Mektubat - page 773

şükredilmeli; mükâfat için değil, belki teşvik için bir ih-
san-ı İlâhî olarak telâkki edilmeli.
DOkuZuNCu teLVİH
tarikatin pek çok semeratından ve faydalarından yal-
nız burada dokuz adedini icmalen beyan edeceğiz:
Birincisi:
İstikametli tarikat vasıtasıyla, saadet-i ebe-
diyedeki ebedî hazinelerin anahtarları ve menşeleri ve
madenleri olan hakaik-ı imaniyenin inkişafı ve vuzuhu ve
aynelyakîn derecesinde zuhurlarıdır.
İkincisi:
Makine-i insaniyenin merkezi ve zembere-
ği olan kalbi, tarikat vasıta olup işletmesiyle ve o işlet-
mekle sair letaif-i insaniyeyi harekete getirip netice-i fıt-
ratlarına sevk ederek hakikî insan olmaktır.
Üçüncüsü:
Âlem-i berzah ve ahiret seferinde, tari-
kat silsilelerinden bir silsileye iltihak edip ve o kafile-i nu-
raniye ile ebedülâbâd yolunda arkadaş olmak ve yalnız-
lık vahşetinden kurtulmak ve onlarla dünyada ve berzah-
ta manen ünsiyet etmek ve evham ve şübehatın hücum-
larına karşı onların icmaına ve ittifakına istinat edip, her
bir üstadını kavi bir senet ve kuvvetli bir bürhan derece-
sinde görüp, onlarla o hatıra gelen dalâlet ve şübehatı
defetmektir.
Dördüncüsü:
İmandaki marifetullah ve o marifette-
ki muhabbetullahın zevkini, safî tarikat vasıtasıyla anla-
mak; ve o anlamakla dünyanın vahşet-i mutlakasından
ve insanın kâinattaki gurbet-i mutlakasından kurtulmak-
tır. Çok sözlerde ispat etmişiz ki, saadet-i dâreyn ve
istinat etme:
dayanma.
ittifak:
fikir birliği etme, birleşme.
kafile-i nuraniye:
nurlu kafile,
ışık saçan topluluk.
kâinat:
bütün âlemler, varlıklar,
yaratılmış her şey, evren.
kavi:
kuvvetli.
letaif-i insaniye:
insanın manevî
duyguları.
makine-i insaniye:
insan bedeni-
nin işleyiş düzen ve sistemi.
manen:
ruhça, manaca, manevî
yönden.
marifet:
bilme, tanıma.
marifetullah:
Allah’ı tanıma ve
bilme.
menfaat:
fayda.
menşe:
esas, kök.
muhabbetullah:
Cenab-ı Hakka
karşı duyulan sevgi.
mükâfat:
ödül, hediye.
netice-i fıtrat:
yaratılışın gaye ve
neticesi.
saadet-i dâreyn:
iki cihan saade-
ti.
saadet-i ebediye:
sonsuz mutlu-
luk.
safî:
saf, temiz.
sair:
diğer, öteki.
semerat:
semereler, meyveler.
senet:
dayanak.
sevk etme:
sürme, yönelme.
silsile:
zincir, soy kütüğü.
şübehat:
şüpheler.
şükür:
Allah’a karşı kulluk görev-
lerini yerine getirme, minnettarlık
ifade etme, teşekkür.
tarikat:
tasavvuf adıyla Allah’ı ta-
nımaya ve iman esaslarını inkişaf
ettirerek insanı manevî olgunluğa
götüren yol.
telâkki:
anlama, kabul etme.
telvih:
açıklama.
teşvik:
şevklendirmek, cesaret
vermek.
ünsiyet etmek:
dostluk, arkadaş-
lık kurmak.
üstat:
muallim, öğretmen.
vahşet:
ıssız yerlerde duyulan
korku.
vahşet-i mutlaka:
tam bir yalnız-
lık ve korku hâli.
vasıta:
aracılık.
vuzuh:
açıklık.
zemberek:
hareketi sağlayan güç
kaynağı.
zevk:
manevî haz, lezzet.
zuhur:
görünme.
adet:
tane, sayı.
ahiret:
dünya hayatından
sonra başlayıp ebediyen de-
vam edecek olan ikinci hayat.
âlem-i berzah:
ruhların kıya-
mete kadar kalacakları âlem.
aynelyakîn:
bir şeyi görerek
ve seyrederek bilme.
berzah:
ruhların kıyamete
kadar bekleyeceği, dünya ile
ahiret arasındaki yer.
beyan etme:
anlatma, izah
etme, açıklama.
bürhan:
delil, hüccet, şahit.
dalâlet:
iman ve İslâmiyetten
ayrılmak, azmak.
defetmek:
savmak, uzaklaş-
tırmak.
derece:
ölçü.
ebedî:
sonsuz, daimî.
ebedülâbâd:
sonsuzlukların
sonsuzluğu, ahiret.
evham:
vehimler, kuşkular.
faide:
fayda, yarar.
gurbet-i mutlaka:
mutlak
gariplik.
hakaik-ı imaniye:
iman haki-
katleri, esasları.
hakikî:
gerçek, doğru.
hücum:
saldırma.
icma:
toplama, fikir birliğine
varma.
icmalen:
kısaca, özetle.
ihsan-ı İlâhî:
İlâhî ihsan, Al-
lah’ın lütfu bağışı.
iltihak:
karışma.
iman:
inanç, itikat, Allah’a
iman.
inkişaf:
gelişme, açılma.
ispat:
doğruyu delil göstere-
rek meydana koyma.
istikamet:
inanç, düşünce ve
niyette, tutum ve davranışta
Allah’ın rızasına uygun dü-
rüstlük.
Mektubat | 773 |
Y
irmi
d
okuzuncu
m
ekTup
1...,763,764,765,766,767,768,769,770,771,772 774,775,776,777,778,779,780,781,782,783,...1086
Powered by FlippingBook