"Gerçekten" haber verir 18 Şubat 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formuİletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Basından Seçmeler

Namaz suçu engelliyor!

Peşin herkesten özür dilerim; benim minik düşünce dünyamı fersah fersah aşar, haddim de değil bu konularda laf etmek ama kalbim temiz ve de konu ilginç...

TIME Dergisi’nin (Şubat) özel sayısının kapağında dua eden bir kadın resmi var ve ‘İnanç nasıl tedavi eder’ diye yazıyor. Kapaktaki ‘duanın iyileştirici gücü’ teması, ‘The Secret’ (Sır) filminde de bahsi geçen, ‘Washington Deneyi’ni çağrıştırdı.

Washington Deneyi diye bilinen olay, 1993 yılında ABD Başkenti’nde halka haber vermeksizin yapılan ve sekiz hafta boyunca devam eden bir toplu meditasyon sürecinde şehirde suç oranının yüzde 20 oranında düşmesinin bilimsel kabul görüp kayda geçirilmesiydi. (İnternette arama motorunda ‘Washington meditation crime’ yazdığınız anda bütün bilgiye ulaşabilirsiniz.)

Nedir?

Şehirde kimse bilmiyor ama birileri, ‘iyilikler güzellikler üzerimize olsun’ şeklinde huzur çağrısı yapıp, bu enerjiye yoğunlaştığında oranın sakinleri bir anda -sanki- daha iyi insanlar oluyor. Benim de aklıma düştü ki; bir huzur, iç güzellik, huşu ve iyiliklere dair titreşimler barındıran namaz benzer bir işlev görüyor olabilir diye...

Uzun lafın kısası kendimce dedim ki: Washington Deneyi doğru ise camilerinde namaz kılınan şehirlerdeki suç oranı namaz kılınmayan şehirlere oranla çok daha düşük olmalı! (Püf noktası: Kılanlar kılmayanları da pozitif etkiliyor.)

Bu bir varsayım, test edip doğru mu değil mi, hayatın gerçeklerince teyid ediliyor mu bakmak lazım...

Baktım nitekim!

* * *

Gerçi bu tür bir araştırmayı bilimsel yayın olarak taramak, verileri derlemek, ölçmek bir köşe yazısının konusu olamaz. Harika bir tez konusu olabilir. Filhakika ‘Namaz suçla ters orantılıdır’ varsayımının çok yüksek bir yüzdeyle doğrulanmasını bekleyebileceğimi söylerim... Örneğin kişi başına düşen cinayet vakası oranı istatistiklerinde ilk yirmi ülke (binde):

Kolombiya (0.61) 2. Güney Afrika (0.49) 3. Jamaika (0.32) 4. Venezuela (0.31) 5. Rusya (0.20) 6. Meksika (0.13) 7. Estonya (0.107) 8. Latvia (0.103) 9. Litvanya (0.102) 10. Belarus (0.098) 11. Ukrayna (0.094) 12. Papua Yeni Gine (0.083) 13. Kırgızistan (0.0802) 14. Tayland (0.800) 15. Moldovya (0.078) 16. Zimbabve (0.074) 17. Seyşel (0.073) 18. Zambia (0.070) 19. Kosta Rika (0.060) 20. Polonya (0.056)

Kırgızistan dışında bu ülkelerin hemen hepsi yüzde yüze yakın oranlarda Hristiyan nüfusa sahip. Nüfusunun yüzde 75’i Müslüman olan (toplam nüfusta Müslüman oranı sıralamasında 38’inci ülke) gelen Kırgızistan tek istisna olarak göze çarpıyor.

Ve dünya genelinde bir ülkede namaz kılınıyorsa toplam suç istatistiklerinin hemen hepsinde Müslüman toplumlarda suça eğilim düşük çıkıyor.

Elalem bu gerçeğin farkında mı?

Elbette! İslam ülkelerinde cinayet oranı neden düşük diye çok ciddi bilimsel çalışmalar yapılıyor. (Meraklısına: Cordova, Ana; ‘An Examinational Causes of Low Murder Rates in Islamic Societies’: American Society of Criminology). Fazla bahsetmeseler, yüksek sesle dile getirmeseler de harıl harıl araştırıyorlar.

Gerçi namaz bağlantısını kuran yok sanki... Belki bundan sonra birileri Londra, Paris benzeri şehirlerde cami olan bölgedeki suç oranını şehir geneline kıyaslamayı düşünür.

Keşke...

Tahminimce neticesi de dünyayı düşündürür!

Murat Birsel

Star, 17.2.2009

18.02.2009


İşsizlik ve silâhlanma

Tam günü gününe...

Bir yıl önce...

Yazdığım yazının başlığı ‘en zor meslek’ idi...

En zor meslek ne?

Kuşkusuz ve tartışmasız işsizlik... Dün açıklanan rakamlar, ‘en zor mesleğin’ biraz daha zorlaştığını söylüyor... Çünkü işsizlik hem oransal olarak, hem de sayısal açıdan çok belirgin bir şekilde artmakta... Üstelik bu artış, bir milyon kişinin iş bulmaktan umudunu kesmesi ve istatistiklerde işsiz olarak görünmemesine rağmen gerçekleşmekte...

* * *

2007’nin Kasım ayında yüzde 10,1 olan işsizlik oranı 2008’in Kasım ayında yüzde 12,3 oldu...

Biz çok genç bir nüfusa sahibiz... Gençlerimizin çoğu çalışmıyor. Sadece gençler mi?

Kadınlarımız da çalışmıyor... Hatta öyle ki on üç milyon kadın ‘ev kadını’ kabul edilerek işsiz sayılmıyor. Bu nedenle işgücüne katılım oranı önceki yılın aynı dönemine göre 1,5 puanlık artışla yüzde 48,4’e ulaştı...

Ne demek?

İstese çalışabilecek olan nüfusun, yani 49,5 milyon kişinin yarısından fazlası çalışmıyor demek. Ama büyük bir kitlenin çalışmadığı halde ‘işsiz’ görünmemesine rağmen işsizlik oranı yükseliyor.

* * *

Hálbuki...

Önceki yıla kadar umut verici bir performans vardı. Olumlu yan ise tarımdan gizli işsizlerin kopmaya devam etmesiydi... Tarım modernleşiyor, tarımdan kopanlar başka alanlarda iş bulabiliyor ve tarım sektörü içindeki gizli işsizlerden arınıyordu... Bu arınma da verimliliği artırmaktaydı.

Şimdi ise hızlı bir tersine dönüş yaşanıyor...

* * *

Ağır toplumsal sorunlarımız var. İşsizlik bunların arasında en yakıcı olanı... Ve oranı artmakta...

Dün açıklanan işsizlik oranları nedeniyle ‘fiili yaşam gerçeği’ siyasetin önüne geçti...

İşsizlik çığlığı, siyasal iktidar kavgaları da dáhil, tüm diğer sesleri bastırdı...

Başta işsizlik...

Toplumun delici sorunları köklü bir şekilde çözülmeyi bekliyor... Peki, bu sorunlar ve onların ilk sırasında hiç kıpırdamadan duran işsizlik sorunu nasıl çözülecek?

* * *

Dünkü Taraf Gazetesi’nde Süleyman Yaşar ‘IMF silah harcamalarına niye karşı çıkmıyor?’ başlıklı yazısında şunları yazıyordu: ‘Aslında Türkiye’nin kamu harcamalarında mali disiplin sağlanacaksa, üzerinde durulması gereken konu insanları daha iyi şartlarda yaşatan harcamaları kısmak değil, insanları öldüren harcamaları kısmaktır. Türkiye, savunma harcamalarıyla dünyada önde gelen ülkelerden biri. Türkiye, vatandaşlarının refahından, eğitim ve sağlığından fedakárlık yaparak silaha büyük paralar harcıyor.’

Türkiye’nin silahlanma harcaması ne kadar?

‘Türkiye her yıl yaklaşık 15 milyar dolar tutarında askerî harcama yapıyor.

Bunun bir kısmı cari harcama olarak yapılırken, önemli bir kısmı da silah alımına harcanıyor.’

Demek ki GSMH’nin yüzde 2’si...

Bütçe’nin de yüzde 8’i savunmaya gidiyor...

Bütçede ‘korucu maaşları’ ya da ‘sahil güvenlik’ gibi doğrudan savunma harcama kalemi gibi görünmeyenleri dáhil edince, bu oran daha da büyür...

* * *

Dün açıklanan rakamlar geçen yılın Kasım ayına aitti... Gözüken o ki...

Aralık, Ocak, Şubat rakamları daha da iç kapayıcı olacak...

İşsizlik toplumun üzerine çığ gibi geliyor... Bireysel dramlardan, toplumsal depremlere açık bir bataklığa doğru sürüklenmekteyiz...

* * *

Kriz tümden bizi savurmadan...

Silip süpürmeden... ‘Savunma harcamalarında’ da önemli bir tasarrufa gidilemez mi?

* * *

İşsiz ve yoksul...

Huzursuz ve mutsuz bir toplumun birincil ihtiyacı savunma mıdır, refah ve gönenç mi?

Mehmet Altan / Star, 17.2.2009

18.02.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır