Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 31 Aralık 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Büyüme için de yeni anayasa şart

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Yüzde 7,5’in altındaki büyümenin başarısızlık olduğunu ifade ederken, ‘’Üretim kalitesinin artırılması ve sürdürülebilir büyümenin devamı için de yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Aslında bu toplumsal bir ihtiyaç. Yeni bir anayasaya ihtiyacımız var’’dedi.

Hisarcıklıoğlu, TOBB Başkan Yardımcısı Nejat Koçer ve eski Merkez Bankası Başkanı TEPAV İstikrar Enstitüsü Direktörü Süreyya Serdengeçti ile çeşitli ziyaretlerde bulunmak için geldiği Kocaeli’nde, sanayicilerle ekonomik değerlendirme toplantısı yaptı.

Türkiye’de ekonominin iyiye gidip gitmediğini öğrenmek için büyüme rakamlarına bakılması gerektiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, ekonomideki büyümenin 2004 yılından itibaren düşme eğilimi gösterdiğini, rakamların sektörel büyümenin ikaz vermeye başladığını gösterdiğini iddia etti. 1950-2005 döneminde ortalama büyüme hızının yüzde 4,5 olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, bunun 2007 yılında yüzde 4 civarında gerçekleşeceğini belirterek, ‘’Yani büyüme hızımız 50 yıllık büyüme hızının altında kaldı. Sanayide buna paralel olarak aşağıya doğru gidiyor’’ dedi.

Büyümenin, tarımda yüzde 2,9’dan eksi 7,8’e, sanayide yüzde 7,5’den yüzde 3,7’ye, ticarette yüzde 6,5’ten yüzde 1,3’e, inşaatta yüzde 16’dan yüzde 5,4’e gerilediğini belirten Hisarcıklıoğlu, ‘’Mal ve hizmet ihracatımızda artış yüzde 2,5, ithalatımızda ise yüzde 16,8 olmuştur. Mal ve hizmet ihracatıyla ilgili önceki yıllara baktığımızda ihracat artış hızı ithalatın üzerinde iken, bu tamamen tersine dönüşmüş. Rakamlar artık bizi ikaz ediyor, (Aman dikkat) diyor’’ dedi.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME

İÇİN YENİ ANAYASA GEREKLİ

Hisarcıklıoğlu, sürdürülebilir büyümenin sağlanması için makro ekonomik istikrarın korunması, yönetim kalitesinin artması, yapısal reformların, sosyal güvenlik sistemi reformlarının ve yatırım teşvik sisteminin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

‘’Sürdürebilir yüzde 7,5’lik büyümeyi devam ettirebilmek, Türkiye’nin ekonomisinin normal olduğunu ortaya koyabilmek için eskiden ‘mikro ekonomik reform paketine ihtiyaç var’ derken, şimdi ‘makroyu da aman koruyun’ demeye başladık. Üretim kalitesinin artırılması ve sürdürülebilir büyümenin devamı için de yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Aslında bu toplumsal bir ihtiyaç. Yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Sosyal güvenlik fonu geliri ile gideri arasında tam 25 milyar YTL gider noktasında fazlalık var. Bunu kim ödeyecek? Biz ödeyeceğiz. Dünya ile rekabet edeceksek bu sistemi sürdürebilmemiz mümkün değil.’’

KAYIT DIŞI EKONOMİ SIKINTI

İstihdam maliyetinin yüksek olmasının, ekonomideki en büyük sıkıntılardan biri olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, devamla şöyle konuştu:’’Ne yazık ki sistem kayıt dışı ekonomiyi teşvik ediyor. Sakın kendinizi suçlamayın. Sistem size (kayıt dışı çalışın) diyor. Ben de kayıt altına girmek istiyorum. Ama sistem (hayır) diyor. Bu memlekette SSK’lı olmak bonus olmuş. Gazetelere işçi ilanı veriyorlar ve bu ilanlarda ‘SSK’lı yapacağım’ diyorlar. Bu kimsenin dikkatini çekmiyor. Bu zaten mecbur. Ama bizde adeta bonus olmuş. Bu sistemi devam ettirdiğimiz sürece kayıt dışı ekonomi devam eder. Kayıt dışı ekonomi devam ettiği sürece de ‘benim kaynaklarımı nereye harcadın’ diye soramayız. Açık söylüyorum. Çünkü, hesap sormaya kalktığında hemen (getir defterlerini) diyorlar. Getir defterini deyince defterini götürebilecek kimse var mı? Ben dahil hiç kimse defterini götürüp teslim edemez.”

/ KOCAELİ

31.12.2007


 

Türkiye, AB'deki karşıtlarının engelleme oyununa gelmemeli

Alman Yeşiller Partisi Berlin Eyalet Meclisi Üyesi Özcan Mutlu, ‘’ Müzakere masasından AB kendi başına kalkamayacağı için, Türkiye’nin önüne çeşitli engeller, direkt ya da dolaylı olarak sürüp Türkiye’nin müzakere masasından kalkmasını istiyorlar. Türkiye bu oyuna gelmemeli” dedi.

