Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 24 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Derin denge...

Demek ki hükümet de "yanlış tercihlerin" hayatı nasıl zora soktuğunu fark etti.

Çünkü bu tür yanlış tercihler yeni yanlışlıklan doğurur ve uğursuz bir zincir gibi insanın hayatına dolanarak uzar gider.

Dün yapılan büyük operasyon, hükümetin son anda bir refleksle bu zinciri kopartmaya çalıştığını gösteriyor.

Susurluk'la özdeşleşmiş, çeteciliğin sembolü haline gelmiş, JİTEM'in kurucusu olduğu söylenen, mafyayla ilişkileri açığa çıkan Veli Küçük'ün gözaltına alınması Türkiye'deki "derin dengelerin" ciddi biçimde sarsıldığını ve daha da sarsılacağını düşündürüyor.

Veli Küçük'ten "aşağıya" doğru uzanan bağları herkes biliyor.

Hangi "çeteci" emekli subayla ilişkisi var, hangi katille daha önce resim çektirdi, hangi mafya reisleriyle telefonda konuştu, bunlar gazetelere kadar yansımış bilgiler.

Ama Veli Küçük'ten "yukarı" doğru uzanan bağlar bilinmiyor.

Taa albaylığından itibaren adı hep "suçla" birlikte anılan bu adamı kim tuğgeneralliğe kadar yükseltti, kim cesaretlendirdi, kim korudu, bunları biz bilmiyoruz.

Ama birilerinin onu koruduğu kesin.

Yoksa bir albay ya da emekli bir general onun yaptıklarını yapamaz, onun kurduğu ilişkileri kuramaz.

Dünkü operasyon Veli Küçük'ün "aşağıya" doğru uzanan bağlarının temizleneceğinin işaretini veriyor bence.

"Kızılelma" yapısı dağıtılacak herhalde.

Gözaltına alınanlar Hrant Dink, Danıştay, Malatya cinayetleriyle, Ümraniye'de depolanan silahlarla ilgili sorgulanıyor.

Bunlar Türkiye'yi sarsan büyük suçlar.

Bütün bunları Veli Küçük gibi birinin tek başına kotarmasına imkân yok.

Biri ona "yap" dedi, o da yaptı.

Şimdi iki ihtimal var.

Ya Küçük'ü kullanan güç, bir pazarlık karşılığı bu emekli generalden ve örgütünden vazgeçip onları kaderleriyle baş başa bırakıyor...

Ya da, devlet içindeki bir güç çatışmasından Küçük'ü kullanan taraf yenildi ve kendi kellesini kurtarmak için adamlarını teslim ediyor.

Bir ihtimal de, bu iki durumun birada gerçekleşmiş olması.

Bu cinayetleri örgütleyenler, bu işleri "devletin" gövdesinden bağımsız bir şekilde, tümüyle kendi kararlarıyla yaptılar ve devlet içinde bir sürtüşmeye yol açtılar.

Ve yenildiler.

Yenilgi sonrası yapılan bir pazarlıkla adamlanndan vazgeçip kendilerini kurtardılar.

Yapılan pazarlıklarda hükümetin de "çetelerin" yakalanmasından yana bir ağırlık koyduğu anlaşılıyor.

Veli Küçük'le adamlarına karşılık pazarlıkta neler verilmiş olabilir peki?

Bunları tam bilmiyoruz.

Devlet içi hiyerarşide bazı değişikler karşılıklı kabul edilmiş olabilir.

Bunları daha sonra göreceğiz.

Ama şu anda somut bir gerçek var, o da, bir çeteler koalisyonunun tümüyle temizlenmesi operasyonunun yürürlüğe konulması...

Derin devlet-mafya bağlarının ciddi bir darbe daha yemesi...

Siyasi cinayetlerin, saldırıların en azından bir süreliğine durması...

Türkiye'yi istikrasızlaştıracak, ülkeyi zora sokacak suçların işlenmesine göz yumulmayacağı mesajının bütün "odaklara" verilmesi.

"Ulusalcılık" maskesiyle oluşturulan, hukukun kendilerine dokunmayacağına inanan bir yapı artık ülkenin hayatından çıkarılıyor.

Bundan sonra ardarda birçok çetenin yakalanmasını, birçoğunun da kendiliğinden çözülüp dağılmasını bekleyebiliriz.

Bütün o çeteleri bir arada tutan "belkemiği" sıkı bir darbe yedi çünkü.

Kırılmadıysa da kıpırdamasını çok zorlaştıracak biçimde çatladı.

Türkiye'de hukukun ve demokrasinin gelişmesini önleyen en önemli etkenlerden biri olan "çeteler" ilk kez bu kadar ağır bir biçimde hırpalanıyor.

Buna "milat" diyenler var.

Haklı olabilirler.

Çünkü Veli Küçük'ün yakalanması, gözüktüğünden daha büyük bir anlam taşıyor.

Onun arkasındaki güçlerin gerilediğini gösteriyor.

Susurluk'tan beri "hukuksuzluğu" bir yöntem olarak benimseyen, ülkeyi kan revan içinde bırakan birileri oyun dışına atılıyor.

Bundan sonra birçok sorunun çözümü herhalde daha kolay olacak.

Siyaset alanı daha genişleyecek.

Mahkeme kapılarında linç tertipleri, Türkiye'yi dünyayla düşman haline getirmeyi amaçlayan cinayetler, fikir özgürlüğünü engelleyen baskılar duracak.

Ülkeyi yıllardır saran korku iklimi yerini daha hafif, daha rahat bir ortama bırakacak.

Hastalanmış bir toplumdaki en büyük sağlık işaretlerinden biriyle karşı karşıyayız sanırım.

Belki, bunun böyle olmadığını göstermek isteyen "kılıç artıkları" çıkabilir, belki Küçük serbest bırakılabilir ama durum değişmez.

Bir kere dokunulana her zaman dokunulabilir çünkü.

Derin devletin "dokunulmazlığı" bugüne kadar rastlanmamış bir biçimde sallandı.

Tabii bu işin takipçisi olan savcıyı, operasyonu düzenleyen polisi de kutlamak...

Bizim ürkek iktidarı da alkışlamak lazım.

Demek arada bir cesaretlenebiliyorlar ya da onları cesaretlendirecek anlaşmalar yapabiliyorlar.

Bu yapılan doğru bir tercihti.

Doğru bir tercih yapmanın ödülünü ülke de iktidar da bir arada görecek.

Ve bunun, yanlış tercihlerden daha akıllıca olduğunu anlayacaklar.

Taraf, 23.1.2008

Ahmet Altan

24.01.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Lisede namaz

  İsrail'le hangi istihbaratı paylaşıyoruz?

  Zehirli sarmaşıklar

  Derin denge...

  Tehcirsever


 Son Dakika Haberleri