni de tamamen boşa çıktı.”(Mümin suresi, 36-37).

“Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Âd kavmine; Vâdideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud kavmine; Çadırlı ordugâhlar, piramitler sahibi Firavun’a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?” (Fecir suresi, 6-10).

19.10.2010


Bilişim Vecize

“Hazret-i Süleyman Aleyhisselâmın bir mu’cizesi olarak teshîr-i havayı beyân eden “Rüzgârı da Süleyman’ın emrine verdik ki, sabah gidişi bir aylık, akşam dönüşü de bir aylık yol alırdı. (Sebe’ Sûresi, 12.)” âyeti, “Hazret-i Süleyman, bir günde havada tayerân ile iki aylık bir mesafeyi kat’ etmiştir” der. İşte, bunda işaret ediyor ki: Beşere yol açıktır ki, havada böyle bir mesafeyi kat’ etsin. Öyle ise, ey beşer, mâdem sana yol açıktır; bu mertebeye yetiş ve yanaş!”

(Bediüzzaman Said Nursi, Sözler)

19.10.2010


Motorola MILESTONE™ Android 2.1’in gücünü Türkiye’ye getiriyor

ÇAĞDAŞ akıllı telefonların performans ve şıklıktan ödün vermeksizin ne kadar hızlı, kullanışlı ve çok işlevli olması gerektiği konusunda standartları belirleyen Motorola MILESTONE™, Türkiye’de piyasaya sunuldu.

Android 2.1™ işletim sistemiyle güçlendirilen cihaz, aynı anda bir çok uygulamaya izin veriyor. Aynı şekilde, dünyanın en ince (13.7 mm) kayar klavyesiyle (QWERTY) desteklenen MILESTONE™, yakınlaştırma ve sıkıştırma özellikli, çoklu dokunmatik, piksel sayısı benzerlerden iki kat fazla olan yüksek çözünürlüklü ekranıyla rakipleri arasında öncü nitelikte benzersiz bir donanıma sahip.

Google Search™, Google Maps™, Google Mail™ ve YouTube™ gibi çok sayıda mobil uygulamanın hazır olarak geldiği MILESTONE, kullanıcılara ayrıca Android Market™ üzerindeki binlerce uygulama ve eklentiye erişim imkânı sunuyor.

19.10.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.