Mektubat - page 744

İkinci kısım milliyetçilere deriz ki:
ey sarhoş hamiyetfüruşlar! Bir asır evvel milliyet asrı
olabilirdi. Şu asır, unsuriyet asrı değil. Bolşevizm, sosya-
lizm meseleleri istilâ ediyor, unsuriyet fikrini kırıyor; un-
suriyet asrı geçiyor. ebedî ve daimî olan İslâmiyet milli-
yeti, muvakkat, dağdağalı unsuriyetle bağlanmaz ve aşı-
lanmaz. Ve aşılamak olsa da, İslâm milletini ifsat ettiği gi-
bi, unsuriyet milliyetini dahi ıslah edemez, ibka edemez.
evet, muvakkat aşılamakta bir zevk ve bir muvakkat
kuvvet görünüyor; fakat pek muvakkat ve akıbeti hatar-
lıdır. Hem, türk unsurunda ebedî kabil-i iltiyam olma-
mak suretinde bir inşikak çıkacak. o vakit milletin kuv-
veti, bir şık bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek.
İki dağ birbirine karşı bir mizanın iki gözünde bulunsa,
bir batman kuvvet, o iki kuvvetle oynayabilir, yukarı kal-
dırır, aşağı indirir.
İkinci sual İki İşarettir. Birinci İşaret ki,
beŞİNCİ İŞaRet
’tir. Mühim bir sualin, gayet muhta-
sar bir cevabıdır.
Su a l
: “Ahirzamanda Hazret-i Mehdî geleceğine ve
fesada girmiş âlemi ıslah edeceğine dair müteaddit riva-
yat-ı sahiha var. Hâlbuki şu zaman cemaat zamanıdır, şa-
hıs zamanı değil. Şahıs ne kadar dâhî ve hatta yüz dâhî
derecesinde olsa, bir cemaatin mümessili olmazsa, bir ce-
maatin şahs-ı manevîsini temsil etmezse, muhalif bir ce-
maatin şahs-ı manevîsine karşı mağlûptur. Şu zamanda,
kuvvet-i velâyeti ne kadar yüksek olursa olsun, böyle
ahirzaman:
dünyanın son zama-
nı ve son devresi; kıyamet günü-
ne yakın dönem.
akıbet:
sonuç.
âlem:
dünya.
asır:
yüzyıl.
batman:
yaklaşık 8 kg olan bir
ağırlık ölçüsü.
bolşevizm:
hürriyet adına bütün
insanî değerleri tahribe yönele-
rek, hiçbir kanun, ölçü, değer ta-
nımaksızın sosyalist hedeflere
varmayı benimseyen görüş.
cemaat:
topluluk, birleşen insan
topluluğu.
dağdağa:
gürültü, patırtı.
dahi:
son derece zeki.
daimî:
sürekli, devamlı.
dair:
alâkalı, ilgili.
derece:
ölçü.
ebedî:
sonsuz.
evvel:
önce.
fesat:
bozulma, karışma.
fikir:
düşünce.
gayet:
son derece, çok.
hâlbuki:
oysa ki, doğrusu şu ki.
hamiyetfüruş:
kendini beğene-
rek hamiyetli olduğunu iddia
eden, fedakârlık taslayan.
hatar:
tehlike.
ıslah:
iyileştirme, düzeltme.
ibka etme:
devamlı kılma, sürekli
kılma.
ifsat etme:
fesada uğratma, boz-
ma.
inşikak:
yarılma.
İslâm:
Hz. Muhammed’in
kendisine gelen vahiy ile teb-
liğ buyurduğu din.
İslâmiyet:
Müslümanlık.
istilâ etme:
kaplama, yayıl-
ma.
kabil-i iltiyam:
yaranın, has-
talığın iyileşebilmesi, kapana-
bilir olması.
kuvvet:
kudret, güç.
kuvvet-i velâyet:
velâyet
kuvveti.
mağlûp:
yenilmiş.
mesele:
ehemmiyetli iş, ko-
nu.
milliyet:
ulusallık, millete öz-
gü olma durumu.
mizan:
terazi.
muhalif:
zıt.
muhtasar:
kısa, özet.
muvakkat:
geçici.
mümessil:
temsilci.
müteaddit:
birçok.
rivayat-ı sahiha:
sahih riva-
yetler, Peygamber Efendimiz-
den doğru ve sağlam kanal-
lardan nakledilen haber veya
hadisler.
sosyalizm:
üretim araçlarının
ferdi olmaktan çıkarılıp ka-
muya mal edilmesi ve gelir
paylaşımının düzenlenmesi
esaslarına dayanan doktrin.
sual:
soru.
suret:
biçim, görünüş.
şahıs:
kişi, fert.
şahs-ı manevî:
belli bir kişi
olmayıp bir cemaatten mey-
dana gelen manevî şahıs.
temsil:
bir topluluğun veya
bir kuruluşun adına hareket
etme.
unsur:
millet, ırk.
unsuriyet:
ırkçılık.
vakit:
zaman.
Y
irmi
d
okuzuncu
m
ekTup
| 744 | Mektubat
1...,734,735,736,737,738,739,740,741,742,743 745,746,747,748,749,750,751,752,753,754,...1086
Powered by FlippingBook