Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 03 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Kariyer

Özgüven mi, özsaygı mı?

Özgüven kavramının kültürümüzde zaman zaman farklı ve hatta çelişkili anlam ve çağrışımlar taşıdığını görüyoruz. Biraz da birçok alanda örnek aldığımız Amerikan kültürünün etkisiyle olsa gerek, “kendine güven” duygusuna sahip olmaya pek çok özeniyoruz. Ancak yapıcı, gerçekçi ve girişimci özgüvenle, hayalci, gerçekdışı ve bir bakıma savunmacı özgüveni birbirine karıştırıyoruz.

Abartılı bir özgüvenin, biraz da kültürümüze özgü haklı bir nedeni var. Küçük yaşlardan başlayan sıkı gözetim ve “yanlışları yakalamaya” dönük yaklaşım, insanların kendi potansiyellerini hayata yansıtmaları konusunda ciddi engeller oluşturmaktadır. Bu nedenle olsa gerek, insanlarımız ileriki yaşlarında kendilerine güvenlerini geliştirmek için özel bir çaba göstermek zorunda kalmakta, “özgüvenlerinin yeterli olup olmadığına” güvenememekte, bir ikilem içine düşmektedirler. Bu ikilem, özgüvenin aşırı önemsenmesine, buna karşılık özgüveni etkin kılacak değerler boyutunun gözardı edilmesine yol açmaktadır.

Buna karşılık özsaygı, kişinin kendisiyle barışıklığının bir uzantısıdır. Özsaygı insanın kendini ve sınırlarını olduğu gibi kabul etmesi ve bundan hoşnut olmasıyla ilgilidir. Özsaygı, özgüven gibi dış değerlendirmelere açık olmadığı için başarısızlıktan zarar görmez.

Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, öz saygısı yüksek insanların daha az stres altında kaldıkları ve hayatlarından daha memnun insanlar olduklarını da ortaya koymuştur.

Kendine saygı, ahlâklı davranışların hayatın her alanına yayılmasıyla kazanılabilir. Birçoklarımızca zannedildiği gibi ahlâklı davranış, yazılı ve yazılı olmayan kurallara uymak demek değildir. Ahlâklı davranış esas olarak tutarlı olmak demektir. İnsanlarda ahlâkî gelişim basamaklarını tanımlayan Kohlberg’e göre, en üst düzeyde ahlâklı davranış cezalandırılmamak için kurallara uymak değil, cezalandırılmak pahasına vicdanının sesini dinlemek ve kendi ilkelerine uymaktır.

“Kendine güven”in bireysel ve ekip başarısı üzerindeki etkisi tartışılmaz. Ancak başarıyı devamlı kılmak ve iç huzuruna sahip olmak, ancak “kendine saygı” ile mümkündür. Birbirine çok yakın gibi görünen bu iki kavram, bazı noktalarda örtüşse bile, gerçekte birbirinden farklıdır ve bu farkın çoğu kez gözardı edildiği gözlemlenmektedir.

Kendine güven, hayata karşı yapıcı ve olumlu bir bakış açısını ve kendi gücüne inanmayı gerektirir. Kendine saygı ise, kendini, yeterliliklerini, sınırlarını bilmek ve kabul etmek, güçlü ve güçsüz yanlarıyla bir bütün olarak kendine değer vermektir. Bu iki kavram arasında ayrım yapmadığımız zaman, kendimize olan güveni değerlendirmekte zorluklar yaşayabiliriz. Örneğin; üniversite giriş sınavına hazırlanan bir öğrenci, yapabileceğinin en iyisini yapıp, kapasitesinin üst sınırına ulaşabilir ve buna rağmen hedeflediği üniversite ve bölüme giremeyebilir. Bu onun başarısız ve değersiz olduğunu değil, diğerlerinin ondan daha başarılı olduğunu ortaya koyar. Gösterdiği çabaya güvenen ve başarılı olacağına inanan kişinin özgüveni böyle bir sonuç karşısında sarsılabilir. Oysa yeteneklerini, birikimini ve şartları gerçekçi ve isabetli değerlendirebilen kişi, karşılaştığı sonucu, özsaygısını kaybetmeden kabullenecektir.

Özsaygısı yüksek kişiler, olumsuz durumlar karşısında kendilerini değersiz hissetmez, nesnel bir durum değerlendirmesi yapar, sonuçlardan ders çıkarır, durumu bir gelişme fırsatı olarak ele alır ve geleceğe daha güçlü hazırlanır.

03.06.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Başlıklar

  Tecrübenin takımlaşma süreci

  Çocuk katillere tedbir, alternatif programları

  Meraklar tanımlı, amaçlar tutarlı olmalı

  Özgüven mi, özsaygı mı?

  HAFTANIN HİKAYESİ

  YASEM AJANDASI

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004