Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 21 Ağustos 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Eğitim

Çocuk eğitimi konusunda tavsiyeler

Çocuğunuz, evet! Sizin ve eşinizin çocuğu öncelikle onu benimseyin ve her hâliyle onu kabul edin. Onu sevin sevmeye ve sevilmeye hepimizin ihtiyacı var. Şimdiden karşılığını yıllar sonra alacağınız bir yatırım yapın ve çocuğunuzla ilgilenin. 0–6 yaş arası çok önemli. Bu yaşlar arasında çocuğunuzla kurduğunuz ilişki ömür boyu kuracağınız ilişkinin temelini oluşturacaktır. Temeli iyi atın ki; binanız sağlam olsun. Çocuğunuza iyi bir örnek ve iyi bir model olun. Ona ne verirseniz, size de aynısını geri verecektir. Doğru, dürüst olmasını istiyorsanız, siz de yalan söylemeyin. İçinizdeki çocuğa seslenin, onu oradaki uykusundan uyandırın. Kendi çocukluk yıllarınıza dönün. Neler hissettiğinizi neler yaşadığınızı düşünün. Çocuğunuzu anlamak şimdi daha da kolaylaşacaktır. Çocuğunuz kendisini sizin yerinize koyamaz çünkü o sizin yaşadıklarınızı henüz yaşamadı. Ama siz kendinizi onun yerine koyabilirsiniz. Çocuğunuzla empati kurun. Çocuğunuza mutlaka “Seni anlıyorum” mesajını gönderin. Kaç tane çocuğunuz olursa olsun, ikiz de olsalar hepsi ayrı yaratılmıştırlar. Çocuklarınız eşsizdir. Bir eşleri ya da benzerleri bulunmaz. O yüzden tüm çocuklarınızı aynı kalıba sokmayın her birinin ayrı ayrı yetenekleri ve özellikleri mevcuttur. Çocuklarınıza birer birey olarak saygı gösterin. Çocuğunuza yapabileceğiniz en önemli yardım; geri planda kalarak kendi benliğinin gelişmesinde, kendine ait bir kişilik geliştirmesinde yardımcı olabilmektir.

Çocuğun güçlü bir kişilik yapısına sahip olabilmesi için de tutarlı bir aile ortamında yetişmesi gerekmektedir. Yetişkinlerin yönettiği uyumlu, tutarlı, dengeli, sevgi ve saygı ilişkisine dayalı baskıcı olmayan bir aile ortamına her çocuğun ihtiyacı vardır. Çocuğunuzun, çeşitli davranışlarını sınırlandırabilirsiniz. Ama asla çocuğunuzun duygularını ve hayallerini sınırlandıramazsınız. Onun duygularını önlemeye çalışmayın aksine onun duygularını düşüncelerini dile getirmesini sağlayın. Onunla her fırsatta konuşun. Çocuklarınızın davranışlarını kontrol altında tutabilmek için, akla ve mantığa uygun sınırları ve kuralları eşinizle (ailenizle) birlikte koyun. Koyduğunuz kurallar uygulanabilir olmalıdır. Kuralları hemen uygulamaya geçin. Unutmayın tüm çocuklar için reçete gibi kurallar yoktur. Çocuğunuzun yapısına ve yaşadığınız ortama uygun kuralları kendi deneyimlerinizle en uygununu sizler bulmalısınız.

Çocuğunuzun kendi kendine yetebilen, olumlu bir kişilik sahibi olmasını istiyorsanız, olumlu yapmış olduğu davranışları onaylayıp destekleyin. Onu teşvik edin, olumsuz davranışlardan vazgeçirmek için bu davranışların fazla üzerinde durmayın. Olumlu davranışları pekiştirin çocuklar, ısrarla üzerinde durulan davranışları tekrarlama eğilimindedirler. Birtakım davranışları, yasaklamak yerine diğer davranışları desteklemeyi tercih edin. “Okula gidince öğretmen onu hizaya sokar. Öğretmen onun hakkından gelir” demeyin. Çünkü eğitim okuldan önce evde başlar. Okulda geçirilen zaman süresi çok sınırlıdır. Ayrıca öğretmenin uğraşması gereken tek öğrenci sizin çocuğunuz değildir. Hayat okulunun ilk sınıfı aile eğitimiyle başlar. Okulda verilen eğitimle, ailede verilen eğitim birbiriyle tutarlı olmalıdır. Çelişkiler olursa çocuk seçim yapmak zorunda kalır. Okul mu? Ev mi? şeklinde çocuk bocalar. Bu çelişkiyi çocuğa yaşatmamak için okul ve aile paralel bir eğitim vermelidir.

Çocuğunuzu ne kadar fazla uyaranlarla, karşı karşıya bırakırsanız, çocuğunuzun zihinsel, bedensel, sosyal gelişimi o kadar çabuk ve iyi olur. Çocuğunuza zaman ayırın. Ayırdığınız zamanın, çokluğu ya da azlığı çok önemli değil önemli olan o zamanın niteliğidir. Özellikle çalışan anneler çocuklarına zaman ayıramadıklarında şikâyetçidirler. Bire bir zaman ayırmak yerine mutfakta yemek yaparken onunla konuşmak; “Bugün okulda ne yaptınız. Sınavın nasıl geçti” gibi… Alışverişe birlikte çıkabilmek, akşam yürüyüşleri yapabilmek… Sınırlı zamanı etkin ve en iyi şekilde kullanabilmek önemlidir. Çocuğumuzun da bizim de eksik olan yönlerimiz mutlaka vardır. Kendi kendinizle barışık olun. İyi ve kötü yanlarınızla çocuğunuzu ve kendinizi kabul edin. Unutmayın, hatasız kul olmaz. Çocuğumuza, çocukluğunu yaşama fırsatı verelim. Yaşamadığı çocukluk günlerinin hesabını bir gün gelip bize sormaya mutlaka kalkacaktır.

Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor sanatıdır. Zaman zaman kızabiliriz. Sinirleniriz. Hatta onları cezalandırırız. Siz de insansınız yaşadığınız ve hissettiğiniz duygulardan dolayı kendinizi suçlamayın. “Kendimi çocuklarım için feda ediyorum” duygusuna kapılan ve böyle yaşayan kişiler çok da iyi yapıyor sayılmazlar. Sizin hayatınız size, onların hayatı da onları aittir. Ortak bir yol bulup kendinize zaman ayırabilmeli ve size ait hayatın tadını çıkarabilmelisiniz. Ana baba olmak serüveninde en iyi rehberiniz, kendi çocukluk yıllarınız ve duygularınızdır. Kendi çocukluğunuzu düşünün, çocukluğunuza dönün. Ve çocuklarınıza ona göre davranın. Size başarılar diliyorum.

KAYNAKLAR:

1-1999-2000 Batman Rehberlik Araştırma Merkezi Müdürlüğü “Öğretmenlerin Rehberlik Hizmetinde Eğitimi Semineri” Ders Notları

2- Dodson, Fitzhugh “Çocuğunuzu tanıyor musunuz?” Denge Yayınları İstanbul, 1997.

3- Altınköprü, Tuncel “Çocuğun başarısı nasıl sağlanır.?” Hayat Yayınları, İstanbul ,1999.

4-Yavuzer, Haluk “ Çocuk Psikolojisi” Remzi Kitapevi, İstanbul 14. Basım,1997.

5-Yavuzer, Haluk “Çocuk Eğitimi El Kitabı” Remzi Kitapevi, İstanbul ,7. Basım 1997

Kâmil KAYMAK

21.08.2007


Çocuklar okula hazır mı?

Ebeveynler, bir üst sınıfa geçen çocuklarının okula gitmek istemediğini fark ettiklerinde, onları okula yönlendirecek çözümler üretmelidirler. Çünkü okulun açılmasına kısa süre kala öğrencinin bu isteksizliği çevreden gelen etkilerle birlikte daha fazla hissedecektir. Sınıf arkadaşlarıyla tatilin son günlerine ortak çalışmalar yapmalarını teşvik edilebilir. Arkadaşlarıyla evde eğitici oyunları oynamaları sağlanabilir. Bunun yanında yeni eğitim dönemine yönelik odasında onun isteği de dikkate alınarak düzenlemeler yapılabilir. Örneğin geçen yılki kitapların uygun bir yere kaldırmasına yardım etmek, yatağını ve çalışma masasını daha uygun bir yere koymasını sağlamak faydalı olabilir. Bunları yaparken çocuğun da rızası alınmalıdır.

Çocuğu övücü ve destekleyici konuşmalar yapılmalıdır. Ailelerin çocuklarıyla ilgili pek çok beklentileri vardır. Ancak öğrencilerin bu beklentilerin hepsini yakın zaman içinde gerçekleştirmeleri mümkün olmaz. Ebeveynler kendi yapamadıkları şeyleri çocuğun yapmasını beklememelidirler. Çocuğun çok üzerine gitmek, sürekli okulu hatırlatmak ve ‘doktor ol, komşunun kızı gibi takdir getir’ türünden konuşmalar en başarılı öğrencileri bile okuldan soğutabilir. Sınıf tekrarı yapan çocukların durumu da son derece hassastır. Onu aşağılamak, alay etmek, okula olan ilgisini tamamen kaybetmesine sebep olur. Okulda daha önce yaşadığı sıkıntıları, okulda gidip gelirken yaşadığı olumsuzlukları düşünerek, bu eğitim döneminde bu olumsuzlukları yok etmek gerekmektedir.

Okul alışverişlerinde yapılan masraflar için çocuğu suçlamak ya da azarlamak, öğrencilerin duygularını incitir. Çünkü onlara alınan her yeni gereç yeni bir başlangıçtır. Ailenin olumsuz konuşmaları, sürekli yakınmaları çocuğun şevkini kırar. Çocuklar çok nazik canlılardır. Alınan araçlardan ziyade çocuğa gösterilen sevgi daha değerlidir. Öğrenciler ailelerinin ekonomik durumunun az çok farkındadır ancak zorunlu ihtiyaçların da alınması gerekmektedir.

Çocuklar, okula alışmakta

zorlanıyorsanız bunları yapın!

Değerli Öğrenciler; Okulun ilk günlerinde hem okula hem de arkadaşlarınıza alışmakta zorlanabilirsiniz. Büyüklerinizden yardım alarak ve aşağıda saydığımız konulara dikkat ederek, okula daha kolay alışabilirsiniz. Okulların açıldığı ilk hafta edindiğiniz iyi alışkanlıklar sonraki günlerdeki başarınızı etkileyecektir.

Arkadaşlarınızla konuşmaktan çekinmeyin

Okula gider gitmez tüm arkadaşlarınıza selam vermeli ve onlarla konuşurken gülümsemelisiniz. Arkadaşlarınızla tatilde neler yaptığınızı konuşabilirsiniz. Arkadaşlarınızla konuşurken nazik olun ve onları kıracak sözler söylemekten kaçının. Sınıfta yeni arkadaşlarınız varsa onlara okulu tanıtın ve yardımcı olun. Yeni arkadaşlarınız sizinle konuşmaya çekinebilir, bu arkadaşlarınızla ilk konuşan siz olun. Teneffüslerdeki oyunlarınıza ve etkinliklerinize yeni arkadaşlarınızı da kabul edin. Sınıf arkadaşınızla birlikte ders çalışın ve kitap okuyun, eşyalarınızı, ders notlarınızı paylaşın. Arkadaşlarınızla ne kadar vakit geçirirseniz, okula alışmanız o kadar kolaylaşır. Öğretmen sene başında öğrencilere farklı görevler verirler. Örneğin sınıf başkanlığına siz de aday olun.

Dersleri düzenli tekrar edin ve parmak

kaldırmaktan korkmayın

Okula alışmanın en kolay yolu sınıfta derse katılmakla mümkün olur. Bunun için okulda öğrendiğiniz konuları eve gidince tekrar edin ve ödevleri hemen yapın. Çünkü ödevleri hafta sonuna kadar biriktirirseniz, hepsini çalışmakta zorlanırsınız. Düzenli tekrar yapan öğrenciler sınıf içinde dikkat çekerler, sınavlarda yüksek notlar alırlar ve hem öğretmeni hem de arkadaşları tarafından sevilirler. Rehberlik ya da sınıf öğretmeninizden sizin için bir ders programı hazırlamasını isteyebilirsiniz. Başarılı öğrenciler, okula daha istekle gelirler. Parmak kaldırmaktan korkmayın. Merak ettiğiniz konuları ders sırasında sorun. ‘Sonra sorarım, teneffüste sorarım’ diye düşünmeyin. Çünkü o zamana kadar yeni konulara geçilmiş olur ve soracağınız bölümü unutabilirsiniz.

Erken kalkmayı alışkanlık edinin

Gece çok geç saatte yatan çocuklar, sabahları okula gitmek için kalkmakta zorluk çekerler. Erken yatan çocuklar hem uykularını iyi alır hem de iyi dinlenirler. Bu yüzden ödevlerin akşam erkenden yapılması ve sonraki günün gereçlerinin okul çantasına konulması gerekir. Okuldan gelir gelmez çantasını ve okul giysilerinizi bir kenara fırlatmak doğru değildir. Okuldan gelince çantadaki kitaplar tekrar kitaplığa konmalı ve okul giysisi askıya asılmalıdır. Bir sonraki günün kitapları okul çantasına akşamdan konulmalıdır. Çünkü sabah okula yetişmeye çalışırken bazı kitap ve defterleri çantaya koymayı unutabilirsiniz. Sabah erken kalkan çocuklar rahat kahvaltı ederler, diş ve vücut temizliği için vakit kalır ve okula geç kalmazlar. Okula yürüyerek gidiyorsanız ders zili çalmadan önce okulda olacak şekilde yola çıkın. Servisle gidiyorsanız, servis gelmeden hazır olmasınız. Düzenli olmak, okul hazırlıklarını erken tamamlamak sizin okula daha kolay alışmanıza yardımcı olacaktır. Başarı dileklerimizle…

mustafaoguz1@gmail.com

Mustafa OĞUZ

21.08.2007


Ihlamur çiçeklerinin kokusundaki ders...

Adamın biri ilk defa gittiği bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulur ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa: “Buraların yabancısıyım. Parkın yanı başındaki fırını arıyorum. Çok yakın olduğunu söylediler. Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra: “Ben de buraya ilk defa geliyorum, ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.” Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sorar ister istemez. Çocuk: “Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz?’’ diye gülümser. ‘‘Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.” “İyi ama…” der adam. “Bunların parktan değil de bir tek ağaçtan gelmediği ne malum?” “Tek bir ağaçtan bu kadar koku gelmez”, diye atılır çocuk: “Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyarsınız.”

Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kâğıt para çıkartıp teşekkür ederken fark eder onun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlar adamın kendisini fark ettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken: “Üç yıl önce kaza geçirmiştim”, der. “Görmeyi o kadar çok özledim ki… Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?” Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken: “Artık emin değilim” diye cevap verir ve devam eder: “Emin olduğum tek şey, benden daha iyi gördüğün.”

21.08.2007


Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak gerek

Bilgi bir ağaç gibidir; onun bir dalını görsen, kolay kolay köküne varılamayacağını anlarsın (Firdevsi). Ne kadar az bildiğimizi anlamak için, ne kadar çok şey bilmemiz gerektiği ne kadar gariptir (B. Disraeli). Bilgi; büyük insanı mütevazı yapar, vasat insanı şaşırtır, küçük insanı ise böbürlendirir (Brigitte). Sual de bilgiden doğar, cevap da (Hz. Mevlana). Bildiklerimiz değil, doğru sandığımız şeyler başımızı derde sokar (A.Lincoln). Kimse bile bile kötü değildir, her kötülük bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir (Sokrates). İnsanın, yalnız gerçeğin ne olduğunu bilmesi yeterli değildir; doğruyu istemesi ve yapması da gereklidir (Goethe). Bilgi, insanın daha zekice ve etkili çalışmasını sağlar (C. Schwab). İnsanın bilgisi düzgün olmazsa, bilgisini arttırdığı oranda düşüncelerinin dengesi bozulur (H.Spencer).

21.08.2007


Staj için önemli püf noktaları!

Üniversite eğitimine devam eden ve staj yapmak için kurumlara başvuracak öğrencilerin iyi bir gözlemci olmalarında yarar vardır. Üniversitelerin eğitimde uygulamaya yönelik çok fazla destek sağlayamaması stajları zorunlu hale getirmektedir. Kurumlar sizin kriterlerine uyup uymadığınızı anlamak için pek çok yöntem uygularlar. Sizin de staj yapacağınız kurumla ilgili kıstaslarınız olmalıdır. Görüşmeler sırasında işverenin sizin gelişiminizi ne kadar önemsediğini ve kurumun size neler kazandıracağını anlamaya çalışın. Çünkü aylarca staj yapmasına rağmen angarya işlerle uğraşmaktan ya da şirket yönetiminin ilgisizliğinden hiçbir tecrübe edinemeyen genç arkadaşlarımız da var. Staj yapmak için her ne kadar öğrencilerin çok fazla seçenekleri olmasa da yanlış kurum seçimi hayal kırıklığına sebep olabilir. Şirketlerin staj yapan genci, ‘şirkette geleceğin çalışanı’ olarak algılaması gerekir. Başvurduğunuz şirketteki yönetimin bu özelliği, gelişim için sağlam bir adım atmanızı sağlayabilir. Ayrıca öğrencilerin kendilerini şirket içinde göstermeleri gerekir: İlginç projeler üretmek, çalışanlarla sağlıklı iletişim kurmak, grup çalışmasına yatkın olmak ve hızlı çözüm üretebilmek vb. Şirketler bu özelliklere sahip elemanları istihdam etmek için birbirleriyle yarışmaktadır. Şimdiden kolay gelsin…

21.08.2007


Ödünç kitaplar kütüphanesi

Ahmet Vefik Paşa’nın zengin kütüphanesine giren bir kişi, uzun zamandır arayıp bulamadığı bir kitabı görünce sevinir; “Bir gece için ihsan buyurunuz, okuyup sabaha iade edeyim” der. Paşa kitabı adamın elinden hemen alır ve şu cevabı verir: “Ben bu kütüphaneyi bir gece için şundan bundan aldığım kitaplarla meydana getirdim!”

21.08.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri