Sözler - page 166

Bu bahsin münasebetiyle, risale-i
Münacat
’›n ahirin-
de,
1
p
ô p
N'
’r
G p
? r
ƒ n
« r
dÉp
H l
¿Én
Á/
G
rüknüne sair rükünlerin, hususan
rüsul ve kütübün flahadetini münacat suretinde zikredilen
pek kuvvetli ve hulâsal› ve bütün evhamlar› izale eden bir
hüccet-i haflriye, aynen buraya giriyor. fiöyle ki:
Müna-
cat’
ta demifl:
Ey Rabb-i Rahîm’im!
Resul-i Ekreminin talimiyle ve Kur’ân-› Hakîm’in der-
siyle anlad›m ki, baflta Kur’ân ve Resul-i Ekremin olarak
bütün mukaddes kitaplar ve peygamberler, bu dünyada
ve her tarafta numuneleri görülen celâlli ve cemalli isim-
lerinin tecellileri, daha parlak bir surette ebedülâbâdda
devam edece¤ine ve bu fânî âlemde Rahîmâne cilveleri,
numuneleri müflahede edilen ihsanat›n›n daha flaflaal› bir
tarzda dâr-› saadette istimrar›na ve bekas›na ve bu k›sa
hayat-› dünyeviyede onlar› zevk ile gören ve muhabbet
ile refakat eden müfltaklar›n, ebedde dahi refakatlerine
ve beraber bulunmalar›na icma ve ittifak ile flahadet ve
delâlet ve iflaret ederler.
Hem, yüzer mu’cizat-› bâhirelerine ve ayat-› kat›alar›-
na istinaden, baflta Resul-i Ekrem ve Kur’ân-› Hakîm’in
olarak, bütün nuranî ruhlar›n sahipleri olan peygamber-
ler ve bütün münevver kalplerin kutuplar› olan velîler ve
bütün keskin ve nurlu ak›llar›n madenleri olan s›dd›kînler
bütün suhuf-u semaviyede ve kütüb-ü mukaddesede
Senin çok tekrar ile etti¤in binler vaatlerine ve tehditle-
rine istinaden, hem Senin kudret ve rahmet ve inayet ve
ayat-› kàt›a:
kesin deliller.
beka:
ebedîlik, devaml›l›k.
celâl:
haflmet, heybet, yücelik.
cemal:
güzellik, merhamet.
dâr-› saadet:
saadet yeri, Cennet.
delâlet:
iflaret.
ebed:
sonsuzluk, daîmilik.
ebedülâbâd:
sonsuzlar›n sonsu-
zu.
evham:
zanlar, kuflkular.
fânî:
ölümlü.
hayat-› dünyeviye:
dünyaya ait
olan hayat.
hüccet-i haflriye:
haflrin delili.
hulâsa:
k›saca.
icma:
fikir birli¤i.
ihsanat:
ihsanlar.
inayet:
yard›m.
istimrar:
uzay›p gitme.
istinaden:
dayanarak.
ittifak:
birleflme, birlik.
izale:
yok etme, giderilme.
kudret:
güç, kuvvet.
Kur’ân-› Hakîm:
her ayet ve su-
resinde say›s›z hikmet ve fayda-
lar bulunan Kur’ân.
kütüb-ü mukaddese:
mukaddes
kitaplar (Tevrat, Zebur, ‹ncil ve
Kur’ân-› Kerîm).
kütüp:
kitaplar.
kutup:
önder, rehber.
mu’cizat-› bâhire:
apaç›k mu’ci-
zeler.
muhabbet:
sevgi.
mukaddes:
mübarek.
münacat:
yalvarma, Allah’a yal-
var›fl, dua, yakar›fl.
münasebet:
iliflki, ba¤lant›.
münevver:
nurlanm›fl.
müflahede:
gözle görme.
müfltak:
arzulu, âfl›k.
numune:
örnek, misal.
nuranî:
nurlu.
Rabb-i Rahîm:
sonsuz flefkat ve
merhamet sahibi olan Cenab-›
Hak.
rahîmâne:
flefkatle, merhametle.
rahmet:
ac›ma, merhamet etme.
refakat:
arkadafll›k.
Resul-i Ekrem:
çok cömert, ke-
rîm olan peygamber, Hz. Muham-
med (a.s.m.).
risale-i Münacat:
Münacat risale-
si.
rükün:
inanç esaslar›.
rüsul:
peygamberler.
flahadet:
flahitlik, tan›kl›k.
flaflaa:
gösterifl.
s›dd›kîn:
samimiyetle Allah
ve peygambere iman etmifl
olanlar.
suhuf-u semaviye:
semavî
sayfalar.
talim:
ö¤retme.
tarz:
biçim.
tecelli:
yans›ma.
tehdit:
gözda¤› verme.
vaat:
söz verme.
velî:
Allah dostu, evliya.
zevk:
tatma.
zikir:
an›lma.
1. Ahiret gününe iman etmek.
166 | SÖZLER
O
NUNCU
S
ÖZ
1...,156,157,158,159,160,161,162,163,164,165 167,168,169,170,171,172,173,174,175,176,...1482
Powered by FlippingBook