"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Duygu kazıları yapmak

Yasemin YAŞAR
09 Şubat 2019, Cumartesi
Arkeoloji, tarih ve psikolojinin bir harmanı gibi gözükmektedir “duygulara kazı yapmak”. Diplerde, derinlerde kalan, üzerleri her türlü gaflet, vurdumduymazlık, sathilik, talan ve yağmayla kapatılmış duyguların gün yüzüne çıkmaya ihtiyacı var.

Adeta bir arkeolog titizliğinde hareket etmek gerekir. Bu hem kendi dip duygularımızı keşfetmede, hem karşımızdaki insanın duygularına ulaşmak için gerekli bir kazı çalışmasıdır. Zira “Ne denli titiz ve sabırlı olunursa olunsun, kazma eyleminin bir bakıma yok etme olduğunu hiçbir zaman unutmamak gerekir.”

Bu yok etme, hem ta derinlerde, belki de mizaç köklerindeki fıtrat ve karakter izlerini bir daha yerine koyamayacak biçimde bozarak, hem de yıllarca belli bir ortamda yaşamış ve yetişmiş bir kişiliği gün yüzüne çıkararak yapılmaktadır. Bazen gerekli bazen de gereksiz bir eylem gibi durmaktadır “duygu kazıları”. Bazen geçmişe takılıp kalmamak, bazen de geçmişteki yaraları tedavi ederek ilerlemek gerekir.

Duyguları kazarken önce yüzey araştırması yapmak önemlidir. Yani gün yüzüne çıkmış, görünür hale gelmiş karakter, huy, kişilik izlerini önce keşfetmek şarttır. Bu bulgulara göre bir ön değerlendirme, nefis muhasebesi mahiyetinde zaaf ve zayıflıkların keşfi lâzımdır.

Meselâ arkeolojik bir kazı şöyle yapılır:  Tarihin derinliklerinde Roma döneminde bir yapı ustası bir evi yapmaya giriştiğinde önce toprağı temizler, ardından temel çukurlarını kazar. Sonra, mozaiklerle resimler ya da motifler yaparak zemini döşer. Duvarları örüp üstünü bir çatıyla kapatır. Ev artık oturulacak hale gelmiştir ve insanlar gelip yerleşirler. Ustanın cebinden düşen bir metal para evin temelinde kalabilir. Evde yaşayanlar bazı küçük eşyalarını evde yitirebilir. Kırılan çanak çömlekler, alet edevatlar çöp çukurlarına atılır. Böylece evde yaşayanların yaşantılarına, kültürlerine, inançlarına dair kalıntılar bir bir tarihin kucağında, imam-ı mübin defterinde, hafızalarda, zaman denen levh-ıspat sayfalarında kaydedilir.

Arkeolojide, bu süreç yerleşme dönemi olarak adlandırılır. Yani psikolojide de kişiliğin oturduğu, mizaç temelinde karakterin şekillendiği 11-15 yaşlarına kadar geçen süreç denebilir.

Daha sonra ya bir savaştan dolayı ya bir deprem vs. gibi afetten etkilenerek insanlar yaşadığı evi terk etmek zorunda kalabilir. Psikolojik açıdan bakıldığında da kişinin yaşadığı bir travma, duygusal bir yıpranma, şiddetli bir imtihan, hayal kırıklıkları, aldatılmalar, güven kayıpları, özsaygıyı yitirecek incinmişlikleri vs. ile artık içinde insanın yaşamadığı ev zamanla tamamen çöker; ahşap kısımları çürür, duvarlar yıkılır. Aradan uzun yıllar geçince de ev bütünüyle toprağın altında kalır. Artık o insan önceki kişi değildir. Dünyanın yüzeyselliğine kapılmış diplerde olan ve insanı insan eden duygularını zaman içerisinde kaybetmiş ve yüzeyselleşmiştir.

