Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ramazan

RAMAZAN TAKVİMİ

Her yerde yükselir Kur’ân’ın sesi,

Nurla dolar arzımızın kubbesi

Her gün bir cüz mukabele okuruz

Bugün tamamlandı on yedincisi

Abdil YILDIRIM

29.09.2007


İstanbul’un göbeğinde bir pırlanta: Nur-u Osmaniye Camii

1. Mahmud döneminde inşâsına başlanan ancak padişahın ölümüyle kardeşi III. Osman tarafından tamamlanan batı tarzı Barok üsluptaki Nur-u Osmaniye Camii’nin üç boyutlu taş süslemeleri, dünya sanat araştırmacılarını kendisine hayran bırakıyor.

Yapımına 1748 yılında başlanan ve 1755 yılında tamamlanan cami, klasik Osmanlı mimarisinden farklı olarak batı mimarisinin etkisiyle yapılmış ilk camilerden biri olarak nitelendiriliyor.

Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Doğan Kuban, Selatin camileri içinde en önemlisinin Nuru Osmaniye Camii olduğunu ifade ederek, caminin, Canzade Şeyhülislam Hoca Sadettin Efendi’nin eşi Fatma Hatun’un harap durumdaki mescidinin yıkılması üzerine, çarşı esnafının Sultan I. Mahmud’dan cami yapılmasını istemesiyle ortaya çıktığını söyledi.

Kuban, şehrin göbeğinde yapılması tercih edilen camiye ilişkin birtakım hikâyeler aktarıldığını ifade ederek, şu bilgileri verdi:

‘’I. Mahmud, biraz değişik bir yapı istemiş. Hatta bir rivayete göre ‘Niye kiliselere benzeyen bir cami yapmıyoruz?’ demiş. Nuru Osmaniye diğer camilere benzemiyor. Rum Mimar Simeon tarafından yapılan tek kubbeli büyük bir cami. Osmanlı mimarisinde 18. yüzyılda daima Hristiyan mimarlar çalışmış. O sırada Avrupa’ya bir ölçüde açılmış bir Türkiye var. XV. Louis Fransasına açılmış bir Türkiye var.’’

Nur-u Osmaniye Camii’nin, inşa edildiği dönemin Barok üslubunun uygulandığı özgün bir yorum olduğunu dile getiren Kuban, ‘’Nur-u Osmaniye, klasik Osmanlı cami tasarımının olağanüstü, kişisel yorumlanmış şekli. O, klasik dönemdeki yeni camiler içinde en önemli camilerden. Avrupa Barok’u dünyanın her tarafında uygulanmış ama Türkiye’deki yorumu tamamen bize özgü. Başka da yok. Nur-u Osmaniye Camii, şehrin göbeğinde İstanbul’un pırlantalarından biri’’ diye konuştu.

MİMARÎ ÖZELİKLERİ

Mimarı Simeon Kalfa olan Nur-u Osmaniye Camii, iki kapılı, 12 sütunlu, 14 kubbeli Barok üsluptadır.

Cami, revaklı geniş bir dış avlu ile çevrilidir. Bu avlu klasik plan üslubundan tamamıyla farklı olarak yarım daire şeklindedir.

Klasik üsluptaki cami avlularında görünen şadırvan burada bulunmamaktadır.

İki taraftan geniş merdivenlerle çıkılan caminin giriş kapısı üzerinde Hattat Eğrikapılı Rasim’in yazdığı bir kitabe yer almaktadır. Girişin iki tarafındaki âyetleri de Hattat Fahrettin Yahya yazmıştır.

Caminin ibadet mekânını örten kubbesi, klasik Türk mimarisinde görülen uygulamalardan farklı olarak payeler yerine duvarlar üzerine oturtulmuş ve ağırlık buraya verilmiştir.

Mihrap dışarıya doğru çıkıntılı olup, üzeri yarım bir kubbe ile örtülüdür. 25 metre çapındaki kubbenin eteğinde 32 pencere bulunur.

Sultan III. Osman’ın nuru olarak isimlendirilen cami, klasik mimariden farklı olarak beş sıra halinde 174 pencere ile aydınlatılmıştır.

Mihrabın sağından başlayan Fetih Sûresi, mermer üzerine oyularak bir kuşak gibi bütün camiyi çevrelemektedir. Pencere üzerinde, renkli taşlar üzerine hadisleri hattat Bursalı Müzehhip Ali Efendi ‘’Celi Sülüs’’ ile yazmıştır.

Taş âlemli ikişer şerefeli iki minaresi vardır. Osmanlı mimarisinde taş âlemler ilk kez burada kullanılmıştır.

Kütüphanenin sağında III. Osman’ın annesi Şehsuvar Sultan’ın türbesi bulunmaktadır. Yapı topluluğunun imareti ve medresesi caminin kuzeyinde, Kapalı Çarşı yönünden avluya girildiğinde sağda yer almaktadır. Türbe ve kütüphane, hünkâr mahfilinin arkasında yer almaktadır.

29.09.2007


Sorularla Oruç

* Göze damlatılan ilâç orucu bozar mı?

Göze damlatılan ilâç mideye ve dimağa ulaşmadığından orucu bozmaz.

* Kulağa damlatılan ilâç orucu bozar mı?

Kulağa damlatılan ilâç dimağa ulaşabileceğinden orucu bozar.

* Buruna damlatılan ilâç orucu bozar mı?

Buruna damlatılan ilâç yemek borusuyla mideye ulaşırsa orucu bozar, ulaşmaz ise bozmaz. Ancak mideye ulaştığında kefareti değil, kazayı gerektirir. Burna enfiye çekmek, boğaza inecek şekilde bol miktarda su veya ilâç çekmek orucu bozar.

*Diş tedavisi yaptırmak orucu bozar mı?

Diş tedavisi esnasında eğer boğaz yoluyla mideye kan veya tedavi maddesi gibi bir madde kaçarsa oruç bozulur. Kaçmazsa bozulmaz.

* Damar yoluyla alınan serum orucu bozar mı?

Damar yoluyla alınan serum kana karıştığından orucu bozar.

Süleyman KÖSMENE

29.09.2007


Sigarayı bırakmak için Ramazan fırsatı

Ramazan ayının gelmesini fırsat bilerek sigarayı bırakmak isteyenlere, iftarda sebze yemeği yemeleri, özellikle nikotin bakımından zengin olan patlıcan ve marulu tüketmeleri tavsiye ediyor.

Sigarayla Savaşanlar Vakfına kayyum olarak atanan Necmettin Güngör, Ramazan ayının sigarayı bırakmak isteyenler için önemli bir avantaj ve fırsat olduğunu, bunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Oruç tutan sigara tiryakisinin zaten 14 saat sigara içmediğini, bunu devam ettirmesinin de zor olmadığını ifade eden Güngör, bu avantajı değerlendirmek isteyenlerin öncelikle bu bağımlılıktan kurtulma isteğinde olması gerektiğini, bunun sigarayı bırakmak için ilk adım olacağını belirtti.

Ramazan boyunca kişinin açlığa alıştığı gibi sigarasızlığa da alışabileceğini vurgulayan Güngör, ‘’Bunu devam ettirmek çok zor değil. Bazı pratik kurallara uyarak, bu alışkanlıktan kolayca vazgeçilebilir’’ dedi.

Ramazan ayında iftar menüsünde yapılacak değişikliklerle sigarayı bırakmanın kolaylaşacağını vurgulayan Güngör, şöyle konuştu:

‘’Ramazan ayında sigarayı bırakmak isteyenlerin, iftarda et yerine sebze yemeğini tercih etmeleri daha doğru olacaktır. Sebze yemek, kişinin sigara isteğini azaltacaktır. Ramazan’da evden özellikle nikotin bakımından zengin olan patlıcan ve marul eksik edilmemeli, iftarda bu yiyecekler tercih edilmelidir. Yine yemeğin ardından yenilebilecek siyah kuru üzüm de nikotin ihtiyacını karşılayacak güçtedir.’’

Sigarayı çağrıştıran içeceklerden uzak durun

Yemeğin ardından sigarayı çağrıştırabilecek çay, kahve gibi içeceklerin içilmemesi gerektiğini belirten Necmettin Güngör, bunun yerine bitki çayları ve meyve sularının tercih edilmesini tavsiye etti.

İftarın ardından kişinin küçük pet şişedeki suyunu yanından ayırmaması gerektiğini, sigara içmek istediğinde azar azar suyunu yudumlamasının bu isteğini gidereceğini ifade eden Güngör, ayrıca bu durumlarda mümkünse açık havada, değilse bulunulan yerde derin nefes alıp verilmesi gerektiğini bildirdi.

İftardan sonra sıkıntı ve sigara içme isteği belirdiğinde, bulunulan mekânın ve meşgalenin değiştirilmesinin de büyük yararı olacağını belirten Güngör, “Örneğin evinde televizyon seyrederken canı sigara içmek istediyse balkona çıkmalı ya da kitap, gazete okumalıdır’’ diye konuştu.

Sigarayı bırakma sürecinde sigara içen kişilerden ve içilen yerlerden uzak durmanın da yararlı olacağını bildiren Güngör, bu küçük tedbirlerle sigarayı içmenin kader olmaktan çıkabileceğini söyledi.

29.09.2007


Allah ve Resûlü ne dedi?

*Cenab-ı Hak şöyle buyurdu:

“Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah’ın yardımını isteyin. Şüphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Sûresi:153)

*Bir gün Peygamber Efendimiz (asm):

“İçinizde oruçlu bir şekilde sabahlayan var mı?” diye sordu. Hz. Ebû Bekir (ra): “Ben” dedi. Resûl-i Ekrem (asm): “Bugün, içinizden cenaze işleri ile meşgul olanınız var mı?” diye sordu, Ebû Bekir (ra): “Ben” cevabını verdi. Resûl-i Ekrem (asm): “Bugün, sadaka vereniniz var mı?” diye sordu, Ebû Bekir (ra): “Ben” dedi. Resul-i Ekrem (asm): “Bugün, hasta ziyaretine gideniniz var mı?” diye sordu, Ebû Bekir (ra): “Ben” dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (asm): “Bu hasletler kimde olursa, mutlaka Cennet’e girer” buyurdu.

29.09.2007


Gece ile gündüz, tek bir karede

Daha önce gece ve gündüzü bu kadar güzel bir şekilde tek bir karede görmüş müydünüz?

Bu fotoğraf, 1 Şubat 2003’te atmosferden içeri girerken patlayarak bütün mürettebâtın hayatını kaybettiği Columbia uzay mekiğinin son görevinde çekildi.

Bulutsuz bir günde çekilen bu güzel resimde, Avrupa ve Afrika’nın kuzey bölgesi güneş batarken, gündüzün yerini geceye bıraktığı anda çekilmiş.

Gecenin yaşandığı Almanya, Fransa gibi ülkelerde büyük şehirlerdeki ışık yoğunluğu nasıl da belirgin. En batıda bulunan İspanya ve Portekiz hâlâ aydınlık.

İstanbuldaki ışıklar da çok net bir şekilde görülüyor. Afrika’da ise gördüğünüz o büyük beyazlık, Sahra Çölü. Gece olmasına rağmen çöl gündüz gibi aydınlık görülüyor.

“Gece ile gündüzü de Biz iki âyet olarak yarattık (kudretin delilleri olarak). Sonra gecenin karanlığını giderip yerine gündüzün aydınlığını getirdik ki, Rabbinizin lütfundan rızkınızı arayasınız ve yılların sayısı ile hesabınızı bilesiniz. Herşeyi Biz böylece tafsilatıyla açıklamışızdır.” (İsra Sûresi: 12)

“Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında ve gece ile gündüzün değişmesinde akıl sahipleri için Allah’ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden pek çok deliller vardır.”

(Âl-i İmran Sûresi: 190)

29.09.2007


Yakarış

Ey Hâ-mîm şifreleri Sahibi Allah’ım! Emrin geldi. Oruç tuttum. Yardımın bize ulaştı. Senden başka hiç kimsenin yardımı bize ulaşmaz! Senden başka hiç kimse bize medet edemez! Senden başka hiç kimse bizim elimizden tutamaz! Tek güç Sende. Tek kudret Sende. Sen kitabı kendi katından indiren, Sen günahları bağışlayan, Sen tövbeleri kabul eden, Sen cezâsı şiddetli olan Allah’sın! Senden başka ilâh yoktur! Dönüş Sanadır! Orucumu kabul buyur! Sen kudretinle dilediğini yaparsın! Sen izzetinle dilediğine hükmedersin. Emrinde engel tanımazsın! Mülkünde ortak tanımazsın! Allah’ım! Bize doğru düşünme, doğruya inanma, doğru amel etme, doğru davranma, doğru bilme nimetleri lütfet! Bizi yanlış, hurâfe ve batıl bilgilerden koru! Âmîn.

Süleyman KÖSMENE

29.09.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri