Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 07 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Kültür-Sanat

 

"Mezarlık kültürü bizim varlığımız"

Osmanlı mezartaşlarıyla ilgili çalışmalarıyla tanınan Nidayi Sevim, mezarlık kültürünün bizim varlığımız olduğunu belirtiyor.

Nidayi Sevim bir gün Eyüp Sultan'daki evinden Beyoğlu'ndaki iş yerine giderken Eyüp Sultan civarında Mihrişah Valide Sultan Mektebi kapısında gördüğü bir ilân ile işin içinde bulur kendini. Tarihimizin sessiz şahitleri mezar taşlarını okuma kursuna yazılmasıyla kapılar birer birer açılır kendisine. O, nemelâzımcılığa karşıdır. Mutlaka gözler önünde harap olan, çalınan, sökülüp satılan tarihimize sahip çıkmak için bir şeyler yapması gerektiğini düşünür. Önce bir internet sitesi kurmakla işe koyulur. www.mezartaslari.com ardından "Medeniyetimizin Sessiz Tanıkları" isimli Eyüp Sultan'da Osmanlı Mezartaşları ve Mezar Kültürümüz kitabını kendi imkânları ile yayınlar ve bu konudaki duyarlılığını bir adım daha ilerleterek bir dernek kurar ve bu alanda bir ilke imzasını atar. Kendisi gibi bu işe gönül verenler ile birlikte hemen işe koyulur. İşte ecdadımızın mezar taşları ve orada sessizce yatıp mezarlarının bulunmasını bekleyen tarihimize geçmiş ünlülerimiz. Onların mezarlarını arayıp bulmak, yıkılmaya yüz tutmuş mezar taşlarını onarmak ve daha birçok proje ile işe başlar. O bize bu çalışması ile "Ben tek bir birey olarak ne yapabilirim?" sorusunu insana hatırlatan bir gönül adamı.

sanatalemi.net'ten Güzin Osmancık, Nidayi Sevim ile görüştü.

*Böyle bir işe gönül vermek nereden aklınıza geldi?

Eskiden beri kültürümüzün bir parçası olan ve geçmişten günümüze uzanan ecdat yadigârı medeniyetimizin tapu senetleri tarihî eserlerimize karşı merakım vardı. İşimden, ailemden arta kalan zamanlarımda ceddimizin bize bıraktığı medeniyetimizin kalıntıları olan çeşme, cami, medreseler ve bunların kitabeleri ilgimi çekiyordu. Hatta bu merak dolayısı ile bir müddet Arapça ve Osmanlıca eğitimi aldım halen de devam etmekteyim. Bu iş zaten gönlümde olan bir şeydi.

Ben sadece mezar taşları ile ilgilenmiyorum eskiden beri her türlü tarihî doku ve sorunları ile yakından ilgilenmeye çalışıyorum size bir örnek vereyim Beyoğlu'ndaki harap çeşmelerimizin restorasyonu ile ilgili Beyoğlu Belediyesine beş sene önce bir dilekçe vermiştim. O zaman cevap verilmişti ve bir plan dahilinde yapılacağı belirtilmişti. Bu günlerde Beyoğlu'nda yaklaşık yirmi çeşme onarılmaya başladı, yirmi çeşme de gelecek yıl onarıma alınacak. Yani bir işin yapılmasını istiyorsanız harekete geçin. Beş sene olsun, on sene olsun yeter ki olsun, ama bunun için her insan 'Ben ne yapabilirim, benim katkım ne olabilir?' diye düşünmeli ve bir adım atmalı, en azından bir dilekçe yazabilmeli. O zaman belki bir şeyler düzeltilebilir.

Ben her gün evimden yarım saatlik bir mesafeyi yürüyerek, mezar taşlarını seyrederek geçiriyorum. Bir gün mezarlıkların içinden geçerken bir ilân dikkatimi çekti. İlânda aynen şöyle yazıyordu. "Dedenizin mezar taşlarını okumak ister misiniz?" Çok ilginç buldum, zaten çok meraklıydım tarihe. Türk İslâm Sanatları uzmanı hocam Ömer Faruk Dere beyefendiden ders almaya başladım. Tabiî farklı taşlar, farklı içerikler, farklı insanlar ve hayat hikâyeleri vardı.

*Bu mezar taşlarının üzerindeki yazıları herkes okuyabilir mi?

Son dönem taşlarını Osmanlı Türkçesi bilen insanlar okuyabilir. Taşların bir yazı dili var. Stilize edilmiş istifli hat yazısı olduğundan, ayrıca bazı taşlarda Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi beraber uygulandığından çok fazla konuşulan bir dil değildir. Onun için her taşı herkes kolaylıkla okuyamayabilir. Bu yüzden tecrübe ve eğitim şart tabiî. Biraz da merak, bulmaca çözmek gibi bir şey.

*Mezarlıklar denildiğinde aklımıza ilk gelen Eyüp Sultan oluyor. Buranın sizce özelliği nedir?

Öz değerlerimizin harman olduğu, Osmanlı kültürünün yaşandığı bir yer Eyüp Sultan.

İstanbul kuşatmasında ordunun en kritik kırılma anlarında Allah Resulünün çok sevdiği bir zat "Eyyub El-Ensari Hazretleri" yıllar önce buraya gelmiş ve bu uğurda burada ruhunu teslim etmiş, söylentisi ordu arasında yayılınca manevî motivasyonu yükselen askerler toparlanarak son darbeyi de indirerek İstanbul'un fethi mukadder oluyor. Bunun bilincinde olan Sultan Fatih hemen savaş sonrası bu hazretin kabrini tespit ettirip bir türbe, cami, medrese, vs. yaptırıp hocası Akşemsed-din'e de rica ederek burada ikamet etmesini sağlıyor, ayrıca İstanbul'un üç kadılığından birini de buraya tahsis ediyor.

Osmanlı'da yerleşim birimi cami eksenlidir. Bunu bilen insanlar hep bu manevî merkezin etrafında toplanmaya çalışmışlar. Devrinde önemli ilim, kültür, medeniyet merkezi olmasının yanında insanlar öldükten sonra da hep bu kutlu beldeye yakın olmak istemişlerdir. Onun için burada mezarlar türbelerden cami çevrelerinden taşmış bir açık hava müzesine dönüşmüştür.

*Mezar taşlarını gördüğümüzde ne ifade ettiğini nasıl anlayabiliriz?

Sadece sarığın yüzlerce çeşidi var. Çocuk mezarları küçüktür. Meselâ kadın mezar taşları çok süslüdür Osmanlıda kadına verilen değeri buradan anlayabilirsiniz. Osmanlı, ölen bir kadının bırakın sağlığını, ölümünde bile mezar taşında letafet ve zarafetini en güzel şekilde işleyerek göstermiştir. .

Başlıklı taşlar erkek mezartaşlarıdır. Devlet ve din adamlarının, askerî kurum mensuplarının, esnafın, sanatkârın, ilim adamlarının başlıkları birbirinden farklıdır. 16.yy Sokollu Mehmet Paşa türbeleri içerisinde bulunan burma sarıklı başlıklı mezar taşı örneği çoktur. Yine 16.yy Lala Mustafa Paşa mezar taşında da bu sarıklı mezartaşı vardır.

Son dönem mezartaşlarında ise 2. Mahmut döneminde Mahmudî fes, Sultan Abdülaziz döneminde Azizî fes, en son dönemde ise II Abdülhamid dönemi ve Hamidiye fes vardır. Ülkenin başında hangi sultan varsa, orada yatan zatın mezartaşında ona ait fes bulunur.

*Yazar ve şairlere ilham vermiş bu belde için söylenen sözler var mı?

Bir İtalyan yazar Eyüp Sultanı seyrederken şöyle demiştir. "Dünyanın hiçbir yerinde ölümü bu kadar güzel tasvir eden bir yer görmedim." Biraz incelediğiniz zaman sanki hepsi yaşıyorlar gibi.

Ortada bir medeniyet var ve bu medeniyetler binlerce yılda oluşuyor. Hazreti Peygamber "İstanbul bir gün fethedilecektir" diye bir başlangıç işareti vermiştir. Eyüp Sultan Hazretleri kendinden 700 sene sonra fethe işaret etmiştir. Buraya gelen insanlar farklı şeyler için geliyor. Kimi eş bulmak için, kimi iş bulmak için, kimi sağlığına kavuşmak için, kimi üniversiteye girebilmek için. Niyet tutmak için gelenler de var, Piyer Loti için gelenler de var. Efsunlu bir yerdir burası. Ve önemli olan Eyüp Sultanın bu mesajı vermiş olmasıdır. Bir kere Eyüp Sultan çok donanımlı bir insandır. İlim, irfan sahibidir. Ama zaten böyle ol dediğinde her şey olmuş olsa İstanbul'u bizati kendisi fethederdi. Cömertlik, mertlik, mücadele, fedakârlık onun şiarı olmuş. İstanbul'a fetih için geldiğinde 70 yaşın üzerindeydi. Emeklilik mezarda. İşte Fatih 21 yaşında "İstanbul'u ya fethedeceğim, ya fethedeceğim" diyor. Oralarda dolaşırken işte bunları düşünmek lâzım.

*Mezar taşlarında neler var?

Mezar taşlarında bir çok meşhur hattatımızın hat eserleri, şairlerin şiirleri, nakkaşın oymaları gibi bir sürü san'at dalı var ve tarih ünlü bir tarihçinin dediği gibi unutmamak gerekir ki mezar taşları okunmadan yazılan tarih eksik kalmıştır.

*İnsanların bu konuya olan duyarlılığı nasıldır?

Kısaca bana necilik veya nemelâzımcılık diyebiliriz. İnsanlar bu olaya bizim işimiz değil, başkalarının sorunudur diye bakıyorlar. Veya resmî kurum ve kuruluşların kendiliğinden harekete geçmesini bekliyorlar. Bir kere bu bizim kültürümüz ve bizim varlığımız. Bu kültürün en önemli merkezi de Eyüp Sultan'dır. Çünkü tamamen Osmanlı kültürüne sahiptir. Kendi değerlerimizle harmanlanmış kültürümüzdür. Bu gün Eyüp Sultan mezarlıkları türbeleri, camileri ile meydana gelmiş bir konsepttir. Yüksek bir maneviyata sahip olan beldenin o maneviyata sahip olmasında mezarlıkların büyük etkisi vardır. İşte kurduğumuz bu dernek ile bütün Osmanlıdaki eserlerin derlenmesi söz konusudur. Bu işler nasıl düzeltilir, bu konuda aydınlatıcı bir kitap yazmak ve yazışmalar yapmak derneğimizin çalışmaları içindedir.

*Çalışmalarınızda karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Bir cami düşünün, caminin içi Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı. Türbeler Kültür Bakanlığına bağlı. Caminin yeri Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı. Sokak Yerel Belediyelere bağlı. Mezarlıklar büyükşehir belediyesine bağlı. Mekânın içindeki ağaçlar Anıtlar Kuruluna bağlı. Bir taşı kaldıramıyorsunuz ve hiçbir şey olmuyor. Yapılacak tek bir şey var. Sayın Başbakanımız Eyüp Sultan Cami civarında bulunan Osmanlı mezarlıklarının bu vehametini görecek. Bu bürokrasiyle hiçbir şey yapılmaz. Eyüp Sultan cami ve çevresi özelliklede hazireler Osmanlı dönemlerinden bu günlere kadar hep güçlü iktidarların olduğu dönemlerde tamir gördü, elden geçirildi. Onun için bu iş ancak güçlü iktidarlar ile çözüme ulaşırlar. Ben buna yürekten inanıyorum ki sayın başbakanımız buraların halini gördüğü zaman sabaha kadar gözüne uyku girmeyecektir. Bunun için iman lâzım, aşk lâzım. Güçlü iktidarlar kültürlerine, geçmişlerine, tarihlerine sahip çıkarlar.

07.01.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri