Mektubat - page 848

f
iHriSTe
-
i
m
ekTuBaT
| 848 | Mektubat
Yirmi Altıncı Mektup
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
520-578
n
ƒo
g o
¬s
f p
G $É p
H r
òp
©n
à°r
SÉn
a l
Ær
õn
f p
¿É n
£r
«°s
ûdG n
øp
e n
?s
æ`n
Zn
õr
æn
j És
ep
Gn
h
(1)
o
º«/
?n
© r
dG o
™«/
ª° s
ùdG
sırrına dair “Hüccetü’l-kur’ân Aleş-
şeytan ve Hizbihî” namıyla, İblis’i ilzam ve ehl-i tuğ-
yanı iskât eden gayet mühim bir mektuptur.
Bu mektubun “dört Mebhas”ı var.
Birinci Mebhas
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
520-534
Şeytanın en müthiş hücumunu defetmekle,
şeytanı öyle bir surette ilzam eder ki; içine girerek
saklanıp vesvese edecek bir yer bırakmıyor. Ve o
kadar kuvvetli delâil-i akliye ile ve kat’î bürhanlarla
şeytanı ve şeytanın şakirtlerini ilzam eder ki, şeytan
olmasa idiler imana gelecektiler. Fakat, maattees-
süf, şeytan-ı cin ve insin, gayet çirkin davalarını ve
desiselerini bütün bütün iptal ve defetmek için,
farazî bir surette onların çirkin fikirlerini zikredip
öyle iptal ediyor. Meselâ der ki: “eğer faraza dedi-
ğiniz gibi, kur’ân kelâmullah olmazsa, en adî ve
sahte bir kitap olurdu. Hâlbuki, meydandaki âsârıy-
la göstermiş ki, en âlî bir kitaptır.” İşte bu gibi fara-
zî tabiratın, titreyerek yazılmasına mecburiyet hâsıl
olmuştur. Şu mebhasın ahirinde, şeytanın sure-i
(2)
p
ó«/
én
Ÿr
G p
¿'
Gr
ôo
? r
dGn
h =¥
’in fesahat ve selâsetine dair bir
vesvese ve itirazını reddediyor.
adî:
değersiz.
ahir:
son.
âlî:
yüce, yüksek.
asar:
eserler.
bürhan:
delil.
dair:
ilgili.
defetmek:
yok etmek, savmak,
uzaklaştırmak.
delâil-i akliye:
akla ait deliller.
desise:
gizli hile, aldatmaca hare-
ketler.
ehl-i tuğyan:
Allah’ın emirlerine
aykırı harekette bulunan günah-
kârlar.
faraza:
farz edelim ki, kabul ede-
lim ki.
farazî:
varsayım.
fesahat:
sözün; kelime, mana,
ahenk ve sıralama yönlerinden
kusursuz olması.
gayet:
son derece.
hak:
gerçek, doğru.
hâsıl:
meydana gelen.
Hüccetü’l-kur’ân aleşşeytan ve
Hizbihî
: şeytan ve onun gurubu
1.
Şeytandan sana bir vesvese geldiğinde Allah’a sığın. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten,
her şeyi hakkıyla bilendir. (Fussılet Suresi: 36.)
2.
Kaf. Şerefi pek yüce olan Kur’ân’a yemin olsun. (Kaf Suresi: 1.)
hakkında Kur’ân-ı Kerîm’in
hücceti yani kesin delili.
hücum:
saldırma
İblis:
şeytan.
ilzam:
susturma.
iman:
inanmak.
ins:
insan, beşer.
ıskat:
düşürme.
kat’î:
kesin.
kelâmullah:
Allah’ın kelâmı,
Kur’ân-ı Kerîm.
maatteessüf:
üzülerek, üzün-
tüyle beraber.
mebhas:
bir bahisle ilgili yazı,
kısım, bölüm.
mecburiyet:
mecburluk, zo-
runluluk.
mühim:
önemli.
red:
geri çevirme, kabul et-
meme.
selâset:
ifadedeki ahenk,
açıklık, kolaylık ve akıcılık.
suret:
biçim, şekil.
şakirt:
talebe, öğrenci.
şeytan-ı cin:
cinni şeytanlar.
tabirat:
tabirler, deyimler,
sözler.
vesvese:
şüphe, kuruntu.
zikir:
söyleme.
1...,838,839,840,841,842,843,844,845,846,847 849,850,851,852,853,854,855,856,857,858,...1086
Powered by FlippingBook