Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 03 Aralık 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Görüş

YAŞ’ın, TSK personelinin özlük hakları ile ilgili kararları hukuk dışıdır

Ülkemiz hukuk devletidir. Ceza yasalarında sayılmayan ve cezası gösterilmeyen fiiller suç olarak kabul edilemez. Fiillerin cezaları da ancak bağımsız yargı tarafından verilebilir.

Türk Silahlı Kuvvetleri Bünyesinde özel Kanunlarla Kurulan Mahkemeler:

a. 477 sayılı “Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun” gereğince; Kara Kuvvetlerinde Tugay ve diğer kuvvetlerde dengi ve daha üst komutanlıklar ile ihtiyaç duyulan kıta ve karargâhlarda kurulan ve hakim olmayan subay ve astsubay üyelerden oluşan mahkemeler;

b. 353 sayılı “Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu” gereğince Kolordu, Ordu, (Diğer Kuvvetlerde dengi), Kuvvet Komutanlıkları, Genel Kurmay Başkanlığı Karargâhlarında ve ihtiyaç duyulan diğer ast komutanlılarda kurulan, askerî hakim ve hakim olmayan subay üyelerden oluşan mahkemeler;

c. 1600 sayılı “Askeri Yargıtay Kanunu” gereğince MSB’lığı bünyesinde kurulan ve tamamı asker hakim üyelerden oluşan bir üst Mahkeme;

d. 1602 sayılı “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu” gereğince MSB’lığı bünyesinde kurulan, askerî hakim ve hakim olmayan subay üyelerden oluşan, idarî yargı görevini yürüten bir Mahkeme bulunmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri için özel olarak çıkarılan ceza kanunları ve Şûrâ Kararı ile Silahlı Kuvvetlerden çıkarılan personelin fiillerini tarif eden maddeleri:

1632 Sayılı “Askeri Ceza Kanunu”nun:

29, 30, 31. maddelerinde, “Fer’î askerî cezalar”, “Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılma cezası” ve “Türk Silahlı kuvvetlerinden çıkarılma cezasının niteliği ve sonuçları”;

Yine 1632 sayılı kanunun “askerî disiplini bozan sair fiiller” başlığı altında düzenlenen “Onuncu Fasıl”ının:

a. 148. maddesinde, “Siyasî faaliyette bulunanlar”,

b. 149. maddesinde, “Müsaadesiz hayrî cemiyetlere girenler”;

Aynı kanunun “Askerlik haysiyetine ve şerefine dokunan suçlar ve cezaları” başlığı altında düzenlenen “On birinci fasıl”ının:

a.150. maddesinde “Şeref ve haysiyete dokunan fiiller ve cezaları”,

b.151. maddesinde “Kumar oynayanlar” tekerrür halinde,

c.153. maddesinde “İffetsiz bir kimse ile evlenenler veya böyle bir kimse ile yaşayanlar”

Haklarındaki cezalar belirtilmiştir.

Ayrıca, 477 sayılı “Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanun”un:

a.58. maddesinde “Sarhoşluk ve yasak yerlere girmek”,

b.59. maddesinde “Kumar oynayanlar” ,

c.60. maddesinde “İzin verilmeyen derneklere, spor kulüplerinin faal üyeliklerine girenler” ,

d.61. maddesinde “Yasak edilen kitap vesaireyi okuyan veya bulunduranlar”a verilecek cezalar; sıralanmıştır.

TSK’da disiplinin temini için; özel teşkil edilmiş mahkemeler, özel çıkartılmış kanunlar ve ilâve olarak disiplin amirlerine verilmiş yetkiler var iken; ayrıca, Yüksek Askerî Şuraya getirilmeden, Kuvvet Komutanlıkları yetkisi ile disiplinsiz personelin TSK’dan çıkarılma imkânı da mevcut iken; Bütün bu imkânlar atlanarak ve kullanılmadan, askerî personelin YAŞ Kararı ile re’sen emekliye sevk edilmesi, kişilerin durumlarını yargıdan kaçırmak anlamına gelmekte ve suçlananların ellerinden adil yargılanma hakkı alınmaktadır. Bunun için bu işlemler, hukukî değildir. Yasal bile değildir. Siyasî ve ideolojiktir. Hukuk Devleti olduğumuz iddiasında samîmî isek, bu yetki Yüksek Askerî Şûrânın elinden alınmalı, suçlananlara yargılanma hakkı verilmeli ve yargı devreye sokulmalıdır.

Bu Şûrâ kararında dikkatimizi çeken başka hususlar da var. Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verilen 37 personelin 2’si irticaî sebeplerden çıkarılmış. Önce bunun üzerinde duralım. Bu şahıslar irticaî faaliyet kategorisine giren ne gibi suçlar işlemişler? Tabiî bu sorunun cevabını almamız mümkün olamadığı için, önceki uygulamaları dikkate alarak, biz cevaplamaya çalışalım. Ya namaz kılıyorlardır ya da eşlerinin başı örtülüdür. Şimdi de başka bir soru geliyor insanın aklına. Askerî öğrencileri de düşünürsek, profesyonel kadro mevcudu 80 binlere yaklaşan Silahlı kuvvetlerimizde, İslâmî inancını vicdanına gömemeyip, namaz kılan veya eşi başını örten bu iki kişiden başka kimse kalmadı mı? Eğer öyleyse vay halimize!

Diğer taraftan, basına yansıdığı kadarıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde disiplin bozucu hareketlerde bulundukları için TSK’dan çıkarılan 35 kişinin ürkütücülüğüdür. Oldukça önemli bir rakam. Silahlı Kuvvetler bünyesinden basına yansıyan olaylar ve son iki Şûrâ’da alınan kararlar dikkate alındığında, TSK’de “askerlik haysiyet ve şerefine dokunan suçlarda” anormal bir tırmanış görülmektedir. Bildiğimiz sadece şûrâ kararı ile çıkarılanlar. Acaba, As.C.K.’nun 29, 30 ve 31. maddeleri uygulanarak çıkarılan kaç kişi var? Acaba, TSK’dan çıkarılma aşamasına gelmemiş, fakat Disiplin Mahkemelerinden ve Askerî Mahkemelerden ceza almış kaç kişi var? Acaba, disiplin amirlerinin cezalandırdığı kaç kişi var? Son 10 yıldır, TSK profesyonel kadrolarına personel alırken seçimde, ailesi fertlerinin ve kendisinin hiçbir İslâmî iz taşımamasına gösterilen titizliğin ve aranan diğer kriterlerin tabii sonucu olarak görmek gerekir bu sonucu.

Sayın Genelkurmay Başkanımızın ve Silahlı Kuvvetlerimizin üst komuta kademesinin, makul, donanımlı ve aklı selim şahsiyetlerden oluştuğunu biliyor, telkin ve tekliflere açık olduklarına inanıyorum. Bu sebeple samîmî düşüncelerimizi iletmeyi kendimize vazife biliyoruz.

Temel mesele; idareciler adaletli olmalıdır. Bunun için kanunları hakim, hukuku üstün tutmalıdırlar. Şimdi düşününüz, suç işlediğini düşündüğümüz genç bir astsubayın, suçunun cezalandırılması ve hatasının düzeltilerek ıslâh edilmesi için; Askerî Şûrâ’ya kadar en az 10 kademe var. Disiplin mahkemeleri var, Askerî Mahkemeler var. Bu imkânlar ve yetkiler ülkemizde başka hangi kurumda veya hangi başka ülke silahlı kuvvetlerinde var. Bütün bu kademeler, mevcut yasalar ve imkânlarla disiplini temin edemiyorlar mı? Görevlerini yapamıyorlar mı? Astlarını yetiştiremiyorlar mı? ‘Adam sen de’ mi diyorlar da; bu kademeleri devreden çıkararak, kurtuluşu Şûrâ kararında buluyorsunuz? Gerçekten silahlı kuvvetlerimizin emir komuta sistemi hakkında menfi düşünceye sevk eden bir uygulama. “Ne güzel, kişi haklıymış, haksızmış önemli değil, şüphelenmemiz yeterli, yargıya müracaat yetkisini de elinden alıp kapı dışarı edelim.” Bu uygulamalar doğru değildir. Ben sizin yerinizde olsam, yasaları, mahkemeleri ve hukuku işletirim. Astı ile başa çıkamayan amirlerle uğraşırım.

İkinci Mesele: İnanan insanları tehdit olarak görmenizdir. Unutmayınız, inançlarını hayatına uygulayan insanların bu nitelikleri, insan olarak, vatandaş olarak ve TSK mensubu olarak, görevlerine, milletine ve devletine karşı bir nakısa değildir. Olsa olsa fazilet olabilir. Genç insanların, üst kademelere tırmanma ideali olmayanlarının (ki böyleleri toplumun yüzde 80’ini oluşturur) toplumun ortak değer ve idealleri ile hareket etmelerini temin edemezsiniz. Toplumumuzda olduğu gibi TSK’nde de suç işleme oranındaki artışı engelleyemezsiniz. Ama inancını hayatına uygulayanlar, yani sizin irticaî faaliyet içinde bulunduklarını iddia ettikleriniz müstesnadır. Bırakın Silahlı Kuvvetlerimize gelen gençler, milletimizin dokusuna uygun olsun. Bırakın dinî eğitim görmüş ve dindar ailelerin çocukları da subay, astsubay olabilsin. Kuşkularınızdan kurtulun. İslâmiyet milletimize tarihte şanlar, şerefler kazandırmıştır. Bu gün de tehdit olamaz. Dindar kesim, Silahlı Kuvvetlerimizi kendi öz malı ve öz evlâdı olarak görüyor. Onlara bir adım atsanız onlar koşarak sizi kucaklarlar. İrtica söylemini terk ediniz, milletimizin özünü teşkil eden insanları rencide etmekten vaz geçiniz.

Gayret bizden, tesir Allah (cc)’dandır.

Adnan TANRIVERDİ (E. Tuğgenera

03.12.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004