Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 12 Aralık 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Eğitim

Yarı zamanlı çalışan üniversite öğrencileri zamanı nasıl yönetmeli?

Yarı zamanlı işlerde çalışan öğrenciler için zaman planlaması son derece önemlidir. Çünkü hem işyerindeki sorumlulukları hem de okuldaki faaliyetleri bir arada yürütmek sabır ve özveri gerektirmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2004 tarihli bir yayınında belirtildiğine göre, Norveç’te haftada 37 saatten, Türkiye ve Macaristan’da 36 saatten; ABD, Avusturya, Japonya ve İsveç’te 35 saatten, Finlandiya ve Kanada’da 30 saatten az çalışanlar “yarı zamanlı çalışan” sayılıyor. Çalışan üniversite öğrencileri arasında yapılan araştırmalara göre, öğrencilerin yüzde 63’ü çalışması karşılığında para alırken, yüzde 37’si karşılıksız olarak çalışıyor. Yarı zamanlı (part time) çalışmak öğrenciler için önemli bir kazançtır. Hem iş tecrübesi edinir hem de çevresindeki kişilerle nasıl doğru iletişim kurabileceğini öğrenirler. Bununla birlikte öğrencilerin işverenle iletişimi, verilen ücret, okuldaki ders programı gibi etkenler verimliliği etkilemektedir.

Öğrenciler, iş ile okulun zaman sınırlarını belirleyerek, ikisini birbirinden ayırmalıdırlar. Çünkü ders saatlerinde çalışmak ya da çalışma saatlerini dersler yüzünden uzun süre aksatmak, işverenle iletişim kopukluğuna sebep olabilir. Ders programları okul yönetiminden edinilerek, çalışma saatleri bu programa göre düzenlenebilir. İşe başlarken işverenle ders ve faaliyetleriniz hakkında açık bir dille konuşmalısınız. Öğleye kadar çalışıp öğleden sonra okula gidiyorsanız, sabah bütün vaktinizi iş yerinde geçireceğiniz için kalan zamanı eğitimle ilgili planlara ayırabilirsiniz. Sabahleyin okulda önemli bir toplantı olduğunda işe öğleden sonra gelerek telâfi edebilirsiniz. Ders programınızdan ve sınavlarınızdan işvereninizin de haberi olursa, işveren size vereceği görevleri uygun bir sıraya koyabilir.

Gününüzün tamamı okul ve iş arasında olacağından size çok fazla sosyal faaliyet zamanı kalmayabilir. Tatil günlerini sosyal faaliyetlere ayırmak faydalı olacaktır. Ders çalışmak için belirli zaman aralığı belirleyin. Mesela, 21.30–22.30 saatleri arasını sadece ders çalışmaya ayırın. Böylece ders çalışma saatlerinizi sürekli ertelemek, başka şeylerle uğraşmak zorunda kalmazsınız. Gün içerisinde koşuşturmak, dersler, iş stresi derken yorulursunuz. Bu şekilde uzun süre ayakta kalamaz ve hiçbir şey yapmadan uyuyup kalırsınız. Eve gelince saatinizi iki üç saat ileriye kurup, uyuyun. Uyanınca daha dinç olarak, akşam saatlerini kendi çalışmalarınıza ayırabilirsiniz. Part time çalışma saatleri farklılık gösterdiği için her öğrenci kendine uygun dinlenme saatleri oluşturabilir.

Açıköğretim Fakültesine devam eden öğrencilerin derslere devam zorunluluğu olmadığı için bu öğrenciler tam zamanlı olarak çalışabilmektedir. Ancak üniversite tarafından açıköğretim öğrencilerine eğitim görevlilerince akademik danışmanlık dersleri verilmektedir. Bu dersler son derece önemli ve eğitimi destekleyicidir. Derslerin bütün programı önceden ilân edilmektedir. Açıköğretim öğrencileri işverenle konuşarak, derslerin olduğu saatlerde eğitime katılıp sonrasında yeniden işe dönebilirler. Açıköğretim hizmetleri internet üzerinden de yürütüldüğü için çalışanların dersleri internetten takip etmeleri de faydalı olacaktır. Bütün öğrencilerimize başarılar diliyoruz.

Mustafa OĞUZ

12.12.2007


Gençler neden alkol kullanıyorlar?

Genelde alkolün kişiyi günlük sıkıntılardan ve dertlerden kurtardığı inancı yaygındır. Gerçekte stresin ortadan kalkması önemli değildir. Önemli olan inançtır. Birey alkolün stresi ortadan kaldıracağına inanıyorsa, stresli zamanlarda içkiye sarılır. Gerçekte içkinin stresi ortadan kaldırıp kaldırmayacağı önemli değildir. Çocukluklarında davranış bozukluğu gösteren, dürtülerini dizginlemekte güçlük çeken gençler içinde alkolizme yönelen çoktur. Gerçekten alkolikler arasında kişilik bozukluklarına, anti-sosyal kişilikler arasında da alkolizme çok sık rastlanır. Alkol benlik saygısı düşük ya da depresyon içinde bulunan bireyi bir süre yatıştırabilir. Ancak temelde yatan sorunlar çözümlenemediği için kişi alkolün miktarını arttırarak dengede kalmaya çalışır.

Aşırı içkinin en büyük yıkımı aile hayatında olur eşler arasındaki ilişkiler bozulur, tartışmalar, kavgalar, ağır suçlamalar, evden kovmalar birbirini izler. Dayak, aşağılama gibi durumlar da evdeki mutluluk ve güven ortamını zedeler. Bundan en çok etkilenenler de çocuklar olur. Sürekli kaygılı ve tedirgin olurlar. Babaya karşı acıma duygusuna karşılık öfke beslerler. Böyle ortamlarda büyüyen çocukların alkole yönelmeleri ya da çeşitli davranış bozuklukları göstermeleri muhtemel bir durumdur. İleride genç olduklarında bu bireyler karşılaştıkları sorunları çözmede tıpkı anne ve babaları gibi alkole başvuracaklardır. (Yörükoğlu, A. 1996)

Gençlerin alkol kullanımı çeşitli etkenlerin bir araya getirilmesiyle açıklanabilir. Sosyo-kültürel çevre ve bu çevreyle ilişkilerinden kaynaklanan etmenler, kişinin biyolojik yapısı ve kendi kişilik özellikleri gibi... Çeşitli uzmanlar bu özelliklerden birinin ya da daha fazlasının ağır bastığını ifade etseler de ergenlik döneminde kişiler arası faktörler çok önemli bulunmuştur. (Kandel D.B, 1983). Alkol kullanımında genç oranının fazla olmasına rağmen yüksek dozda kullanan genç oranının düşük olduğu, bunların da anne ve babalarının alkolik olanlar arasında toplandığı çeşitli araştırmalarca ispatlanmıştır (Moser J, 1983).

Lise öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada gençlerin yüzde doksanının alkol kullandığı belirlenmiştir. Ancak bunların hiç birisi alkolik değildir.

On üç yaşından küçük çocukların alkol kullanmalarına ilişkin yapılan araştırmalarda bu çocuklarda alkol kullanma sebebinin ciddî depresyon, ailelerinde de alkolizm ve depresyon bulunmuştur. Bu alkolizm durumu etkili bir depresyon tedavisi ile düzelme göstermiştir. Bu anlamda eğer alkolizm durumu erken yaşlarda başlıyorsa çocuklarda depresif türde ruhsal hastalıkların araştırılması gerekmektedir. (Famularo R. 1983)

Kısaca alkolik olan ya da çok içki içen ana babaların, çocuklarının da ileride alkolik olduğu ya da ciddi ruhsal ve sosyal sorunlar için büyük bir risk grubunu oluşturduğu söz konusudur. Özellikle alkol kullanımı büyük sosyal ve ekonomik değişim gösteren ülkelerde artmaktadır. (Sanders J.M. 1985)

Zeynep ALATUNA

12.12.2007


Eğitimde Türk öğrenciler sınıfta kaldı

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD) bağlı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın 15 yaşındaki 400 bin genç arasında yaptığı araştırmanın sonuçları açıklandı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı OECD’nin 3 yılda bir yayınladığı eğitim araştırmasında Asya Pasifik ülkelerinin ön sıralarda yer alması dikkat çekti. Gençlerin fen bilimleri, matematik ve okuduğunu anlama alanlarındaki performanslarının değerlendirildiği araştırmada, 2003 yılında ilk sırada yer alan Finlandiya, bu yıl da fen bilimleri başlığında ve araştırma genelinde ilk sırada yer aldı. Finlandiya’yı Hong Kong ve Kanada izlerken, Azerbaycan, Katar ve Kırgızistan son sırada yer aldı. Matematikte Tayvan, Finlandiya ve Hong Kong ilk 3’ü oluşturuyor. Okuduğunu anlama başlığında da Güney Kore, Finlandiya ve Hong Kong başı çekiyor. Türkiye 3 alanda da 57 ülke arasında ortalamanın altında kaldı. Fen bilimlerinde 44, matematik alanında 43’üncü sırada olan Türkiye, okuduğunu anlama başlığındaysa 37’nci sırada.

12.12.2007


Güvenilmek sevilmekten iyidir

Bir insanı doğru yapmak isterseniz ona güveniniz; düzenbaz yapmak isterseniz ona güvenmeyiniz (G. Bernard Shaw). Güvenilmek, sevilmekten iyidir (George Macdonald). Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi (Gandi). Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır (Montaigne). Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol (Dale Carnegie). Bir şeyin haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir (Konfüçyüs). Yapamayacağın işler için kimseye söz verme (Washington). İnsanların çoğunda adalet sevgisi, adaletsizlik korkusu yüzünden vardır (La Rochefoucauld). Kendine güvenen herkes, dünyayı idare edebilir (Voltaire).

12.12.2007


Kayıkçının küreği

Bir kayıkçı varmış. İşi, yolcuları kayığı ile nehrin bir tarafından diğer tarafına geçirmekmiş. Adamın kayığının küreklerinin birinde inanç, diğerinde çalışmak yazıyormuş. Bu sözleri küreklere niçin yazdığını soranlara: ‘‘Nehirden geçmek için her iki küreğe de ihtiyacım var. Çalışmaksızın inanç, inanç olmadan da çalışmak bir işe yaramaz. Bunlardan birinin eksikliği tek kürekle kayığı yürütmeye çalışmak gibidir. O da kendi etrafında döner. Hedefe asla ulaşamaz. Başarıya ulaşmak için bunların ikisine de ihtiyacımız vardır. Yoksa olduğumuz yerde döner dururuz. Hedefe bir türlü ulaşmayız’’ demiş.

12.12.2007


Fırsatlar kapıyı sessizce çalar

Ayakkabı üretip pazarlayan bir şirket, yıllar önce, pazar araştırması yapmaları için Afrika’ya iki elemanını gönderir. Birinci eleman, pazar araştırmasını yaptıktan sonra kendisini gönderen patrona bir rapor sunar ve der ki: ‘‘Afrika’da bizim için hiçbir fırsat yok. Çünkü orada hiç kimse ayakkabı giymiyor.’’ Aynı yere birkaç ay sonra giden ikinci eleman da pazar araştırmasını yapar, dönüşte patronuna bir rapor sunar ve der ki: ‘‘Afrika’da bizim için olağanüstü fırsatlar var. Çünkü  orada  hiç kimse ayakkabı giymiyor.’’

12.12.2007


Okurlara cevaplar

Sınavlarda öğrencilerin sorularına

ne ölçüde cevap verilmeli?

Sınav başlar başlamaz, öğretmenlerin öğrencilere uyarıları başlar: ‘‘Sınav başladıktan sonra soru sormanızı istemiyorum. Hepsi öğrendiğiniz konular. Sorulardan ne anlıyorsanız odur. Sınav sırasında yanıma gelmeyin…’’ Öğrencilerin sınav sırasında öğretmene soru sormasına izin verilmelidir. Öncelikle öğretmenin durumuna değinelim. Öğretmen masasına oturup sınıfı izlediğinde öğrenciler soru sormak için ya öğretmenin yanına gelmek zorunda kalırlar ya da soruları yüksek sesle sorarak diğer öğrencilerin de dikkatini dağıtabilirler. Öğretmen sınıf içerisinde ve sıraların arasında dolaştığında öğrenciler, anlamadıkları yerleri kısık sesle öğretmene sorabilirler. Öğrenciler soruyu yanlış anladıklarında kısa sorulara bile çok uzun cevap vererek yetiştiremeyebilir ve başarısız olabilirler. Özellikle açık uçlu sorularda anlam kargaşası yaşabilirler.

Öğrenci, öğretmenin ne demek istediğini anlamadığı için yanındaki arkadaşına soracak, böylece sınıfta bir uğultu başlayacaktır. Öğretmen soru sormak için parmak kaldıran öğrencinin yanına giderek yardımcı olabilir. Eğitimci sınıf içerisinde gezinirken bazı öğrencilerin soruları yanlış anladığını fark ederse ya da birkaç öğrenci aynı şeyi sorarsa, eğitimci bütün sınıfa sorulan konuyla ilgili bilgi vermelidir. Öğrenci soru soramadığı her konu için zaman kaybedecek, bir şekilde sınıfta dikkati dağıtıcı davranışlarda bulunacaktır. Öğrenciler üzerinde otorite sağlamak amacıyla öğrencilerin soru sorması engellenmemelidir. Bununla birlikte öğrenciler zaman zaman bu durumu suiistimal edebilmektedir. Eğitimci, öğrencileri yanına çağırarak ya da öğrencilerin yanına giderek, onların farklı biçimlerde birbirlerine kopya vermelerini engeller.

Öğrenci merkezli eğitim nedir?

Öğrenci merkezli eğitim, bütün eğitim ortamlarında (sınıfta, okulda, bahçede, kütüphanede, laboratuarda) uygulamaların odağına öğrenciyi koyarak, onun öğrenmeyi öğrenmesini sağlamaktır. Öğrenmeyi öğrenmek demek, edindiği bilgilerin ne işe yarayacağını bilen, bilgilerini diğer öğrendikleriyle bütünleştiren, araştıran, inceleyen, katkı sağlayan, üreten bireyler yetiştirmek demektir. Eğitimciler öğrencilere öğrenmeyi öğretmekle görevlidirler. Böylelikle ezbere dayalı, kullanılmayan bilgiler yığının öğrencilere sunulmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Öğrencilerin öğrenme düzeyleri birbirinden farklı olsa da her öğrenci öğrenebilir. Öğrenci merkezli eğitimin bir diğer önemli özelliği tam öğrenmeyi sağlamasıdır. Aynı zamanda öğrenmenin sürekliliği de kavranır.

Okula giden çocuğa cep telefonu alınmalı mı?

Ebeveynler, gün içerisinde çocuklarının durumunu öğrenmek, haberleşmek için onlara cep telefonu almaktadırlar. Ancak öğrenciler cep telefonlarını okulda fotoğraf makinesi, kamera, oyun ve müzik dinleme aracı olarak görmektedirler. Teneffüsleri dinlenmek, ihtiyaç gidermek ya da arkadaşlarıyla oynamakla amacıyla değil, kimseyle konuşmadan cep telefonundan oyun oynayarak değerlendirmektedirler. Bunun yanında çektikleri fotoğrafları birbirlerine tehdit aracı olarak kullanabilmektedirler. Bütün uyarılara rağmen ders sırasında telefonların açık bırakılması da önemli bir sorundur. Öğrencinin okuldaki durumu ile ilgili yöneticilerden, öğretmenlerden bilgi almak daha doğru olacaktır. Çocuklarına telefon almayı düşünen ebeveynlerin bu noktaları dikkate alması ve çocuklarını ders sırasında telefonlarını açık bırakmamaları konusunda uyarmaları önemlidir. Ayrıca öğrenci okuldan çıktıktan sonra cep telefonunu göstererek gezmemelidir, bu durum okul çevresindeki kötü niyetli kişilerin dikkatini çekebilir. Sorularınızı eğitim editörüne iletebilirsiniz.

12.12.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri