Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 22 Nisan 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Aile

Çocuklarda sevgisizlik ömür boyu mutsuzluğun sebebi mi?

Sevgidir insanı doyuran, doğumdan ölüme dek... Bebek, annesinden akan sevgiyi son damlasına kadar alır içine ki, hayatı boyunca dağıtabilsin... Hayatı süresince sevgiyi vermekle kalmaz; alır da.

Aldıkça güçlenir; insanlığın keyfine varır. Peki ya sevginin olmadığı veya yetersiz olduğu durumlarda? Sevgisizlik bir ömür boyu mutsuzluk mu getirir?

Bazı anne-babalar, çocuklarını çetin hayat mücadelesinden yenik çıkmamaları için sevgilerini az göstererek veya hiç belli etmeyerek yetiştirirler. Her şey katı, disiplinli prensipler dahilindedir onlarda. Hatta kimisi eskilerin yaptığı gibi uykularında sevip okşarlar. Çünkü onların düşüncesinde aşırı sevgi gösterisi çocuğu şımartır, dolayısıyla eğitimini bozar. Peki, sevgiden yoksun bir çocukluk dönemi yaşayanlar, ömür boyunca mutsuz olmaya mı mahkûmdur?

Anne-baba kurbanı mutsuz çocuklar

Çocukların anne babalarının sevgilerinden şüphelendiği, annesinden veya babasından sık azar işittiği durumlarda çocuk onların artık kendisini sevmediğini düşünür. Çocukluk dönemi boyunca aile yapısı ve eğitim biçimi nasıl olursa olsun, saldırgan, aşırı sessiz ve içe dönük, uyum ve davranış problemleri gösteren, geçimsiz, arkadaşlık kuramayan bir yapı sergiler. Bu da zaman içinde kişilik bozukluğu ortaya çıkabilir. Çocukluğunda duygusal huzuru bulamayan kişiler ilerleyen yaşlarında kendi ailelerinde çocuklarıyla iletişiminde de sıkıntılar yaşayabiliyor. Çocukluklarındaki duygu boşlukları yüzünden çocuklarına karşı istedikleri düzeyde sevgilerini yansıtamazlar.

Anne baba sevgisinden uzak kalan 0-2 yaş arası bebeklerde ve küçük çocuklarda sürekli ileri-geri sallanma ya da aynı hareketi yapma gibi hareketler görülebiliyor. Daha büyük çocuklarda ise saldırgan ya da içe dönük davranış tiplerine rastlanıyor. Kısacası çocuklar yetişkinlerin sevgi teması olmadan mutlu olamıyorlar.

Çocukluktaki sevgi eksikliği ya da yoksunluğu yetişkinlikte mutlaka bir şekilde gösterir kendisini. Kişi eğer güçlü ve gerçekten içten gelen bir sevgiyle doluysa, yaşadıkları ve yaşadığı sevgisiz ortam onu yetişkinlikte olumsuz etkilemez. Yeter ki sorunlarla baş etmeyi öğrenebilsin.

Sorun aşılamıyorsa...

Çocukluğunda ve gençliğinde sevgisiz ortamlarda yetişen kişilerde görülebilecek psikopatolojik problemlerde yapılması gereken tek şey elbette ki bir uzmana baş vurmak. Ancak bizim toplumumuzda henüz yeni yeni yerleşmeye başlayan ve “Ben delimiyim ki psikiyatriste gideyim?’’ düşüncesini yavaş yavaş yıkan uzman yardım isteği için, öncelikle kişinin kendisinde bir problem olduğunu kabul etmesi gerekir. Etrafına katı ve uzak davranan ya da sevgisini ifade etmekte güçlük çeken kişilerin yapması gerekendir yardım istemek. Çünkü sevgiyi çocukken doya doya tadamamakla; tabii olmayan, normal hayatta aykırı bir olay yaşamıştır. Ruhunun açlığını ancak bunu kabul ederek doyurabilir.

Şenay ÖZER

22.04.2007


Kendinizi tutmayın, ağlayın!

“Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum” sözünü lügatınızdan çıkarın ve gözyaşlarınızın kıymetini bilin! Çünkü gözyaşı eksikliği sebebiyle ortaya çıkan “kuru göz” hastalığına yakalananlar ağladıkları zaman bile gözlerinden yaş akmıyor. Üstelik bu hastalık körlüğe kadar varan sonuçlara sebep olabiliyor...

Gözyaşı, gözün üst tarafında bulunan gözyaşı bezi ve göz yüzeyindeki gözyaşı hücreleri tarafından üretildiğini söyleyen Doğan Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Doktorlarından Op. Dr. Tolga Birgül, gözyaşının göz sağlığı için çok önemli olduğunu belirtiyor. Sağlıklı bir gözün işlevlerini tam olarak yapabilmesi için gözyaşının şart olduğunu vurgulayan Birgül, “Gözyaşı, gözümüzün sağlığı için çok önemli bir sıvıdır. Gözümüzün yüzeyini yıkayıp temizlediği gibi, gözün dış yüzeyindeki hücrelerin de yenilenmesini sağlar. Eğer gözün temizliği bu şekilde yapılamasaydı iltihaplanma olur ve gözde ciddî hasarlar oluşabilirdi. Bunun yanı sıra göz yaşı; göze kaçan maddelerin dışarı atılmasına da yardımcı olur. Eğer gözyaşımız olmasaydı, göz kapaklarımızın sağlıklı olarak açılıp kapanması bile söz konusu olamazdı” diyor.

Gözlerde kuruma hissettiğinizde

doktora müracaat edin

Op. Dr. Birgül, bazı insanlarda doğuştan veya sonradan olan rahatsızlıklar sebebiyle gözyaşı eksikliğinden kaynaklanan “kuru göz hastalıkları”nın meydana geldiğini belirtiyor. Bu tip rahatsızlıkları olan hastaların, ağladıkları zaman bile gözlerinden yaş çıkmadığını ve iltihaplanmaların olduğunu belirten Op. Dr. Tolga Birgül, gözlerde herhangi bir kuruma hissedildiği takdirde uzman bir göz doktoruna başvurmamızı öneriyor. Bu sebeple gözyaşı salgılanması açısından zaman zaman da ağlamanın, göz sağlığı için faydalı olduğunu da yineliyor..

22.04.2007


Hatamı biliyorum

Murat, mahalledeki arkadaşlarıyla birlikte maç yapıyordu. Kan ter içinde kalmıştı. Tek derdi maçı kazanabilmekti. Üstelik de kritik bir noktadaydı. Eğer şurayı atlatırsam gerisi kolay deyip duruyordu. Ani bir hareketle topu arkadaşının ayağından kurtardı.

Kaleye yaklaştıkça heyecanı daha da artıyordu. Ceza sahasına girince ayağında güçlükle tutabildiği topu filelere doğru gönderdi. Ama atışı epeyce havadan oldu. O yüzden top kaleye girmesi gerekirken daha da ileriye giderek kaldırım kenarında duran simitçinin camekânına çarptı.

Kendilerini maçın heyecanına kaptıran çocuklar kopan gürültü ile ilk önce irkildiler sonra da etrafa kaçıştılar. Çünkü gerçekten korkulup kaçılacak bir durumdu. Ancak olayın şokundan olsa gerek Murat yerinden bile kımıldayamadı.

Çok geçmemişti ki sinirli simitçinin kendisine doğru geldiğini fark etti. İçini büyük bir korku kapladı. Olanca kuvvetiyle koşarsa kaçabilir hatta izini bile kaybettirirdi. İlk önce aklına gelmedi değil bu fikir. Ama daha sonra yanlış düşündüğünü anladı ve olduğu yerden bir adım bile atmadan beklemeye başladı.

Sinirden köpüren adam Murat’ın bu soğukkanlı halini görünce şaşırdı. Çünkü onun da diğerleri gibi kaçacağını zannetmişti. Ama o kaçmamış cesaretle kendisini beklemişti.

“Sen mi attın o topu?”

“Evet amca, ben attım. Ama bilerek atmadım. Bu yüzden sizden özür diliyorum.”

“Zararı veren sensin ama kaçan arkadaşların. Bunda bir terslik yok mu?”

“Ben kaçmadım. Çünkü kaçarsam suçlu olurum.”

“Peki şimdi suçlu değil misin?”

“Hayır şu anda suçlu değilim. Sadece hatalıyım. Eğer ki kaçarsam bu benim hatamı arttırır ve suçlu olmamı sağlar.”

Bu hazır cevap çocuk, simitçinin tebessüm etmesini sağladı.

“Amca tezgâhınızın masraflarını ödemek için evime gidip paramı almalıyım. Ben birazdan gelirim.”

Murat bunu söyledikten sonra evine yöneldiğinde simitçi hemen kolunu kavradı.

“Ya, çok mu paran var senin?”

“Kumbaramda biriktirdiğim param var. Eğer o yetmezse akşam babam eve gelince üstünü tamamlarım.”

“Gel bakalım. Şöyle oturup seninle konuşalım.”

Kaldırımın kenarında sıralı olan banklara oturdular. Simitçi her ne kadar rahat olsa da, Murat üzgündü. Adam eliyle Murat’ın başını okşayarak konuşmaya başladı.

“Biliyor musun o top tezgâhımın camlarını kırınca çok sinirlenmiştim. Ve hemen bunu yapan kişiyi bulup evire çevire dövmeyi düşünmüştüm. Hatta dövmekle de kalmayacaktım kulağından tutup babasının yanına gidecektim. Ama seni görünce bu düşündüklerimi yapamadım. Çünkü senin tavrın çok hoşuma gitti. Kaçmaman çok doğru bir hareket. Hele ki açık ve cesurca verdiğin cevaplar beni memnun etti.

Kumbarandaki paran sana kalsın. Onu başka bir şey için harcarsın. Ben seni bu davranışından dolayı tebrik ediyorum. Hadi bakalım sen yoluna ben de işimin başına.”

“Ama amca camlarınızın hepsi kırıldı. Onların masrafını benim ödemem lâzım.”

“Kim dedi ödemediğini. Sen bu güzel tavrınla o parayı ödedin bile.”

Bu cevap Murat’ın yüzünü güldürmüştü. O yaptığı hatadan kaçmamıştı. Ve neticesi çok güzel olmuştu.

ruveydaotman@hotmail.com

Betül Rüveyda OTMAN

22.04.2007


Bebek bir yaşına gelince uyku süresini azaltın

Bebeklerin uyuyarak büyüyeceklerine inanırız. Ancak bebeklerin uyku süresini de fazla abartmamak gerek. Bebeğin, karnı doyup altı temizlendikten sonra, günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçirmeleri beklenmemeli. Bebeklerin en fazla uyumaya ihtiyaç duydukları dönem, ilk iki aydır. Bu dönemde bebeğin 18 saat uyuması beklenir. Bir yaşına gelinceye kadar ise 14-15 saat uyku yeterli olur. Bebek bir yaşına geldikten sonra uyku süresi de yavaş yavaş azaltılır. Bu arada gece emzirilmesi gereken bebek derin uykuya dalmışsa, onu uyandırmaktan kaçınmak doğru olmaz. Bebeğin belirli bir beslenme programına alıştırılması gerekir. Bir yaşını geçen çocuğun gece uykusunun dışında sadece bir kez uykuya yatırılması teklif ediliyor.

Fatma KARAKISA

22.04.2007


Koku potpuriler nasıl hazırlanır?

Evinize mis gibi bahar tazeliği getiren potpuri yapımında, her türlü bitkiden yararlanabilirsiniz. Çiçekler veya sadece yaprakları, kökler, meyveler, baharatlar, kokulu otlar..

Malzemenin seçimini yaptıktan sonra gözeneksiz bir kaba seçtiklerinizi koyup, arada sırada karıştırarak üç hafta karanlık bir yerde dinlenmeye bırakın. Karışıma (içindekilerle uyuşacak kokuda) birkaç damla bitkisel yağ esansı) katın. Elde ettiğiniz bu kokulu karışımın parfümünü ara sıra damlatıp, bitki yağları ile güçlendirin.

Uyumlu bir karışım için birkaç örnek;

Mine yaprakları, limon yaprakları, portakal kabuğu, şakayık petalleri, mine ve limon esansı.

Portakal kabuğu, tarçın, birkaç diş karanfil, baharat, ayçiçeği, defne, portakal esansı.

Lavanta, ebegümeci, papatya, birkaç diş karanfil, sedir ağacı esansı.

Tuğbay VERGİLİ

22.04.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004