Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 20 Haziran 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Senaryolar yaşanıyor

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Dağı, Hudson Enstitüsünde yapılan toplantının yadırganacak bir durum olmadığını, asıl meselenin Türkiye’nin 27 Nisan’dan sonraki dönemde içinden geçtiği süreç ile ilgili bir durum olduğunu söyledi. Dağı, konuşulan senaryoların fiilen yürütülen senaryolar olduğunun da altını çizdi.

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Dağı, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, ABD’deki “think-tank” kuruluşlarının değişik ülkelere ilişkin senaryolar üzerinden fikir egzersizi yapmasının çok yadırganır bir şey olmadığını ifade ederek, “Washington’da faaliyet gösteren think-tanklar bu tip senaryolar geliştirirler, bunu da tartışmaya açarlar, bunda çok yadırganacak bir şey yoktur. Sorun, Türkiye’nin 27 Nisan sonrası içinden geçtiği süreçle ilgilidir’’ dedi.

Türkiye’de son aylarda yaşanan olaylarla bu senaryonun ilişkisinin var olup olmadığın çok önemli olduğunu söyleyen Dağı, ‘’Sorun, Türkiye’nin son 1-2 aydır yaşadıkları ile bu senaryo arasında bir ilişki olup olmadığıdır. Dolayısıyla biz bunun salt senaryo mu yoksa fiilen yönetilen bir plan mı olduğu konusunda emin değiliz. Senaryoyu konuşanların hem de senaryoyu uygulayanların bir araya geldiği toplantı gibi görülüyor. Vahim olan bu. Türkiye’de bizim tartışmamız gereken bu. Türkiye, son 1-2 yıldır buna benzer oyunların oynandığı bir ülke’’ diye konuştu. Dağı, son dönemde gerçekleşen saldırılarla bu senaryonun benzer özellikler taşıdığının altını çizerek, düşüncelerini şöyle özetledi: ‘’Danıştay saldırısından, Şemdinli baskınına, Hrant Dink suikastına ve son bombalamalara baktığınızda benzer senaryolar uygulanıyor Türkiye’de. Sorun bunların kimlerin yürüttüğü. Toplantıda bulunan TSK mensuplarının ne suretle, nasıl bir kimlikle katıldıkları önemli. Şimdi PKK elebaşılarından bazılarının Türkiye’ye verilmesi AK Parti’nin işine yarar gibi ifade kullanılmışsa eğer bu son derece ciddî bir ifadedir. Terörle mücadelenin nasıl bir siyasal perspektifle yapıldığı ve yapılmadığına ilişkin kuşkular oluşturur. Bunun öncelikle açığa çıkarılması gerekir. Önemli olan Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ve askeri koşulların bu senaryolarla paralellik göstermesidir.’’

/ ANKARA

20.06.2007


 

Tartışma gerekli, ama...

Sabah’a konuşan Claudia Roth, “Türkiye İslâmlaştırılıyor” endişelerine kesinlikle katılmadığını belirterek, “Türkiye’de kimlik arayışının olması, kimliğin bulunması önemli ve gerekli. Başörtüsü, kıyafet, kadın hakları, din özgürlüğü, cumhurbaşkanı eşinin kıyafeti tartışılsın, toplumda bunun tartışılmasının gerekli olduğuna inanıyorum. Başörtüsü takmak istemeyen bir kadının kendine güvenini anlamak lâzım, ama takana da karışmamak gerek” dedi.

Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı ve Milletvekili Claudia Roth, “Başörtüsü takmak istemeyen bir kadının kendine güvenini anlamak lâzım ama takana da karışmamak gerek dedi.

Sabah’a konuşan Claudia Roth, Türkiye’deki son durumu çok rahatsız edici bulduğun belirterek, “Ordunun yaptığını onaylamıyorum. Demokratik bir Türkiye ve ordunun burada yeri sorusunun cevabı için mücadele ediliyor. Zıtlaşmanın sona ermesini, milliyetçilik çığlıklarının bitmesini istiyorum. Türkiye’nin yeniden reform politikası çizgisine dönmesini diliyorum” dedi.

Roth, Türkiye AB konusunda düşüncelerini açıklarken de çok uzun yıllardır Türkiye’nin üyeliğini kalpten desteklediğinin bilindiğini söyledi. “Bana göre Türkiye bir Avrupa ülkesi ve Avrupa’ya ait diyen Roth, şöyle devam etti:

“Avrupa coğrafi bir kavram değil, paylaşılan ortak değerleri anlatıyor. Tabii ki ordu gibi kurumlar böyle bir üyelik karşısında güçlerini kaybeder. AB tarafında da çok hata olduğunu biliyorum. Sarkozy gibi politikacıların bu süreci bloke etmek istemesi ve perspektifi olmadığını söylemesi korkunç. Türkiye’de AB karşıtlarının ekmeğine yağ sürerken, demokrat ve Avrupa yanlısı olanları sırtından bıçaklıyor. AB Dönem Başkanı Almanya Başbakanı Merkel’in Türkiye’yi 50. kuruluş yıldönümüne çağırmaması da, Türkiye’nin Avrupa’ya satılacağını söyleyenlerin işini kolaylaştırıyor.”

Alman parlamenter Roth, “Türkiye İslamlaştırılıyor” endişelerine kesinlikle katılmadığını da belirterek,, şöyle devam etti: “Türkiye’de kimlik arayışının olması, kimliğin bulunması önemli ve gerekli. Başörtüsü, kıyafet, kadın hakları, din özgürlüğü, cumhurbaşkanı eşinin kıyafeti tartışılsın, toplumda bunun tartışılmasının gerekli olduğuna inanıyorum. Türkiye’de o kadar iyi eğitimli, modern insanlar var ki İslâmî bir rejim olmaz. Başörtüsü takmak istemeyen bir kadının kendine güvenini anlamak lazım ama takana da karışmamak gerek.”

/ İSTANBUL

20.06.2007


 

Felâket senaryolarına yalanlama

Washington’daki muhafazakâr düşünce kuruluşu Hudson Institute’un Türkiye uzmanı Zeyno Baran, basına yansıyan Türkiye ile ilgili senaryoların, geçen hafta Hudson Institute’te gerçekleştirilen toplantıda “kesinlikle tartışılmadığını’’ bildirirken, basına isimsiz olarak “sözde bilgi veren’’ kimsenin, Türk milletine ait kurumları yıpratmaya çalıştığını savundu.

Basında yer alan bazı haberlerde, Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu’ya suikast düzenlenmesi, Türk Ordusu’nun kuzey Irak’a girmesi gibi senaryoların tartışıldığı bir toplantının Hudson Institute’te gerçekleştirildiği bildirilmişti.

Baran, yaptığı yazılı açıklamada, ‘’ilkeler gereği kapalı bir toplantının katılımcılarından ve konuşulanlardan bahsedilmez. Ancak 13 Haziranda Hudson’da yapılan bu tarz bir toplantının ardından medya üzerinden başlatılan, kaynağı belirsiz, toplantının amacı ile hiçbir ilişkisi olmayan ve de maksadını aşan yorumların Türk kamuoyunda oluşturduğu hassasiyet ve gerginlik nedeni ile bazı noktalara açıklık getirmeyi uygun buluyorum’’ dedi.

Bu toplantının sadece PKK terörünün Türkiye için hayatî önemini ortaya koymak ve Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin PKK nedeni ile daha da gerilmesini önlemek amaçlı yapıldığını ifade eden Zeyno Baran, şunları kaydetti: “Basına yansıyan senaryolar toplantıda kesinlikle tartışılmamıştır. İfade edildiği biçimde Türkiye’nin iç politikasını ilgilendiren hiçbir konu konuşulmamıştır. Anayasa Mahkemesi Başkanı’na suikast konusu kesinlikle gündeme gelmemiştir. Çarpıtılan haberler sonucu doğan yanlış anlaşılmadan ötürü Sayın Tuğcu’dan özür dilerim. Toplantıya katılan yetkilileri bu tip spekülasyonların bir parçası olarak düşünmek son derece yanlıştır. Toplantıya katılan yetkililer tam aksine, ABD’nin yükselen PKK terörü konusunda somut adım atmasını, aksi takdirde Türkiye’nin Kuzey Irak’ta PKK’ya uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak askerî operasyon yapmasının gerekeceğini vurgulamıştır. Basına isimsiz olarak sözde bilgi veren kimse, sanırım kurumum ve ismim üzerinden Türk Milleti’ne ait kurumları yıpratmak istemektedir. Türk Milleti’nin her gün verdiği şehitler sebebiyle son derece hassas olduğu bir dönemde, bu tip yönlendirmelerle kimin çıkarına hizmet edilmektedir? Üzerinde hassasiyetle durulması gereken asıl nokta budur.

/ WASHINGTON

20.06.2007


 

DP’ye 14 Mayıs’tan daha fazla ihtiyaç var

Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar, Adnan Menderes’in memleketi Aydın’da gerçekleştirdiği ilk mitingde yaptığı konuşmada, bugün, 14 Mayıs 1950’den daha fazla DP iktidarına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Demokrat Parti’nin seçim kampanyası çerçevesinde ilk mitingi, DP’nin kurucularından Adnan Menderes’in memleketi Aydın’da gerçekleştirildi.

Atatürk Meydanı’ndaki mitingde konuşan Ağar, bugün, 14 Mayıs 1950’den daha fazla DP iktidarına ihtiyaç olduğunu söyledi. 61 yıl sonra Türkiye’de ezilen çiftçinin ıstırabını yine DP’nin duyduğunu ifade eden Ağar, ‘’(Bunlar köylünün partisi) diyenler seçim zamanı çiftçi partisi kesilmiş. Durun bakalım, çiftçinin tanıdığı bir efsane var. O efsanenin adı kırattır’’ dedi.

Pahalı mazot devrinin bittiğini, çiftçinin kullandığı ‘’yeşil mazot’’un 1 YTL değil, 1 YTL’nin de altında olacağını belirten Ağar, ilâçta, tohumlukta, gübrede, elektrikte, suda çiftçinin AB ülkeleriyle baş edebileceği fiyatlar getirileceğini kaydetti.

‘’Sizi namerde muhtaç etmeyeceğiz’’ sözleri üzerine Ağar’ın konuşması, ‘’Başbakan Ağar’’ ve ‘’Vur vur inlesin AKP dinlesin’’ sloganlarıyla kesildi. Ağar, iktidarın, ‘’gözünü kara toprak doyursun’’ diyecek kadar çiftçiden uzak düştüğünü ileri sürerek, ‘’Bugün çiftçinin karşısında en büyük afet, AKP hükümetidir’’ görüşünü savundu. ‘’Pamuğu bitirdiniz, biz de sizi bitireceğiz. Bir eli toprakta, bir eli Allah’ta olan insanların partisi DP, çiftçinin derdine derman olmaya geliyor’’ diye konuşan Ağar, AKP Hükümeti’nin, ‘’Yunan pamuğu, İsrail portakalı, İtalyan zeytinyağı’’ demek olduğunu ifade etti.

5 sene daha kimsenin bu iktidarın ‘’zulmüne katlanmayacağını’’ kaydeden Ağar, konuşmasının bundan sonraki bölümüne kasket takarak devam etti. Küçük esnafın emekli ve çiftçi gibi yok edildiğini ifade eden Ağar, ‘’Bu AKP iktidarından hesabı biz soracağız’’ dedi. TÜPRAŞ’ta hisse satışından 6 ayda birilerine 600-700 milyon dolar para kazandırıldığını dile getiren Ağar, ‘’Yolsuzluklara giden paralar çiftçinin, esnafın kendisine, milletin derdine harcansaydı Türkiye bugün çok farklı yerde olurdu’’ diye konuştu.

DEMOKRASİ DP’NİN İŞİ

Milletin inancını, imanını serbestçe, özgürce yaşayacağı demokrasinin DP’nin işi olduğunu ifade eden Ağar, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Mübarek dinimizin arkasına saklanmış, onun üzerinden siyaset yaparken, bugün cami avlularına giremez hale gelmiştir. Bırakın mübarek dinimizi bize, milletimize bırakın. Hangi ‘Müslümanım’ diyen insan DP’de, Adalet Partisi’nde, DYP’de zarar gördü? Biz dinimize hizmet ederiz. Arkasına saklanarak, onu siyaset içine sokmayız. Birisi de devletimizin kurucusu Atatürk’ün arkasına saklanarak siyaset yapmaktadır. Bunlar milletimizin milli, manevi ve kutsal değerleridir. DP, bütün değerlerimize sahip olarak, milletimizi değerler üzerinden çatıştırmayarak iktidarın yolunu açmaktadır. AKP ile CHP arasında kutuplaşmaya, düşmanlığa, husumete dayalı siyasetle nereye kadar?’’

Mustafa GÖKMEN / AYDAN

20.06.2007


 

Ağar, Menderes’in ana ocağından başladı

Demokrat Parti seçim startını Adnan Menderes’in ana ocağı Aydın’da verdi. İstasyon meydanında düzenlenen miting meydanında Ağar’ın gelmesi beklenirken Aydın efeleri ve mehteran takımı gösterilerde bulundu.

NOTLAR

Adayların seçim çalışmaları devam ederken CHP milletvekili Özlem Çerçioğlu miting alanında da broşürlerini dağıttı. Bu esnada DP’lilerin herhangi bir tepki vermeyerek hoşgörü ile karşılaması dikkat çekti.

İstasyon meydanının yanında 1683 tarihinde yapılan Bey Camii bulunuyordu.

Aydın’ın son seçimlerde 8 milletvekilinden 4’ü CHP 4’ü de AKP'li. Ancak 22 Temmuz seçimlerinde bunun 4 parti arasında eşit şekilde dağılması bekleniyor.

Meydana bakan binada yer alan resimlerin içinde en büyüğü Adnan Menderes’in resmiydi.

Bütün partilerin il başkanlıkları aynı meydana bakan farklı binalarda.

Saat 12.00’de başlayacağı duyurulan miting alanı Ağar’ın geldiği saat 12.45’te tamamen doldu. Öğlen sıcağı ve hafta içi olmasına rağmen mitinge ayrılan alanda boş yer kalmamıştı.

Ağar’ı, milletvekilleri adayları kendilerine tahsis ettikleri otobüslerle karşıladı.

Vatandaşlar, birleşmenin gerçekleşmesini beklediklerini ancak son anda gerçekleşmeyen birleşme suçlusunun Anavatan’dan ziyade lideri Mumcu da gördüklerini söylüyor.

Aydın’ın Köşk ilçesinden gelen İzzet amca DP’yi desteklediğini söyledi. Niye DP sorumuza verdiği cevap ilginçti.

“Bir kadınla evleneceğin zaman onun soyunu, asaletini araştırırsın. DP’nin de soylu bir geçmişi var. Onun için DP’yi 1960’tan beri destekliyorum.”

İzzet amca milletin yavaş yavaş DP’ye teveccüh edeceğini söyledi.

Ağar, büyük bir konvoyla saat 12.45’te miting alanına geldi. Kalabalığı selâmlayan Ağar, daha sonra DP-AP ve DYP’de belediye başkanlığı, milletvekilliği ve bakanlıklar yapmış olan İsmet Sezgin ile birlikte milletvekili adaylarını da yanına çağırdı ve beraber kalabalığı selâmladılar.

“14 Mayıs’tan daha fazla DP’ye ihtiyaç var” sözleriyle konuşmasına başlayan Ağar, “Çiftçinin tanıdığı bir tane efsane var o da Kırat’tı” sözüyle meydanı coşturdu. Ağar yeşil mazotu 1 YTL’nin de altına indireceği sözünü verdi.

Güneşin altında yaptığı konuşmasına kasketle devam eden Ağar, CHP ve AKP’nin ülkeyi gerdiğini milletin huzur ve refahının DP’de olduğunu söyledi.

Ağar Adnan Menderes’in idam sehpasına giderken söylediği sözleri hatırlattı. “Menderes sehpaya giderken, ‘Hiç kimseye kırgın değilim’ dedi. İdama giderken bile milletin arasına nifak sokulmasına engel olmak istemiştir. Bu nasıl bir izzet, nasıl bir şereftir” sözleri mitingte uzun süre alkışlarla karşılandı.

* * *

Ağar, Aydın’dan aldığı moralle, bugün Antalya’da olacak. DP’nin miting programına göre, Antalya mitingini 21 Haziran’da Niğde, 23 Haziran Tekirdağ mitingleri izleyecek.

Seçim sebebiyle her gün bir ilde miting yapacak olan Ağar, 24 Haziran’da ise Güneydoğu’daki ilk seçim mitingini gerçekleştirecek. 24 Haziran’da Şanlıurfa’da seçmene hitap edecek olan Ağar, 25 Haziran’da ise Afyon’da olacak. Ağar, Güneydoğu mitinglerinin ikincisini ise 26 Haziran’da Mardin’de yapacak. Seçim çalışmaları çerçevesinde toplam 27 ilde miting gerçekleştirecek olan DP Genel Başkanı Ağar, 27 Haziran’da Kocaeli, 28 Haziran’da Kırıkkale, 30 Haziran’da Aydın, 1 Temmuz’da Hatay, 2 Temmuz’da Zonguldak, 3 Temmuz’da Eskişehir, 5 Temmuz’da Manisa, 7 Temmuz’da Trabzon, 8 Temmuz’da Bursa, 9 Temmuz’da İzmir, 10 Temmuz’da Adana, 11 Temmuz’da Aksaray, 12 Temmuz’da Samsun, 14 Temmuz’da Sakarya, 15 Temmuz’da Balıkesir, 16 Temmuz’da Giresun, 17 Temmuz’da Denizli, 19 Temmuz’da Konya, 20 Temmuz’da da Edirne’de seçmene seslenecek ve oy isteyecek.

Ağar’ın seçim öncesi son mitingi ise 21 Temmuz’da seçim bölgesi Elazığ’da olacak.

Kemal BENEK / AYDIN

20.06.2007


 

AKP, anayasa defterini kapattı

AKP, “Cumhurbaşkanını halkın seçmesine” yönelik anayasa değişikliği paketi dosyasını kapattı. Anayasa değişikliği ile ilgili, Cumhurbaşkanı Sezer ve CHP’nin ayrı ayrı Anayasa Mahkemesi’ne iptal dâvâsı açmaları üzerine AKP, “Bizden bu kadar, bundan sonrası yeni Meclisin işi” diyerek mahkemenin kararı ne olursa olsun Meclisi yeniden toplamama kararı aldı.

AKP, “Cumhurbaşkanını halkın seçmesine” yönelik Anayasa değişikliği paketi dosyasını kapattı. Edinilen bilgiye göre, Anayasa değişikliği ile ilgili, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ve CHP’nin ayrı ayrı Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açmaları üzerine AKP de “Bizden bu kadar, bundan sonrası Yeni Meclis’in işi” diyerek mahkemenin kararı ne olursa olsun Meclis’i yeniden toplamama kararı aldı. Cumhurbaşkanı Sezer’in, 120 günlük referandum süresini 45 güne indiren yasa değişikliğini Meclis’e iade etmesi de AKP içinde, “Anayasa değişikliği engellenip iki sandık ihtimali kalmayınca referandum yasasına da ihtiyaç yok. Bizden de bu kadar. Bundan sonrası Yeni Meclis’in işi” şeklinde değerlendirilerek, değişiklik dosyasının rafa kaldırılmasına sebep oldu.

/ ANKARA

20.06.2007


 

Erdoğan: Bu ülke hepimizin

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘’Bu ülke hepimizin, bu ülkede bu tür teröre karşı mücadelede özellikle ‘sorumluluk sadece iktidarındır’ demek yanlış olur’’ dedi.

Uğur Dündar’ın CNN Türk’teki ‘’Seçim Arenası’’ programında çeşitli konulardaki soruları cevaplayan Erdoğan, ‘’CHP Lideri Baykal, ‘sınırın Irak tarafında olan düzlüğünde askerî birliklerimizin konuşlanmaları gerektiğini, olabilecek tehditlerin ve PKK geçişlerinin böylece önlenebileceğini önerdiklerini, ancak bunun Hükümet tarafından karşılanmadığını’ söyledi ne düşünüyorsunuz?’’ sorusu üzerine, kendisine böyle bir yazılı teklif gelmediğini söyledi. Erdoğan, ‘’Sayın Baykal’ın adeta doludan bir şeyler kaçırma gayretleri ne yazık ki hep var. Bu huyundan vazgeçmesi lâzım, bunlar ciddî meseleler, bunlar böyle davul zurna çalınarak yapılacak işler değil, oturulur konuşulur, ciddî mânâda bir teklif varsa bu teklif iletilir’’ dedi.

‘’Bu ülke hepimizin, bu ülkede bu tür teröre karşı mücadelede özellikle sorumluluk sadece iktidarındır demek yanlış olur’’ görüşünü dile getiren Erdoğan, ‘’Demokrasinin güzelliği burada, yani iktidarıyla muhalefetiyle bir dayanışma içerisinde, eğer Irak’tan bir rahatsızlığımız varsa bunu da aramızda konuşuruz görüşürüz. Bunlara kapalı bir Genel Başkan, Başbakan veya lider değilim, bu konuda açık birisiyim ve bu konuda hiçbir endişe taşımıyorum’ diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ‘’Gergin misiniz?’’ sorusuna ‘’Hiçbir gerginliğim yok, sadece sorumluluğum ve mesuliyetim var ve bir heyecanla, aşkla yola devam ediyoruz’’ cevabını verdi.

/ ANKARA

20.06.2007


 

Askerlere terör ateşi: 1 şehit, 9 yaralı

Gümüşhane, Tunceli ve Erzincan'da güvenlik güçlerine ateş açılması sonucu 1 asker şehit oldu, 9 asker de yaralandı.

Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu, dün saat 09.00 sıralarında arazi aramasından dönen güvenlik güçlerine, merkeze bağlı Kırıklı köyü Çamlıköy Hasandağı mevkiinde kırsalında terör örgütü üyelerince uzaktan ateş açıldığını söyledi. Salihoğlu, güvenlik güçlerinin karşılık vermesi üzerine terör örgütü üyelerinin kaçtığını, saldırıda Denizli nüfusuna kayıtlı Basri Aslan’ın şehit olduğunu, Muhammet Karaman’ın da yaralandığını belirtti. Yaralı asker Muhammet Karaman Gümüşhane Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı. Hastane yetkilileri, ayağından yaralanan Karaman’ın hayatî tehlikesinin bulunmadığını belirttiler. Yetkililer, saldırının gerçekleştirildiği bölgede güvenlik güçlerinin operasyonlarını sürdüğünü kaydettiler. Bu arada, Tunceli ve Erzincan’daki PKK saldırılarında ise 8 asker yaralandı. Erzincan’da gece boyunca süren operasyonlarda ise 3 terörist öldürüldü, 1’i yaralı 2 terörist de yakalandı.

/ GÜMÜŞHANE

20.06.2007


 

Güneş: Terörle bir yere varılamaz

İçişleri Bakanı Osman Güneş, devletin birliğine, bütünlüğüne, her türlü tehdit ve hain saldırıya karşı Türkiye Cumhuriyeti devletinin, güvenlik güçleri ve bütün kurumlarıyla başa çıkacak güçte olduğunu belirterek, ‘’Terörle, şiddetle, masum insanların canına kast etmekle hiç kimse bir vere varamayacağını bilmelidir’’ dedi.

İçişleri Bakanı Osman Güneş, İzmir Valiliği ve Emniyet Müdürlüğünü ziyaret etti. Polis merasim kıtaları tarafından karşılanan Bakan Güneş ile Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal ve Jandarma İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Mehmet Çörten de İzmir’e geldi. Bakan Güneş, Valiliği ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, dün sabah erken saatlerde bir şehit haberi aldıklarını, Gümüşhane merkezine yakın bir yerde teröristlerce açılan ateş sonucu bir erin şehit olduğunu belirterek, şehide Allah’tan rahmet diledi. Erzincan’da da, güvenlik güçlerini taciz eden bir grupla girilen sıcak temasta 3 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirten Bakan Güneş, şunları söyledi:

‘’Türkiye Cumhuriyeti devletinin birliğine, bütünlüğüne söylenecek hangi tür tehdit, hain saldırı olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti devleti güvenlik güçleri ve tüm kurumlarıyla onlarla başa çıkacak güçtedir. O konuda da yıllardır azimle, azimden, inancımızdan bir şey kaybetmeden mücadele ettik. Bundan sonra da mücadeleye devam edeceğiz. İfade ettiğimiz gibi terörle şiddetle masum insanların canına kast etmekle hiç kimse bir yere varamayacağını bilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin azim ve kararlığı karşısında hain mihrakların emeline ulaşamayacağını anlamaları gerekir. Eğer anlamazlarsa, Erzincan’da başlarına gelen şey her zaman, her yerde başlarına gelir. Devletin, milletin birlik ve bütünlüğünü koruma uğrunda şehitler verdik, gerekirse yeni şehitler veririz. Türkiye Cumhuriyeti ulu önder Atatürk’ün belirttiği gibi ilelebet payidar olmaya devam eder.’’

/ İZMİR

20.06.2007


 

İki gazeteciye tutuklama

Diyarbakır’da yerel yayın yapan Diyarbakır Söz Gazetesi ve Söz TV’nin haber müdürü ve kameramanı, 1. Sulh Ceza Mahkemesi hakimi hakkında yaptıkları haber nedeniyle tutuklandı.

Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, pazar günü Diyarbakır Söz Gazetesi Haber Müdürü Sait Bayram ve Söz TV kameramanı Fırat Avcıl’ın 1. Sulh Ceza Hakimi Mehmet Yücel Kurdoğlu hakkında yaptığı “Reise ağır suçlama’’ başlıklı haber nedeniyle ifadelerine başvurdu. Savcılık, Bayram ve Avcıl’ı, “kamu görevlisine hakaret’’ suçlamasıyla tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk etti. Mahkeme heyeti, Bayram ve Avcıl’ın tutuklanmasına karar verdi.

/ DİYARBAKIR

20.06.2007


 

AKP’li Bağış: Bikini de, başörtüsü de hak

AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, ‘’partisinin İslâmî köklerinin, laik ordu ve milyonlarca Türk arasında sürtüşmeye sebep olduğu” yönündeki endişeleri ‘’yersiz’’ olarak nitelendirirken, AKP’nin gizli gündemi olmadığını vurguladı ve ‘’ben bir kadının mini etek ve bikini giyme hakkına inandığım kadar, türban giyme hakkına da inanıyorum’’ dedi.

Geçen hafta ABD’de temaslarda bulunan Bağış, ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi olan USA Today’e verdiği özel demeçte, gazetenin diplomasi muhabiri Barbara Slavin’in sorularını cevapladı. Slavin’in, ‘’AKP’nin İslâmî köklerinin, laik ordu ve milyonlarca Türk arasında sürtüşmeye sebep olduğu” yönündeki sorusuna karşılık Bağış, bu tür endişelerin ‘’yersiz’’ olduğu cevabını verdi.

AKP’nin şeriatı devreye sokmayı hedefleyip hedeflemediği yönündeki bir soru üzerine Bağış, ‘’Kesinlikle hayır. Partinin kurucuları arasında çok inançlı kimseler var. Ancak o derece inançlı olmayanlar da var. Benim ne karım ne de annem türban takıyor ve ben Erdoğan’ın (Başbakan Recep Tayyip) en yakın meslektaşlarından biriyim. Ben bir kadının mini etek ve bikini giyme hakkına inandığım kadar, türban takma hakkına da inanıyorum. Partimizin tek bir gizli gündemi var. Biz yönetimi devraldığımızda Türkiye’de kişi başına düşen gelir 2 bin 160 dolardı. Bugün bu rakam neredeyse 6 bin dolar. Bizim gündemimiz, 2013’teki bir sonraki seçime kadar bunun 10 bin doları aşmasını sağlamak’’ dedi.

/ WASHINGTON

20.06.2007


 

Soruşturmaya tepki

YÖK, mezuniyet törenine Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün kızı Kübra Gül’ün başörtüsüyle katıldığı gerekçesiyle Bilkent Üniversitesi hakkında soruşturma başlattı.

Törende, Bakan Gül’ün yanında oturan Bilkent Üniversitesi Rektörü Ali Doğramacı hakkındaki soruşturma, “Görevi kötüye kullanma ve ihmal” ya da “yargı kararlarını uygulamama” suçlarından açıldı. Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nü peruk takarak bitiren Kübra Gül, 13 Haziran’daki mezuniyet törenine başörtüsüyle katılmıştı. Dışişleri Bakanı Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ile birlikte geldiği törende Kübra Gül protokol sırasında babasıyla oturmuş, ismi okununca da diğer öğrenciler gibi kürsüye çıkmayıp diplomasını protokol sırasının önünde babasının elinden almıştı.

Bilkent Üniversitesi Rektörü Ali Doğramacı hakkında açılan soruşturma diğer üniversitelere ve Bakan Gül’e gözdağı olarak değerlendirildi.

/ ANKARA

20.06.2007


 

Beyaz Rusya Müftüsü: Camiye ihtiyacımız var

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından başlatılan kardeş şehir projesi kapsamında Malatya’ya gelen Beyaz Rusya Müslümanları Müftüsü Ebubekir Şabanoviç, ülkelerinde bir camiye hava kadar çok ihtiyaç duyduklarını kaydetti.

Şabanoviç, ülkesinde 15 bini Tatar olmak üzere toplam 100 bin dolayında Müslüman bulunduğunu belirterek şunları söyledi: Bizim bir camiye hava kadar çok ihtiyacımız var. Cuma namazı kılacağımız, özel günlerimizi kutlayacağımız bir yerimiz yok. Şu anda inşaat halinde olan caminin işçilerinin kalması için yapılan küçük bir yerde namaz kılınıyor. Bütün Müslümanlar orada toplanıyorlar. Biz ekonomik olarak zor şartlar altındayız. Bu sebeple cami yapmaya gücümüz yok. Diyanet işlerinin dahi bir yeri yok.”

20.06.2007


 

Afrika sıcakları alarmı

Pikniklerin yoğunlaştığı hafta sonunda etkili olacak Afrika sıcakları sebebiyle orman çalışanları yangınlara karşı alarma geçirildi.

Konya Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, Kuzey Afrika’dan gelip Cuma günü güneyden ülkemize girecek sıcak hava akımı sebebiyle sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkacağını söyledi.

Sıcaklık artışı sebebiyle özellikle hafta sonunda nem oranlarının düşeceğini belirten yetkililer, bu durumun yangın riskini arttırdığını kaydetti.

Nem oranının düşmesiyle, yangınların birbiriyle orantılı olduğunu dile getiren yetkililer, şunları söyledi:

‘’Nem oranının düşmesi kuru otların daha kısa sürede tutuşmasına ve yanmasına yol açar. Bu yüzden orman çalışanlarımızı yangınlara karşı alarma geçirdik. Özellikle yangın gözetleme kulesindeki çalışanlarımız 24 saat bölgesini kontrol edecek.’’

/ KONYA

20.06.2007


 

“Sıcakla yaşamayı öğrenmeliyiz”

TEMA Vakfı Genel Müdürü Uygar Özesmi, birçok kişinin sıcaklık artışını bulunduğu kapalı ortamda klima ile çözeceğini düşündüğünü belirterek çalışan her klimanın küresel ısınmayı arttırdığını, bu yüzden herkesin sıcakla yaşamayı öğrenmesi gerektiğini söyledi.

TEMA Vakfı tarafından düzenlenen Karapınar’daki faaliyete katılan Özesmi, küresel iklim değişikliğinin Türkiye’deki en önemli sonuçlarından birisinin kuraklık olduğunu bildirdi.

Kuraklık sebebiyle 2050 yılında Türkiye’de kişi başına su miktarının bugünkü rakamların yarısına düşmesinin (1600 metreküpten 700’e) beklendiğini vurgulayan Özesmi, ayrıca küresel ısınma sebebiyle Türkiye’de yaz sıcaklarının 2 ile 6 derece, yıl ortalamasının ise 2 ile 4 derece arasında artmasının beklendiğini kaydetti.

/ KONYA

20.06.2007


 

Sıcak çarpması ihmale gelmez

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şennur Dabak, sıcak çarpmalarının genellikle beyin hasarına bağlı ölümle sonuçlandığını belirtti.

Sıcaklarla birlikte hastanelerin beyin kanaması geçiren hastaların akınına uğradığını söyleyen Doç. Dr. Şennur Dabak, insanların sıcaklara karşı dikkatli olmaları gerektiğini kaydetti. Doç. Dr. Dabak, “Sıcak çarpması vücut sıcaklığının hızlı bir şekilde 40 derecenin üzerine çıkmasıyla, dalgınlık, uyum bozukluğu, bazen komaya kadar gidebilen tıbbî acil bir durumdur. Belirtisi kişinin cildinin sıcak ve kuru olmasıdır. Kişinin hayatının devamı hızlı bir şekilde teşhis konulup tedavi edilmesine bağlıdır. Genellikle beyin hasarına bağlı ölümle sonuçlanır” dedi.

Sıcak çarpmasının hastalardaki ilk belirtisinin güçsüzlük, dalgınlık ve sersemlik olduğunu, özellikle yaşlıların sıcaklardan vücut direncinin düşüklüğü sebebiyle daha çabuk ve sık etkilendiğini ifade eden Doç. Dr. Dabak, “En fazla risk altında olanlar da kronik kalp-damar ve akciğer hastaları, akıl yetmezliği veya parkinsonu olanlardır. Bunun dışında; sosyal izolasyon altındakiler, alkol kullananlar, antidepresan, antialerjik ve çoklu ilâç kullananlar sıcaklardan çabuk etkilenir” diye konuştu.

NASIL KORUNMALI?

Sıcak çarpmasından korunmak için sıcak havalarda mümkün olduğunca güneş altında kalınmaması, zorunlu olmadıkça sokağa çıkılmaması, ev veya işyerinin sürekli havalandırılması gerektiği tavsiyelerinde bulunan Dabak, şu bilgileri verdi:

“Mümkünse klima kullanmak, sıvı kaybını azaltmak için su, meyve suyu, soda gibi sıvı içecekler almak, sokağa çıkıldığında teri emebilen pamuklu açık renkli giysiler giymek, şemsiye veya geniş kenarlı şapka kullanmak, aşırı efor gerektiren sporlardan, uzun yürüyüşlerden kaçınmak ve sık sık dinlenmek için ara vermek faydalı olur. Aile fertleri; kronik hastalığı olanlar, sıcaktan çabuk etkilenenler ve yaşlı bireylerle biraz daha fazla ilgilenmeli. Bu kişilerin genel durumunda bir bozulma hissedildiğinde en yakın sağlık kurumuna götürülmeleri faydalı olur. Ayrıca, sıcak çarptığında; birey sıcaktan alınıp serin ve gölgeli bir yere taşınmalı. Elbiseleri çıkarılıp ıslak bir bezle vücudu silinmeli. Başına soğuk kompres uygulanmalı, ateşi düşürülmeye çalışılmalı. Devam ederse sağlık kuruluşuna başvurulmalı.” Doç. Dr. Dabak, sıcak çarpması konusunun asla ihmale gelmeyeceğini de sözlerine ekledi.

/ SAMSUN

20.06.2007


 

Meke Gölü’nde inekler otluyor

‘’Dünyanın nazar boncuğu’’ olarak nitelendirilen Meke Gölü, suyunun çekilmesi sebebiyle göçmen kuşlar yerine, büyükbaş hayvanlara ev sahipliği yapıyor.

Konya’nın Karapınar ilçesindeki dünyaca ünlü Meke Gölü’nde su miktarı, bilinçsiz tarımsal sulama ve kuraklığın etkisiyle giderek azalıyor. Birkaç yıl öncesine kadar binlerce kuşa ev sahipliği yapan göle, suyunun azalması ve çevresinin çamur haline gelmesi yüzünden göçmen kuşlar uğramaz oldu. Göle artık kuşlar yerine, büyükbaş hayvanlar geliyor. Çiftçiler, hayvanlarını gölün suyu çekilmiş bölgesinde otlatıyor. Özellikle hafta sonları piknik için göl kenarına gelen yerli ve yabancı turistler, bir zamanlar kuş seslerinin duyulduğu gölün kıyısında büyükbaş hayvanları görünce tepki gösteriyor.

/ KARAPINAR

20.06.2007


 

Son yağışlar yeterli olmadı

Türkiye genelinde mayıs sonu ve Haziran ayının ilk haftasında etkili olan yağışların, sulak alanların beslenmesinde kayda değer bir katkı sağlayamadığı bildirildi.

WWF-Türkiye Su Kaynakları Program Müdürü Buket Bahar Dıvrak, sulak alanlar ve yeraltı sularının temel olarak kışın düşen kar yağışları ve mevsimlere göre yayılan dengeli yağmurlarla beslendiklerini, ancak son dönemdeki sağanak yağışların, yeraltı su kaynaklarını besleyemediğini ve sulak alanlar için de yeterli olmadığını söyledi.

Ülkenin birçok yöresinde özellikle Mayıs sonu ve Haziran ayı başında sağanak şeklinde yağışlar görüldüğünü ifade eden Dıvrak, ‘’Son dönemde meydana gelen yağışlar, kısa süreli ve sağanak şeklinde olması nedeniyle yetersiz suya sahip sulak alanların beslenmesinde kayda değer bir katkı sağlayamamıştır’’ dedi.

Yapılan bir araştırmaya göre, tüm Akdeniz havzasındaki 16 ülkede yağışların son 25 yılda yüzde 20 azalmış olduğuna dikkati çeken Dıvrak, “2050’ye geldiğimizde, deniz seviyesinin Akdeniz’de 20-40 santimetre artması bekleniyor. Bu durumdan en çok zarar görecek ülkeler, Türkiye ve Cezayir ile deltaları olacak’’ şeklinde konuştu.

/ BURSA

20.06.2007


 

Çölleşmenin haritası

National Geographıc dergisi ve TEMA Vakfı tarafından Türkiye’de çölleşmeyi gösteren ‘’çölleşme haritası’’ hazırlandı.

Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’nin yüzde 89’unun hafif, orta, şiddetli ve çok şiddetli olmak üzere erozyon ve bunun sonucunda çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığını belirten TEMA Vakfı yetkilileri, erozyona toprağın eğimli olması, yanlış arazi kullanımı, tabiî bitki örtüsünün yok edilmesi, iklim değişikliği ile toprak ve yüzey özelliklerinin yol açtığını bildirdi.

Bu anlamda, ülkede erozyonun ve çölleşmenin boyutunun ortaya konulması amacıyla National Geographic dergisi ve TEMA Vakfı tarafından Türkiye’de erozyonu ve çölleşmeyi gösteren ‘’çölleşme haritası’’ hazırlandı. Haritaya göre ülkenin yüzde 36,84’ünde çok şiddetli (koyu kırmızı ile gösteriliyor), yüzde 23,6’sında şiddetli (kahverengi ile gösteriliyor), yüzde 23,19’unda orta şiddetli (sarı bölümler) ve yüzde 5,48’inde hafif şiddetli erozyon (beyaz bölümler) görülüyor.

AÇIK HAVA EROZYON MÜZESİ: NALLIHAN

1/2.500 000 ölçeğinde hazırlanan haritada erozyon ve çölleşmenin görüldüğü yerler ayrıntılarıyla anlatılıyor.

Haritada yer alan yazıda, ‘’açık hava erozyon’’ müzesi olarak nitelendirilen, irili ufaklı tepe ve vadilerden oluşan Nallıhan’ın bazı bölümlerinin bitki örtüsünden yoksun olduğu ve halen bu bölgede yoğun toprak erozyonu yaşandığı belirtiliyor.

Burdur’da tepelik ve dağlık alanları kapsayan kuru ormanların büyük ölçüde tahrip edildiği, bölgede toprak kaybı yaşandığı ifade ediliyor. Bölgede erozyonu tetikleyen en önemli unsur olarak sağnak yağışlar gösteriliyor.

Konya’nın Karapınar bölgesinde kumul tepelerinin mera olarak kullanılmasının bitki örtüsünü zayıflattığı, toprağı tutan geven, yavşan ve sığır kuyruğu gibi bitkilerin sökülmesi ve rüzgârın hızının 110 kilometreye çıkmasıyla kumulların hareketlendiği vurgulanıyor. Erzincan’ın kuzeyindeki Esence Dağları’nda kuru ve sıcak iklimin hüküm sürdüğü, kuzey bölümünde toprak kaymalarının görüldüğü ifade ediliyor.

Haritada Kahramanmaraş’taki Ahırdağı’nın önceleri sedir ormanı olduğu, ancak kontrolsüz kesim ve düzensiz otlatma yüzünden bölgenin bitki örtüsünden yoksun kaldığına dikkat çekiliyor.

Ahırdağı Havzası’ndan gelen sel ile çöküntü ve tortunun Menzelet Barajı ile Kahramanmaraş Ovası’nın sulanması, içme ve sulama suyunu karşılayan Ayvalı Barajı’nı etkilediği ifade ediliyor.

Iğdır’da kum fırtınaları

Haritada yer alan yazıda, Erzurum’un Oltu bölgesinde düşük irtifalı sahalarda bitki örtüsünün zayıf olduğu belirtiliyor. Bölgede aşırı otlatma, dağlık coğrafya ve artan eğimin erozyon riskini, oluşan oyukların ise heyelan riskini arttırdığı belirtiliyor.

Aras Nehri boyunca yer alan tektonik bir çöküntü olan Iğdır’ın, çevresine göre daha düşük olan yağış alması ve kurak yaz, ılıman kış şartları sebebiyle mikroklima özelliği gösterdiği belirtiliyor. Aralık ilçesinin batı ve güney batısında rüzgâr erozyonu başladığı vurgulanıyor. Kum fırtınalarının Aralık ilçesi ve çevresini tehdit ettiği kaydediliyor.

/ KONYA

20.06.2007


 

Küresel ısınma bal arılarını vurdu

Erzurum’da, küresel ısınma sebebiyle bal arıları ölürken, aracılar da ekonomik sıkıntıya girdi. Özellikle Orta Karadeniz Bölgesi’nden bahar mevsiminden itibaren Erzurum’a gelmeye başlayan arıcılar, bu yıl küresel ısınmanın azizliğine uğradı.

Mevsim şartlarının değişkenliği bal arılarına da yansırken, bazen sağanak yağmur ardından gelen kavurucu sıcaklar çok sayıda arının ölümüne ve kalanların da hantal çalışmasına neden oluyor. 40 yıldır arıcılık yaptığını söyleyen 62 yaşındaki Ordulu arıcı Ali Demirel, sıcakların arıları da vurduğunu belirterek, “ Yağmur, soğuk, kavurucu sıcak derken, iklimler değişti. Yağmurlu hava arılar için iyi geliyor. Ancak ardından bir bakıyorsun aşırı sıcak arıların dengesini bozuyor. Arılarımız bir bölümü bu şartlarda öldü, özellikle 2 gündür aşırı sıcakların yaşanmasıyla da hantallaştılar. Bu durum bizi ekonomik olarak sıkıntıya soktu” dedi.

/ ERZURUM

20.06.2007


 

“Kasapta sünnet”e inceleme

Sağlık Bakanlığı’nca, bazı çocukların ‘’kasap dükkânında’’ sünnet edilmesine ilişkin haberler üzerine inceleme başlatıldığı bildirildi.

Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nce konuya ilişkin yapılan açıklamada, şöyle denildi: ‘’Bugün (dün) yazılı ve görsel basında ‘12 fakir çocuğa kasapta sünnet’ başlıklı haberler yer almıştır. Bakanımız Prof. Dr. Recep Akdağ’ın talimatı üzerine, konuyla ilgili Bakanlığımız tarafından inceleme başlatılmıştır. İnceleme sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır, saygıyla duyurulur.’’

/ ANKARA

20.06.2007


 

Haydi Kur'ân’a

Diyanet İşleri Başkanlığı, 25 Haziran Pazartesi günü başlayacak yaz Kur’ân kursları öncesinde Türkiye genelindeki Kur’ân kursu öğreticilerine, ‘’kendinizi çocuklara sevdirin. Böylece anlattıklarınızı da severler” mesajı verdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Yaz Kur’ân Kursları, 25 Haziran Pazartesi günü başlıyor. Yaz Kur’ân kurslarına gitmek isteyen öğrencilerin 5. sınıfı bitirmiş olması ve ailesinin onayını gösteren bir belge getirmesi yeterli.

Din hizmetlerinin en doğru şekilde verilmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye genelinde Kur’ân Kursu öğreticilerine seminer düzenledi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun Ankara’daki seminerin açılışında yaptığı konuşma, bütün Diyanet personeline sinevizyon eşliğinde ulaştırıldı. Bardakoğlu konuşmasında, insanların dini konulardaki bilgilendirilme ihtiyacının en doğru şekilde giderilmesini istedi. Kur’ân kurslarına gelecek çocukların sayısının önemli olmadığına işaret eden Bardakoğlu, “Önemli olan, gelen çocuklara doğru bilgi verilmesi” dedi.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Şevki Ayhan, toplam 2 ay süren yaz Kur’ân kurslarına kur sistemi getirildiğini hatırlattı. Öğrencilerin, yaz aylarında tatile gitmek, akrabalarını ziyaret etmek istediğine dikkat çeken Ayhan, “Öğrencilerin kesintisiz olarak 2 ay kursa devam etmelerini bekleyemeyiz. (2 ay burada duracaksın) demek insanları zorluyor. Bu sebeple 2 ayı, 3’er haftalık 3 döneme ayırdık.” diye konuştu. Ayhan, Kur’ân kurslarına müracaat edecek öğrencilerin seviye tesbitlerinin yapılarak, 3’er haftalık dönemlerden birine kayıt yaptıracağını hatırlattı. Ayhan, uzun süreli kurslarda da kur sistemine geçileceğini açıkladı.

“ÇOCUKLARA KENDİNİZİ SEVDİRİN”

Ayhan, yaz Kur’ân kurslarının, çocuklar ile cami arasında bir tanışma fırsatı oluşturduğuna dikkat çekti. Geleneksel yapıdaki din öğretiminden vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Ayhan, “Biz, bizim hocalarımız gibi hocalık yaparsak, kaş yapayım derken göz çıkartırız” diye konuştu. Ayhan, büyüklerin Kur’ân kursu anılarını anlatırken ‘sopadan’ bahsedebildiğine dikkat çekerek, günümüzde önce disiplin değil, önce eğitim anlayışının geldiğini vurguladı. Ayhan, bu sayede disiplin için ayrı bir çaba sarfedilmesine de gerek kalmayacağını kaydetti.

Kursların, “herkesin gönlünü hoş edecek” şekilde verilmesi gerektiğini belirten Ayhan, “Camilerde, öyle Kur’ân eğitimi verelim, öyle iyi ilişkiler kuralım ki; çocuklar kurstan sonra da bizi özlesinler, ziyarete gelsinler. Kendinizi sevdirin, böylece anlattıklarınızı da severler” dedi.

Kur’ân kursu öğreticilerinden, konulara hazırlanarak derse girmelerini isteyen Ayhan, “Fazla malûmatla çocukları boğmayalım. Konuları, onların seviyelerine göre anlatalım.” şeklinde konuştu. Ayhan, yaz Kur’ân kursları hakkında yapılan eleştirilere kulak verilmesi gerektiğini ifade etti. Diyanet İşleri Başkanlığı Din Eğitim Dairesi Başkanı Ulvi Ata ise velilerle sürekli diyalog içinde olunması gerektiğini aktardı. Ata, özellikle ilk gün velilerin de kursa dâvet edilebileceklerini kaydetti. Ata, donanımı müsait camilerde ikili hatta üçlü eğitim yapılabileceğini söyledi.

/ ANKARA

20.06.2007


 

Doğu’da etkili sağanak yağış

Yurdun doğu kesimlerinde etkili sağanak yağış bekleniyor.

Meteorolojik verilere göre halen yurdun doğu kesimlerinde aralıklarla süren sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların şiddetini artırarak, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinin doğusunda etkili olması bekleniyor. Meteoroloji, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların oluşturacağı olumsuz şartlara karşı ilgilileri ve vatandaşları uyardı.

Kağızman’da sel felâketi

Kars’ın Kağızman ilçesine bağlı 6 köyde etkili olan sel sebebiyle birçok ev yıkıldı, onlarca dönüm arazi sular altında kaldı. Sel sebebiyle 10 hayvan da telef oldu. Günlerdir aralıklarla devam eden yağış sebebiyle meydana gelen sel, Kars’ın Kağızman ilçesine bağlı köylerde afete dönüştü. Selden en fazla zararı ilçeye 24 kilometre uzaklıktaki Denizgölü köyü gördü.

/ ANKARA/KARS

20.06.2007


 

Konut açığı hızla büyüyor

Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, Türkiye’de artan nüfusa paralel konut açığının da hızla büyüdüğünü belirterek, bu açığın giderilmesi için 2010 yılına kadar 800 bin civarında konut yapılması gerektiğini bildirdi.

Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, 1999 depremi ve 2001 krizinden sonra inşaat sektöründe büyüme yaşanmadığını, 2004-2006 yıllarındaki canlanmanın da yeterli olmadığını belirtti. Türkiye’de artan nüfusa paralel konut sorunun had safhaya çıktığını öne süren Göktaş, şunları kaydetti: ‘’Bu açığın giderilmesi için 2010 yılına kadar yaklaşık 800 bin konut yapılması gerekmektedir. Toplu Konut İdaresinin imkânları bu işi çözmeye yeterli değildir. Faizleri yüksek olan konut kredilerinden ise geniş bir kesim yararlanamamaktadır. Yasalaşan Mortgage (tutsat) sistemi de bu işi çözmeye yeterli değil. Asgarî ücret alan bir kişinin bunlardan istifade etmesi mümkün değildir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik ve göç sorunu da konut sorununu büyük ölçüde tırmanışa geçirmiştir. Öte yandan, ülkemizde 20 milyonu bulan konut sayısının yüzde 40’ı niteliksiz haldedir. Bu konutların birçoğu deprem hesabı yapılmadan üretilmiştir.’’

/ MERSİN

20.06.2007


 

Topbaş’tan İstanbulluya su müjdesi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul barajlarındaki su miktarının Ekim ayı sonuna kadar yeteceğini belirterek, “Şu anda kullandığımız su bir önceki yıldan bize kalan yedek su. İstanbullular bize destek olduğu müddetçe susuzluk çektirmeyeceğiz” dedi.

Kayışdağı Darülaceze Fizik Tedavi Merkezi’ni ziyaret eden Topbaş, gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını cevaplandırdı. İstanbul barajlarındaki su miktarının Ekim ayı sonuna kadar yeteceğini ifade eden Başkan Kadir Topbaş, 20 Ekim’de Melen Çayı Projesi’nin ilk etabının devreye girmesiyle İstanbul’da kullanılan suyun yüzde 40 oranında artacağını söyledi. Kadir Topbaş, “Şu anda kullandığımız su bir önceki yıldan bize kalan yedek su, bunu kullanıyoruz. İstanbullular bize destek olduğu, beraber olduğumuz müddetçe susuzluk çektirmeyeceğiz. Bir damla suyu boşa akıtmayalım” dedi.

/ İSTANBUL

20.06.2007


 

‘Nusrat’ dünya üçüncüsü oldu

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Güneş Teknesi Takımı tarafından tasarlanan ve üretilen, Türkiye’nin güneş enerjisi ile çalışan ilk teknesi “Nusrat”, 13-17 Haziran 2007 tarihlerinde ABD’nin Arkansas Eyaleti’nde düzenlenen “Solar Splash 2007 - Güneş Tekneleri Yarışması Dünya Şampiyonası”nda üçüncülük derecesini aldı.

18 üniversitenin katılımı ile gerçekleşen yarışmada İTÜ Güneş Teknesi Takımı, altı farklı ödüle lâyık görüldü. Dünya üçüncüsü güneş teknesi Nusrat, en iyi elektrik sistemi tasarımı, en iyi güneş enerjisi sistemi tasarımı, en iyi görsel sunum, en iyi çaylak takım ve manevra yarışı üçüncülüğü ödülleri ile birlikte toplam altı ödüle sahip oldu.

Yeni Asya / İSTANBUL

20.06.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004