Bir dizi ziyaret için İzmir’e gelen Berlin Eyalet Meclisi’nin Türk üyesi Özcan Mutlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. AB üyeliği müzakereleri sürecinde, Türkiye’nin önündeki bürokratik engellerin birer birer kalktığını, ancak Avrupa’da son dönemde ‘’feci bir Türkiye aleyhtarı hava estirildiğini’’ savunan Mutlu, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Türkiye’nin AB üyeliğini engellemek için adeta ‘’kol kola verdiğini’’ öne sürdü. Mutlu, şunları söyledi: “Avusturya eski başbakanı, Türkiye’nin AB üyeliğinin hiçbir zaman olamayacağı gibi sözler söyleme cesaretini gösterdi. Siyasi olarak son zamanlarda feci bir Türkiye aleyhtarı havanın estiği apaçık ortada. Müzakere masasından AB kendi başına kalkamayacağı için, Türkiye’nin önüne çeşitli engeller, direkt ya da dolaylı olarak sürüp Türkiye’nin müzakere masasından kalkmasını istiyorlar. Kıbrıs, Ermeni meseleleri ve İslâm konusunda suni tartışmalar açıyorlar. Türkiye bu oyuna gelmemeli.’’ Hükümet’in AB konusunda elinden gelen çabayı gösterdiği izlenimini edindiğini kaydeden Mutlu, ‘’Türkiye’nin AB’ye girmesindeki engellerden biri olan 301. madde meselesinin neden böyle yavaş çözüldüğü ve neden halen gündemde olması anlaşılamıyor. Bunun Türkiye’nin iç konjonktüründen kaynaklandığını düşünüyorum. Ancak Türkiye’de halkın AB konusunda eski heyecanın var olmadığı, AB için mücadele eden insanların yeni yeni sorunların ortaya çıkmasından dolayı heveslerini kaybettikleri de bir gerçek. Sanırım bir kamuoyu araştırması yapılsa büyük çoğunluk AB konusunda olumsuz yanıt verebilir.’’

Terörün ırkı ve milliyetinin olamayacağını kaydeden Özcan Mutlu, AB’nin de bu gerçeğin farkında olduğunu kaydetti. Terör örgütüne karşı hiçbir ülkenin sessiz ve seyirci kalamayacağını kaydeden Özcan Mutlu, DTP’yi terör örgütü konusunda açıkça bir çizgi belirlemeye çağırarak,“DTP açıkça PKK konusunda bir çizgi belirlemelidir. DTP’nin açıkça terörü lanetlememesi, dünya kamuoyu tarafından terör örgütü olduğu kabul edilen PKK’nın, terör örgütü olduğu konusunda bir tavır belirlememesi, Avrupa’da yavaş yavaş DTP hakkında ciddi kaygılara yol açıyor. DTP, eğer siyasi bir hareket olarak gerçekten Kürt meselesine katkıda bulunmak istiyorsa, bu konuda tavrını belirlemelidir.’’

/ İZMİR

31.12.2007


 

2007 dış politikasına “Kuzey Irak” damgası

PKK’nın varlığı nedeniyle Kuzey Irak konusunda yaşanan sıkıntılar ve bu konuda yapılan diplomatik girişimler, Türkiye’nin 2007 yılındaki dış politikasına damgasını vurdu.

Mynet’in haberine göre Kıbrıs sorununun çözümü için kayda değer bir adım atılamadığı 2007 yılında en önemli dış politika gelişmeleri, Kuzey Irak cephesinde yaşandı. Yoğunlaşan PKK saldırıları ile karşı karşıya kalan AKP Hükümeti, içteki seçim kaygıları ile Washington ve diğer Batılı başşehirlerin geniş sınır ötesi harekâta olumsuz bakışları sebebiyle muhalefetin bu yöndeki taleplerine uzun bir süre direndi.

Bu arada, Kuzey Irak krizi, Ankara’nın, PKK’ya karşı tedbir almadıkları gerekçesiyle eleştirilen Iraklı Kürt liderleri ile ilişkilerini bozarken Türkiye-Irak ve Türkiye-ABD ilişkilerinde sıkıntılara sebep oldu. Sonunda AKP’nin sınır ötesi operasyonlara ilişkin tezkereyi TBMM’den geçirme yoluna girmesinden sonra tek taraflı bir harekatı önlemek isteyen Bush yönetimi ile yoğunlaştırılmış istihbarat işbirliğine gidilmesi kararlaştırıldı. Bu konudaki kararların Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kasım ayının ilk yarısında Beyaz Saray’da Başkan Bush ile yaptığı görüşmede alındı.

Ankara ile Washington arasındaki yoğun işbirliği kararının ardından Türk Hava Kuvvetleri geniş bir hava harekâtı gerçekleştirdi. Bu operasyon, ABD ile sağlanan mutabakat sayesinde de Türkiye’nin kayda değer bir dış tepkisi ile karşılamadı.

/ ANKARA

31.12.2007


 

‘Operasyon AKP’yi olumsuz etkiledi’

Yeni Asya’ya konuşan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Vahap Coşkun, Kürtlerin siyasî aidiyetlerinden bağımsız olarak K. Irak operasyonunu tasvip etmediklerini belirterek, “Özellikle parlamentodaki oylama esnasında tek bir AKP’li Kürt milletvekilinin operasyona karşı oy kullanmaması, AKP’nin Kürt tabanında sıkıntı doğurdu” dedi.

Kürt politikası iflâs etti

Devletin Kürt politikasını da eleştiren Dr. Coşkun, “Bugün baskıyla, inkârla, zorla, yasakla, sürgünle, vb. yöntemlerle Kürtleri ‘yola getirmenin’ ve Kürt sorununu bir hal yoluna koyma imkânının bulunmadığı gün gibi açık olmalıdır. Cumhuriyet’in Kürt politikası iflâs etmiştir” diye konuştu.

RÖPORTAJ BÖLÜMÜNÜ TIKLAYIN

Hasan Hüseyin Kemal

31.12.2007


 

Gençler, geleceğini yurtdışında görüyor

Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın Ar-Ge Kurulunca, ortaöğretim, üniversite öğrencisi ve mezunlarından oluşan gruplarla yaptığı araştırma sonuçlarına göre, gençlerimizin büyük bir çoğunluğu Türkiye`deki hayat kalitesini düşük buluyor ve geleceklerini yurtdışında görüyor.

Türk gençleri tarafından en çok tercih edilen ülkelerin başında ise Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve ABD geliyor.

BM, OECD ve Dünya Bankası’nın verilerine göre 18-40 yaş arasında Türkiye’den yurtdışına gerçekleşen beyin göçünün ülkeye maliyetinin milyar dolarla ifade edildiği söylenen araştırmaya göre, beyin göçünün büyük bir bölümünü Türkiye’den yüksek öğrenim için yurtdışına giden ve eğitimden sonra bu ülkelerde kalan öğrenciler oluşturuyor.

ABD, Almanya, İngiltere, Kanada, Belçika, Avustralya, Fransa ve Türk Cumhuriyetlerine giden Türk öğrencilerinin sayısı 100 bini geçmiş durumda. Yalnızca ABD’de 30 bin civarında öğrenci eğitim görmekte. Yurtdışında yüksek öğrenim gören öğrencilere ilişkin sıralamalarda Türkiye 150 ülke arasında 11. sırada yer alıyor. Resmî verilere göre Türk öğrenciler yalnızca ABD’ye eğitim için bir yıllığına bir milyar dolara yakın bir para harcıyor.

NİYE YURTDIŞINA GİDİYORLAR?

Araştırma sonuç raporuna göre, öğrencilerin yurtdışında yaşamak istemelerinin sebeplerinin başında, ekonomide yaşanan belirsizlik, gelir dağılımındaki uçurum, düşük ücret uygulaması, işsizlik, adaletsizlik, gelecek kaygısı, bürokratik uygulamalar, millî eğitim-dış politika ve yüksek öğrenimde ulusal strateji ve politika eksikliği ile devlete ve geleceklerine yönelik güvensizlik gibi faktörler yer alıyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 55’i yurtdışında yaşamak isterken, yüzde 31’i ev, araba alacak ve iş kuracak kadar para kazanıp geri dönmek istediğini bildiriyor.

Recep Gören / ANKARA

31.12.2007


 

Eğitim sorunu anayasa ile çözülür

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Türkiye’nin en önemli sorununun eğitim olduğunu belirterek, eğitim sorununun çözülmesi için ise yeni anayasada gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladı.

Eğitim-Bir-Sen Bursa Şubesi tarafından düzenlenen, ‘’Yeni Anayasa ve Özgürlükler’’ konulu konferansta konuşan Gündoğdu, Türkiye’nin en önemli sorununun eğitim olduğunu dile getirdi. Gündoğdu, mevcut eğitim sisteminde okulların diploma doldurma yeri, öğretmenlerin de diploma doldurma memuru olarak görev yaptığını savundu. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması için başörtüsü yasağının kaldırılması gerektiğini belirten Gündoğdu; “Hükümet tarafından hazırlanan yeni anayasanın, eğitimde fırsat eşitliğini sözde değil, özde hale getirmesini bekliyoruz. Bu çerçevede tüm imkânlar seferber edilmeli. Ayrıca eğitim sistemini sınav merkezli olmaktan çıkartıp, kaliteli insan yetiştirecek hale getirmek gerekir. Şeh Edibali’nin dediği gibi ‘İnsanı yücelt ki, devlet yücelsin’ mantığıyla sistem, insan merkezli olmalı. Yeni Anayasada eğitim sisteminin, çocuklarımızın kabiliyetlerine göre değerlendirileceği, 70 puan alanın ‘üstün’, 69 alanın ise ‘geri’ zekâlı görülmeyeceği bir şekilde düzenlenmesini istiyoruz” diye konuştu. Geçmişte bazı kurumların da Anayasa taslağı hazırladığını hatırlatan Gündoğdu şöyle devam etti:

“Bugün ‘mahalle baskısı var’ diyenler hangi mahallede oturuyor, hangi baskıdan söz ediyor. Siyasiler için kullanılan ‘Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar’ ifadesi bugün bazı kurumlar için de geçerli hale gelmiştir. Türkiye’nin önünün açılması için sivil bir anayasa şart hale gelmiştir.”

/ BURSA

31.12.2007


 

Son hacı kafilesi 24 Ocak'ta Türkiye'ye geliyor

Kutsal topraklarda hac farizasını yerine getiren yaklaşık 100 bin Türk hacıdan 35 bini Türkiye’ye döndü. Yetkililer, hacıların tamamının 24 Ocak 2008 tarihine kadar kutsal topraklardan Türkiye’ye dönüşlerinin sağlanacağını kaydettiler.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Medine’deki Basın ve Halkla İlişkiler bürosundan alınan bilgiye göre, Kurban Bayramı’ndan bugüne kadar Mekke ve Medine’den toplam 138 kafile halinde 35 bin Türk hacı ülkeye döndü.

Halihazırda Medine’de yaklaşık 16 bin hacının, Mekke’de de yaklaşık 50 bin hacının bulunduğunu belirten yetkililer, hacıların bazılarının Mekke’den Cidde’ye geçerek, bazılarının ise Medine’ye geçerek Türkiye’ye döndüklerini ifade ettiler. Yetkililer, hacıların tamamının 24 Ocak 2008 tarihine kadar kutsal topraklardan Türkiye’ye dönüşlerinin sağlanacağını kaydettiler. Mekke’den Medine’ye gelen hacılar zamanlarının büyük bölümünü Mescid-i Nebevi’de ibadet ederek geçiriyor. Öte yandan 5 ve 11 Aralık 2007 tarihlerinde kutsal topraklara gelen Türk gazeteciler de bugün Türkiye’ye dönecek.

64 TÜRK HACI ÖLDÜ

Bu arada, Suudi Arabistan’ın Mekke ve Medine şehirlerinde ölen Türk hacı sayısı 64’e yükseldi. Alınan bilgiye göre, kutsal topraklarda 7 Türk hacısı daha vefat etti. Ölen Türk hacıları, Kabede kılınan namazdan sonra Cennetül Mualla’da defnedildi. Daha önce Mekke’de 48, Medine’de ise 9 olmak üzere toplam 57 kişi vefat etmişti. Son iki gün içinde Mekke’de ölen 7 hacı ile birlikte ölen hacıların sayısı, 64’e yükseldi.

Son iki gün ölen hacıların isim ve memleketleri şöyle: ‘’Kezban Sayıcı-1948 (İstanbul), Nazım Önder-1944 (Bartın), Sabri Ergül-1944 (Kastamonu), Natık Akyürek -1936 (Ordu), Necati Tılmaztürk-1936 (Zonguldak), Kadıhan Umuçay-1930 (İstanbul), Abdül Pehlivanoğulları -1941 (Çanakkale)’’

/ MEDİNE

31.12.2007


 

Vatandaş, hakkını arıyor

Diyarbakır, Siirt, Mardin, Batman ve Şırnak’ta İnsan Hakları Kurullarına 2007’de 563 başvuru yapıldı.

Valilikler bünyesinde oluşturulan ve çoğunluğu sivil toplum kuruluşu temsilcilerden oluşan İl İnsan Hakları Kurullarına Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 2006 yılında 669, 2007 yılında da toplam 563 başvuru yapıldı. Şırnak, hastanelerdeki hizmetlerin yetersizliği, sık elektrik kesintileri, iş talebi, resmî kurumlardaki ilgisizlik ve daire müdürleri tarafından hakarete uğrama gibi şikâyetlerle 2006 yılında 600, 2007 yılında da 450 başvuruyla en çok şikâyetin yapıldığı il oldu.

Diyarbakır Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu Başkanı, Vali Yardımcısı Suat Seyitoğlu, yaptığı açıklamada, Kurula gelen herhangi bir başvurunun çok ciddî ve objektif bir biçimde değerlendirildiğini ve kişinin uğramış olduğu hak ihlâlinin hangi boyutta olduğunun araştırıldığını belirterek, “Hemen hemen her konuda başvuru alıyoruz. Bu yıl 89 başvuru aldık. En çok istihdama yönelik başvuru alıyoruz. İşsizlik konusunda daha çok başvuru alıyoruz ’’ dedi.

Batman Vali Yardımcısı Aziz Mercan da Batman’da yapılan başvuruların yıllara göre değişkenlik gösterdiğini, 2003 yılında 2, 2004 yılında 11, 2006 14, bu yıl ise 11 kişinin hak ihlâli konusunda başvurduğunu söyledi.

Siirt’te de 2004 yılında 10, 2005’te 6, 2006’da 4 bu yıl ise 3 başvuru yapıldı. Başvuruların genellikle kamu görevlerinin görevini aksattığı yönünde yapıldı. Mardin’de ise 2006 yılında 35 başvuru yapılırken 2007 yılında 10 başvuru oldu.

/ DİYARBAKIR

31.12.2007


 

Trafik kazaları korkutuyor

Kara Yolu Trafik ve Yol Güvenliği Araştırma Enstitüsü Başkanı İhsan Memiş, Türkiye’de her yıl ortalama bir ilçe nüfusu kadar insanın trafik kazalarında öldüğünü belirtti.

Kara Yolu Trafik ve Yol Güvenliği Araştırma Enstitüsü Başkanı İhsan Memiş, Türkiye’de ortalama her 7 kişiden birinin trafik kazasında öldüğünü veya sakat kalarak mağdur olduğunu söyledi. Günde ortalama 20 kişinin trafik kazası sonucu öldüğünü kaydeden Memiş, ‘’Yıllık insan kaybımız kaza yeri tesbit tutanaklarının dışındakilerle birlikte 10 bin kişiyi geçiyor. Yani her yıl ortalama bir ilçe nüfusu ortadan yok oluyor’’ dedi.

Memiş, trafik kazalarında yılda yaklaşık 200 bin kişinin yaralandığını, bunlardan en az yüzde 5’inin daimî sakatlık, en az yüzde 15’inin geçici sakatlık yaşadığını ifade ederek, şunları kaydetti: ‘’Ayrıca, trafikte vurup kaçmaktan dolayı yılda yaklaşık 500 kişi faili meçhul şekilde ölüyor. Yaklaşık 100 kişi de yol verip vermeme nedeniyle maganda kurşunları ile öldürülüyor. Hızlı ve alkollü araç kullanımı sonucu da 300’ün üzerinde üniversite öğrencisi hayatını kaybediyor.’’ İhsan Memiş, enstitü olarak her ay trafik konusunda internet üzerinden anket yaptıklarını, bu yılın 8 aylık döneminde yaptıkları anketlerde sürücü belgeli aktif araç kullananların yüzde 36’sının trafik hukuku, trafik kuralları ve trafik kültürünü bilmediklerinin ortaya çıktığını ifade etti. Memiş, bu durumun yaklaşık 18.5 milyon sürücü belgelinin üçte birinin trafikte potansiyel tehlike olduğunu gösterdiğini savundu.

/ ADANA

31.12.2007


 

Arınç: Türkiye, yeni anayasayla nefes alacak

Eski TBMM Başkanı, AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç, yeni hazırlanan anayasanın tamamlanmasıyla Türkiye’nin nefes alacağını söyledi. Arınç, iİnsanlara insan gibi yaşama hakkı verecek daha iyi bir anayasaya ihtiyaç olduğunu, bu konuda da çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Avrupa Türk Demokratlar Birliği ile Üniversiteli Akademisyenler Derneğinin (UETD) Almanya’nın Bochum şehrindeki Bochum Congres Salonu’nda ‘’Bayram Şöleni’’ adıyla düzenlediği faaliyette konuşan Arınç, ‘’Artık yabancı firmalar Türkiye’de yatırım yapabiliyor. Türkiye’nin yabancı yatırımcıya ihtiyacı var. İnsanlar önünü görebiliyor. Yeni anayasa çalışmaları da tamamlandıktan sonra Türkiye artık nefes alacaktır’’ dedi.

İnsanlara insan gibi yaşama hakkı verecek daha iyi bir anayasaya ihtiyaç olduğunu, bu konuda da çalışmaların sürdüğünü ifade eden Arınç, ‘’Hazırlanmakta olan sivil anayasa meclisten geçirilmekle de kalmayacak, halk oylamasına sunulacak. Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan sorunlar artık olmayacak’’ diye konuştu.

Arınç, Türkiye’de pek çok alanda hizmetlerin yapıldığını belirterek, AB konusunda 40 yılda başarı sağlayamamış bir Türkiye’nin son 5 yılda daha da ileriye gittiğinin görüldüğünü kaydetti.

Arınç, ‘’Türkiye’yi fark eden AB başkanları Türkiye’ye ziyaretler gerçekleştirmeye başladılar. Türkiye’nin AB’ye katacağı sinerji karşılıklıdır. Bize, AB üyesi olan ülkelerden itirazda bulunanların sayısı üçü geçmez. Türkiye müzakere edecek konuma gelmiştir. Bunun sonunda tam üyelik önümüze gelecektir. Türkiye’deki darbe ve muhtıralar da AB yolunda yürüyüşümüzü engellemiştir’’ dedi.

/ BOCHUM

31.12.2007


 

En soğuk gece Ağrı ve Erzurum’da yaşandı

Doğu Anadolu Bölgesi’nde dün en soğuk gece sıfırın altında 15 dereceyle Erzurum ve Ağrı’da yaşandı.

Meteoroloji Bölge Müdürlüğü yetkilileri, bölgenin Sibirya’dan gelen soğuk havanın etkisi altında olduğunu, hava sıcaklıklarının sıfırın altında olmak üzere Erzurum ve Ağrı’da 15, Ardahan’da 14, Kars’ta 13, Erzincan’da 10 ve Iğdır’da 9 derece ölçüldüğünü söylediler. Bugün ise en yüksek hava sıcaklıklarının sıfırın altında olmak üzere Ardahan’da 9, Erzurum’da 8, Kars ile Ağrı’da 6 ve Iğdır’da 1 derece olmasının beklendiği belirtildi.

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinde olduğunu ifade eden yetkililer, bölge genelinde Perşembe gününe kadar kar yağışı beklenmediğini kaydettiler.

/ ERZURUM

31.12.2007


 

Sağlık çalışanları şiddet olaylarından rahatsız

Türk Sağlık-Sen, bin 050 sağlık çalışanı üzerinde gerçekleştirdiği anketle sağlıkçıların 2007 yılı ile ilgili değerlendirmelerini ve 2008 yılından beklentilerini tespit etti. Anket sonuçlarına göre sağlıkçılar 2007 yılında hastanelerde en çok şiddet olaylarından rahatsız oldu.

Sağlıkçılar için 2007 yılının hayal kırıklığı ise kamu çalışanlarına verilen yüzde 2+2’lik zam. Ankette sağlık çalışanlarına yöneltilen “Sizin açınızdan bir kamu çalışanı olarak 2007’nin hayal kırıklığı nedir?” sorusuna çalışanların yüzde 68’i memur maaş zamları cevabını verdi. Sağlıkçıların yüzde 14’ü yapılmak istenen yasal düzenlemeler, yüzde 13’ü özlük haklarında yeterli iyileştirme yapılmaması cevaplarını verirken, çalışanların yüzde 5’i de bu soruya Bakanlık tarafından yapılan sınavlar dedi. Ankette ortaya çıkan dikkat çekici bir sonuçta çalışanların 2007 yılında en fazla sağlık kurumlarında yaşanan şiddet olaylarından rahatsız olması oldu. Sonuçlara göre sağlık çalışanlarının yüzde 72’si son bir yılda hastanelerde yaşanan şiddet olaylarından rahatsız. Çalışanları kurumlarında rahatsız eden diğer olaylar ise baskı ve keyfi uygulamalar olarak sıralandı.

Ahmet Terzi / ANKARA

31.12.2007


 

Meclisin, yeni yıldaki ilk gündem maddesi, sigara

Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri, sınırötesi operasyon, Anayasa tartışmaları gibi önemli yasal düzenlemelerle yoğun bir yılı geride bırakan Meclis, yeni yıla sigara yasağını genişleten düzenlemeyle giriyor.

TBMM Genel Kurulu, yılbaşı tatili sebebiyle, bu hafta 2 Ocak Çarşamba ve 3 Ocak Perşembe günleri çalışacak. Genel Kurulda, 2 Ocak Çarşamba günü, görüşlemesine geçen hafta başlanan ve 1. maddesi kabul edilen Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda değişiklik yapan yasa teklifine, 2. madde üzerinden devam edilecek. Sigara kapsamını genişleten 12 maddelik teklif, kamu hizmet binalarının, koridorları dahil olmak üzere toplu taşıma araçlarında sigara içilmemesini ve ibadethanelerin açık alanlarında tütün ve tütün ürünlerinin kullanılmamasını öngörüyor.

/ ANKARA -

31.12.2007


 

Türkiye'nin deprem haritası güncelleniyor

Türkiye’nin deprem haritası güncelleniyor. MTA’nın çalışmalarını son aşamaya getirdiği diri fay hattı haritası, 2008 yılında çıkartılacak.

Ankara’nın Bala ilçesinde son günlerde yaşanan depremler, bu yönde ilgili kuruluşların yürüttüğü çalışmaları yeniden gündeme getirdi. MTA Genel Müdürlüğünün geçtiğimiz yıllarda başlattığı Türkiye’nin diri fay haritasıyla ilgili hazırlıkların, son aşamaya getirildiği öğrenildi.Edinilen bilgiye göre, Kuzey Anadolu fay hattı çalışmalarını geçtiğimiz yıl tamamlayan MTA Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin diri fay hattı haritası ile ilgili güncelleştirme çalışmalarını 2008 yılı içinde tamamlayacak. MTA Genel Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmayla Türkiye’nin aktif fayları yeniden çıkarılacak. Haritayla, hem aktif yeni fayların geçiş güzergahları hem de deprem riskinin 1’nci dereceden yaşandığı noktalar belirlenecek. MTA Genel Müdürlüğü uzmanlarının Türkiye’yi karış karış tarayarak hazırlayacakları yeni akif fay hatları haritası, Türkiye’nin yeni yerleşim birimleri ile ilgili yapılacak çalışmalara ilgili kuruluşlara da kaynak olacak. Türkiye’nin en son diri fay haritası yine MTA Genel Müdürlüğü tarafından en son 1992 yılında tamamlanarak basılmıştı.

/ ANKARA

31.12.2007


 

CHP Erciş binasına molotoflu saldırı

Van’ın Erciş ilçesinde CHP ilçe başkanlığına molotofkokteyli atıldı.

Alınan bilgiye göre, Ebubekir Çiftçi Bulvarı 403. Sokak’ta bulunan bir binanın ikinci katındaki ilçe başkanlığının penceresinden içeri atılmak istenen molotofkokteyli duvara çarparak yere düştü ve kendiliğinden söndü. Binada herhangi bir hasar meydana gelmedi. CHP İlçe Başkanı Cafer Uslubaş, saldırıyı nefretle kınadıklarını belirterek, ilkeleri doğrultusunda vatandaşlara hizmet etmeye yılmadan devam edeceklerini kaydetti.

/ VAN

31.12.2007


 

Engelliye meslekî eğitim verilecek

Yozgat’ta Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi’nde kalan bedensel ve zihinsel engelli vatandaşların, açılan kurslarda halı dokuyup, resim yapmaları sağlanarak, kendilerine olan güvenleri artırılmaya çalışılıyor.

SHÇEK Yozgat İl Müdürü Fazlı Doğanç, merkezde 150 bedensel ve zihinsel engellinin bakımının yapıldığını, bunlardan 60 civarında engellinin belirli bir beceriye sahip olduğunu söyledi. Doğanç, merkezde açtıkları halı ve resim kurslarıyla engellilerin becerilerini geliştirmelerini sağlarken, kendilerine olan güvenlerinin de arttığına dikkati çekti. Doğanç, ‘’Rehabilitasyon merkezinde kalan engellilerimiz, yaptıkları bu çalışmalarda ortaya koydukları ürünlerle mutlu oluyorlar. Aynı zamanda psikolojik ve sosyal yönden kendilerine güvenleri artıyor’’ dedi.

/ YOZGAT

31.12.2007


 

Yoksul ailelere asgarî 500 kilo kömür verilecek

Maddî durumu iyi olmayan ailelere, asgarî 500 kilogramlık kömür yardımı yapılacak.

Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu’nun konuya ilişkin kararına göre, il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca belirlenerek valiliklere bildirilecek yoksul ailelere, müracaatları üzerine asgari 500 kilogram bedelsiz kömür verilecek. Valiliklere yapılacak kömür sevkıyatları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca belirlenecek kriterlere göre, kuruluşlar tarafından belirlenen sevkıyat programı dahilinde yapılacak. İl içerisinde dağıtım organizasyonu valiliklerce yapılacak.

/ ANKARA

31.12.2007


 

Hem kör, hem alkollü, hem de ehliyetsiz

İzmir’in Bornova ilçesinde devriye gezen polis ekiplerinin şüphe üzerine durdurduğu otomobilin sürücüsünün sol gözünün kör, ehliyetsiz ve aşırı alkollü olduğu ortaya çıktı.

Olay, gece saat 03.00 sularında Pınarbaşı Mevlânâ Mahallesi semtinde meydana geldi. Devriye gezen polis ekipleri 1700 sokakta şüphe üzerine 35 AJ 7483 plakalı otomobili durdurdu. Polis sürücünün alkollü olduğunu farkedince olay yerine trafik ekibi çağırdı. Bu arada otomobil sürücüsünün sol gözünün kör olduğunu gören polis ekipleri hayrete düştü. Ehliyetsiz olduğu da belirlenen oto elektriçisi H.P. (43)(Hüseyin Parmak) Pınarbaşı Polis Karakolu’na götürüldü.

/ İZMİR

31.12.2007


 

Kuraklıktan en fazla Konya etkilendi

Son 40 yılda toplam 2,5 milyon hektarlık sulak alanın yarısının kaybedildiği Türkiye’de 2007 yılında kuraklıktan en fazla etkilenen bölge Konya ve çevresi oldu.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye ile Çevre İl ve Orman Müdürlüğünden derlenen bilgilere göre, bilinçsiz tarımsal sulama ve yeni tarım alanları açma yüzünden başlayan sulak alanların kaybedilmesi süreci, son yıllarda kuraklığın etkisiyle daha da hızlandı.

Normalde su zengini olmayan Türkiye’de son 40 yılda 2,5 milyon hektarlık sulak alanın yarısından fazlası yok olurken, özellikle 2007 yılında kuraklıktan en fazla etkilenen bölgelerin başında Konya geldi. 50 bine yakını kaçak olmak üzere yaklaşık 70 bin kuyudan su çekilen Konya’da normalde yılda 1 metre azalan yeraltı suyu seviyesi, Ekim ayı ölçümlerine göre 3,5 metre düştü. Konya Kapalı Havzası’nda yeraltı suyu seviyesi son 20 yılda 25 metre azalırken, uzmanlar, Tuz Gölü’nden içilebilir yeraltı suyuna doğru akışın başlamak üzere olduğuna dikkat çekiyorlar. Yeraltındaki kadar yerüstündeki suyunu da kaybeden Konya’da bu süreç 2007 yılında daha da hızlandı. Eşmekaya, Ereğli, Hotamış sazlıklarının ardından Bolluk, Düden, Samsam, Tersakan ve Akşehir Gölü’de kurudu. Birçok türde ve sayıda kuş bölgeyi terk etti. Yüzde 40 kaybın meydana geldiği hububat rekoltesinde de yaklaşık 1,5 milyon tonluk bir düşüş görüldü.

/ KONYA

31.12.2007


 

Öksürük deyip geçmeyin

Öksürüğün tek başına bir hastalık olmadığı ve birçok tehlikeli hastalığın habercisi olabileceği belirtildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, öksürüğün bir alarm görevi yaptığını ve bu alarmı susturmak yerine anormal olan ve 3 haftadan daha uzun süren öksürüklerde mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Uzun süren öksürüklerin, birçok tehlikeli hastalığın habercisi olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Özlü, “3 haftadan daha uzun süren öksürüklerde mutlaka hekime başvurulmalıdır. Bu tür öksürükler, öksürük şurubu veya öksürük kesici haplarla tedavi edilmeye çalışılmamalıdır. Uzun süren, inatçı, nöbetler şeklinde gelen, gece veya sabaha karşı uykudan uyandıran öksürükler astım, KOAH, akciğer kanseri, verem gibi bir çok önemli hastalığın belirtisi olabilir. Öksürük önemsenmeyip, rastgele ilâçlarla tedaviye kalkışılırsa, hasta erken teşhis şansını yitirebilir” dedi.

Prof. Dr. Tevfik Özlü, öksürüğün tek başına bir hastalık değil, çeşitli hastalıkların habercisi olduğuna dikkat çekerek “Öksürük tedavi edilmemeli, öksürüğe neden olan hastalık bulunup, o tedavi edilmelidir. Uzun süredir öksüren bir hastada öksürüğün nedenini bulmak için röntgen filmleri, tomografiler, solunum testleri, bronkoskopi, endoskopi gibi ileri tetkik ve incelemeler gerekli olabilmektedir. Nedeni araştırılıp bulunmadan, öksürük hapları veya şuruplarıyla öksürüğün baskılanması, asıl hastalığın teşhisini geciktirip, ilerlemesine neden olabilir. Çünkü öksürük bir alarmdır. Vücudumuzda bazı anormal gelişmelerin başladığını göstermektedir. Bu alarmı susturmak yerine, anormal olan durumun tesbiti ve giderilmesi gereklidir” şeklinde konuştu.

Öksürüğün genellikle göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkabildiğini ifade eden Prof. Dr. Özlü “Öksürükler genellikle 3 grupta toplanır. Kuru öksürük; nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık, bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürüklerdir, balgamsızdır. Nöbet şeklinde gelen öksürük; bu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi, gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam görülür. Balgamlı öksürük ise sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberkülozun bir işareti olabilir. Sebebi ne olursa olsun öksürük ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunudur” diye konuştu.

/ TRABZON

31.12.2007


 

Aile içi şiddete sanal tedbir

Gaziantep Emniyet Müdürü Ali Yılmaz, aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla, öncelikle risk altında bulunduğu tesbit edilenler olmak üzere 70 bin kişiye e-posta gönderildiğini söyledi.

Yılmaz, ‘’Toplum Destekli Polis’’ anlayışı çerçevesinde aile içi fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddetin azalması, şiddete maruz kalanların nasıl bir yöntem izleyeceği ve 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair kanun gereğince şiddette ısrar edenlere, ne tür cezalar uygulanacağı konusunda halkı bilgilendirmek amacıyla proje başlattıklarını belirtti.

Projenin öncelikle Şehitkamil ilçesinde pilot olarak uygulanmaya başlandığını ifade eden Yılmaz, ‘’Aile içi şiddete maruz kalabilecek kişilerin mahalle muhtarlarımız kanalıyla veya mahallede görev yapan görevlilerimiz kanalıyla adres tesbitini yaptık ve bunlara bire bir ulaştık’’ dedi. Bu konuda broşür hazırlayarak dağıttıklarını ve ayrıca bu kişilere sanal ortamda da ulaşmaya çalıştıklarını dile getiren Yılmaz, 70 bin kişiye e-posta göndererek, şiddete maruz kalan ya da kalabilecek kişilerin nasıl bir yol izleyebilecekleri yönünde bilgilendirdiklerini ifade etti.

/ GAZİANTEP

31.12.2007


 

2400 yıllık incir

Assos Antik Kenti’nde bu yıl yapılan kazılarda, bozulmadan günümüze kadar ulaşan yaklaşık 2400 yıllık incirler bulundu.

Assos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Nurettin Aslan, lâhitlerin birinde günümüzden yaklaşık 2400 yıl öncesinde “ölüye son yemek olarak” sunulan incirler bulunduğunu kaydetti. Aslan, ‘’Bu incirler mezarlara büyük bir olasılıkla ham olarak konduğu için günümüze kadar ulaşmış’’ dedi.

/ ÇANAKKALE

31.12.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri