Mektubat - page 100

İkincisi
: Çok sözlerde izah ettiğimiz gibi, her şey,
mana-i ismiyle ve kendine bakan vecihte hiçtir; kendi za-
tında müstakil ve bizatihi sabit bir vücudu yok ve yalnız
kendi başıyla kaim bir hakikati yok. Fakat, Cenab-ı Hak-
ka bakan vecihte ise, yani mana-i harfiyle olsa, hiç değil.
Çünkü, onda cilvesi görünen esma-i bâkiye var. Madum
değil; çünkü, sermedî bir vücudun gölgesini taşıyor. Ha-
kikati vardır, sabittir, hem yüksektir. Çünkü, mazhar ol-
duğu bâkî bir ismin sabit bir nevi gölgesidir.
Hem
(1)
o
¬n
¡r
Ln
hs
’p
G l
?p
dÉn
g m
A?rn
T t
?o
c
insanın elini masiva-
dan kesmek için bir kılıçtır ki; o da, Cenab-ı Hakkın he-
sabına olmayan fânî dünyada, fânî şeylere karşı alâkala-
rı kesmek için, hükmü dünyadaki fâniyata bakar. de-
mek, Allah hesabına olsa, mana-i harfiyle olsa, livechil-
lâh olsa, masivaya girmez ki,
o
¬n
¡r
Ln
hs
’p
G l
?p
dÉn
g m
A?rn
T t
?o
c
kı-
lıcıyla başı kesilsin.
El hâ s ı l
: eğer Allah için olsa, Allah’ı bulsa, gayr kal-
maz ki başı kesilsin. eğer Allah’ı bulmazsa ve hesabıyla
bakmazsa, her şey gayrdır.
o
¬n
¡r
Ln
hs
’p
G l
?p
dÉn
g m
A r
?n
T t
?o
c
kılı-
cını istimal etmeli, perdeyi yırtmalı; tâ onu bulmalı.
(2)
? /
bÉ n
Ñr
dGn
ƒo
g ? /
bÉ n
Ñr
dn
G
Sa i d Nu r s î
IM
alâka:
ilgi, bağ.
bâkî:
ebedî, devamlı, kalıcı.
bizatihi:
kendi başına, başlı başı-
na.
Cenab-ı Hak:
Allah, Hakkın ta
kendisi olan şeref ve azamet sa-
hibi yüce Allah.
cilve:
tecelli, yansıma, görüntü.
elhâsıl:
sonuç olarak, özetle.
esma-i bâkiye:
bâkî, ebedî isim-
ler, Allah’ın kalıcı ve devamlı isim-
leri.
fânî:
ölümlü, geçici.
fâniyat:
fânîler, geçiciler,
ölümlüler.
gayr:
başka, diğer.
hakikat:
gerçek.
hüküm:
karar.
istimal etme:
kullanma.
izah etme:
açıklama.
kaim:
ayakta duran, var olan.
livechillâh:
Allah adına, Allah
için.
madum:
yok, ölü.
mana-i harfi:
bir şeyin yaratı-
cısına bakan onu tarif eden
manası.
mana-i ismi:
bir şeyin bizzat
kendisine bakan ve kendisini
tanıtan manası.
masiva:
Allah’tan başka bü-
tün varlıklar, Allah’ın dışında-
ki her şey.
mazhar:
görünme yeri, ayna.
müstakil:
bağımsız, başlı ba-
şına.
nevi:
çeşit, tür.
sermedî:
ebedî, sürekli, de-
vamlı.
vecih:
yön.
vücut:
varlık.
zat:
öz, şahıs.
o
n
B
eşinci
m
ekTup
| 100 | Mektubat
1.
Her şey helâk olup gidicidir—Ona bakan yüzü müstesna. (Kasas Suresi: 88.)
2.
Bâkî olan yalnız Allah’tır.
1...,90,91,92,93,94,95,96,97,98,99 101,102,103,104,105,106,107,108,109,110,...1086
Powered by FlippingBook