Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 01 Aralık 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Aile

HIV/ AIDS

AIDS için halen kesin olarak bilinen bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. “AIDS’ten korunmak” bu tehlikeli ve ölümcül virüsün yayılmasını önlemek için uygulanabilecek tek yoldur. HIV, insan vücudunun hastalıklara karşı direncini sağlayan bağışıklık sistemini etkisiz hale getirmektedir. Vücut bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten etkilenmeden önce kolayca baş edebildiği diğer hastalık mikroplarıyla artık çarpışamayacak duruma gelmesi demektir. AIDS hastalarının yarısından çoğu bağışıklık sistemlerinin etkisiz hale gelmesi yüzünden basit enfeksiyonlara yenilerek hayata veda etmişlerdir. AIDS, dokunma, öpüşme, solunum gibi dış kontaklarla bulaşan bir hastalık değildir. Bu nedenle insanların AIDS’li hastalara yaklaşmaması ya da onları toplumdan dışlaması hem gereksiz hem de yanlış bir tutumdur. Çünkü AIDS’li bir hastaya dokunarak veya yanında bulunarak AIDS’e yakalanmanız mümkün değildir. Ayrıca AIDS evcil hayvanlardan, tuvaletlerden, yüzme havuzlarından, tabak ya da bardaklardan bulaşıcı özellik göstermez. Bu nedenle insanların bu konularda korkutulması ya da yersiz bir kaygıya neden olunması çok yanlıştır. AIDS’in ana bulaşma yolu seksüel birleşme, uyuşturucu kullanıcılarının enjektörlerini paylaşması ve çok da az olsa kan transferidir. Ne yazık ki, AIDS hastalığına yakalanmış hamile bir kadının daha doğmamış bebeği de bu hastalığa yakalanmış demektir.

AIDS’in gerçek kökeni bilinmemektedir. Ancak virüsün Afrika’daki bir maymun türünden insana geçtiği görüşü genel kabul görmektedir. Nasıl geçmiş olursa olsun, şunu unutmamak gerekir ki, tek bir kişi değil, tüm insanlık AIDS’in gelişmesinden sorumludur ve biz de bu sorumluluğu paylaşmaktan ve bu öldürücü virüsün yayılmasını engellemekten sorumlu sayılırız.

Klinik belirtiler:

Fiziksel ve zihinsel aktiviteleri etkileyen, sebebi açıklanamayan aşırı bir yorgunluk.

Zayıflama ya da diyet gibi herhangi bir aktivite söz konusu olmadan, iki aydan kısa bir sürede 7-10 kilo kaybı. Birkaç haftanın sonunda ateşin açıklanamayacak bir şekilde 39 derecenin üstüne çıkması. Uyku sırasında kişinin üstünü sırılsıklam edecek derecede terleme.

Sebebi bilinmeyen bir şekilde vücuttaki salgı bezlerinin şişmesi.(Özellikle boğazda, boyunda ve koltuk altında bulunan lenf bezlerinin şişmesi) Dilin üzerinde ve ağız içinde beyaz noktalar ya da lekelerin oluşması. Israrla devam eden ishal. Herhangi bir solunum enfeksiyonuyla meydana gelen ve çok uzun süren kuru öksürük. Özellikle öksürükle birlikte oluşan nefes darlığı. Deri üstünde ya da altında oluşan kat kat, ya da yükselen bir şekilde leke ve şişliklerin meydana gelmesi. Başlangıçta çürükmüş gibi algılanabilir, fakat bunlar zamanla kaybolmazlar ve genellikle etraflarındaki derilerden çok daha serttirler.

Korunma

Virüsün yayılmasında cinsel temasın rolünün büyük olduğunu söylemiştik. Dolayısıyla yayılmanın önüne geçebilmenin bir yolu, kesinlikle “çok eşlilikten kaçınmak” (evlilik hariç) gereklidir. Diğer yol ise, hiç bir şekilde steril olmayan şırınga, ustura, jilet, delici, kesici aletleri kullanmayın, paylaşmayın, Her hangi bir nedenle eğer cildinize kan değerse sabun ve su ile iyice yıkayın. (Sağlam deriden virüs bulaşmaz.)

Hazırlayan: Dr. İsrafil BEDRE

01.12.2006


Dabbet’ülarz AIDS mi ?

Dabbetül-arz tabiri hem Kur’ân-ı Kerim'de, hem de hadis-i şeriflerde var. Dabbe kelimesi, yerde debelenen, ayakları üzerine yürüyen, canlı demektir. Mevzumuzla alâkalı dâbbe ise, Neml Sûresinde geçer. “O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız; o, onlara insanların, âyetlerimize içtenlikle inanmadıklarını söyler” (Neml/82) Dabbetü’l-arz Efendimiz’in (a.s.m.) mübarek hadislerinde de, Kur’ân-ı Kerim’in anlattığı şekle uygun olarak ele alınmakta ve yapacağı şeylere temas edilmektedir. “Dabbe çıkacak, yeryüzünde dolaşacak ve hemen her tarafta görülecek” …

Ahirzamanda çıkacak olan dâbbetü’l-arz meselesi ile ilgili hadisler risale-i Nur’da şu şekilde tevil edilmiş: “Allahu a’lem, o dâbbe bir nevidir. Çünkü, gayet büyük bir tek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek, dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak.. Belki, (Sebe’ Sûresi, 34:14.) âyetinin işaretiyle o hayvan, dâbbetü’l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü’minler iman bereketiyle ve sefahet ve su-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.’’(Şualar, 5. Şua)

Bu tevil AIDS’e işaret eder mi, birlikte inceleyelim. Evvelâ dabbenin tevile göre özellikleri nelerdir?

1. Tek bir canlı değil, bir canlı türüdür.

2. İnsanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek.

3. İnsanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek.

4. Mü’minler iman bereketiyle sefahet ve su-i istimalattan (kötü kullanım) çekinmeleriyle o belâdan kurtulacak.

AIDS hastalığının özelliklerine baktığımızda, neredeyse yukarıda sıralanan dabbenin özellikleriyle birebir örtüştüğünü görürüz. Hastalığın etkeni HIV denilen bir virüs türüdür. Bununla dabbenin 1. özelliğine uymaktadır. Bu virüs kemik iliğinde gerçekleşen bağışıklık sistemi (savunma sistemi) hücrelerinin üretimini bozarak insanın savunma sistemini altüst etmektedir. Bu yönüyle 2. özelliğe uyduğu söylenebilir. Savunma sistemi çöken insanda en küçük bir mikrop hastalık oluşturur ve tüm sistemlerde kendine has hastalıklar ortaya çıkar. Adeta insan dişinden tırnağına hastalıklarla giriftar olmuştur. Bu yönüyle de 3. özelliğe uyar. Dişler konusunda bir diğer önemli ayrıntı da şudur ki; AIDS’in ağır seyreden olgularında hasta tüm dişlerini 3 ay gibi kısa bir sürede kaybedebilir. Yine AIDS’lilerde tırnak çevrelerinde mantar enfeksyonlarına bağlı tırnakta şekil bozuklukları ortaya çıkabilir.

Son madde hastalıktan korunma yöntemlerini özetlemiş gibidir. Bilindiği gibi HIV virüsünün bulaşma yollarından birisi cinsel temastır. Sefahetten kaçınan ehl-i iman bu bulaşma yolundan da kurtulmuş olacaklar. Bir diğer bulaşma yolu olan steril olmayan enjektörlerin tekrar kullanılması ise, genellikle uyuşturucu kullanan kesimde görülmektedir. Su-i istimalattan çekinen dolayısıyla uyuşturucu bataklığına girmemiş kişiler böyle bir bulaşma şeklinden de büyük ölçüde kurtulmuş demektir. Hastalığın bu yönü de 4. maddeyle uyumlu gözükmektedir. Hal böyle olunca, insanın aklına gerçekten Risale-i Nurda yapılan bu tevil AIDS’e de işaret etmiş olabilir diye bir düşünce gelmiyor değil. Bu, sadece ya da kesinlikle AIDS'ten bahsetmiş demek değildir. Bir çok şeyi işaret etmiş olabilir. Ancak işaret ettiği şeylerden biri AIDS olabilir diyebiliriz. Zaten Bediüzzaman Hazretleri “Bu hadisin tek tevili var, o da budur” demiyor. “Allah-u a’lem bu hadisin bir tevili budur” diyor. Yani başka teviller de yapılabilir. Öyleyse Dabbet’ül Arz=AIDS diyemeyiz. Ancak dabbet’ül arz hakkındaki hadislerin bir tevilinin bir işareti ya da onun bir cüz’ü olabilir denilebilir.

Yani tavşanın suyunun suyu…

Dr. Abdullah Yasin DENİZ

01.12.2006


361. açıdan AIDS

AIDS bulaşıcı ve ölümcül bir hastalıktan çok daha fazlasını ifade etmektedir. Salgın sonucu korku yaşanmakta, ön yargılı hareket edilmekte ve HIV/AIDS ‘li kişilere yönelik ayrımcılığa sebebiyet vermektedir.

Halbuki insanlar HIV pozitif olduklarını öğrendikleri testten hemen sonra bir krize girme eğilimindedirler ve güçlü duygusal ve bilgi sağlayıcı desteklerden en fazla yararı elde ederler, ancak yaşadıkları korku, damgalanma, hastalık, ölüm ve AIDS’e yönelik tutumlar sebebiyle buna ulaşmak ne yazık ki, mümkün olmaz. Ve bu durum hastaların yaşadığı ruhsal çöküntüyü daha da derinleştirir. Çünkü kişi HIV (+) olduğunu öğrendiğinde, sadece kendisine bir hastalık tanısı konulmamış, aynı zamanda tam tedavisi henüz olmadığı için öleceği, kalan hayat süresini fiziksel yetersizlikler ve diğer enfeksiyon benzeri ek sorunlarla mücadele ederek geçireceği, ailesi, en yakın arkadaşları, iş çevresi ve tüm toplum tarafından reddedilme ihtimalinin çok yüksek olduğunu, hastalığı başkalarına bulaştırmış olabileceğini, bulaştırmadıysa da riskin büyük olduğunun haber verildiğini bilir.

HIV infeksiyonuna ilişkin damgalamada pek çok faktör vardır. Bunlar; HIV bulaşma yolları hakkında yanlış veya eksik bilgilenme ,salgından en fazla etkilenen gruplara yönelik ön yargılı tutumlar, HIV bulaşmasına neden olan cinsel ve damar içi uyuşturucu madde kullanımı gibi davranışlar, hastalık ve ölümle ilgili korkular şeklinde sıralanabilir.

AIDS’li kişilere önyargılı davranmaktan kaçınalım. Unutmayalım ki bu bir hastalıktır ve bir şekilde ortaya çıkmış , hızla da yayılıyor. Peki nasıl yayılıyor; birçok kişinin bildiği gibi sadece cinsel yolla mı bulaşıyor? Hayır, aynı zamanda kan, kan ürünleriyle ve anneden bebeğe bulaşma riskleri de var. Şimdi düşünmenizi istiyorum. Kişiye bir ünite kan veriliyor ve hastalık bulaşabiliyor. Zavallı yeni doğmuş bir bebek doğum sırasında annesinden bu virüsü kapıyor..Şimdi biz bu kişileri ne diye suçlayalım, niçin damgalayalım, neden dışlayalım? Buna kimin hakkı var? Şu anda herkesin ‘Hayır, biz böyle bir şey yapmayız’ dediklerini duyar gibiyim.

AIDS’li çocuk kavramı ülkemize çok uzak görünürken, yakın zamanlardaki haberler çok yakınımızdan gelmeye başladı. HIV pozitif çocuklar vardı ve okula gitmeleri, oyun oynamaları kısaca aramızda yaşamaları gerekiyordu. Oysa biz bunlara hazırlıklı değildik ve hayatlarını onlara zehir ettik. Aynı şekilde hastalığa kan nakli sonucu yakalanmasına rağmen, biz bu insanlara inanmadık ve ‘bir halt yemiştir hastalığı ordan kapmıştır’. Aynı şekilde bu insanları işten mi çıkarmadık, sağlık personeli olarak onlarla ilgilenmekten mi kaçmadık?

Evet, maalesef bunların hepsini biz yaptık. Çünkü hiçbir zaman merak etmedik bu hastalık nasıl bulaşır diye.

Şimdi tekrar söylüyorum bu HIV denen virüs korunmasız yapılan her türlü cinsel temasla, infekte kan ve kan ürünleriyle, aynı zamanda anneden bebeğe (yani HIV gebelik süresince, doğum sırasında ve emzirme ile bebeğe geçebilmektedir) bulaşabilir.

Ancak dokunmak, el sıkışmak, sarılmak, aynı yerde oturmak, aynı saunayı, havuzu, banyoyu, tuvaleti paylaşmak, aynı tabağı, bardağı, çatalı, kaşığı kullanmak, aynı giysileri giymek, telefon kulaklığı, göz taşı, ter, tükürük, sivrisinek, böcek, arı sokmasıyla HIV bulaşmamaktadır.

Dr. O. Turgut DEMİRAY

01.12.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004