Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 07 Şubat 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

‘Sivil Toplum’ mu dediniz?

Övünmek gibi olmasın ama bu ülkede “sivil toplum” kavramına özellikle eğilen, kavramın ne menem bir şey olduğunu açıklamaya çalışanlardan birisi de bendim. “Sivil Toplum ve Devlet”i adlı kitabıma noktayı koyalı neredeyse 30 yıl oluyor. Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi, ülkede 12 Eylül rejiminin hakim olduğu yıllarda (1982) yayınlanan kitap hakkında - özellikle “sol” cenah tarafından- söylenmedik şey kalmamıştı. O yıllarda “sivil toplumculuk” olarak ifade edilen tutum, sol siyasetten uzaklaşmanın-uzaklaştırmanın bir aracı olarak şiddetle mahkûm ediliyordu.

Sonraki yıllarda durum bayağı değişti. Hatta kavrama ilişkin kanaatin tam aksi istikamette hızla yol almaya başladığına şahit olduk. “Özal liberalizmi”nin tavana vurmasıyla, bir de baktık ki “sivil toplum” meğerse ülkede yıllarca özlemi çekilen bir politikanın anahtar kavramıymış... Yani özetle, herkesin sivil toplumcu olduğu bir dönem başlamıştı artık... (Bu açılışın hatırlandığında insanı hâlâ gülümseten örneklerinden birisi, Deniz Baykal’ın TSK’yı da ülkenin STK’larından birisi olarak saymasıydı!)

“Herkes” sivil toplumcu olunca –açıkcası- ben bu işi bıraktım. Adını arada bir anmadım değil; ama kavramdan epeyce soğuduğum (!) da bir gerçekti. “Sivil Toplum”un giderek ne hallere girdiğini-sokulduğunu –kısmet olursa- bir başka yazıda hiç değilse özetlemek isterim. Ancak bugünlük şunu hatırlatabilirim: “Sivil toplum” gibi Avrupa’daki siyaset felsefesine-düşüncesine özellikle 70’li yıllarda kan veren, totaliter sistemlerin eleştirisinde çok işe yarayan bir kavram, ülkemizde, pek çok “güzel” kavramın başına geldiği gibi neredeyse “iktidarın hizmetçisi” kılınmıştı. Oysa kavramın güzelliği, “devlet dolayımını” dışlayan bir düşünce ve pratiğe işaret etmesindendi. “İktidara” eleştiri ile yaklaşan bir kavram, resmi plakalı STK’ların ortalığı doldurmasıyla anlamını büyük ölçüde kaybetmişti.

Aslına bakacak olursanız, bugün artık Batı’da yapılan eleştirilerde dile getirildiği gibi, “sivil toplum”un toplumu “siyaset”ten uzaklaştıran, “siyaset”in rolünü ve önemini gölgeleyen bir yanı da yok değildi. Bu mesele de uzun bir mesele; bunu da –belki- bir başka gün tartışırız.

Benim bugün “sivil toplum” bahsini açmamın nedenine gelince:

Biliyorsunuz, TCK 301 ile birlikte ülkede yeni bir tavır belirdi. Hemen hiçbir konuda “STK’lara danışalım, sorunu onlarla işbirliği içinde çözelim” tutumu sergilenmezken, nedense, 301’in geçireceği tadilat söz konusu olduğunda ortaya şöyle bir dilek çıktı: “Sivil toplum örgütleri önerilerini bir an önce getirsin ki, oturup bir karara varalım.”

İşte önerilen bu yöntemin sonucu olarak, önceki gün epeyce sayıda (18) “sivil toplum kuruluşu” bir araya gelmiş. Konu malum: 301’i ne yapmalı?

Gazetemizin haberinden şaşkınlıkla öğrendiğime göre, toplantıya çağrılan sivil toplum örgütlerinden bazıları ortaya öyle öneriler atmışlar ki, kendilerine uzaktan bakıp da “Sivil toplum dediğin işte böyle olur!” dememek imkansız. İnanmazsanız getirilen şu önerilere, yapılan şu değerlendirmelere bakın:

Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız: “Biz 301. maddeyle ilgili herhangi bir şekilde değiştirilmesi yönünde bir kararın ortaya çıkmasını kabullenemiyoruz. AB İlerleme Raporu’nda yer alıyor diye, Lagendijk istiyor diye Türkiye Cumhuriyeti’nin yasaları değiştirilemez...”

Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Mehmet Alkan:”301. maddenin kaldırılmasını istemiyoruz. Hatta cezalar artırılsın. Bu aydın jakobenizmi. Hiç demokratik değil. Millet bıktı artık. Sen benim milletime küfrü serbest bırakırsan, millet ihkak-ı hak yoluna gider...”

TİSK Başkan Vekili Şükrü Koçoğlu: “Ülke buna hazır değil. İnsanlar birbirlerini vurmaya kalkar. Siyaseten de hazır değil ülke. (...) Onlar istedi diye bu madde kaldırılsa, galeyan olur. Soruyorum, Hrant Dink’in öldürülmesi ile 301’in ne alakası var? Onu vuran 301’i bilmez bile. (...) Özelde ise, Türk kelimesinin kaldırılmasını istemem...”

Uzatmaya gerek yok, işte böyle can sıkıcı öneriler ve değerlendirmeler.

“Sivil Toplum” denilince akla gelmesi imkansız açıklamalar bunlar.

“İhkak-ı hak”tan söz eden bir “sivil toplum”; aferin, size de bu yakışır doğrusu...

Sizi bilmem ama ben istemem, eksik olsun böyle “sivil toplum”. Biz işimizi yine “Devlet” ile yapalım...

Yeni Şafak, 6.2.2007

Kürşat BUMİN

07.02.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Milliyetçilik, laiklik, çatışmacılık

  Patolojik bir akım

  Resmî nefret kültürü

  ‘Sivil Toplum’ mu dediniz?

  Bilgi zehirlenmesi


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004