Oysa insanın duyguları ne kadar yüzeysel olsa da, yaraları derindir. Bu derin yaralar ancak diplerdeki duyguları tekrar gün yüzüne çıkarmakla tedavi olacaktır. Aradan yıllar geçince kazı yapılacak alan üzerindeki toprak dümdüz olur. Burası ekili bir alan haline gelebilir ya da üzerine yeni bir ev bile kurulmuş olabilir. Ama evin temelinde, çevresinde eskiden kalan kalıntılar muhakkak gün yüzüne bir şekilde çıkar. İşte bu süreç artık kazı yapılması gereken diplerdeki duyguların keşfedilmesi gereken bir süreçtir.

Titiz bir arkeolog, iyi bir eğitimci ve uzman bir psikolog ancak bu diplerde kazı yapabilir.

Eski medeniyetlere ait kalıntıların bir bölümü çeşitli inşaat faaliyetleri sonucunda tevafuken keşfedilebilirler. Yol, köprü, metro gibi ulaşım faaliyetleri, baraj, gölet, sulama kanalı gibi tarım faaliyetleri, yeni bina inşaatları gibi iskan faaliyetleri sonucunda tesbit edilen yüzlerce arkeolojik alan mevcuttur.

İşte insanın duygusal kalıntıları da bazen alâkasız bir olayla yaşanan bir hadiseyle, kritik bir anda verilecek bir kararla ortaya çıkabilir. Bu durum keşfedildiğinde hemen “kurtarma kazıları” yapılır. Anında müdahale ile ilk olarak daha fazla tahribatın yapılmaması adına süreci durdurmakla işe başlanır. Yani, şöyle bir durmak, hayatı yavaşlatmak, muhasebe yapmak, varlığını sorgulamak gibi. Sonra da yavaş yavaş gerilerde kalmış hem kendimizi hem insanlığın kurtulmasına çare olacak İlâhî, nebevî, ahlâkî, duyguları bir bir iğneyle kuyu kazmak gibi çıkarmak derin yaraları bu derin duygularla tedavi etmeye çalışmak gerekecektir. Elbette bunu yaparken bazen samimî bir dostun tenkitleri, bazen iyi gözlemci bir eğitimcinin nasihatleri, bazen de profesyonel bir psikoloğun yardımıyla bu kazılar gerçekleşecektir.

Bazen de kötü niyetli insanlar sizin duygu dünyanızda kazılar yapar. Aynen tarihî eser kaçakçıları, define avcıları gibi. Bu kaçak kazıların tek bir amacı vardır karşısındaki kimsenin zaaflarını ve zayıflıklarını keşfederek, onu gemlemek, kullanmak ve esir haline getirmektir. Bu kazılara da dikkat lâzımdır.

Hasılı, Sokrates öncesi Antik Grek kültürü felsefesinde, kâinatı kavramak isterken kendini de kavramak anlayışı vardır. Ve bu kavrayışı yalnız mantık ile değil bütün kişiliği ile, heyecanı, arzu ve istekleri, kısacası duygu ve hisleriyle birlikte yapılması gereken bir keşif, bir kazıdır.

Bu çerçeveden bakıldığında dünyaya gönderilmiş bütün peygamberler, evliyalar, âlimler aslında o dönem insanlarının duygularına kazı yapan mükemmel birer arkeolog, muallim, psikolog değiller mi?

Okunma Sayısı: 1167
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah

    9.2.2019 09:33:45

    " Bazen de kötü niyetli insanlar sizin duygu dünyanızda kazıllar yapar . Cümlesiyle İle başlayan paragraf hatırıma şu satırları getirdi.İnsan süretindeki şeytan ve kötü bir ruhu gaddar,insanların tabiatlarındaki madenleri işlettiriyor. "Kiminin hırsı intikamını,kiminin hırs-ı cahını,kiminin tamahını,kiminin humkunu,kiminin dinsizliğini,hatta en garibi kiminin taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor."Altı desise-i şeytaniye de,altı hiissin iğfalından,aldatmasından baş ka bir şey değildir.Ehli dalalet insan lardaki bu derin kazı ile zayıf,his ve damarları keşfedip,dalalete sevk ediyor.İhtilaf çıkarıyor,bölüp parçalıyor ..Buna muka bil ehli hidayette bu iğfal ve aldatma ları etkisiz hale getirmek için,onlarda derin kazılar yapmalı, .Aldatılan nok tada tamirler gerçekleş tirilmelidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı