29 Kasım 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Röportaj

NATO, 2030’lardaki Çin’e göre tertipleniyor

Geçtiğimiz haftalarda Lizbon’da gerçekleşen NATO zirvesi Türkiye’de füze savunma sistemi üzerinden tartışıldı. Ancak NATO’nun yeni startejisi ve dünyadaki silâhlanma hareketleri yakından incelenmedi. Biz de bu hafta Yeditepe Üniversitesi Uluslararası ilişkiler bölümü öğretim üyesi emekli asker Mesut Çaşın’la konuştuk. Çaşın’ın anlattıklarından sonra dünyanın hiç de masum olmadığını bir kez daha göreceğiz. Sade vatandaşlar dünyanın bu kadar silâhlanmış olduğunu okuyunca ne hissedecek doğrusu merak ediyorum…

Lizbon’daki NATO Zirvesi’ni sadece füze kalkanı meselesine sıkıştırmak doğru mu?

Bu konferans hem NATO’nun hem de Türkiye’nin tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Yeni oluşan NATO stratejisini anlamadan sadece füze meselesinde sıkışıp kalmak denizin içindeki balıkları sayamamak gibi bir şey. Bu stratejiyi bilmek gerekir ki Türkiye’nin ve ortaklarımızın tavrını iyi değerlendirebilelim.

NATO hakikaten birbirine dost ülkelerin dünya barışı için oluşturdukları bir kurum mudur?

Berlin Duvarı yıkılıp, Varşova Paktı dağıldıktan sonra belli bir belirsizlik oluştu. Bunların biri Rusların tekrar geri dönüp dönmeyeceği yani Kızılordu’nun geri çekilip çekilmeyeceğiydi. İkincisi ise Almanya’nın birleşmesi meselesi. Amerika burada Almanya’yı tekrar nasıl kontrol edebileceğini düşündü. Biliyoruz ki güçlü bir Almanya her zaman tehlike oluşturabilecek bir unsur. Almanya 1871’de birleştikten sonra I. ve II. Dünya Savaşlarını çıkarmıştır. Burada Amerika, Rusya ile ittifak geliştirdi. Almanya cezalandırıldı. Ancak sorun bununla çözülmüş değildi. Rusya geri çekildikten sonra Batı Avrupa Birliği tekrar canlandırıldı. Fransa ve Almanya ortak kolordu kurup Amerika’nın yerine bir rol oynamaya kalktılar.

Yani sürekli bir rekabet…

Evet. Amerika hemen karşı harekete geçti “Barış için ortaklık projesi”. Zaman içinde Yugoslavya’nın, Çekoslovakya’nın parçalanması Almanların bölge üzerindeki gücünün ne kadar etkin olduğunu gösterdi. Amerika’yı “Avusturya-Almanya-Macaristan birleşiyor mu?” korkusu sardı. Amerika hemen “Barış için ortaklık projesi”nden hareketle Macar üstlerini kullanarak Yugoslavya’ya müdahale etti. Aslına bakarsanız bu Güvenlik Kurulu Kararı olmadan insanî müdahale yapmaya bir hazırlıktı. Amerika bugün itibariyle Doğu Avrupa’ya ve Balkanlara yerleşmiş durumda. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Slovenya, kademe kademe Bulgaristan ve Arnavutluk da NATO’ya girmiş vaziyette. NATO’yu artık 28 ülke olmuşturuyor.

Amerika’nın bu müdahaleleri NATO konseptini ne yönde değiştirdi?

NATO’nun 4. ve 5. maddeleri örgütün savunma örgütü olduğu saldırı gelmeden, karşı saldırıya geçilemeyeceğini içeriyordu. NATO askerinin Sırbistan, Afganistan ve Irak’ta olması bu konsepti değiştirdi. Amerika’nın bundan sonra ortaya attığı füze projeksiyonu projesi tartışmaları gündeme geldi.

Rusya’nın NATO zirvesine katılmasını nasıl

okumamız lâzım?

Sovyetler Birliğini yıkmak için kurulan bir örgütün toplantısına bir Rus başkanı katıldı. Bu yeni stratejinin yeni görev tanımının Atlantik ve Avrupa coğrafyasının dışına kayacağını gösteriyor. Gelecekte Pasifik ve Hint Okyanusu uzak hedef olarak yaygınlaşıyor. Biz buna “Bigbang Teorisi” diyoruz; NATO'nun büyük patlamayla ileride Japonya, G. Kore, Avustralya, Y. Zelanda gibi ülkeleri de içine alarak büyük bir dünya kuvveti kurması. Nato bir savunma örgütüyse, bir de ‘düşman’ olması gerekiyor. Bugün Komünizm yok, İslâm dediler tutmadı. O zaman tehdit kim? NATO 2030’lardaki Çin’e göre tertipleniyor.

Avrupa ne diyor bu yeni stratejiye?

Amerika, AB-NATO ortaklık stratejisinin sürmesini istiyor. Amerika bugün Almanya ve Fransa’nın kartını kırmış durumda. Almanya nükleer füzelerin sökülmesini isterken Fransa buna karşı çıkıyor. Öte yandan NATO Zirvesi öncesi Merkel, Sarkozy, Medvedev üçlü bir zirveyle Amerika dışında örgütlenmeye çalışıyor. Mesele hiç de dışarıdan göründüğü gibi değil. Oyun içinde oyun var.

Bildiğiniz gibi Rusya ile Ukrayna arasındaki krizden sonra Avrupa donda kalır mı? Oralarda soğuk eksi 25 derece. O zaman da konular kolektif güvenlikte yoğunlaşıyor. Bu da genişlemenin devam edeceği fikrini veriyor. İleride Bosna ve Sırbistan da NATO’ya alınabilir. Ancak kavga Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan ve G. Kıbrıs’ın üyeliğe dahil edilip edilmemesinde çıkıyor. Sarkozy’nin bize sataşma nedenlerinden biri de bu.

Rusya bu toplantıya katılarak kendi çıkarlarını korumak istedi” diyebilir miyiz?

Rusya pes etmedi. Rusya Truva Atı gibi eşitler arasında ilk olmak için oynuyor. Aslına bakarsanız bu füze savunma sistemi başından beri Putin’in de dillendirdiği bir mevzu. Putin uydularını ve füzeleri vereceğini söylüyordu. Ancak radarların Azerbaycan’a, füzelerin de Türkiye’ye yerleştirilmesini istiyordu. Bunu yaparken İran’la Türkiye’nin arasını mı açmak istiyor, yoksa Nabuco’yu parçalamak mı istiyor? Burada gazı Baltık’tan geçirmek isteyen Almanların Ruslarla ittifakını da görüyoruz. Türkiye ise Rusya dışında İran ve Türkmen gazını alarak önemli bir oyuncu olacak. Böylelikle Rusya elindeki Türkiye pazarını da kaybetmiş olacak. Dolayısıyla büyük bir çıkar çatışması var.

Füze savunma sisteminde adı geçmesin denilen İran’ın durumu nedir?

Dünyaya gösterilecek kötü oyuncu lâzım, öbür türlü neden K. Kore G. Kore’ye ateş etsin ki askerî strateji de müşterek hedeflenmiş düşman vardır. Düşman bir zamanlar “orak ve çekiç”ti. 11 Eylül’den sonra Taliban ve İslâm. Bu kısmen tuttu, ama istedikleri gibi bir oyun oynanamadı. Türkiye üzerinde de ciddî oyunlar oynanıyor.

Ne tür oyunlar?

Türkiye’nin raydan çıkıp doğuya yanaştığı söyleniyor. “İslâm devleti oldu” deniyor. Amerika’nın güvenilir müttefiği olmadığı, AB’ye alınmaması gerektiği vurgulanıyor. Bu argümanları Türkiye’yi istemeyen bir takım merkezler üretiyor. Türkiye son zirvede önemli bir manevra yapmıştır. NATO’dan anlamayan arkadaşlarım Türkiye’nin toplantıdan hiçbir şey elde edemediğini söylüyor.

Türkiye’nin NATO Zirvesi’nden kazanımları ne

olmuştur?

Demin bahsettiğim oynanan oyunları bozdu. AGSP (Avrupa güvenlik ve savunma politikası) içinde haksızlığa uğradığını yüksek sesle dile getirdi. Türkiye Avrupalı olduğunu, NATO’daki imajını teyit etmiş, Türkiye’nin talepleri müttefikleri tarafından genel olarak kabul görmüştür. Rusya-Suriye-İran’la iyi komşuluk dengesini korumuştur. 2011-12’de Amerika’da yapılacak olan pazarlıkta Türkiye halihazırda masadaki kartlarını korumaktadır. Rumların AB konusundaki veto girişimlerine Türkiye “yeter” demiştir. Dışişleri Bakanı, Kıbrıs konusu çözülmeden AB-Nato ilişkilerinde fazla beklentiye girilmemesi gerektiğini bildirmiştir. Cumhurbaşkanı Türkiye’nin endişelerinin İran’ın kendini savunmak için elinde bulundurduğu füzeler olmadığı, nükleer silâh meselesi olduğunu söylemiştir. Ancak bölgedeki bütün nükleer silâhlara karşı olunduğunu vurgulamıştır. Genel olarak ortaya çıkan sonuç Türkiye’nin NATO’da ittifakı bozan değil, ittifaka güç katan üye olduğu ortaya çıkmıştır. Rasmussen de Türkiye’nin görüşlerini desteklemiş Türkiye’ye haksızlık yapıldığını söylemiştir.

Amerika açısından baktığınızda nasıl bir tablo

görüyorsunuz?

Öncelikle Sovyetleri dolayısıyla Rusya’yı “Asıl Şeytan” olarak niteleyen Ronald Reagan, gelinen noktayı görseydi gözlerine inanamazdı. Bunun dışında ilk defa Amerika’nın “Nato toprakları nüfusunu kapsayacak şekilde füze savunma yeteneğinde anlaştık” demesi işbirliği alanı oluşturduğunu gösteriyor. Rusya için “İşbirliğini sabırsızlıkla bekliyoruz” demesi büyük pazarlıkların olduğunu gösteriyor. Öte yandan Rasmussen’in 2014’te Afganistan’dan çıkıp gideceklerini söylemesi, ama Obama’nın 2014’te Amerika’nın rolünün tahmin edilmez olduğunu söylemesi Amerika’nın Asya’dan çıkmayacağının işareti. Obama’nın AB’ye Türkiye’yi birliğe almaları gerektiğini söylemesi, Rusya’yı yanına alarak dünya liderliğine oynaması büyük bir prestij katmıştır. Ancak Rusya ile pazarlıklar bitmiş değildir özellikle füzeler konusunda…

Siz öyle bir tablo çizdiniz ki, sanki herkes

silâhlanma yarışında. Savaş çıktı çıkacak gibi…

Dünya savaşıyor şu anda. Savaş yok mu sanıyorsun? K. Kore durduk yere niye ateş etti? Çiban çıksın. Ne diyorum sana, gidişat Pakistan- Hindistan sınırı Keşmir’e doğru gidiyor. Yangın çıkacak ki ittifak olarak gideceksin.

Bütün soğuk savaş döneminde silâhlanma yarışı vardı; karada, denizde, denizaltında… Bu silâhlanma yarışında kim nükleer silâhtan kaçarsa ona tavuk deniliyor. Kitle imha silâhlarını kimin yaydığına bakarsak Amerika bu silâhları kendi müttefiklerine verdi. Rusya Hindistan’a, Çin de Pakistan’a verdi. Böyle bir denge içinde İran’ın durumu belirsizleşti. Libya’nın ise kafası kırıldı ve teslim oldu. Ermenistan’ın elinde bile Ankara’yı vuracak füzeler var. Amerika ve Rusya bir de Çin kendine müttefik gördükleri ülkelere birbirlerini vurmak üzere füzeler veya saldırıları karşılamak üzere füze savarlar yerleştirmiş durumdalar.

Bu füze kalkan meselesinde ise asıl konu füze atıldıktan sonra nasıl etkisiz hale getireceğiniz. Eğer füzeyi atmosferin dışında vurursanız bu kabul edilebilir bir sonuç, ancak Başbakan’ın dikkat çektiği nükleer serpinti önemli bir konu. Eğer füze savarlar Polonya’ya yerleştirilirse bizi kapsamıyor. Başbakan onun için karşı çıkıyor. Onun ötesinde Türkiye’nin dünya haritasındaki konumu da füze savarların yerleştirilmesi açısından bir cazibe oluşuruyor. “Türkiye neden Avaks alıyor?” diyenler de değişen tehdidin farkında değiller.

Peki İsrail neden rahatsız füze savunma

sisteminin Türkiye’ye kurulmasından?

İsrail bir kere Türkiye’nin düşmanı değil. Türkiye, Nato’nun ve Amerika’nın müttefiki ve taarruzî bir devlet değil. O saldırmadan biz İsrail’i neden vuralım? İsrail baştan beri projenin içindeydi, bize füze satıyordu. Ancak aramız gerilince projeden çekildi. Yani kaybeden taraf İsrail oldu. Türkiye millî konularda yanlış yapmaz. Türkiye bir imparatorluk.

Siz Türkiye’nin Batıdan koptuğuna inanıyor

musunuz?

Öyle bir şey yok ki. Bizim geleneklerimiz var. Bu memlekette 160 yıllık bir demokrasi geleneği var. Dışişleri Bakanının söylediği gibi 1863’den bu yana devam eden reform hareketi var. Avrupa tarihinden Türkleri çıkar ortada bir şey kalmaz. Politik olarak sizi yıpratmak için bunları yapmaları normal. Biz akıllı bir devletiz, yükselen bir gücüz.

TÜRKİYE,

YOĞURDU

ÜFLEYEREK

YİYOR

Türkİye Nasrettin Hoca gibi yoğurdu üfleyerek yiyen bir politika güdüyor. Almanya birinci Dünya Savaşı’nda Genelkurmay’ın izni olmadan erken ateş açtı ve harbe erken yakalandık. Bu durum Kars’ta 75 bin askerimizi kaybetmemize neden oldu. İkinci Dünya Savaşında ise gemiler Boğazdan geçmemesine rağmen Stalin bizden Boğazları istedi. Soğuk savaşta Amerika’nın kucağına düşmemizin nedeni Stalin’in bu tutumudur. Bunun yanında Ruslar, 1943 yılında Amerikan yardımıyla Almanları yenmesiyle beraber bize karşı düşmanca tutumlar sergilemeye başlamıştır. Türkiye İzmir Çiğli’de nükleer başlık taşıyordu ve Uralları vurabilecek güçte idi. Bu dünyada ciddî bir krize sebebiyet verdi. Sovyetler, başlıkların geri çekilmesi karşılığında Küba’dan çekileceklerini söylediler. Amerika bize sormadan başlıkları çekti ve bize uçak verdi. Anlaşılacağı üzere Türkiye büyük risklerle karşı karşıya kaldı. O dönemlerde büyüme bizim elimizde değildi ve hiçbir pazarlık payımız yoktu. Ama bugün Türkiye diklenebiliyor. Türkiye artık Afrika’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da, Ortadoğu’da… Türkiye artık kendine güvenen bir güç.

H. HÜSEYİN KEMAL

[email protected]

29.11.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Röportaj

  (22.11.2010) - Cumhuriyet artık toplumla barışıyor

  (21.11.2010) - 28 Şubat yuva yıkan bir darbeydi

  (15.11.2010) - Sorunun kaynağı başörtüsü değil farklılıklara tahammülsüzlük

  (08.11.2010) - GİZLİ ANAYASA İLE ADALET OLMAZ

  (01.11.2010) - İslamın Güzelliklerini yaşayarak gösterelim

  (31.10.2010) - Binlerce ortak noktamız var

  (27.10.2010) - Risâle-i Nurları tanımam gazetemiz vasıtasıyla oldu

  (25.10.2010) - Kemalizm kaybetti

  (22.10.2010) - Tarım sözleşmeli üretimle kurtulur

  (11.10.2010) - Yeni anayasa için temsilde adalet şart


Son Dakika Haberleri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.