Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Başbakana çok açık bir mektup...

Sayın Başbakan, partinizin kapatılmasıyla ilgili şunları söylediniz: ‘Türkiye’nin demokratik saygınlığına gölge düşürenler, siyasi ve ekonomik istikrarını gözü kapalı tehlikeye atanlar bunun vebalini de taşıyacaklardır. Bu millet ne badireler atlattı, demokratik kazanımlar için ne bedeller ödedi. Ekonomik enkazların altından kalkarak bu günlere geldi. Bu millete böyle bir haksızlığı kimse reva göremez.”

Sayın Başbakan, demokrasiye gerçekten inandığınızı düşünenlerdeniz. Ancak demokrasi bir sistemler bütünüdür. Öyle vebal taşımakla filan korunamaz. Ankara Kriterleri’yle hiç korunamayacağını ise, sanırız 27 Nisan bildirisi, Ümraniye’de yakalanan bomba(cı)lar, Ergenekon çetesi ve en son olarak da bu dava size, bakanlarınıza ve partinize bir kez daha açık ve seçik göstermektedir.

Soru şu: Bu ülkenin en büyük problemlerinden birisi olan Kürt sorununa, uyguladıkları yanlış politikalarla yangına karşı körük kullananlar, sizce bunca insanın öldüğü bu olayın vebalini taşıyorlar mıdır? Kaldı ki kendi itiraflarıyla yanlışlar yaptıklarını söyleyenlere karşı, birisi çıkıp ‘kardeşim devlet deneme tahtası mı babanızın şirketi mi de böyle hoyratça konuşuyorsunuz’ diyebiliyor mudur? Bu işleri vicdanlara veballere bırakırsanız bu ülke demokrasi de göremez adam da olamaz...

Sayın Başbakan, bunun için bir sistem kurmanız gerekiyor. Bunu da yalnızca Avrupa Birliği süreciyle sağlayabilirsiniz. Ne acıdır ki başka bir seçeneğimiz de yok. içeride demokrasiye kastedenler açısından bakınca, sizce vatandaş zerre-i miktar önemli mi? Sizce yurdun en ücra köşesindeki bir karakolda şapkasını eline alıp, hazırolda beklediği halde, oğlu yaşındaki görevliden azar işiten yurttaşın ıstırabı / sancısı ile empati yapabiliyor mu onlar? Ya da hastanede doğum yapan bir annenin parası olmadığı için doğan çocuğunu esir bırakması karşısında çektiği acıyı hissediyorlar mı?..

Sizce neden böyle oluyor? Devleti şeffaflaştıramadığımızdan, hesap verilemez devlet yapısından, devletin putlaştırmasından, yargının özgürce işlememesinden kısacası demokrasinin kurallarının işlememesinden ve memura dokunamamamızdan oluyor değil mi? Demokratik ve şeffaf bir sistem kur(a)madığınız sürece bizim göremediğimiz demokrasi ve huzuru, torunlarımız ve hatta onların da torunları bile göremeyecek...

Sayın Başbakan, diyorsunuz ki “Bu millet ne badireler atlattı, demokratik kazanımlar için ne bedeller ödedi”. Üzgünüz, ama bir başbakan milletin atlattığı badireleri öne süreceğine o badireleri milletin başına saranlara ne yapıldığını hatırlatmalıydı. Demokratik kazanımlar için ödenen bedellere elbette saygımız var ama o bedelleri ödetenler ellerini kollarını sallaya sallaya hâlâ utanmadan / sıkılmadan ortalıkta dolaşıyorlarsa, yeni bedeller ödetmek için şeytanın aklına gelmez planlar yapıyorlarsa, siz iktidar olarak ödenen bedelleri değil, bundan sonra ödenecekleri önlemek için ne yaptınız diye sorarlar insana. Kanımızca siz de bunları anlatmalısınız.

Hiçbir şey yapmadınız deme insafsızlığını göstermeyeceğiz elbette. Bu ülke için reformlar yaptınız ama kabul edin ki son bir kaç yıldır demokrasinin sağlamlaşması için sizin partiniz içinde bile boşluklar / zaaflar, boş vermeler / köşe dönmeler baş göstermeye başladı. En azından yurt dışından bakılan Türkiye ve AKP algısı bu. Otokratik düzenlerin ertesinde demokratik bir sistem yaratmak azgın bir nehrin önüne baraj kurmaya benzer. İşte bu nedenle de boşluklara asla yer verilmemelidir. Sağlam temellere ve dayanaklara gereksinim vardır. Boşluklarla inşa edilmiş bir baraj, verdiğimiz onca emeğe rağmen yıkılması nasıl kaçınılmazsa, demokrasi projeleri de boşluk kaldırmaz ve kaldırmıyor da zaten. Tıpkı son yaşadığımız gelişmeler gibi, bakarsınız harcadığın(m)ız emeklerin hepsi birden boşa gitmiş.

“Oh olsunculara” zaten diyebileceğimiz bir şey yok. Onlar demokrasiyi hiç bir zaman sevemediler. Onlar hak arayan gençlerin idam fermanlarını imzalarken “Asmayıp da besleyelim mi!” diyebildiler. Öldürülenin bir insan olduğunu bile anlayamadılar... “Analar çok ‘Mehmet’ler doğurur” anlayışından bir adım öteye geçemediler, geçmediler.

Sayın Başbakan, bu millet badireler atlatmadı. Badire dedikleriniz sadece hız kasisleriydi. Bu millet direksiyonda kendisi otursa bile, uzaktan kumandayla kontrol edilen bir otobüsün içinde seyahat ediyor. Sözünü ettiğiniz badireler hep vardı ve maalesef sizin iktidarınız zamanında da süregeldi.

Mükemmel bir demokrasi mi sundunuz da “Badireler atlatıldı” diyebiliyorsunuz. Bu millet bu acıyı hep yaşadı, azıcık umut gördüğünde kelebekler gibi ışığa koştu ama umut bağladıkları insanlar iyi niyetle dahi olsa onlar için kalıcı bir demokrasi inşa etmedi / edemedi. Zaten ‘Cehenneme giden yolun taşları iyi niyetle döşenir’ denilmemiş mi? Maalesef bunun son halkası da, yaptığınız onca güzelliklere rağmen sizin iktidarınız oldu. Bir günde her şeyin değişmesini beklemiyoruz ama son iki yıl içerisinde iktidarınızın ilk iki yılında demokrasi adına yaymayı başardığınız sinerjiden eser var mı? Yoksa ortada kalan yalnızca günü gün eden ve ‘lay lay lom’ ile caka satan bir mezarın enkazı üzerinde kurulan yapı mı?

Sizce neden?.. Her şeye rağmen, demokrasimiz adına acı bir durum ama yine de sizden başka bir umut yok. Zaman zaman ortaya atılan “küheylanlar” sivrisinekler kadar bile cesaretli olamadılar. Umarız bu dava bir dönüm noktası olur da şu demokrasinin sallanan, gıcırdayan, dökülen duvarlarını tamir edersiniz. Etmezseniz ve emniyete güvenmezseniz öncelikle bu duvarın yıkılmasının altında siz kalacaksınız... Ve keşke ‘Ertuğrul Günayların sayısını çoğaltabilseniz...

Taraf, 17.3.2008

Önder Aytaç & Emre Uslu

18.03.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Başbakana çok açık bir mektup...

  Haydin imzaya...

  Mağduriyet çekirgesi üçüncü defa sıçrar mı?

  İddianame çok zayıf

  İttihatçı kafası


 Son Dakika Haberleri