Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 17 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Asla ve kat’a!

Önce ilginç bir durum tespiti: -Baykal’ın düşünce çizgisi doğru, vardığı sonuç yanlış. Bahçeli’nin vardığı sonuç doğru düşünce çizgisi yanlış.

Tabii ki bunu açmalıyım: Baykal diyor ki: -Eğer bu bir dini vecibe ise, ki öyledir, İslam’da örtünme diye bir şey vardır, öyle ise, bunu üniversite ile sınırlayamazsınız. İslam’da büluğ yaşı 18 değil ki. O zaman lise öğrencisine yasak koymanın anlamı ne?

Ayrıca, kamu görevindeki bayan için de islami görev yok, diyemezsiniz. O da, “Ben de inançlarım gereği örtünmek istiyorum” dediğinde hayır cevabı vermek mantıklı olmaz. Bu, bütünüyle doğrudur. İslami bir görev söz konusu olduğunda bu, mükellefiyet yaşına ulaşmış ve aklı yerinde olan herkesi bağlar. Dolayısıyla bu görev üniversitede ifa edilebilir ama, başka yerlerde yasak demenin mantığı olmaz. Baykal’ın sapması bundan sonra başlıyor.

Baykal bundan sonra “Başörtüsü her yerde serbest olsun” demiyor. “Devlete türban giydiriyorsunuz” diyor. Burada bir demagoji var. Önce, mesela “Devlete başörtüsü giydiriyorsunuz” da demiyor. Çünkü bir kere “başörtüsü iyi türban kötü” denklemine oturttu kendisini. Ama sorsanız, “Başörtüsü serbest olsun mu?” diye, ona da hayır diyecektir. Baykal’ın asıl görüşü şu:

Kamu alanında din kaynaklı bir talepte bulunulamaz. Onun için üniversitede bile başörtüsüne karşıyız! Tabii, yaşamakta olan Cumhuriyet söz konusu olduğunda bu görüş doğru mu? Yani Cumhuriyet’in içinde İslam hiç yok mu? Baykal bunu da söyleyemez.

Ayrıca, “Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ve laik sistem, bir toplumun dini taleplerini tamamen göz ardı mı eder?” sorusunun cevabını da mutlak “hayır” olarak veremez. Ama, her şey bir mugalata - demagoji ortamında seyrettiği için, Baykal da yuvarlayıp gidiyor. Gelelim Bahçeli’ye. Bahçeli’nin ilan ettiği sonuç, “Üniversitede başörtüsü yasağı kalksın” şeklindedir. Bu sonuç doğru. Ama Bahçeli, üniversite dışında orta öğretim ve kamu görevi alanında yasağın sürmesinden yanadır.

Bahçeli ve MHP, bu görüşe varırken, Baykal’ın altını çizdiği “dini gereklilik” konusunu tamamen ihmal eder gözüküyor. Bu durumda, “Üniversitede başörtüsü özgürlüğünün gerekçesi neye dayanıyor?” sorusunun cevabı çok net değil. Ya da, üniversite dışında ve kamu görevindeki yasağın gerekçeleri, diğer alanlardaki yasakçıların gerekçelerinden farksız. Ya da Bahçeli, yasakçı çevrenin zorla getirildiği “kısmi özgürlük” sınırından bir adım ileriye gidemiyor.

Bu durumda; -Aslında, toplumun sosyo - kültürel alakaları, örtünme konusunda çok daha geniş özgürlükleri gerektiriyor. Laikliğin, dini inançlara karşı da daha pozitif yaklaşması lazım. İnanç özgürlüğü problemi, daha geniş bir özgürlük perspektifi ile çözülmeli, denebilir. -Aslında biz de daha geniş özgürlükten yanayız, bunu bu ülkenin kadın nüfusu hak ediyor, ama yasakçı direniş o kadar katı ki, gücümüz ancak buna yetiyor, denebilir.

Toplum bir başka mutabakat düzeyinde daha geniş özgürlükleri de gündeme getirebilir, denebilir. Bu dil, özgürlüklerin önünü açık bırakan ve daha farklı mutabakat zeminlerine kapı aralayan bir yaklaşımın dilidir. Ancak, yapılan bu değil. Yapılan, üniversite dışındaki tüm alanlarda özgürlük kapısını kapayıcı bir tavrın sergilenişi.

Sanki “üniversiteler için başörtüsü meşru, gerisi gayrı meşru” gibi bir yaklaşım. Bu çok yanlış. Şimdi, yasakçı kesim, MHP’nin bu tavrını, yazıya geçirtmek için olağanüstü çaba sarf ediyor. Bahçeli’nin bu noktadaki yaklaşımı çantada keklik gibi görüldüğü için, baskı daha çok Erdoğan ve Ak Parti’ye yönelik. Şu açık açık seslendiriliyor:

Yasak üniversitede kalksın ama, kamu görevinde ve üniversite dışındaki eğitim kurumlarında asla başörtüsü kullanılmaması için yasalara yazılı hüküm konsun! “Asla ve kat’a” demem şey bunun için. Şu anda bile, “üniversite ile sınırlı” bir özgürlük yürümüyor.

Böyle bir yasağın asla meşru yanı yoktur. Üniversite dışındaki yasak için getirilen gerekçelerin tümü sakattır. Böyle bir yasak, yazılı olarak gelecekse, bırakın üniversite için de yasak sürsün. Hiç olmazsa, millet, sistemdeki çarpıklığı, icra edilen zorbalığı ayan beyan görme imkanına kavuşur. Ne yani, birilerinin elindeki kırbacı almak bile onların lütuflarıyla mı olacak?

Bugün, 16.2.2008

Ahmet Taşgetiren

17.02.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Düğüm kördüğüm olabilir

  Asla ve kat’a!

  Yargıçlar ve Hâkimler ve Savcılar ve hepsi


 Son Dakika Haberleri