Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 13 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Bomba bilmecesi

Ankara’da çok katlı otoparka bırakılmış bir minibüs içerisinde bulunan patlayıcıların, daha önce PKK’ya karşı yürütülen operasyonlarda ele geçen malzemelerle örtüştüğü açıklanırken, yarım tondan fazla bombanın günlerce patlamamış halde bekletilmesi kafalarda soru işaretlerine sebep oldu.

Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, Kriminal Polis Laboratuvarı’nda, Kurtuluş Otoparkında bir minibüs içerisinde ele geçirilen patlayıcıların incelemesi tamamlandı.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, patlayıcı içerisinde 25 poşet sarı renkte kimyasal toz madde, 16 adet beyaz çuval içerisinde beyaz kimyasal toz madde, 24 adet 2.5 kilogramlık piknik tüpü, 5 adet plastik bidon içerisinde beyaz renkli kimyasal toz madde, 20 adet elektrikli infilak kapsülü, 63 metre fitil, 3 adet üzerinde mavi siyah renkli kablolar bulunan ve bombada anahtar sistemi olarak kullanılabilecek şekilde düzenlenmiş cep telefonu ile 4 adet plastik bidon içerisinde yanıcı sıvı madde bulundu.

Açıklamada, Kriminal Polis Laboratuvarında detaylı inceleme ve emniyet birimlerince gerekli soruşturmanın sürdüğü de kaydedildi.

/ ANKARA

13.09.2007


 

Kızılay ve Kimse Yok Mu

Türkiye’deki insanî yardım amaçlı sivil toplum örgütlerinden Kızılay, Deniz feneri, İHH İnsanî Yardım Vakfı, Kimse Yok Mu gibi dernekler yurt içi ve yurt dışında Ramazan ayında yapacakları yardımlarla ihtiyaç sahiplerinin yüzlerini güldürecekler. Kızılay Türkiye’deki 654 şubesi ile yardım dağıtırken, Kimse Yok Mu derneği Türkiye’de 800 bin, Pakistan, Afganistan, Endonezya, Filipinler, Srilanka, Lübnan, Sudan, Etiyopya ve Kenya’da 1 milyon iftarlık ve kumanya dağıtacak.

Türkiye’deki insani yardım amaçlı sivil toplum örgütlerinden Kızılay, Deniz Feneri, İHH İnsani Yardım Vakfı, Kimse Yok Mu gibi dernekler yurt içi ve yurt dışında ramazan ayında yapacakları yardımlarla ihtiyaç sahiplerinin yüzlerini güldürecekler. Ramazan, ihtiyaç sahibi insanlara yardımda bulunmanın en güzel fırsatlarından biri olarak değerlendiriliyor. Türkiye’de insani yardım amaçlı kurulan dernekler ise önceki yıllarda olduğu gibi bu ramazan ayında da hayırseverlerin yardımlarını, ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için çalışma başlattılar.

TÜRK KIZILAYI

Türk Kızılayı, Türkiye genelindeki 654 şubesi ile ramazan ayında dağıtılacak gıda yardımları hazırlıklarını tamamladı. Buna göre, şubeler kendi bölgelerindeki muhtarlıklarla işbirliği yaparak ihtiyaç sahiplerini belirleyecek ve vatandaşların bağışlarıyla ihtiyaç sahiplerine gıda yardımı yapılacak.

KİMSE YOK MU DERNEĞİ

Kimse Yok Mu Derneği Başkanı Mehmet Özkara, derneğin geçen yıl Pakistan, Endonezya, Filipiner, Lübnan, Etiyopya ve Kenya’da 10, Türkiye’de ise 7 adet iftar çadırı kurarak 510 bin kişiye iftar verdiğini, 750 bin kişiye de gıda yardımında bulunduğunu bildirdi.

İHH İNSANİ YARDIM VAKFI

İHH İnsani Yardım Vakfı ise ‘’Ramazanda Sizinle İftihar Edeceğiz’’ sloganıyla başlattığı yardımlarını dünyada 60 ülkede, Türkiye’de ise 50 şehirde yürütecek.

DENİZ FENERİ DERNEĞİ

“Yüzyılın İyilik Hareketi’’ sloganıyla çalışmalarını yürüten Deniz Feneri Derneği ise hazırladığı projelerle ihtiyaç sahiplerine, çocuklara, cezaevindekilere ve dünyanın değişik ülkelerindeki insanlara yardım ulaştırmayı hedefliyor.

/ ANKARA

13.09.2007


 

MAZLUMDER: Darbecilerden hesap sorulsun

MAZLUMDER Genel Başkanı M. Halit Çelik 12 Eylül darbesinin yıldönümü nedeni yaptığı açıklamada, “Ülkenin umudunu karartan, geleceğine kelimenin tam anlamı ile ‘darbe’ vuran, tarihi durduran bu hadisenin müsebbipleri ve failleri yargılanmalıdır” dedi.

Açıklamasına “Tam 27 sene önce bugün, hayat askıya alındı. İnsan hakları, demokrasi ve sıradan yaşam ile birlikte; fikirler askıya alındı. Fikir sahipleri ise başka türlü askıya alındı.12 Eylül denilince malum önce işkence akla gelir” diyen Çelik, “Ama halkımız 12 Eylül darbesiyle aç kalmış, işsiz kalmıştır. Gelecekle ilgili siyasi umutlarını yitirmiştir” diye konuştu.

Darbeyi gerçekleştirenlerin, darbe yapmaları yetmezmiş gibi bir de hazırladıkları Anayasa’ya kendilerinin yargılanmasını engelleyen hükümler koyduklarını da söyleyen Çelik, “İşledikleri bu suçla ilgili haklarında soruşturma açan savcı Sacit Kayasu görevinden ihraç edilmiştir. Darbeciler ise hâlâ yaptıklarının doğru ve haklı bir eylem olduğunu savunabilmektedirler. MAZLUMDER, hükümeti darbecilerin yargılanması ve savcı Sacit Kayasu’nun cezasının kaldırılması için gerekeni yapmaya çağırmaktadır” dedi.

12 Eylül’ü, kendinden önceki ve sonraki darbelerle birlikte değerlendirmek gerektiğini dile getiren Çelik şu görüşlere yer verdi: “27 Mayıs darbecileri yargılanmadığı için 12 Eylül yapılmış. 12 Eylül darbesini yapanlar yargılanmadığı için 28 Şubat darbecileri cesaret bulmuştur. Bu nedenle yeniden benzer durumlarla karşılaşmamak için darbeciler yargılanmalıdır. Darbeciler yerine onların yargılanmasını isteyenler cezalandırılırsa ve hükümetler de buna sessiz kalırsa yeni darbeler kaçınılmazdır.”

Darbe ürünü olan 1982 Anayasasının halen yürürlükte olduğunu, son zamanlarda yeni ve sivil bir Anayasa yapılması çalışmalarının yapıldığını da hatırlatan Halit Çelik, “Bu çalışmalar ciddiyet ve kararlılıkla sürdürülmeli ve mutlaka sonuca ulaştırılmalıdır. Yeni Anayasa’nın insan haklarına saygılı değil dayalı bir Anayasa olması şarttır. Ayrıca yeni Anayasa’ya fiili ya da muhtıra şeklinde belirecek her türlü askeri müdahalede bulunulmasını suç olarak kabul eden hükümler mutlaka konulmalıdır. Ülkenin umudunu karartan, geleceğine kelimenin tam anlamı ile ‘darbe’ vuran, tarihi durduran bu hadisenin müsebbipleri ve failleri yargılanmalıdır. Bunun için, yasal duvarlar yıkılmalı, engeller kaldırılmalı ve halk hesap sormalıdır” dedi.

Recep GÖREN / ANKARA

13.09.2007


 

Rehn: Reformları hızlandırın

Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn,bir basın konferansında yaptığı açıklamada ‘Hükümetin reform sürecini tekrar başlatacağını sadece ummuyor, bekliyorum. Özellikle de ifade ve din özgürlüğüyle ilgili olanları. Böylelikle ciddi bir gelişme kaydettiklerini kanıtlayabilirler’ dedi.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın, 7-8 Eylül’de Portekiz’de yapılan AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi “Gymnich” Toplantısı’nda Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn ile görüşmesinin ayrıntıları belli olmaya başladı.

ABHaber internet sitesinin haberinde Komisyon kaynaklarından alınan bilgilere göre Rehn, Babacan’ı Türkiye’yi ifade ve din özgürlüğü konusunda hızlı bir gelişme göstermesi için sıkıştırdığı belirtildi.

Görüşmede Babacan’ın Rehn’e , aydınlar ile gazetecilere cezai takibat açılmasına sebep olan ceza kanununda bir iptal ya da değişiklik yapmak için henüz bir girişimleri olmadığını, bu konunun tasarlanan yeni anayasada ele alınacağını aktardığı öğrenildi.

Olli Rehn, AB adayı Türkiye’nin, N‘isan ayında ordunun laik düzeni savunmak için müdahalede bulunabileceği uyarısına rağmen, bu politik ve kurumsal krizi oldukça pürüzsüz bir şekilde atlattığını kaydetti.

Öte yandan Rehn, bir basın konferansında yaptığı açıklamada ‘Hükümetin reform sürecini tekrar başlatacağını sadece ummuyor, bekliyorum. Özellikle de ifade ve din özgürlüğüyle ilgili olanları. Böylelikle ciddi bir gelişme kaydettiklerini kanıtlayabilirler’ dedi. Rehn, yeni yönetimin AB adaylığı ve gerekli reformları gündemlerinin ilk sırasına koymalarından duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.”

301. MADDE UYARISI

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Yalçındağ başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, Kasım ayında açıklanacak Avrupa Komisyonu Türkiye İlerleme Raporu öncesinde bilgilendirme faaliyetlerinde bulunmak amacıyla, Brüksel’de temasları çerçevesinde Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn ile biraraya geldi.

Rehn, görüşmede Türkiye’ye tüm Avrupa’da destek olan herkes TCK’nin 301. maddesinin Ekim ayında değişmesini bekliyor. Türkiye bu konuda gerekli adım atmaz, hükümet sözünü tutmazsa ve bu işi Anayasa değişikliği sürecine havale ederse birkaç sonuç doğar dedi.

Rehn bunları şöyle sıraladı:

1- AB genelinde hükümetin inandırıcılığı azalır.

2-Türk halkı hakkettiği düşünce ve ifade özgürlüğü alanında özgüven ortamından mahsur kalır.

3-Avrupa’da Türkiye’yi, destekleyen tüm siyasi ve ekonomik çevreler en önemlisi geniş kentli aydın sınıfların desteği çöker.

SÜRECE SONUNA KADAR DESTEK

Olli Rehn, ‘’Türkiye’nin AB sürecini sonuna kadar destekliyoruz. Fakat bu süreçte Türkiye önce kendine yardım etmeli. TCK 301. maddesi Türkiye karşıtlarını güçlendiriyor. Bu konuda Kasım ayında yayımlanacak Türkiye raporu öncesi adım atılmalı’’ diye konuştu.

TÜSİAD heyeti ayrıca Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Hans-Gert Pöttering ile biraraya geldi. Pöttering,’’ Kişisel görüşleri ne olursa olsun AP Başkanı olarak dikkate alması gereken bir gerçek olduğunu, bununda AP’de bugün net bir çoğunluk Türkiye AB sürecini destekliyor’’dedi.

AP’deki siyasi grup başkanları ile görüşen TÜSİAD heyetine AP siyasi grupları şu mesajı verdi:

‘’Hem AB hemde Türkiye karışık bir dönemden geçiyor. Türkiye’nin bu süreçte en önemli gücü demokrasisi, ekonomisi ve çağdaş toplum olmasıdır. Bu yönde ilerleyen Türkiye’nin önü açıktır.’’

Heyetin Brüksel temaslarına, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın yanısıra TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Pekin Baran ve Ümit Boyner, TÜSİAD Üyesi Cem Duna, TÜSİAD Genel Sekreter Yardımcısı Hale Hatipoğlu, TÜSİAD Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası ile Dış Politika Danışmanı Soli Özel katıldı.

/ LİZBON/BRÜKSEL

13.09.2007


 

Gül'den kardeşlik mesajı

Güneydoğu gezisi sırasında Yüksekova’da halka seslenen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Birliğimizi, aramızdaki kardeşlik duygularını pekiştirdiğimiz müddetçe herşey çok daha iyi olacaktır. Bundan emin olun” dedi.

Gül, Yüksekova’da kaymakamlığı ziyaretinin ardından hükümet binası merdivenlerinden halka hitap etti. ‘’Türkiye seninle gurur duyuyor’’ tezahüratları altında konuşmasına başlayan Gül, Yüksekovalıları sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamladığını söyledi.

Gül, ‘’Hepinize, gösterdiğiniz bu muhabbet ve sevgi nedeniyle ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Benim şahsımda gösterdiğiniz bu sevgi ve muhabbet, devletimize, milletimize gösterdiğiniz sevgi ve muhabbettir. Bundan dolayı hepinize teşekkür ediyorum’’ diye konuştu.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk yurt içi ziyaretini bu bölgeye yapmaktan ayrıca mutluluk duyduğunu ifade eden Gül, şöyle devam etti: ‘’Birliğimizi, aramızdaki kardeşlik duygularını pekiştirdiğimiz müddetçe, her şey çok daha iyi olacaktır. Bundan emin olun. Devletimizin bütün imkanları sizlerin hizmetindedir. Bunları görüyorsunuz. Yeter ki, kardeşlik duyguları içerisinde birbirimizi sevelim, kucaklayalım, devletimize sahip çıkalım. O zaman göreceksiniz, yılların ihmalleri de kısa süre içerisinde gidecek. Hizmetler en iyi şekilde, hak ettiğiniz şekilde ayağınıza gelecektir. Bir kez daha hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun, inşallah tekrar tekrar buluşacağız, hep beraber milletimizi, memleketimizi, ülkemizi daha da yücelteceğiz.’’

/ YÜKSEKOVA

13.09.2007


 

Demiralp: Türkiye bir Avrupa ülkesidir

AB Genel Sekreteri Büyükelçi Oğuz Demiralp, Türkiye’nin yerinin Orta Doğu değil, Avrupa olduğunu söyledi. Demiralp, Türkiye’nin tarihi ve coğrafyasından ötürü AB’ye dahil olması gerektiğini ifade etti.

“AB ile müzakere sürecinde yer alan personele yönelik eğitim projesi” (Euroskills) nedeniyle, İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliğinde verilen resepsiyonda konuşan Demiralp, Türkiye’nin AB sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Demiralp, “Türkiye’nin yeri Orta Doğu değil, Avrupadır. Türkiye bir Orta Doğu ülkesi değil, Avrupa ülkesidir” diye konuştu. Demiralp, Türkiye’nin AB’ye katılımının hem birlik hem de Türkiye için çok önemli bir tarihi süreç olduğunu belirtti. İngiltere’nin, AB’ye entegrasyon sürecini en iyi anlayabilecek ülkelerden biri olduğunu söyleyen Demiralp, İngiltere’nin, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine samimi olarak destek verdiğini kaydetti.

/ ANKARA

13.09.2007


 

Demokratik anayasa milletin hakkıdır

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, “12 Eylül darbesinin ürünü bir anayasa artık miadını doldurmuştur. Yeni, sivil, demokratik bir anayasa toplumsal bir ihtiyaçtan öte milletimizin hakkıdır” diye konuştu.

2007-2008 eğitim öğretim yılının başlaması vesilesiyle düzenlediği sendika genel merkezinde düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında eğitim çalışanlarının sorunlarına çözüm bulunmasını isteyen Gündoğdu, önümüzdeki dönemin Türkiye için ‘hamle dönemi’ olmasını umduklarını dile getirdi.

İnsan hakları, özgürlükler ve demokratikleşme gibi kavramların istismarını da önleyecek biçimde genişletilip güvence altına alınması gerektiğini dile getiren Gündoğdu, “Yıkıcı, bölücü, cuntacı, mandacı kişi ve guruplar, sözkonusu kavramların arkasına saklanamamalı, öte yandan sözkonusu kötü niyetli kişi veya guruplar bahane edilerek temel hak ve hürriyetler kısıtlanmamalı, demokratik sistem ve kurumların işleyişinde bir aksaklığın oluşmasına kapı açılmamalıdır” diye konuştu.

YENİ ANAYASADA ÖZGÜRLÜKLER VE EĞİTİM

Demokratikleşme, özgürlükler ve insan hakları konularında kalıcı güvencelerin yeni bir anayasa ile mümkün olacağının altını çizen Gündoğdu, “Bu amaçla yeni, sivil bir anayasa hazırlanmalı, Türkiye, iktidarı parçacıklara ayrılmış ülke görüntüsünden kurtarılarak, milletimizin ihtiyaç duyduğu bağımsızlık içinde büyüyüp güçlenme hamlesinin önü açılmalıdır. 12 Eylül darbesinin ürünü bir anayasanın artık miadını doldurmuş olduğunu, yine bir 12 eylül günü yaptığımız bu toplantıyla bir kere daha ilan ediyor ve yeni, sivil, demokratik bir anayasanın toplumsal bir ihtiyaçtan öte milletimizin hakkı olduğunu söylüyoruz. Yeni anayasada başta YÖK olmak üzere kimi anayasal kurumların görev ve yetki tanımları, milli iradeyi devre dışı bırakma anlamı taşımayacak ve amiyane tabirle ‘devlet içinde devlet’ olmayacak şekilde titizlikle düzenlenmelidir” şeklinde konuştu.Eğitim, öğretim ve çalışma hayatının önündeki her türden hukukdışı engellemelerin mutlaka sona erdirilmesi gerektiğini de vurgulayan Gündoğdu, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması dedikodularına asla itibar etmediklerini, bu yöndeki görüşlerin şiddetle karşısında olacaklarını söyledi. Zorunlu din dersi konusunda eğitimden anlamayanların konuşmaması gerektiğini de ifade eden Gündoğdu, şu an okullarda okulun Din, Kültür ve Ahlak bilgisi dersinin tıpkı tarih dersi gibi olduğunu, din eğitimi içermediğini, bu yüzden de din eğitiminin yeterli olmadığını vurguladı.

Fatih KARAGÖZ / ANKARA

13.09.2007


 

‘Genç Siviller’den anlamlı protesto

Genç Siviller, 12 Eylül Darbesi’nin 27. Yıldönümünde de meydandaydı. Galatasaray Lisesi önünde “12 Eylül Anayasasını Tamir Atölyesi” açan grup, mevcut Anayasayı halkın müdahalesine açtı. Anayasanın tüm maddelerinin asılı olduğu panoda, isteyen herkes değişiklik istediği konuları gündeme getirdi.

Ankara’da Sivil Anayasa hazırlıkları gündemde iken 12 Eylül’ün yıldönümü olması sebebiyle İstanbul’da “12 Eylül Anayasasını Tamir Atölyesi”ni kuran Genç Siviller, Darbe Anayasasını halkın görüşlerine açtı. “Sivil Anayasa’nın ancak toplumun aktif katılımıyla ‘sivil’ olabileceği ve 82 Anayasa’nın temel ideolojik tercihleri değiştirilmeden sadece tamir edilerek yeni, demokratik ve sivil bir anayasa yapılmayacağı mesajını vermek amacıyla 12 Eylül Anayasasını Tamir Atölyesi düzenledik” diyen bir Genç Siviller mensubu, panoda dile getirilen görüşlerden bir rapor hazırlayarak TBMM Anayasa Komisyonu’na ulaştırmayı düşündüklerini aktardı. Panonun önünden geçen halk gün boyu farklı konulardaki eleştirilerini not kağıtlarına yazarak Anayasa’nın üzerine yapıştırırken, turistler de etkinliği ilginç buldu ve “Hükümet bu görüşleri dikkate alırsa bu çok demokratik olur” dedi.

Naciye KAYNAK / İSTANBUL

13.09.2007


 

Türkiye’nin AB’ye girişi ‘dinler savaşı’na cevap olacak

İtalya Dışişleri Bakanı Massimo D’Alema, Türkiye’nin AB’ye girmesinin, “dinler savaşı” çağrısı yapanlara karşı “en iyi cevap” olacağını belirtti.

Massimo D’Alema, Bari’de Balkanları konu alan bir seminerde yaptığı konuşmada, “Uygarlıklar çatışması tarihinde trajik bir günü hatırladığımız bugün, dinler savaşı çağrısı yapanlara verilecek en iyi cevabın, Türkiye gibi Müslüman ve demokratik büyük bir ülkenin AB bünyesinde olması olduğunu düşünüyorum” dedi.

D’Alema, Türkiye’nin AB’ye girmesinin, “insan haklarına bağlılık, ortak kalkınma projesi ve demokratik değerlerin ortak kabulü çerçevesinde farklı dinler ve uygarlıkları paylaşma imkanını” yansıtacağını kaydetti.

/ ROMA

13.09.2007


 

Başarıya hüküm giydiler

Adalet Bakanlığına bağlı ceza ve tevkif evlerinde bulunan ve 2007 Öğrenci Seçme Sınavı’na (ÖSS) giren 856 hükümlü ve tutukludan 488’i üniversitelere yerleştirildi.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre, ÖSS’de başarılı olan 564 hükümlü ve tutukludan 488’i üniversitelerde çeşitli bölümlere yerleştirilerek, kayıt yaptırma hakkı elde etti.

Kurumun ÖSS’deki başarısı yüzde 65’e, ÖSS sonucuyla üniversitelere yerleştirilme başarısı ise yüzde 57’ye ulaştı.

ÖSS’de en başarılı kurum, Diyarbakır D tipi Ceza İnfaz Kurumu oldu. Başarılı kurumlar sıralamasında, Adıyaman E Tipi Ceza İnfaz Kurumu 2. ve İstanbul Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 3. sırada yer aldı. En başarılı Ceza ve Tevkifevleri arasında birinci sırada bulunan Diyarbakır D Tipi Ceza ve İnfaz Kurumunda 69 tutuklu ÖSS’ye girdi. Bu tutuklu ve hükümlülerden 64’ü sınavı kazanarak, kurumun başarısını yüzde 92’ye ulaştırdı.

En başarılı kurumlar listesinde 2. sırada Adıyaman E Tipi Ceza İnfaz Kurumu yer alıyor. Kurumdaki 18 hükümlü ve tutuklu ÖSS’yi kazandı. İstanbul Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda ise sınava giren 17 tutuklu ve hükümlüden 9’u ÖSS’de başarılı oldu ve kurum, en başarılı 3. kurum oldu.

/ ANKARA

13.09.2007


 

İzmirli eğitimciler din kültürü ve ahlâk bilgisi derslerini tartıştı

Eğitim-Bir-Sen İzmir Şubesi, dinibil.com sitesi ile “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar” konulu bir panel düzenledi. Alsancak Gazi İlköğretim Okulu’nda düzenlenen panele katılan panelistler, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersinin anayasadaki mevcut statüsünün korunması, seçmeli hale getirilmesinin problemlere yol açabileceği konusundaki kanaatlerini dile getirdiler.

Panelin açılış konuşmasını yapan Eğitim-Bir-Sen İzmir Şube Başkanı Abdurrahim Şenocak, din öğretiminin önemine vurgu yaparak Eğitim-Bir-Sen’in bu konudaki hassasiyetini dile getirdi.

Oturum başkanlığını Prof. Dr. Selahattin Parladır’ın yaptığı panelde konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi (D.E.Ü) Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu, yaptığı konuşmada bu dersin eğitimini veren Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin büyük sorumlulukları olduğuna vurgu yaptı.

Prof. Dr. Sönmez Kutlu, ise “din öğretiminde mezhepler üstü yaklaşım” başlıklı tebliğinde, dindarlık kişinin kendi tercihidir; Milli Eğitimin amacı dindar insanlar yetiştirmek değildir; bununla birlikte din öğretimi mutlaka verilmelidir, Hz. Ali’yi öğretirken onun efsaneleşmiş yönüyle değil, tarihsel kimliğiyle öğretilmesi gerektiğini söyledi. Kutlu, “Namaz, dinin temel kaynaklarında var olan bir konudur. Mezhepler ortada yokken de namaz vardı” dedi.

Doç. Dr. Halit Ev,”Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde amaç ve kazanımlar” konulu tebliğinde çoğulculuğun programa aksettirilmesinin önemine vurgu yaparak “Çoğulculuğu reddetmek gençleri geleceğin dünyasına hazırlamaz. Gerek kendi toplumumuz, gerekse dışımızdaki dünyada yaşayan dinî ve kültürel grupların söylemini oluşturan değer, inanç ve uygulamalardan genç insanların izole edilmemesi gerekir” dedi.

Doç. Dr. Veli Öztürk, Dün kültürü dersinin meşruiyet problemi konulu tebliğini sundu. “Bir milletin evladı dini ve bilimsel eğitimi ayrı ayrı alamaz” diyen Öztürk, din öğretiminin tarihçesini özetledi ve Anayasa’nın 24. maddesine değinerek, bu maddede geçen “din kültürü ve ahlak öğretimi” ile din eğitimi” kavramlarının çok önemli olduğunu, bu ikisinin birbirinden farklı şeyler olduğunu söyledi. Konuşmaların sonunda bir değerlendirme yapan oturum başkanı Prof. Dr. Selahattin Parladır, Peygamberimizin eğitimi, hayatın içinde ve hayatın bir parçası olarak gördüğünü, bilgiyi sadece söz olarak vermenin çok fazla anlam ifade etmediğini belirtti. “Monarşik bir ortamda demokrasiyi öğretemezsiniz” diyen Parladır, çoğulculuğa ve uygulamalı öğretimin önemine dikkat çekti. Daha sonra sorulara geçildi. Dinleyiciler arasında yer alan Güzeltepe Cemevi dedesi Düzgün Şahin, böyle bir toplantıya davet edilmiş olmasından dolayı çok memnun kaldığını, konuşmalardan önemli izlenimler edindiğini ifade ederek, “Bu toplantılar keşke 20 yıl önce yapılabilseydi” dedi.

Yeni Asya / İZMİR

13.09.2007


 

Hızlı trene tam not

Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi’nin deneme seferlerine katılan profesörler, hızlı tren deneme seferlerine tam not verdi.

Prof. Dr. Güngör Evren, şahit olduğu bu olaydan büyük mutluluk duyduğunu belirtirken, Prof. Dr. İnal Seçkin de ‘’Saatte 256 kilometre hıza ulaştık. Ancak 70-80 kilometre hızla gidiyormuş gibi hissettik’’ dedi. İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sıddık Yarman ise ‘’demiryollarının güven tazelediğini’’ söyledi.

Hızlı Tren Projesi’nin ilk etabını oluşturan Ankara (Esenkent)- Eskişehir (Hasanbey) hattında yapılan test sürüşlerine 7 akademisyen katıldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Mühendisliği’nden emekli Prof. Dr. Güngör Evren, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’ın daveti üzerine hızlı tren deneme seferlerine katıldığını söyledi. Trenin hızının saatte 256 kilometreye ulaşmasını izlediğini belirten Evren, ‘’Tanık olduğum bu olaydan büyük mutluluk duydum. Ertesi gün tren, test hızı olan saatte 275 kilometreyi de aşmış. Bu çok sevindirici bir olay’’ dedi.

/ ANKARA

13.09.2007


 

Mevsimlik işçiler dönüş yolunda

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan, Türkiye’nin değişik bölgelerine mevsimlik işçi olarak giden binlerce aile memleketine dönmeye başladı.

İşsizlik sebebiyle yaz aylarında Türkiye’nin farklı yerlerine çalışmaya giden ve yılın en az 3 ayını evlerinden uzakta geçiren mevsimlik işçiler, hasat tamamlandığı ya da iş bulamadığı için geri dönüyor.

/ DİYARBAKIR

13.09.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri