Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 22 Ekim 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Türkiye sandığa gitti

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini de öngören Anayasa değişikliği paketinin referandumu yapıldı. Halk oylamasında, 42 milyon 629 bin 733 seçmen, 134 bin 700 sandıkta oy kullandı. Oy verme işlemi, 32 ilde 07.00-16.00, diğer illerde 08.00-17.00 saatleri arasında yapıldı.

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini de öngören Anayasa değişikliği paketinin referandumu dün yapıldı. Terör saldırılarının gölgelediği referandum oylamasına katılım yüzde 60 civarında gerçekleşti. Daha önce saat 21.00’de sona ereceği açıklanan seçim yasakları, YSK tarafından saat 19.00’da kaldırıldı. Sandıklardan çıkan neticeye göre, halkın yüzde 70’i ‘evet’, yüzde 30’u da ‘hayır’ oyu kullandı. Referandum oylamasına katılımın az olması, son günlerdeki tartışmalara bağlandı. Halk oylamasında, 42 milyon 629 bin 733 seçmen, 134 bin 700 sandıkta oy kullandı. Oy verme işlemi, 32 ilde 07.00-16.00, diğer illerde 08.00-17.00 saatleri arasında yapıldı. Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen oy vermenin bitiş saati geldiği halde sandık başında oylarını vermek üzere bekleyen seçmenler, sandık kurulu başkanı bunları saydıktan sonra sıra ile oylarını kullanmalarına izin verildi. Ceza infaz kurumları ve tutukevinde oy verme saat 08.00’de başladı ve saat 17.00’de sona erdi. Vatandaşlar, seçmen bilgi kâğıtları ve geçerli kimlik belgeleriyle oyunu verdi. Seçmen bilgi kağıdı gelmeyen vatandaşlar da oy kullanabildi. Seçmen bilgi kâğıdı bulunmayıp kütüğe kayıtlı olanlar, ibraz ettikleri kimlik belgeleriyle (nüfus kâğıdı, resmi daireler veya iktisadi devlet teşekküllerince verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, ehliyet, evlenme cüzdanı) oy verdi. Seçmen kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği bulunduğu halde halk oylamasına, hukuki veya fiili mazereti olmaksızın katılmayanlar, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından para cezasıyla cezalandırılacak. PARMAKLAR YİNE BOYANDI Halk oylamasında, beyaz renk üzerine ‘’Evet’’, kahverengi üzerinde ‘’Hayır’’ ibareleri bulunan iki ayrı renkten oluşan birleşik oy pusulası kullanıldı. Halk oylamasına katılanlar, üzerinde özel işaret bulunan mühürü birleşik oy pusulasında tercih ettiği kısmın üzerine basarak oyunu verdi. Halk oylaması sonrası sandık, ilçe ve il seçim kurullarınca düzenlenen tutanaklarda; sandık listesinde kayıtlı olanların sayısı, halk oylamasına katılanların sayısı, geçerli olan oyların sayısı, geçerli olmayan oyların sayısı, Anayasa değişikliğine ‘’Evet’’ oyu, ‘’Hayır’’ oyu verenlerin sayısı ayrı ayrı gösterildi. Mükerrer oy kullanımını önlemek için oyunu kullanan seçmenin sol işaret parmağı çıkmayan boya ile boyandı. Yüksek Seçim Kurulu, İl Seçim kurullarından gelen sonuçları birleştirerek ilân etti. Yasaya göre, halk oylamasına katılım oranıyla ilgili herhangi bir düzenleme bulunmuyor. HALK OYUNA SUNULAN KANUN Halk oyuna sunulacak 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, cumhurbaşkanının 5 yıllığına ve bir kişinin iki kez seçilebilmesini, milletvekili seçimlerinin 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılmasını ve TBMM toplantı yeter sayısının 184 olmasını öngörüyor.

/ ANKARA

22.10.2007


 

23 terörist öldürüldü

29 Eylül’de Şırnak-Beytüşşebab’a bağlı Beşağaç köyünde 12 vatandaşı, 7 Ekim’de Şırnak’ta 13 askerimizi şehit eden terör saldırılarından iki hafta sonra HakkâriDağlıca’da 12 askerimiz daha şehit edildi. Genelkurmay “16 asker de yaralandı, 23 terörist etkisiz hale getirildi” açıklaması yaptı. Saldırının, Mecliste Irak tezkeresinin rekor sayıdaki evet oyu ile kabulünden dört gün sonra ve Türkiye genelinde anayasa referandumunun yapıldığı gün gerçekleşmesi dikkat çekti.

29 Eylül’de Şırnak-Beytüşşebab’a bağlı Beşağaç köyünde 12 vatandaşı, 7 Ekim’de Şırnak’ta 13 askerimizi şehit eden terör saldırılarından iki hafta sonra Hakkâri’de 12 askerimiz daha şehit edildi. 16 askerin yaralandığı, 10’u aşkın askerin de kaybolduğu bildirilen saldırının gerçekleştiği aynı bölgede sivil bir minibüsün geçisi sırasında ise mayın patladı, 2'si ağır en az 17 kişi yaralandı. TBMM’de Irak tezkeresinin rekor sayıdaki evet oyu ile kabulünden dört gün sonra ve Türkiye genelinde anayasa referandumunun yapıldığı gün gerçekleşmesi dikkat çekti.

Alınan bilgiye göre, önceki gece saat 00.20 sıralarında, Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde, Dağlıca beldesindeki komando taburundan sınır bölgesindeki Yeşiltaş karakoluna sevkedilen 12 araçlık askeri konvoy, Avaşin çayı üzerindeki Şehri Köprüsü üzerinden geçerken, konvoyun ortasındaki aracı hedef alan PKK, köprüyü havaya uçurdu ve ardından ateşe başladı. Açılan ateş sonucu Yüksekova 21’inci Sınır Jandarma Taktik Tugay Komutanlığı’nda görev yapan biri uzman çavuş 12 asker şehit oldu, 16 asker de yaralandı. 10 askerin de kayıp olduğu bildiriliyor.

Yaralı güvenlik görevlileri, helikopterle Hakkari Askeri Hastanesine sevk edildi.

Olayın ardından bölgeye sevkedilen takviye birliklerle hava destekli operasyon başlatıldı.

DÜĞÜN KONVOYUNA

PUSU: 17 YARALI

Hakkari Dağlıca'daki saldırının ardından aynı bölgede Yüksekova'dan Topağaç köyüne giden 12 araçlık düğün konvoyundaki Hamza Savaş yönetiminde minibüsün geçişi sırasında, terör örgütü PKK üyeleri tarafından döşenen mayın patladı. Saldırıda ilk gelen bilgilere 7'si ağır 17 kişi yaralandı. Yaralılar Yüksekova Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yaralılardan 6'sının Van'a sevk edileceği kaydedildi.17 yaralıdan 5'inin çocuk olduğu belirtildi.

GENELKURMAY’IN AÇIKLAMASI

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan basın açıklamasında ise şunlar kaydedildi:

‘’21 Ekim 2007 günü saat 00.20 sıralarında, Irak’ın kuzeyinden topraklarımıza sızan PKK terör örgütü mensupları tarafından, Hakkari/Dağlıca’da konuşlu Piyade Taburu’nun emniyet unsuru olan bir bölüğümüze kalabalık bir grupla üç ayrı bölgeden silahlı saldırıda bulunulmuştur. Çıkan çatışmada 12 şehit, 16 yaralı verilmiştir. Saldırıya anında misliyle karşılık verilmiş; teröristler, silâhlı helikopterler tarafından görerek, mevcut ateş destek vasıtaları ile görmeyerek ateş altına alınmıştır. Şu ana kadar 23 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca, olay bölgesinin güneyinde teröristlerle yeniden temas sağlanmış olup, çatışmalar devam etmektedir. Teröristlerin kaçış istikametleri manevra birlikleriyle takip edilmektedir. Birliklerin harekatı ile koordineli olarak, 63 adet muhtemel hedef ağır silahlarla ateş altına alınmıştır.’’

KANLI PROVAKASYON

29 Eylül’de Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi Beşağaç köyünde bir yolcu minübüsü teröristler tarafından uzun namlulu silahlarla taranmıştı. Saldırıda, minibüste bulunan su kanalı inşaatında çalışan 7’si köy korucusu 12 kişi ölürken, 2 kişi de yaralanmıştı. 7 Ekim’de ise Şırnak bölgesinde görev yapan askeri birliğe yapılan saldırıda 13 askeri şehit edilmişti.

Önceki iki saldırıyla oluşan atmosferin, hükümeti sınırötesi operasyon tezkeresini Meclisten geçirmeye yönelttiği vurgulanırken, son saldırı Türkiye’nin bu tezkereyi kullanarak Kuzey Irak’a girmeye tahrik edilmesini amaçlayan bir provokasyon olarak yorumlanıyor. Bu provokasyonu boşa çıkarmanın yolunun ise durumu sağduyulu ve soğukkanlı bir kararlılıkla değerlendirip, çok yönlü tuzaklara düşmekten sakınan bir ferasetle hareket etmekten geçtiği belirtiliyor.

HABER, DÜNYAYA ‘FLAŞ’

ANONSUYLA DUYURULDU

Uluslararası haber ajansları AP, Reuters ve AFP saldırıyı ‘acil-flaş’ koduyla dünyaya duyurdu. İngiliz BBC, Hakkari’de yaşanan terör saldırısında çok sayıda askerin şehit olduğunu duyurdu. BBC, saldırının tezkereden sonra yapılan ilk saldırı olduğuna dikkat çekti.

/ VAN

22.10.2007


 

Saygısızlık, sorumsuzluk

Dünkü referandumda, bazı yerlerde, muhalefet temsilcilerinin gelmemesi sebebiyle sandık kurulları oluşturulamadığı için uzun kuyruklar meydana geldi. Kimi yerlerde ise sandık kurulu başkanları, oy kullanmaya gelen vatandaşlardan geçici sandık kurulu oluşturarak işlemi başlattılar. Vatandaşlar, görevlilerin bu ihmallerini saygısızlık ve sorumsuzluk olarak değerlendirdiler.

Ankara’da pek çok okulda parti yetkilileri sandık başına gelmediği için sandık kurulları oluşturulamadı. Bu sebeple oy verme işlemlerinde büyük aksamalar yaşandı. Bazı yerlerde sandık kurulu başkanları, oy kullanmaya gelen vatandaşlardan geçici sandık kurulu oluşturarak işlemi başlattılar.

Ahmet Andiçen İlköğretim okulunda oy kullanma süresinin başladığı saatlerde sandık kurullarının oluşturulamaması sebebiyle bazı sorunlar yaşandı. Bazı vatandaşlar bu süre içinde oyunu kullanamazken sandık kurullarının oluşturulmasıyla saat 09.00 civarında okulda oy kullanma işlemine başlandı.

İstanbul Gaziosmanpaşa’da vatandaşlar oy kullanmak için sandık başında görevli üyelerin gelmesini bekledi. Oy verme işlemi saat 08.00’de başlarken görevli üyeler salonlara gelmediği görüldü. Vatandaşlar bu duruma tepki gösterince bina görevlileri devreye girerek yedek üyelerden sandık kurulları oluşturulmaya çalışıldı.

Bazı yerlerde ise sandık kurulu oluşturulamadığı için oy vermeye gelen vatandaşlardan geçici üyeler oluşturuldu.

Partili yetkililerin bile sandık başında bulunmadığı gözlendi.

GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEYENLER

HAKKINDA TUTANAK

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini de öngören Anayasa değişikliği paketinin oylaması için yapılan oy verme işlemi Sakarya’da da bazı okullarda sandık başkanı ve üyelerinin gelmemesi nedeniyle geç başladı.

Şehir merkezinde ve bazı köylerdeki onlarca sandıkta gecikmeli başlayan oy verme işlemleri sırasında uzun kuyruklar oluştu. Sandık başlarında görevli polisler, görev yerine gelmeyen sandık başkanı ve üyeleri hakkında tutanak tuttu.

Ana Fen Dersanesi’ndeki 1203 nolu sandıkta üyelerin gelmemesi sebebiyle oy verme işlemi 50 dakika geç başladı. Yaşananlara tepki gösteren vatandaşlar kimsenin sabah erken saatte oy kullanmak için sandık başına geldiklerini ancak oy kullanamadıklarını söylediler. Vatandaşlar, görevlilerin bu ihmallerini saygısızlık ve sorumsuzluk olarak değerlendirdiler.

İstanbul Beylikdüzü’ndeki Büyükşehir Hüseyin Yıldız Anadolu Lisesi’nde oy vermek için gelen seçmenler ise kötü sürprizle karşılaştı. Seçmen bilgi kâğıtlarına göre oy vermeye gidenler, okulun tadilat sebebiyle kapalı olduğunu gördüler. Oy kullanacakları sandıkların nerede oduğunu uyarıcı, herhangi bilgiye ulaşamayan seçmenler tepki gösterdi.

/ İSTANBUL

22.10.2007


 

Cumhur, başkanını seçmek için sandıktaydı

Türkiye, dün de sandık başındaydı. Cumhurbaşkanını halkın seçip seçmemesi ve yeni anayasa için bir tercihte bulundular. Bazı kesimlerin cumhurbaşkanını halkın seçmesine karşı çıkmasına rağmen, kendileriyle görüştüğümüz herkes halkın seçmesinden yana olduğunu ifade etti.

Hüsniye Derikesen (76)

Referandumda oy kullanmayı vazifemiz olarak gördüğümüz için geldim. İnşallah neticesi iyi olur. Cumhurbaşkanını biz seçebiliriz halk olarak. Hükümetimizden terörle mücadele konusunda da daha çok çalışma bekliyoruz. Bugün de şehitlerimiz var, çok üzülüyoruz.

Hasan Can (68)

Bugün ‘evet’ oyu kullanmak için geldim. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi ve yeni anayasa için ‘evet’ dedim. Böylesi daha iyi olur inşallah. 168-268 diye bağırdılar, memleketin trilyonlarına malettiler.

Serdar Karaman

Referanduma bu kadar katılımın olmasının en büyük sebebi Ahmet Necdet Sezer’dir. Sezer’in cumhurbaşkanlığı döneminde gösterdiği başarısızlık halkın cumhurbaşkanına olan ihtiyacını arttırmıştır. Bir de eğer Baykal, bu seçime karşı olmasaydı katılım bu kadar yüksek olmazdı. Sandıktan yüzde 82 gibi bir ‘evet’ çıkacağını tahmin ediyorum. Her işte halka başvurulursa güzel olur diye düşünüyorum.

Hüseyin Korkmazer (32)

Bu referandum çıkmazların bir cevabı olacak inşallah. Memleketin problemlerinin çözümü olacak diye düşünüyorum. Memleketi çıkmaza sokarak beş aylık performansını etkilediler. Referandumun neticesi, bu beş ayın telâfisi olacaktır inşallah. Cumhurbaşkanını halkın seçmesini de doğru buluyorum. Egemenlik milletindir, milletin karar vermesi her zaman olumlu ve güvenli olacaktır diye düşünüyorum.

Ahmet Doğramacı (78)

Evet demek için geldim. Cumhurbaşkanını halkın seçmesine evet demeye geldim. Halk seçerse daha iyi olacaktır. Buna karşı olanlar kendi kendilerine yapacaklarını yapsınlar bakalım.

İsmihan Keçili (22)

Oyum evet. Çünkü böyle bir anayasa değişikliğine ihtiyacımız var. Bunun aksinin, demokrasinin önündeki engellerden biri olduğunu düşünüyorum. Milletvekillerini biz seçiyoruz ama onlar her zaman görüşümüzü yansıtmıyorlar. Farklı etkiler altında kalabiliyorlar. Hiç istemediğimiz insanlara da evet diyebiliyorlar. Yakın tarihte bunun örnekleri var. Bu sebeple referandumun yapılmasından memnunum.

Naciye KAYNAK / İSTANBUL

22.10.2007


 

DP’nin toparlanması Türkiye için önemli

Bahçeşehir Üniversitesi “Hükümet ve Liderlik Okulu” Başkanı Burak Küntay, “Demokrat Parti’nin toparlanması Türkiye için önemlidir” dedi.

Demokrat Parti’ye yıllarca hizmet vermiş eski milletvekilleri bir araya gelip 28 yaşındaki eski DYP Gençlik Kolları Başkanı Burak Küntay’a genel başkanlık teklifinde bulundular. Bu Türkiye şartlarında kolay rastlanmayacak bir gelişmeydi. Ancak Küntay öncelikle kadro, manifesto ve fikriyata önem verdiğinden, kendi tabiriyle taşın üstüne değil, taşın altına elini koymak istiyor. Gelin bu genç siyasetçiye bir kulak verelim.

*Size Demokrat Parti’den bir genel başkanlık teklifi geldiğini biliyoruz. Bu teklifi kabul edecek misiniz?

Benim bu hususta cevabım şudur: Ben demokrat partili bir gencim. Bu fikrim ve düşüncemle de gurur ve şeref duyuyorum. Cenâb-ı Allah nasip ederse en büyük isteğim ve arzum hizmet ve katkılarımı partim için, milletim için ve memleketim için sarf edebilmektir. Siyasette tek başına hiçbir şey yapılamaz. Mesele ekip meselesidir. Şahsım ve bütün arkadaşlarım şu süreçte inandık ki gelecek yıllarda ülkemize ve partimize yapabileceğimiz hizmetler bugünkülerden çok daha fazla, verimli ve kuvvetli olacaktır. Dolayısıyla tüm ekip arkadaşlarım ülkemizin geleceğine dair projelerimizi hazırlamaya devam edip birikimlerimizi ve çalışmalarımızı artırarak devam ettirip ve gelişim sürecimizi tamamladıktan sonra çok da uzun sürmeyecek bir zaman içerisinde memleketimizin hizmetine bütün birikimlerimizi ve projelerimizi sunmayı hedeflemekteyiz. Bu süreçte partimizin bana ve bütün ekip arkadaşlarıma hangi platformda ihtiyacı olursa aldığımız parti disiplini ve terbiyesi doğrultusunda hizmeti bir şeref addederiz.

*DP’nin son durumu nasıl sizce?

1980’den sonra gittik dedik ki, Turgut Özal’ın getirmiş olduğu merkez yoklaması sistemi, yani Ankara’dan oturup liste yapma işi ne kadar ayıp, ne kadar yanlış dedik. Fakat 80’lerden sonra bunu diyen herkes, gitti aynı sistemi benimsedi. Ankara’dan oturup masa başından liste yapmaya başladı. Bu hoşuna gitti idarecilerin. Bu durum herkesin hoşuna gitti. Fakat bu demokrasiyi baltaladı. Öyle bir hale geldi ki partiler sadece genel başkanların yanında yer tutmak isteyen insanlardan ibaret hale geldi. İnsanların önüne birşeyler sunulmalı, insanlara gidildiğinde insanlara bir şeyler vaat edilmeli.

*Merkez sağın yeniden toplanması için ne yapılmalı?

Eski merkez sağ yok artık. Merkez sağ kendini yeniden tarif edemediği için sıkıntı yaşıyor bu sıralarda. Dünün şartları ortadan kalktığında siz hâlâ dünün tanımlarıyla var olamazsınız. Yeni bir tarife ihtiyacınız vardır. Demokrat Parti ilk kurulduğunda, ortaya çıktığındaki söylemlerinin bir anlamı vardı. Demokrasi diyordu, çünkü o zaman Türkiye’de demokrasi tam anlamıyla yoktu. Ama o günlerden bu günlere çok şey değişti. Bugün Demokrat Parti dünün söylemleriyle hareket etmemeli. Kendini yeniden tarif edebilmelidir.

*Demokrat Partide bu soruları soracak kadrolar mevcut mu?

Elbette. Bu partiye yıllarca hizmet etmiş duayenler var. Bunların bir araya gelip şunu konuşmaları lâzım. Biz ne yapıyoruz? Parti neyi savunuyor? Bunu tekrar kurmak lâzım. Hem genç, hem yaşlı, hem eğitimli, hem eğitimsiz bütün parti tabanı fikren bir araya gelmeli ve yepyeni bir kadro kurulmalı. Önce bu taban kurulsun sonra en tepedeki piramitin ucundaki lideri arayın. Piramit ters çevrildiği zaman o koskoca yük tek bir kişinin üstüne biner. Sistem değişmedikçe kim genel başkan olursa olsun başarı olmaz.

*Bir dahaki seçim dönemine kadar toparlanır mı dersiniz?

Eğer toparlanmazsa Türkiye için çok kötü olur. Bu gün AKP yalnız kaldı. Muhalefetsiz kaldı diyoruz. Bu ülkemiz için büyük bir risk. Demokrat Parti’nin toparlanması Türkiye için önemlidir. Ben şu an partimin sıkıntıda olduğunu görüyorum. Ben bu sebeple neye talibim biliyor musunuz? Ben taşın altına elimi sokmaya talibim. Taşın üstüne elini koymak kolaydır. Lider olursunuz, taşın üstüne elinizi koyarsınız, bir sorun olduğu zaman da hemen çeker gidersiniz. Ancak partisini seven, inanan insanlarla bu iş gerçek mânâda olabilir. Herkes elini taşın altına koyacak. Bu taş ya kalkacak ya da elimiz o taşın altında ezilecek. Ben ve arkadaşlarım ve benim gibi düşünen onlarca, binlerce, milyonlarca demokrat taşın altına elini sokmaya hazırdır.

Umut YAVUZ

22.10.2007


 

Çözüm Ankara’da

Yeni Asya’nın sorularını cevaplandıran Ümit Fırat, sınırötesi harekâtı eleştirerek, “Bu mesele uluslarası mesele olmaktan ziyade Ankara’nın meselesidir ve Ankara’da masaya yatırılmalıdır. Bunun yerine kalkıp sınırötesi masaya yatırılıyor” dedi.

Fırat “Ben PKK’ya yakın durmadım ve eleştirel baktım. PKK’nın Eruh’taki ilk eyleminden sonra PKK’nın Stalinist bir örgüt olduğunu ve toplumu özgürleştiremeyeceğini düşündüm" şeklinde konuştu.

RÖPORTAJ BÖLÜMÜNÜ TIKLAYIN

Hasan Hüseyin KEMAL

22.10.2007


 

Erdoğan’dan medyaya: Ajite etmeyin

Hakkari’deki terörist saldırıyı değerlendiren Başbakan Erdoğan, medyadan, “daha sakin, ajite etmeyen, aklıselime davet eden bir yaklaşım” beklediğini belirterek, “Gün birlik, beraberlik, dayanışma günüdür. Birbirimize yardımımızın olması gereken bir günde bu tür yayınların içine girmek, ülkemize hiçbir şey kazandırma” dedi. Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök de telâşa kapılmama çağrısı yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saldırının kamuoyuna aktarılmasında medyanın izlediği yolu eleştirerek, “Bu, birlik, beraberlik, dayanışma günüdür. Birbirimize yardımımızın olması gereken bir günde bu tür yayınların içine girmek, ülkemize, aklıselime hiçbir şey kazandırmaz” dedi. Başbakan Erdoğan, İstanbul’da halk oylaması için oyunu kullandıktan sonra terörist saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Erdoğan, şunları söyledi:

‘’Ben buradan basınımıza bir şey hatırlatmak istiyorum. Bu sabahtan itibaren yayınlarda ajitatif bazı değerlendirmelerin, yorumların olması hakikaten bizleri üzmektedir. Ve süratle bazı yorumcuların rastgele çıkartılıp hemen bir suçlu arama gayreti içine girmeleri bizler için önem arz etmektedir. Bu, birlik, beraberlik, dayanışma günüdür. Birbirimize yardımımızın olması gereken bir günde bu tür yayınların içine girmek, ülkemize, aklıselime hiçbir şey kazandırmaz. Soğukkanlı şekilde bu olayların üzerine gitme kararlılığımız var. Ve bu konuda kararlıyız.”

Başbakan Erdoğan, sınır ötesi operasyona ilişkin de şöyle konuştu:

‘’Sınır ötesi operasyonla ilgili atılmış olan adım, bir yasal süreç ki sağolsun meclisimiz bize bu yetkiyi vermiştir. Bu yetkinin çerçevesi içerisinde de yapılması gereken neyse bunların hepsi de yapılacaktır. Bunun için de ‘acaba şurası ne der, burası ne der’ diye bir düşüncemiz yok.”

GÜL: MUHATABIM BARZANİ DEĞİL

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, anayasa değişikliğiyle ilgili halk oylamasında oy kullanmak üzere geldiği Kayseri’de “Benim muhatabım Barzani değildir” şeklinde açıklama yaptı.

TOPTAN: İÇİMİZİ KANATAN BİR SALDIRI

TBMM Başkanı Köksal Toptan ise, saldırıyla ilgili olarak, ‘’Doğrusunu isterseniz içimizi acıtan, sızlatan, kanatan bir saldırı. Milletimiz; hükümetimizin, devletimizin atacağı adımları dikkatle izlesin. Öyle ümit ediyorum ki çok kısa zamanda çok vakit geçmeden bu şehitlerimizin acısını dindirecek, hafifletecek karşılıklar mutlaka verilecektir. O nedenle tahriklere kapılmadan, dikkatli, sağduyulu, devlet gelişmelerini, devlet kararlarını beklemek lazım’’ dedi.

BAYKAL: ÖRTÜLÜ BİR SAVAŞIN HEDEFİYİZ

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise terörün, içine girdiği çok tehlikeli tırmanışı sürdürdüğünü ifade ederek, yükselen terör olayları karşısında Türkiye’nin etkili, caydırıcı bir terör politikasına ihtiyacının her geçen gün daha ağır bir biçimde ortaya çıktığını söyledi. ‘’Terör, artık hükümeti aşmıştır’’ diyen Baykal, PKK aracılığıyla Türkiye’ye karşı örtülü savaş yürütüldüğünü belirteti. Baykal, ‘’Türkiye, terörle mücadelesini bu anlayış içinde belirlemelidir’’ dedi.

BAHÇELİ’DEN HÜKÜMETE ÇAĞRI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, hükümetten siyasi direktif beklediğini açıklayarak, geç kalınmaması konusunda uyardı. Bahçeli, herkesi devlete destek vermeye çağırdı. Hükümet’in hemen toplantıya çağrılması gerektiğini belirterek, ‘’Sayın Başbakan arkasındaki yetkinin ne anlama geldiğinin idraki içinde olmalıdır. Sınır ötesi mutlaka gerçekleştirilmeli, bu kanlar yerde bırakılmamalıdır’’ dedi.

/ İSTANBUL

22.10.2007


 

Teröre halktan öfke

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde askeri birliğe yapılan saldırı, çeşitli illerde yapılan gösterilerle kınandı. Erzurum’da, Havuzbaşı semtinde toplanan bir grup, Cemal Gürsel Caddesi’ne kadar yürüyerek, Erzurum Askerlik Şubesi önünde toplandı.

Burada yetkililerle görüşen vatandaşlar, askere alınmak için dilekçe verdiler. Askeri yetkililer, dilekçelerinin değerlendirileceğini söyledi. Cumhuriyet Caddesi’ne doğru ilerleyen grup, terör örgütü aleyhine çeşitli sloganlar attı. Bir başka grup ise Bölge İdare Mahkemesi önünde polis barikatıyla karşılaştı. Ara sokaklara dağılan grup ile Çifte Minareli Medrese önünde karşılaştıkları güvenlik güçleri arasında, kısa süreli arbede çıktı. Tüm uyarılara rağmen dağılmayan ve DTP il binasının bulunduğu Mahallebaşı semtine doğru ilerlemek isteyen gruba biber gazı sıkıldı, panzerlerle barikat kuruldu. Mersin, Sivas, ve Bursa’da düzenlenen gösterilerde de terör olayları kınandı.

/ ERZURUM

22.10.2007


 

Talabani ve Barzani’den ortak açıklama

Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, PKK’ya silah bırakması için yaptığı çağrıyı yineledi. Kuzey Irak’taki Kürt Özerk Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ise, Kürt bölgesine yönelik bir saldırıda kendilerini savunacaklarını söyledi.

Talabani ve Barzani, Selahaddin kentinde yaptıkları görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.

Irak Devlet Başkanı Talabani, PKK’dan silah bırakmasını istedi; sorunları diyalog ve barışçıl yollardan çözülmesinden yana olduklarını kaydetti. Talabani, Ankara’dan da, Türk ordusunun sınırötesi operasyona girişmemesini isteyen anlaşmaya uymasını talep etti. Gerilimi yatıştırmak için her türlü çabayı gösterdiklerini ve göstermeye devam edeceklerini söyleyen Talabani, Salı günü Dışişleri Bakanı Ali Babacan’la görüşmeyi planladıklarını da kaydetti. Kürt Özerk Yönetimi Başkanı Barzani ise, PKK ile Türkiye arasında bir savaş çıkmasını istemediklerini, ama eğer olursa bu savaşta taraf olmayacaklarını söyledi.

Barzani, hangi taraftan olursa olsun, Kürt bölgesine yönelik bir saldırıda kendilerini savunacaklarını yineledi. Barzani, “Türkiye PKK’ya barışçıl bir plan sunar ve bu plan reddedilirse, o zaman PKK’yı terör örgütü sayarız ama şu anda böyle birşey yok” dedi.

/ SELAHADDİN

22.10.2007


 

Ankara’da sıcak saatler

Hakkari’de 15 askerimiz şehit olduğu, bir çok askerimizin yaralandığı hain saldırının ardından, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Komutanlığı ve Başbakanlık’ta hareketli saatler yaşandı.

İçişleri Bakanlığı’nda, Hakkari’de askeri birliğe teröristlerce düzenlenen saldırıyla ilgili olarak bir değerlendirme toplantısı yapıldığı bildirildi. Toplantı, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın başkanlığında saat 12.45’te başladı. Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan üst düzey yetkililerin hazır bulunduğu toplantıya daha sonra Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de katıldı. Toplantıda son terörist saldırıyla ilgili gelen bilgilerin değerlendirildiği kaydedildi. Dün saat 20.00’de, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlığında ilgili kurumların temsilcilerinin de katılımıyla, terör konusunda geniş kapsamlı bir toplantı yapıldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kayseri’de anayasa değişikliği paketi referandumu için oyunu kullandıktan sonra Ankara’ya döndü. Oy kullanmak üzere İstanbul’da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da hemen Ankara’ya döndü.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, İtalya’daki temaslarının ardından öğle saatlerinde Ankara’ya geldi. Büyükanıt, İtalya Genelkurmay Başkanı Oramiral Giampaolo di Paola’nın resmi davetlisi olarak 16 Ekim’de İtalya’ya gitmişti.

22.10.2007


 

Boğaz'a alternatif aranıyor

İstanbul Boğazı’nın yükünü azaltacak yeni bir boğazın projelendirme çalışmaları başladı. Sakarya Nehri’nin İzmit Körfezi’ne bağlanmasıyla oluşacak yeni boğaz, İstanbul Boğazı’nın alternatif su yolu olacak.

Sakarya Üniversitesi, daha önce yaptığı fizibilite çalışmasıyla Sakarya Nehri’nin taşımacılığa uygun olduğunu ispatlamıştı. Bu fizibilite çalışması doğrultusunda, projelendirme çalışmalarına başlandı. Hollanda’nın önde gelen ve nehir taşımacılığında uzman bir şirket ile İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi’nden bilim adamlarının katıldığı ekiple nehirde inceleme yapmıştı. İncelemenin ardından Sakarya nehri ile ilgili kıyı drenaj çalışmaları sürüyor.

Sakarya Nehri’nde taşımacılık ve İstanbul Boğazı’na alternatif su yolu fizibilite raporu 2003’te düzenlenen Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı’nda tartışılmış ‘uygulanabilir bir proje olabileceği’ belirtilerek desteklenmesi kararı alınmıştı. Rapor, Ulaştırma Bakanlığı’na sunuldu.

Bakanlık; Başbakanlık, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Denizcilik Müsteşarlığı, Demiryolları Limanlar ve Hava Meydanları Genel Müdürlüğü (DLH) ve diğer ilgili bakanlık temsilcilerinin de yer aldığı bir komisyonda fizibilite raporunun değerlendirilmesinin uygun olacağı görüşünü bildirdi. DPT de destek verdi. Ancak bu güne kadar somut bir adım atılmamıştı. Sakarya Valiliği’nin fizibilite çalışmasının projeye dönüştürülmesi yönündeki talebi Ankara’da sıcak karşılandı. Fizibilite raporuna göre hazırlanacak projeyle İzmit Körfezi’nden Sakarya Nehri’ne kadar bir kanal açılacak. Nehir yatağı genişletilerek taşımacılığa uygun hale getirilecek. Böylece Karadeniz ile Marmara Denizi farklı bir güzergahtan birbirine bağlanacak. Sakarya, Kocaeli, Bilecik, Eskişehir ve Bolu’yu etkileyecek. İlk etapta Karasu (Karadeniz)- Adapazarı arasında taşımacılık yapılabilecek. Sakarya Nehri üzerinden Bilecik-Eskişehir’e ulaşılacak. Türkiye projeyi hayata geçirdiği taktirde en ucuz taşıma olan su yolu taşımacılığında devrim olacak.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Necati Ağıralioğlu, hazırlanacak projenin Türkiye’nin ufkunu açacağını söyledi. Daha önce hazırlanan fizibilite çalışmasında yer aldığını hatırlatan Ağıralioğlu, hazırlanacak projenin hayata geçmesi halinde Türkiye’nin bundan büyük bir kazanç sağlayacağını vurguladı. Fizibilite çalışmasının projelendirilmesinin somut bir başlangıç olacağının altını çizen Ağıralioğlu, İstanbul Boğazı’na alternatif bir su yolunun oluşturulmasının adımının atıldığını kaydetti.

Bu proje için Osmanlı döneminde 7 defa teşebbüste bulunuldu. Sakarya Nehri’nin Sapanca Gölü’ne oradan oradan İzmit Körfezine bağlama fikri ilk kez Kanuni Sultan Süleyman döneminde ortaya atıldı. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, Sakarya Sapanca Gölü yoluyla İzmit körfenize bağlamak istedi. Bu projeyi gerçekleştirmek için Mimar Sinan’ı görevlendirdi. Kanal ve kazı yapılmaya başlandı, kazılar Körfez tarafından 15 kilometre ilerledikten sonra harplar dolayısıyla yarıda kaldı.

/ SAKARYA

22.10.2007


 

Yağışlar sürecek

Yağışlı havanın, yurdun batı kesimlerinde etkili olmaya devam edeceği bildirildi. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden yapılan haftalık meteorolojik değerlendirmeye göre, yağışlı hava yurdun batı kesimlerinde etkili olacak.

Marmara’nın batısı ve kıyı Ege’de etkili ve sürekli yağış, Ege’de kuvvetli fırtına bekleniyor. Orta Akdeniz üzerinden gelen ılık ve yağışlı hava kütlesi, halen yurdun batı kesimlerinde etkili olmaya devam ediyor. Bugün, yurdun batı kesimlerinin çok bulutlu, Marmara, Ege ve Batı Akdeniz ile sabah saatlerinde İç Anadolu’nun kuzeybatısı, Bolu ve Düzce çevreleri yağışlı geçecek. Hava sıcaklığının, bugün ve salı günleri yağışla birlikte batı kıyılarında biraz azalacağı, güney, iç ve doğu bölgelerde 2 ila 4 derece artacağı, haftanın diğer günlerinde önemli bir değişikliğin olmayacağı tahmin ediliyor.

/ ANKARA

22.10.2007


 

Kalbin üç düşmanı: Sigara, şişmanlık ve hipertansiyon

Antalya Belek’te düzenlenen 23. Ulusal Kardiyoloji Kongresi’nde 3 binin üzerinde uzman, kalp hastalıklarını en aza indirmek için buluştu. “23. Ulusal Kardiyoloji Kongresi”nde koroner kalp hastalığında Türkiye’nin ülke sıralamasında en başta gelen ülkelerden biri olduğu vurgulandı.

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık problemlerinden olan kalp hastalıkları her iki kişiden birinin hayata veda etmesine sebep oluyor. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısına katılan Prof. Dr. Çetin Erol, Prof. Dr. Ömer Kozan, Prof Dr. Lale Tokgözoğlu ve Prof. Dr. Mahmut Şahin kalp hastalıklarından korunma konusunda önemli uyarılarda bulundu. Kongre Başkanı Çetin Erol, “Kalp hastalıkları riskini azaltmanın en önemli yolları sigarayı bırakmak, düzenli beslenmek ve hipertansiyon hastalığı etkenlerini azaltmaktır” dedi. Prof. Dr. Ömer Kozan ise sadece sigarayı bırakmanın ve tempolu düzenli yürüyüş yapmanın bile kalp krizi riskini yüzde 25 oranında azalttığının altını çizerek “Her yere arabayla gitmeyin, asansör kullanmamaya özen gösterin, fast food tarzı yiyeceklerden uzak durun” diye konuştu.

Yeni Asya / ANTALYA

22.10.2007


 

Afet arşivi kuruluyor

Türkiye’de meydana gelen afetler hakkında verilerin elektronik ortamda hizmete sunulmasını öngören Ulusal Afet Arşiv Sistemi, 2008 yılı başında uygulamaya konulacak.

Afet İşleri Genel Müdürü Mustafa Taymaz, yaptığı açıklamada, proje çerçevesinde Türkiye’nin deprem, sel, heyelan, çığ düşmesi gibi sık görülen doğal afetler konusundaki deneyimleri, sonuçları, ulaşılabilen belgeleri, görüntüleri ve analiz yapmaya yönelik istatistiksel bilgileri web ortamına aktardıklarını belirtti. Veri girişinin yüzde 80 oranında tamamlandığını bildiren Taymaz, Türkçe, İngilizce ve Fransızca olmak üzere 3 dilde hizmet verecek sistemin, yerli ve yabancı bütün araştırmacılara ve vatandaşlara açık olacağını söyledi. Afete hazırlık ve zarar azaltma çalışmalarında, yaşanmış afetlere ilişkin bilgi birikiminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Taymaz, Türkiye’de, bu alandaki verilerin kâğıt ortamında, dağınık bir şekilde saklandığını bu yüzden ‘’sınırlı imkanlar ve güçlüklerle’’ bazı analizlerin yapılabildiğini anlattı.

Sistemin bu açığı kapatarak, çalışmalara büyük katkı sağlayacağını belirten Taymaz, vatandaşların afet risklerine karşı bilinçlenmesine de yardımcı olacağını kaydetti.

Taymaz, herhangi bir bölgeden ev almak veya kiralamak isteyen vatandaşın, sistemden o bölgeye ilişkin arama yapıp, yerleşim bölgesini tehdit eden afet risklerini görebileceğini kaydetti. Mustafa Taymaz, varsa etüd raporlarından da zemin hakkında bilgi sahibi olunabileceğini ifade ederek, mevcut etüd raporlarını sisteme yüklediklerini ancak bu alanda eksiklikler bulunduğunu belirtti. Taymaz, ‘’Bilgi, elimizdeki verilerle sınırlı. Etüd raporlarını, verileri, artırmaya çalışacağız. Bunlar, Afet Tehlike Haritaları için de bilgi bankası oluşturacak’’ dedi.

Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Merkezi çalışanlarından Jeofizik Mühendisi Gülşah Hamzaçebi, Dr. Jeoloji Yüksek Mühendisi Murat Nurlu, Jeofizik Yüksek Mühendisi Demir Akın ve Jeofizik Mühendisi Nurcan Koç’un hazırladığı bildiriye göre, sistemde, ülkeyi en fazla etkileyen deprem, heyelan, kaya düşmesi, çığ, su baskını ve orman yangınları öncelikli olarak ele alındı. Bu kapsamda Afet İşleri Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan veriler taranarak, bilgisayar ortamına aktarıldı. Sistemin temelinde sorgulanabilir veri tabanı baz alındı. Kullanıcıların harita üzerinden de veri tabanını sorgulayabilmesine zemin meydana getirildi. Bundan sonraki aşamada diğer kurumlarla ilişkiye geçilerek onların arşivinde bulunan afet bilgileri sisteme girilecek.

Türkiye’de özellikle son yüzyılda gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan büyük zararlara yol açan afetlerin meydana geldiği kaydedildi.

Web sayfasında genel bilgiler, arama motoru ve yayınlar temel konular olacak, kullanıcı afet türüne, afet yerine, afet tarihine göre sorgulama yöntemiyle ve harita üzerinden seçeceği bölgeye göre istediği veriye ulaşacak. Mevcut olması halinde o afet olayıyla ilgili fotoğraf, film ve benzeri belgeleri de kullanabilecek.

/ ANKARA

22.10.2007


 

Sünnete uy, şişmanlama!

Peygamberimiz, asırlar öncesinden şişmanlık tehlikesine dikkatleri çekiyor. Peygamberimiz, asırlar öncesinden “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şeyler: Göbek bağlamak, çok uyku, tembellik ve yakîn (iman) azlığıdır” buyurarak şişmanlık tehlikesine dikkatleri çekiyor ve ümmetini uyarıyor.

Günümüzde de tedavisi için uğraş verilen pek çok sağlık problemleri var. Bunlardan bir tanesi de şişmanlık. Özellikle gelişmiş ve gelişme yolunda olan ülkelerde şişman insan sayısı her geçen gün daha da artıyor. Doktorlar şişmanlığı artık en önemli sağlık problemleri sıralamasına alıyor ve şişmanlığın sebep olduğu hastalıklara karşı insanların dikkatlerini çekmeye çalışıyorlar.

Şişmanlık vücudumuzu sadece estetik açıdan bozmakla kalmayıp, aynı zamanda çabuk yorulma, nefes darlığı, eklem ağrıları, şeker hastalığı, damar sertliği gibi beraberinde çeşitli ölümcül rahatsızlıklara da zemin hazırlıyor. Allah Resûlü, asırlar öncesinden “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şeyler: Göbek bağlamak, çok uyku, tembellik ve yakîn (iman) azlığıdır.” (Feyzü’l-Kadir, 1/278) buyurarak şişmanlık tehlikesine dikkatleri çekiyor ve ümmetini uyarıyor.

Göbek bağlamak; hadisteki ifadesiyle “kiberu’l-batn” kendini gaflete salıp çok yiyen ve tabir caizse yemek için yaşayan ve tabii bunun neticesi olarak da olabildiğine şişman olan insan demektir ki bu, Allah Resulü’nün dünya ve ahiret hayatları adına endişe duyduğu insanların birinci özelliğidir. Uzmanlar, bel çevresi erkekte 94 santimetreden büyükse risk, 102 santimetreden büyük ise yüksek risk; kadında 80 santimetreden büyük ise risk, 88 santimetreden büyük ise, yüksek risk belirleyicisi olduğunu söylüyorlar. Hareketsiz ve monoton bir hayat tarzı, beraberinde şişmanlık illetini getiriyor. Modern hayat, kişilere hazır, lezzetli, çeşitli, ucuz fakat yüksek enerjili yiyecekler sunuyor, buna karşılık fizikî aktiviteleri düşürüyor. Özel otomobiller, toplu ulaşım araçlarının yaygınlığı, binalardaki asansörler, televizyon bağımlılığı gibi daha pek çok sebepten dolayı bedenimizin ihtiyacı olan fizikî hareketlerden uzak kalıyoruz. Hadis-i şeriflerden hareketle, “Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra da dört-beş saat yeme. Şifa hazımdadır; yani, kolayca hazmedeceğin miktarda ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, yemek üstüne tekrar yemektir.” diyor meşhur tabibimiz İbni Sina.

O halde insan midesinin altında kalıp ezilmemeli, yemesini içmesini disipline edebilen bir irade insanı olmalıdır. Yani mide insanı olmamalıdır. Aslında şişmanlık, -tıbbi bir problem yoksa- sünnete riayet eden bir Müslüman’da olmaması gereken bir durumdur.

Kilo almaktan uzak durmak

için şu hususlara dikkat edin:

1. Kalorisi, yağ oranı fazla besinlerin alımı azaltılmalı, fizikî aktivite arttırılmalı.

2. Bol yağ, karbonhidrat ve kalori içeren gıdalar yerine, vitamin ve lif bakımından zengin, yağca fakir sebze ve meyveler yenilmeli.

3. Bol şekerli ve asitli içeceklerden kaçınılmalı, bol su içilmeli.

4. Çocuklardan fast-food türü yemek, kola ve gazoz içilmesi, kraker, cips ve bisküvi gibi gıdaların tüketilmesi azaltılmalı.

5. Sabahları düzenli olarak sağlıklı kahvaltı yapılmalı.

6. Buzdolabına daha çok yağca fakir gıdalar, meyve ve sebzeler konulmalı.

22.10.2007


 

Kolesterolün ilâcı kuru fasulye

Türklerin geleneksel yemeği kurufasul-yenin kolestrole iyi geldiği ortaya çıktı. Amerikan Diyetisyerler Birliği, kurufasulyenin faydalarını anlatan bir rapor hazırladı.

Ekim ayını kolesterole karşı bilgilendirme kampanyalarına ayıran ABD’deki Diyetisyenler Birliği, kuru fasul-yenin kolesterol düşürücü özelliğini anlatan bir rehber hazırladı. Rehberde, haftada üç porsiyon kuru fasulye yemenin kolesterol düzeyini düşürdüğü belirtiliyor. Arizona Üniversitesi’nin araştırması, kuru fasulyenin düzenli yenmesinin, vücuttaki kolesterolü yüzde 8 oranında azalttığını ortaya koydu. Toronto Üniversitesi’nin yaptığı bir diğer araştırmada ise bu etkinin yüzde 30’lara ulaştığı bulgulandı.

22.10.2007


 

Şehirlerin altyapıları acilen yenilenmeli

Küresel ısınmama sebebiyle artan sel olaylarına karşı, şehirlerin altyapılarının bir an önce yenilenmesi gerektiği bildirildi.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Kayhan, Uluslararası Küresel İklim Değişikliği ve Çevresel Etkileri konferansına katılmak için geldiği Konya’da, Türkiye’nin, küresel iklim değişikliğinden dünyada en çok etkilenecek ülkeler arasında yer aldığını belirtti.

Türkiye’de en çok batı, iç ve güney kesimlerin ısınacağının tahmin edildiğini ifade eden Kayhan, ‘’Küresel iklim değişikliğinin en önemli etkilerinden biri, yağışların azalması, yağışların dengesiz şekilde yeryüzüne düşmesidir. Örneğin 2-3 ay yağmıyor, bu yağmur bir ya da 2 gün içinde iniyor, bu alışık olunmayan durum ise yeni sorunlar getiriyor’’ dedi.

Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle bir bölgede metrekareye günde 100 kilogram yağış düşebildiğini bildiren Kayhan, şunları kaydetti: ’’Küresel iklim değişikliğine paralel olarak ülkemizde rüzgârlar ve fırtınaların daha çok sayıda ve daha sert eseceği öngörülmektedir. Son dönemde ülkemizdeki sel olayları gibi durumlara karşı kentlerin alt yapıları bir an önce yenilenmelidir. Çünkü kentlerimizden çoğunun kanalizasyon ve yağmur suyu tahliye sistemleri, bugün ortaya çıkan dengesiz yağışları kaldırabilecek durumda değil.’’ Kayhan, bu olumsuz sürecin olumsuz etkilerinin, tedbirlerin zamanında alınmasıyla en aza indirilebileceğini sözlerine ekledi.

/ KONYA

22.10.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri