02 Eylül 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Haberler

 

Etle tırnak gibiyiz

Türkiye’de yapılan araştırmalar, Türkler ile Kürtler arasında herhangi bir problemin olmadığını ortaya koyuyor. Türkler ve Kürtler arasında aile, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinin kurulduğu ve bu ilişkilerin zaman içinde derinleştiği belirlendi. Her iki Türkten birinin komşusu Kürt iken; Türk, Kürt, Laz, Çerkez gibi farklı kökenden gelenleri bir arada tutan en önemli bağın ise din faktörü olduğunda birleşiliyor.

Etle tırnak gibiyiz

TÜRKİYE'DE yapılan araştırmalar, Türkler ile Kürtler arasında herhangi bir sorun olmadığını ortaya koyuyor. Türkler ve Kürtler arasında aile, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinin kurulduğu ve bu ilişkilerin zaman içinde derinleştiği belirlendi. Her iki Türkten birinin komşusu Kürt iken; Türk, Kürt, Laz, Çerkez gibi farklı kökenden gelenleri bir arada tutan en önemli bağ ise din faktörü. SETA tarafından POLLMARK’a yaptırılan ‘Türkiye’de Kürt Sorunu Algısı’ konulu araştırma, Türkiye genelini temsilen çok aşamalı örnekleme yöntemiyle belirlenen 601 köy ve mahallede, 2 bin 497 noktada toplam 10 bin 577 kişi üzerinde gerçekleştirildi. Sonuçlar, Türkiye’nin demografik ve toplumsal yapısına ilişkin önemli veriler sunuyor. Her iki Türkten birinin Kürt komşusu olduğu belirlendi. Son 25 yılda yaşanan şiddet, terör, kışkırtma ve iki kesimi birbirinden soğutma çabalarına rağmen, halkın sağduyusu ve birlikteliğin ortak harcı olan değerler Türkler ile Kürtleri birbirinden koparamadı. Türklerin yüzde 57.1’i Kürtler hakkında; Kürtlerin ise yüzde 86.4’ü Türkler hakkında iyi kanaate sahip.

Bu durum, demokratikleşme açılımını bir parçalanma ve bölünme olarak yansıtanların Türkiye sosyolojisini başarılı biçimde okuyamadıklarına işaret ediyor. Bu bulgular ayrıca, Kürtlerin büyük çoğunluğunun bir azınlık psikolojisine sahip olmadığını da gösteriyor.

Araştırmaya göre, Türklerin yüzde 33.8’inin yakın akrabaları arasında bir Kürt olduğunu, yüzde 69.9’un ise bir Kürt ile evlilik bağıyla yakın akraba olmaktan rahatsız olmayacağını belirtiyor. Buna karşın, Kürtlerin yüzde 67’sinin yakın akrabaları arasında bir Türk olduğu, yüzde 87.1’nin ise bir Türk ile evlilik bağıyla yakın akraba olmaktan rahatsız olmayacağını ifade ediyor. Türklerin yüzde 59.4’ü yakın arkadaşları arasında bir Kürt olduğunu, yüzde 75.5’nin ise bir Kürt ile yakın arkadaşlık kurabileceğini, buna karşın Kürtlerin yüzde 83.6’sının yakın arkadaşları arasında bir Türk olduğunu ve yüzde 92.3 gibi bir çoğunluğunun ise bir Türk ile yakın arkadaşlık kurabileceğini belirtiyor. Her iki Türkten birinin bir Kürt komşusu varken; yüzde 78.3’ü de bir Kürt ile komşu olmaktan rahatsız olmayacağını dile getiriyor. Kürtlerin yüzde 70’inin bir Türk komşusu olduğu ve yüzde 90.5’inin bir Türk ile komşu olmaktan rahatsız olmayacağını kaydediyor. İş hayatındaki ilişkilerde ise karşılıklı güven yüksek çıktı. Türkler’in yüzde 74’ü Kürtlere karşı ve Kürtlerin yüzde 88.5’i Türklere karşı güven duyuyor.

ÖCALAN VE DTP KÜRTLERİ TEMSİL ETMİYOR

Toplumda, Kürtlerin ayrı bir devlet kurmak istediklerine dair ciddî bir algı oluşmuş durumda. “Kürtler ayrı bir devlet kurmak istiyor mu ?” sorusunu araştırmaya katılanların yüzde 64.4’ü evet cevabını verirken, yüzde 24.6’sı hayır cevabını verdi. Türklerin yüzde 71.3’ü, Kürtlerin de yüzde 30.3’ü “Kürtlerin ayrı bir devlet kurmak istediklerini” ifade ediyor. Araştırmanın ilginç verilerinden bir de “DTP’nin siyasî fikirleri Türkiye’deki tüm Kürtleri temsil ediyor mu?” sorusunda ortaya çıkan sonuçlar. Araştırmaya katılanların yüzde 38.1’i DTP’yi tüm Kürtlerin temsilcisi olarak görürken, buna karşılık yüzde 50 gibi yüksek sayılabilecek bir oran ise DTP ve Kürtler arasında doğrusal bir temsil gücü olmadığını düşünüyor. Araştırmada yer alan bir diğer önemli soru, “Abdullah Öcalan ve PKK’nın siyasi fikirleri Türkiye’deki tüm Kürtleri temsil ediyor mu?” önermesi. Katılımcıların yüzde 37.4’ü, tüm Kürtler ve Öcalan/PKK arasında temsil bağı görürken, yüzde 50.1’i temsil gücü iddiasına karşı çıktı.

02.09.2009


 

Katliâm sanıkları mahkemede

Mardin’in Bilge Köyünde 7’si çocuk 44 kişinin öldürüldüğü saldırıyla ilgili açılan ve güvenlik gerekçesiyle Çorum’da görülmesi kararlaştırılan dâvânın ilk duruşması bugün yapılacak.

Bilge köyü katliâmının ilk duruşması bugün

MARDİN'İN Bilge köyünde 7’si çocuk 44 kişinin öldürüldüğü saldırıyla ilgili açılan ve güvenlik gerekçesiyle Çorum’da görülmesi kararlaştırılan davanın ilk duruşması bugün yapılacak. Mardin’in Bilge köyünde 44 kişinin öldürüldüğü saldırıyı düzenledikleri gerekçesiyle haklarında dava açılan 11 tutuklu sanığın yargılanacağı davanın ilk duruşması, bugün saat 09.30’da Çorum Adalet Sarayı’ndaki Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu’nda görülecek. Saldırıyı düzenledikleri gerekçesiyle haklarında dava açılan ve güvenlik gerekçesiyle Çorum’da yargılanmalarına karar verdiği 1’i çocuk 11 tutuklu sanık A.K.Ç, M.S.Ç, S.Ç, M.Ç, Ö.Ç, A.H.Ç, M.Ç, A.Ç, M.Ş.Ç, A.Ç. ile A.Ç, 8 Ağustos’ta Gaziantep F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’ne nakledilmişti. Bu sanıklardan 18 yaşından küçük olan M.Ş.Ç. ile ilgili soruşturma ayrı yürütülecek. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 43 sayfalık iddianamede, tutuklu 9 sanık hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ‘’tasarlayarak ve canavarca hisle adam öldürme’’ suçundan 36’şar kez, 7 çocuğun öldürülmesi suçundan 7’şer kez ve gebe olduğu bilinen kadını öldürmek suçundan da 1’er kez olmak üzere 44’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. İddianamede, tutuklu 9 sanığın, 4’ü çocuk 10 kişiyi de ‘’kasten öldürmeye kalkışma’’ suçundan 200’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Sanıklardan 18 yaşından küçük olan M.Ş.Ç. ile ilgili soruşturmanın ayrı yürütüldüğü kaydedilen iddianamede, evinde 6 adet el bombası bulunan Ahmet Çelebi hakkında da 17 yıla kadar hapis cezası istendi.

02.09.2009


 

Büyüme demokratik açılımla mümkün

MEMUR-SEN'E bağlı Eğitim-Bir-Sen Erzurum 2 Numaralı Şube Başkanı Zinnur Şimşek, Türkiye’nin büyümesinin “demokratik açılım” ile mümkün olacağını söyledi.

Sendika binasında basın toplantısı düzenleyen Şimşek, demokratik açılımın sağlanması halinde Türkiye’nin önündeki birçok problemin ortadan kalkacağını ifade etti. Demokratik açılımın Kürtler’in değil, ülkedeki bütün insanların hakkı olduğuna vurgu yapan Şimşek, “Türkiye’de yaşayan bütün insanların demokratik hakkı sağlanmalı” dedi. Güçlü ve müreffeh bir Türkiye için herkesin inandığı ve düşündüğü gibi yaşamasının ve bunun için de önlerindeki engellerin kaldırılmasının gerekliliğine vurgu yapan Şimşek, “Demokratik açılımı kendimiz için değil çocuklarımız, geleceğimiz için istiyoruz. Bunun içinde üniter yapıdan taviz verilmemelidir” diye konuştu. Genelkurmay Başkanlığı’nın verdiği Zafer Bayramı resepsiyonuna Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a eşsiz davetiye gönderilmesinin de demokratik nezaketle bağdaşmadığının altını çizen Şimşek, “Zafer Bayramı resepsiyonunda Sayın Cumhurbaşkanı’nın eşine reva görülen hareketi tasvip etmiyoruz. Nezaketten uzak bir davranıştı” şeklinde konuştu.

02.09.2009


 

AKP’den Kürtçe pankart

AKP Batman İl Başkanlığı, Ramazan ayı sebebiyle “Paylaşmak güzeldir, sen de sofranı paylaş” anlamına gelen Kürtçe “Par Kirin Xweş e, Tu ji Sifra Xwe Par Bike” yazılı pankart astırdı.

Vatandaşlar, uygulamaya olumlu tepki gösterdi. AKP İl Başkanlığı, Kürtçe pankartın yanı sıra, şehrin değişik noktalarına asılan “Onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif tüm Batman halkına ve İslâm âlemine hayırlı olsun” şeklinde Türkçe mesajlar içeren pankartlarla da vatandaşların Ramazan ayını kutladı.

02.09.2009


 

Babacan, G-20 toplantısına katılacak

DEVLET Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 4-5 Eylül 2009 tarihlerinde Londra’da gerçekleştirilecek olan G-20 Bakanlar ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısına katılacak.

Alınan bilgiye göre, 4 Eylül Cuma günü Londra’ya gidecek olan Babacan’ın, Cuma ve Cumartesi günleri, G-20’ye katılan ülkelerin bakanları ve IMF ile Dünya Bankasının üst düzey yetkilileriyle de görüşmesi bekleniyor. Londra’daki G-20 Bakanlar ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısında, -20 Liderler Zirvelerinde alınan söz konusu kararların uygulanmasında kaydedilen gelişmeler ve bu ay sonunda ABD’nin Pittsburg şehrinde gerçekleştirilmesi beklenen Liderler Zirvesine sunulacak teklifler de ele alınacak.

02.09.2009


 

Öğretmenlik başvuruları başladı

MİLLÎ Eğitim Bakanlığının (MEB) 10 bini sözleşmeli, 5 bini kadrolu toplam 15 bin öğretmen kadrosuna yapacağı atamalar için başvurular başladı.

MEB, 2008 ve 2009 KPSS10 puan üstünlüğü esasına göre 10 bin sözleşmeli ve 5 bin kadrolu öğretmen ataması gerçekleştirecek.Başvurular 11 Eylül 2009 tarihinde sona erecek. Adaylar, ‘’2009-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu’’na Bakanlığın ‘’http://personel.meb.gov.tr’’ adresinden ulaşabilecek.Elektronik başvuru formunun doldurulmasından sonra adayların onay işlemleri il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde yapılacak. Atamalar, 14 Eylül 2009 tarihinde bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek ve aynı gün Bakanlığın internet sayfasından duyurulacak.

02.09.2009


 

Ege Denizi’nde bir saatte 7 deprem

EGE Denizi’nde gece yarısı 63 dakika içinde büyüklüğü 2.8 ile 3.9 arasında değişen 7 sarsıntı meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan bilgiye göre, saat 00.49’da meydana gelen ve merkez üssü İzmir Salman açıkları olan hafif şiddetteki ilk depremin büyüklüğü 3.9 olarak ölçüldü. Bu depremi, aynı bölgede saat 00.55’de 3.6, 00.58’de 2.9, 01.15’te 3.1, 01.11’de 2.8, 01.25’de 3.0 ve son olarak merkez üssü Urla olan saat 01.52’deki 3.2 büyüklüğünde çok hafif şiddetli sarsıntılar izledi.

02.09.2009


 

Şırnak’ta, 2 terörist teslim oldu

BÖLÜCÜ terör örgütünden kaçan 2 teröristin, Şırnak’ın Silopi ilçesinde güvenlik güçlerine teslim olduğu bildirildi.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan bölücü terör örgütüyle mücadeleye ilişkin duyuruya göre, Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde 29 Ağustosta güvenlik kuvvetlerince iki katlı bir mağarada ele geçirilen malzemelere ek olarak; ‘’8,4 kilogram A-4 plastik patlayıcı, 61 metre infilaklı fitil, 420 adet hafif silâh mühimmatı, 561 adet 12.7 mm’lik uçaksavar mühimmatı, 273 adet 7.62 mm BKC mühimmatı, 900 kilogram gıda maddesi’’ bulundu. Beytüşşebap’ın dağlık arazi kesi minde ayrıca bölücü terör örgütü mensuplarınca tuzaklanmış 6 adet el bombası ele geçirildi. Hakkâri’nin Çukurca ilçesi dağlık arazi kesiminde de çeşitli silâh, mühimmatı ve hayat malzemesi bulunduğu bildirildi.

02.09.2009


 

Zabıta 183 yaşında

ZABITA teşkilatının 183. kuruluş yıl dönümü kapsamında İstanbul’da çeşitli törenler düzenlendi.

Edirnekapı’daki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı Kompleksi önünde toplanan yaklaşık 70 zabıta, araç konvoyu oluşturarak Vatan Caddesi, Atatürk Bulvarı, Galata Köprüsü ve Dolapdere’den geçerek Taksim’e ulaştı. Buradaki tören, Cumhuriyet Anıtı’na çelenklerin konulması, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklâl Marşı’nın okunmasının ardından sona erdi.

02.09.2009


 

Kayıtlar yasaklı başladı

Üniversiteye kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri hafta başında başladı. 7 Eylül tarihine kadar sürecek kayıtlar ile birlikte bazı üniversitelerde, başörtülü adayların anayasal hakları yine engellendi. Çukurova Üniversitesine kayıt olmak isteyen başörtülü öğrenciler, oluşturulan bir paravan arkasında başörtülerini çıkararak kayıt yapılan binaya girebildiler.

ÖSS’yı kazanarak üniversiteye kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri hafta başı başladı.

7 Eylül tarihine kadar sürecek kayıtlar ile birlikte bazı üniversitelerde, başörtülü adayların anayasal hakları yine engellendi.

Çukurova Üniversitesi’ne kayıt olacak adaylar, gerekli belgeler ile birlikte başvurularını yapıyor. Balcalı Yerleşkesinde oluşturulan öğrenci işleri kayıt merkezine başvuran adaylardan kılık- kıyafet ile ilgili olarak “Yüksek Yargı Organları tarafından verilmiş kararlara uymaları isteniyor. ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, Prof. Dr. Akınoğlu, kayıt alanında ailelerinde bulunması sebebiyle kılık kıyafet konusunda esnek idda ederek, ancak bina içinde kuralların uygulandığını savundu. Başörtülü bazı öğrenci adaylarının, oluşturulan bir paravan arkasında başörtülerini çıkararak, kayıt yapılan bina merkezine girdikleri gözlendi.

Demokratik açılım ve özgürlüklerin “konuşulduğu” bir Türkiye’de başörtülü öğrencilerin kaydı sırasında ortaya çıkan manzara acı bir gerçeği gösteriyor. Öğrenciler, kayıt için Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’na giderken, başörtülerini çıkararak girebiliyor.

02.09.2009


 

Ortak paydaları konuşalım

Dinî cemaat liderleriyle iftarda bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, ayrılıkları, farklılıkları değil, ortak paydaları konuşmak gerektiğine işaret ederek, ortak paydanın da tek Allah inancı, ahiret inancı olduğunu söyledi.

Ortak paydaları konuşalım

DİNÎ cemaat liderleriyle iftarda bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, ayrılıkları, farklılıkları değil, ortak paydaları konuşmak gerektiğini belirtti.

Diyanet İşleri Başkanlığınca İstanbul The President Hotel’de verilen iftar yemeğinde, dinî cemaat liderleri bir araya geldi. İftarın ardından konuşan Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, bu akşam ayrılıkları, farklılıkları değil, ortak paydaları konuşmak gerektiğine işaret ederek, 3 büyük semavi dinin 3 temel ortak paydasının olduğunu, bunların da tek Allah inancı, ahiret inancı ve dünyada iyi ve güzel şeyler yapmaktan oluştuğunu söyledi.

Bardakoğlu, söz konusu 3 unsurun, medeniyetlerin temelini oluşturduğunu, dinleri ve insanları barıştırıp buluşturduğunu kaydetti. ‘’Dinler arası diyalog’’ dendiğinde dini liderlerin koşarak diyaloğa kapılarını açtıklarını vurgulayan Bardakoğlu, şöyle konuştu:

‘’Dinler arası diyalog dendiğinde, insanların dinlerini empoze etmesi ve başkasını kendi dinine çekmesi değil, herkesin kendi dinine, kendi özüne, kendi çizgisine sahip çıkarak, ötekiyle bir araya gelebilmesinden bahsediyoruz. Her dinin kendi asli hürriyetini koruyarak, farklı din mensuplarıyla aynı sofrada bir araya gelebilmelerini, birbirini dinleyebilmelerini kastediyoruz. Keşke insanların birbirlerini anlayabilmesi sadece din adamları arasında kalmasaydı.

Biraz da siyasetçiler, devlet adamları, dünyayı bu hale getirenler birbirlerini yakından tanıyıp dinleyebilselerdi. Sadece bizim diyalog kurmamız, sevmemiz, saymamız yetmiyor, diğer unsurların da buluşmaları ve bir araya gelmeleri gerekiyor.’’

02.09.2009


 

Özcan: Nüfus cüzdanı ve ikamet istenmeyecek

YÖK Başkanı Prof. Dr. Ziya Özcan, üniversite kayıtlarına ilişkin üniversitelere gönderdiği ikinci genelgede, öğrencilerden daha önce alınmış olan ve değişmediği beyan edilen bilgi ve belgelerin yeniden istenmemesi gerektiğini bildirdi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, rektörlüklere, 24 Ağustos 2009’da üniversite kayıtlarıyla ilgili genelge göndermişti. Özcan’ın, rektörlüklere son gönderdiği aynı konuya ilişkin kapsamlı genelgede, 31 Temmuz 2009 tarihli “Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik”in ilgili maddeleri uyarınca üniversiteye yapılacak öğrenci kayıtları sırasında istenecek belgelere yer verildi. Buna göre, nüfus cüzdanı ve ikamet belgesi istenmeyecek, bu veriye ulaşmak için öğrenciden T.C. Vatandaşlık Numarası bilgisi istenecek. Katkı payları dışında kayıt için öğrencilerden her ne ad altında olursa olsun mevzuat dayanakları olmayan hiçbir ücret istenmeyecek. Ancak öğrenci kayıtlarında istenen belgenin aslının getirilmesi halinde belgenin fotokopisinin aslına uygunluğu kontrol edildikten sonra ilgili görevli tarafından onaylanacak. Üniversiteler beyanın doğruluğunu adli sicil bilgilerini verebilecek mercilerden talep ve teyit etmek üzere adli sicil belgesi (sabıka kaydı) yerine adlî sicil beyanı isteyecek.

02.09.2009


 

ÖSYM, 40 sınav için 148.5 milyon TL harcadı

ÖĞRENCİ Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) geçen yıl boyunca yaptığı ve yaklaşık 5 milyon kişinin katıldığı sınavların maliyeti 148 milyon 450 bin 447 TL’yi buldu.

ÖSYM’nin 2008 yılı Faaliyet Raporu’ndan derlenen bilgilere göre, kurum geçen yıl Öğrenci Seçme Sınavı dahil 41 sınav düzenledi. 4 milyon 881 bin 592 kişinin katıldığı sınavlarda, sınav merkez yöneticisinden bina denetim sorumlusuna, evrak kuryesinden güvenlik görevlilerine toplam 808 bin 86 personel görev yaptı. 2008 yılındaki sınavlar için 208 adet test hazırlanırken, 21 kurum için görevde yükselme sınavında kullanılmak üzere 5 bin 880 soru hazırlandı. Soru hazırlamak ve soruları denetlemek için üniversitelerden ve diğer kurumlardan 426 öğretim üyesi ve uzman görev yaptı. Üniversiteye giriş sınavları için hazırlanan 3 bin 170 sorudan bin 457’si soru kitapçıklarında yer aldı. Hazırlanan testlerin ve soru kitapçıklarının basılması, paketlenmesi, nakliyesi, sonuçların değerlendirilmesi, adaylara duyurulması işlemleri için büyük bütçeler ayıran ÖSYM, 2008’de en çok harcamayı KPSS için yaptı.

02.09.2009


 

Yargıya baskı kendi içinden de gelir

ADALET Bakanı Sadullah Ergin, yargıya sadece yasamadan, yürütmeden baskı gelmez. Yargıya kendi içinden baskı gelebileceğini belirtti.

Ergin, TRT 2’nin canlı yayınında soruları cevapladı Yargı Reformu Strateji Taslağı hakkında bilgi veren ve taslağın hazırlanma sürecini anlatan Ergin, taslağın geniş katılımla mutabakata varılarak hazırlandığını söyledi. Sadullah Ergin, Taslağın 2. aşamasını oluşturan Eylem Planı’nın tamamen Adalet Bakanlığınca hazırlandığını belirtti. Yargı Reformu Strateji Taslağı’nda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısının değiştirilmesine ilişkin yeni düzenlemeler bulunduğunu hatırlatan Ergin, düzenlemelerden örnekler verdi. Uluslar arası belgelerde HSYK’nın yapısına ilişkin eleştiriler bulunduğunu ifade eden Ergin, HSYK’nın 7 olan üye sayısının 20 ya da 21’e çıkarılacağını, Yargıtay ve Danıştay’ın HSYK’ya doğrudan üye göndereceğini anlattı. Kürsüdeki hakim ve savcıların da kendi aralarında yapacakları seçimin ardından Kurul’a doğrudan üye göndereceğini, bu seçimde kazananların HSYK üyesi olacağını belirten Ergin, avukat, öğretim üyesi gibi hakim ve savcı olmayan hukukçular arasından Cumhurbaşkanı ve Parlamento tarafından seçim yapılmasının da öngörüldüğünü kaydetti.

HSYK üyeleri arasında Adalet Bakanı’nın ve Adalet Bakanı Müsteşarı’nın bulunması, Cumhurbaşkanı ve Parlamento tarafından HSYK’ya üye seçilmesi konularıyla ilgili itirazlar geldiğini hatırlatan Ergin, ‘’Sadece hakimlerin yapmış olduğu seçimle kurulan, yani tamamını hakimlerin belirlediği bir yapı dünya ve Avrupa’da kabul gören bir yapı değil’’ dedi.

Ergin, şöyle konuştu: ‘’Yargıya sadece yasamadan, yürütmeden baskı gelmez. Yargıya kendi içinden baskı gelebilir, medyadan baskı gelebilir, yargıcın kendi ideolojik bakış açısı, kendi inanışları bir baskı oluşturabilir. Dolayısıyla yargı bağımsızlığı dediğimiz zaman sadece siyasetten, Meclis’ten değil, yargının kendi içerisinden de gelebilecek baskılara karşı kamuoyundan, medyadan gelebilecek baskılara karşı bağımsızlığını sağlayabilecek bir mekanizmayı kurmamız lazım. Bağımsızlığı sadece Kurul’da bakanın bulunup bulunmamasına indirgemek çok kolaycılık olur.’’ Türkiye’nin şu andaki mevcut yapısıyla dünyada eşi benzeri olmayan bir yöntem uyguladığını belirten Ergin, ‘’Bizim şu andaki Yüksek Kurulumuz, oluşumu ve işleyişi itibariyle nevi şahsına münhasır bir yapı’’ dedi.

02.09.2009


 

Ev kredisi alanlar zorda

İzmir Emlakçılar ve Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Rıdvan Akgün, tutsat (mortgage) sisteminin Türkiye’ye girmesiyle, belli bir gelir seviyesine sahip bireylerin ev sahibi olma imkânlarının arttığını, ancak doğru yönlendirilmeme nedeniyle birçok alıcının zor günler yaşadığını söyledi.

Ev kredisi alanlar zorda

İZMİR Emlâkçılar ve Emlâk Müşavirleri Derneği Başkanı Rıdvan Akgün, tutsat (mortgage) sisteminin Türkiye’ye girmesiyle, belli bir gelir seviyesine sahip bireylerin ev sahibi olma imkânlarının arttığını, ancak doğru yönlendirilmeme sebebiyle birçok alıcının zor günler yaşadığını söyledi. Akgün, doğru yönlendirilmeme sebebiyle bir çok kişinin ev hayaliyle başlayan serüveninin, bankaların evlere el koymasıyla ya da aile içinde geçim sıkıntısına bağlı sorunlarla sonuçlandığını kaydetti. Düzenli gelire sahip ailelerde 10 yıllık kredi ödemesi hesapları yapılırken, ‘’ev sahibi olmanın cazibesine kapılınarak’’ bazı ihtiyaçların ikinci plana itildiğini, oysa sağlıklı işlemesi istenen bir süreçte planlama yapılırken bütün ihtiyaçların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Akgün, ‘’Aldıkları evin bedelinin tamamını kredi olarak kullanan çok sayıda kişi, geri ödemelerde zorlanarak sonunda pes ediyor’’ dedi. Akgün, ev sahibi olma niyetindeki kişinin, ev bedelinin bir bölümünü öz kaynaklarıyla karşılaması gerektiğini belirterek, bankaların gelirin yüzde 40’ına kadar kredi kullanımına imkân tanımasına karşın, kendilerinin bu oranı bile yüksek bulduklarını söyledi ve ‘’Aylık ödemelerinizin toplam gelirinizin üçte birini geçmemesi gerek’’ diye konuştu.

02.09.2009


 

Sözleşmeli öğretmenler için imza kampanyası

TÜRK Eğitim-Sen Genel Başkanı Koncuk, sözleşmeli öğretmenlere de ‘’il emrine atanma hakkının’’ verilmesi için imza kampanyası başlattıklarını bildirdi. Koncuk, yaptığı yazılı açıklamada özür grubu atama başvuruları tekrar alınarak kadrolu öğretmenlere ‘’il emrine’’ atanma hakkının verildiğini hatırlattı.

Aynı hakkın sözleşmeli öğretmenlere verilmemesini eleştiren Koncuk, ‘’Sözleşmeli öğretmenlerimizin mağduriyetleri bakanlık tarafından sürekli olarak görmezden gelinmektedir’’ dedi. Koncuk, şunları kaydetti: ‘’Sendikamız sözleşmeli öğretmenlerimize hukukî destekte bulunmak suretiyle konunun yargıya taşınmasında yardımcı olacaktır. Yıllardır yapılan kadrolu-sözleşmeli ayrımcılığının artık sonlandırılması gerekmektedir.’’

02.09.2009


 

Şanlıurfa’dan 38 ülkeye Ramazan coşkusu

ŞanlIurfa’dan yayın yapan Kanal Urfa Televizyonu, Ramazan coşkusunu otuz sekiz ülkeye taşıyor. Kanal Urfa, Şanlıurfa’ya hasret duyan yüz binlerce insanın özlemini Rızvaniye Camii ve Balıklıgöl’den canlı olarak yayınlanan iftar ve sahur programlarıyla bir nebze de olsa gidermeye çalışıyor.

Konuyla ilgili olarak bilgi veren Ramazan Programları Koordinatörü Emre Barış “Amacımız yüz binlerce insanın gözünde tüten bu mekânları izleyicilerimizin evine kadar taşımak. Şanlıurfa’nın mistik bir havası var. Geçmişten günümüze kadar bozulmamış değerleri ve tarihi dokusuyla Anadolu’nun bu güzide şehrini dünyaya tanıtmak istiyoruz. Kaliteli yayın anlayışımızla insanların Ramazan ayını daha renkli yaşamasını amaçladık. Balıklıgöl ve Rızvaniye’den yaptığımız canlı yayınlarımız yoğun ilgi gördü. Yurt içi ve yurt dışından çok olumlu tepkiler aldık. İnsanlarımız, ‘İstanbul dışından da kaliteli işler yapabilecek TV kanallarına ihtiyaç olduğunu söyleyerek Kanal Urfa’nın kaliteli yayın anlayışı ile bir boşluğu doldurduğunu’ ifade ediyorlar. Canlı yayın konuklarımız dinî ve sosyal konularda halkımızı bilgilendiriyor. Program konuklarımız arasında 14 Eylül günü Yeni Asya gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular da olacak” dedi. İftar ve sahur programlarının halk röportajları bölümünde soru sorulan bütün vatandaşlara Yeni Asya Neşriyat ve Merve Yayınevi’nden kitap hediye ediliyor. Kur’ân-ı Kerim, 100 Soruda Oruç, 100 Soruda Zekât ve Ramazan İktisat ve Şükür Risâleleri’nin hediye edildiği röportajları yapan Tuba Ezo Çınar, “Halkın Ramazan nabzını röportajlarımızla tutuyoruz. Röportajlarımızda hediye ettiğimiz kitaplar insanımızı mutlu ediyor. Kitaplar sayesinde röportajlarımızı bir okul hükmüne çevirdik” şeklinde konuştu.

Kanal Urfa’nın uydu bilgileri:

TURKSAT 3A, 12685 Dikey, 30000 Yatay FEC/ 5/6

Şanlıurfa / SÜLEYMAN BEYDİLLİ

02.09.2009


 

Sosyal fobi terfiye engel

GAZİANTEP Üniversitesi (GAÜN) Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Altındağ, ‘’Sosyal fobisi bulunan insanlar birçok fırsatı kaçırabilir. Bu rahatsızlığı nedeniyle terfi edemeyen, yükselemeyen bir sürü insan var” dedi.

Doç. Dr. Abdurrahman Altındağ, yaptığı açıklamada, insanların çoğunlukla sosyal fobiyi bir hastalık gibi değil, bir endişe, bir kaygı hali gibi değerlendirdiğini ve tedavisinin olabileceğini çok fazla düşünmediğini söyledi. Doç. Dr. Altındağ, sosyal fobinin girilen sosyal bir ortamda onaylanmayacak, beğenilmeyecek bir davranışta bulunmaktan duyulan korku olarak nitelenebileceğini belirtti.

Altındağ, sosyal fobi görülen her 3 hastadan ikisinde çekingen kişilik bozukluğu da bulunduğunu ve hastalığın genellikle 15-25 yaş arasında başladığını dile getirdi. Sosyal fobisi bulunan kişilerin, kendilerinde kaygı hali meydana getiren ortamlardan kaçınarak hayatlarını sürdürebildiğini ancak bunun kişinin birçok fırsatı ya da imkânı kaçırmasına sebep olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Altındağ, kişi öğretmen ya da öğretim görevlisi olacaksa bundan kaçındığını ve bu yönde bir tercih yapmadığını, karşı cinsle olan ilişkilerinde zorlandığını, üst düzey bir yöneticiyle konuşmaktan çekindiği için kariyerinde belki de yükselemediğini dile getirdi.

Altındağ, şöyle konuştu: ’’Sosyal fobisi bulunan insanlar birçok fırsatı kaçırabilir. Bu rahatsızlığı nedeniyle terfi edemeyen, yükselemeyen bir sürü insan var. Genellikle sosyal fobisi olan insanlar bir şekilde yakınlarının bunu fark etmesi sonucu doktora yönlendiriliyor. Tedaviden olumlu sonuç alan çok sayıda hasta var.’’

Doç. Dr. Altındağ, sosyal fobinin psikoterapi ve ilâç gibi yöntemlerle tedavi edildiğini, tedaviden olumlu sonuçlar alındığını kaydetti. Altındağ, şöyle konuştu: ’’Sosyal fobisi bulunan kişiler, genellikle sosyal ortamlardan ve kişilerle göz temasında bulunmaktan kaçınır. Kişilerde böyle ortamlara girdiklerinde bir an önce ortamdan uzaklaşma isteği oluşur. Yüz kızarması, terleme, ağız kuruması, kalp çarpıntısı gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir. Bu kişinin diğer insanlarla çeşitli şekillerde ilişki kurmasının önüne geçen bir hastalıktır. ’’

ÇOCUKLAR RENCİDE EDİLMEMELİ

Sosyal fobinin oluşumunda ergenlik ve çocukluk dönemi yaşantılarının önemli etkisi olduğunu dile getiren Altındağ, şöyle konuştu: ’’Bu dönemde, katı ve otoriter ebeveyn tutumları çocuğun kendisini ifade etmesine imkân verilmemesi ve kendini ifade ettiğinde çocuğun utandırılması, zor durumda bırakılması ve rencide edilmesi olumsuz etkilere neden oluyor."

02.09.2009


 

İftar topu yerine, ses bombası

ANKARA'NIN tarihi dokusuyla ünlü ilçesi Beypazarı’nda iftar topunu patlatan görevlinin yaşlanması üzerine iftar ve sahur vaktinde ses bombası kullanılmaya başlandı.

Belediye Başkanı Cengiz Özalp, yaptığı açıklamada, önceki Ramazanlarda ilçedeki en hakim yer olan Hıdırlık Tepesi’nde kurdukları topu, iftar ve sahur vakitlerinde patlatarak gelenekleri uyguladıklarını söyledi. İftar topunu patlatmakla görevli 82 yaşındaki Mazhar Eroğlu’nun, yaşının ilerlemesi sebebiyle sağlık sorunları yaşadığını belirten Özalp, ‘’Top nostaljisini yakalamak amacıyla birçok yerde başarıyla uygulanan ses bombasını patlatmaya başladık. İftar ve sahur vakitleri yaptığımız bu uygulamayı vatandaşlar da oldukça benimsedi’’ dedi.

02.09.2009


 

Balıkta Ramazan bereketi

BALIK avı sezonunun başlamasıyla birlikte denize açılan balıkçılar, ilk avlarını gerçekleştirdi. Trabzonlu balıkçılar ise sezonun ilk avından ağları dolu döndü.

İstanbul'da Kumkapı, Sarıyer, Rumeli Feneri ve Mimarsinan gibi balıkçı barınaklarından akşam saatlerinde Karadeniz ve Marmara Denizi’ne açılan balıkçılar, sezonun ilk avının ardından sabahın erken saatlerinde Kumkapı’daki balık haline gelmeye başladı. Çok sayıda esnaf da hale gelerek ilk getirilen balıkları satın aldı. Marmara Denizi’ne çıkan balıkçılar ise az miktarda sardalya ve istavrit ile barınaklara döndü.

02.09.2009


 

BM'den, iklim için acil çağrı

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun, insanlığın geleceği için bütün liderlere iklim değişikliği konusunda acil olarak harekete geçmeleri çağrısında bulundu.

Kuzey kutbu bölgesinde Norveç’in denetimindeki adaları ziyaret eden Ban, şimdiki iklim politikalarının sürdürülmesinde ısrarlı olunursa 30 yıl içinde kutuplarda hiç buz kalmayacağını söyledi. Ban, Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak olan BM zirvesinde dünyanın dikkatini çekmeye çalışacağını belirterek, daha fazla vakit kaybedilmemesi gerektiğini vurguladı.

02.09.2009


 

Türkiye betona mahkûm oldu

TMMOB Mimarlar Odası Samsun Şube Başkanı Selami Özçelik, yaptığı açıklamada, mimaride ahşabın giderek terk edildiğini söyledi.

Ahşabın tabiî, sağlıklı ve dayanıklı bir malzeme olmasına karşın, yanlış bilgiler sebebiyle konutlarda kalan son ahşap doğramaların da çıkarılarak yerlerine plâstik doğramaların takıldığına işaret eden Özçelik, insanların farkında olmadan sağlıklarını da riske attıklarını bildirdi. Betonarme binalarda çoğunlukla yapay ürünlerin kullanıldığını, yapay ürünlerin ise yetersiz denetim sebebiyle bazı riskler taşıdıklarını belirten Özçelik, şöyle dedi. ‘’Yapay malzemelerin hepsinin sağlığa aykırı olduğunu söylemiyoruz. Ama yapay malzemelerin içine kimyasal malzemeler giriyor. Bunun çok iyi denetlenmesi gerekir. Ülkemizde ise bu denetimin çok iyi yapıldığını söylemek mümkün değil. Yapay malzemelerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri zamanla ortaya çıktığı için farkında değil insanlar. Duvardaki boyanın kalitesini bilmiyoruz. Doğramada ahşap yerine plâstik kullanıyoruz. Oysa plâstiklerin büyük bir kısmı sağlığa çok zararlı, kanserojen madde içeriyor.’’ Beton binalarda nem oranının yüksek olması sebebiyle astım, romatizma, dolaşım bozuklukları gibi hastalıkların giderek arttığını ifade eden Özçelik, betonun ve beton binaların yoğunluğunun insan psikolojisini de olumsuz etkilediğini öne sürdü.

AHŞAP HEM DAYANIKLI, HEM SAĞLIKLI

YanlIş bilgilerin insanları ahşaptan uzaklaştırdığını, oysa ahşabın son derece dayanıklı ve sağlıklı bir malzeme olduğunu söyleyen Özçelik, depreme ve yangına karşı en güvenli malzemenin ahşap olduğunu vurguladı. Depremde insanları betonun ağırlığının öldürdüğünü, 100 metrekarelik betonarme karkas sisteminin ağırlığı 75 ton iken aynı ölçüde ahşap yapının ağırlığının 2,5-4 ton olduğunu belirten Özçelik, yangında da yapılan testler sonucu ahşabın beton ve çelik binalardan daha dayanıklı olduğunun belirlendiğini ifade etti. Karadeniz gibi ağacın bol olduğu, klâsik mimarisinde ahşaba önemli bir yer veren bölgede yaylaların bile artık betonarme yığını hâline geldiğini söyleyen Özçelik, bugün ahşabı iyi işleyecek ustalarının da kalmadığını savundu. ‘’Klâsik mimarimizde ahşabın önemli bir yeri olmasına rağmen ne yazık ki betona mahkûm edildik’’ diyen Özçelik, şöyle devam etti: ‘’Amerika’daki konutların ortalama yüzde 90’ını ahşaptır, Fransa ve Almanya’da tüm yapılarda ahşap kullanımı yüzde 80 civarındadır. Türkiye’de ise bu oran yüzde 5’i geçmez. Sorunlara günlük çözümler, bilimden, san'attan, tarihten uzaklaşmak, binaların rant kapısı olarak görülmesi, yasalardaki boşluklar, imar tadilatları şehirlerimizi beton binalarla doldurdu.’’ İnsanların tabii olana dönüş arayışlarının sürdüğünü ifade eden Özçelik, zaman içinde ahşabın değerinin de anlaşılacağını kaydetti.

02.09.2009


 

Kartpostal 72 yıl sonra ulaştı

Fransa’dan bir kişinin nişanlısına gönderilen kartpostal, ancak 72 yıl sonra adrese ulaştı.

Monaco-Matin gazetesinin haberine göre, bir Fransız’ın Monacolu nişanlısına gönderdiği kartpostal, 25 Ağustos’ta Monaco Postanesi’ne geldi. Olga Platini (94), kartpostalın 11 Ağustos 1937’de J.A. Achiardi tarafından o zamanlar nişanlısı olduğu kardeşi Fernande Roberi’ye gönderildiğini söyledi. Monaco Postanesi’nin müdürü Jean-Luc Delcroix ise kartpostalın, evrak dolabının arkasına düşmüş ve bulunduktan sonra adrese gönderilmiş olabileceğini bildirdi.

02.09.2009


 

Cepte mobil reklâm dönemi

Cep telefonlarına yüklenecek kısa bir yazılımla ekrana mobil reklâm gelebilecek. Görüşmenin ardından telefonun ekranında gelecek reklâmlardan ilgisini çekmeyeni kapatabilecek olan kullanıcılar, beğendiği reklâmın hedef linkini ‘’tık’’layabilecek. Kullanıcılar, reklâmları takip durumlarına göre ödüllendirilebilecek.

Alınan bilgilere göre, MyScreen tarafından geliştirilen uygulama, özellikle ‘’akıllı cep telefonu’’ olarak da adlandırılan, yazılım yüklü ‘’Smartphone’’ türü cep telefonları üzerinde çalışıyor. Kullanıcıya gönderilen bir SMS ile uygulama cep telefonuna yüklenebiliyor. Kullanıcı bu yazılıma ilgi duyduğu alanları işaretliyor ve daha sonra uygulama o alana yönelik reklâm görüntülerini konuşma bittikten sonra ekrana yansıtıyor. Reklâm, kullanıcının ilgisini çekerse üzerinde bulunan linke ‘’tıklanarak’’ ilgili ürünün internet sitesine de ulaşılabiliyor. Buradan alış veriş yapıldığı takdirde de kullanıcıya çeşitli promosyon hediyeler veriliyor.

02.09.2009


 

Sağlıklıysanız her gün aspirin almayın

Kalp ve damar hastalıklarını önlemek amacıyla her gün kullanılan aspirinin sağlıklı kişiler için zararlı olduğu bildirildi. İngiltere’de yapılan bir araştırmada, kalp ve damar hastalarında kanın pıhtılaşmasını önleyen aspirinin iyi etkileri yadsınmamakla birlikte, sağlıklı insanların her gün aspirin kullanmasının tehlikeli olduğu belirtildi.

Edinburgh Üniversitesi profesörlerinden Gerry Fowkes, araştırmayı, İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenen Avrupa Kardiyoloji Kongresi’nde sundu. Araştırmaya destek veren profesörlerden İngiliz Kalp Vakfı Müdürü Peter Weissberg, her gün hafif dozda kullanılan aspirinin, göğüs anjini, kalp krizi veya beyin kanaması riskini önlediğini ama kalp ve damar hastası olmayan sağlıklı kişilerin kalp ve damar hastalığını önlemek için aspirin kullanmamaları gerektiğini, çünkü aspirinin sağlıklı kişilerde kanama riskini arttırdığını ifade etti. Araştırmada, 8 yıldan sonra deneklerin yüzde 2’sinde kanama tesbit edildiği kaydedildi.

02.09.2009


 

Ters çıkan organ, tersten nakledildi

Dokuz Eylül Üniversitesinde (DEÜ) gerçekleştirilen operasyonla, organları normal insanların simetrisinde bulunan kadavradan alınan karaciğer, siroz hastasına ters duruşla yerleştirildi. Vak’anın, dünya literatüründe bildirilen 4 benzerinin bulunduğu kaydedildi.

DEÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Astarcıoğlu ile donörden karaciğeri çıkaran Yard. Doç. Dr. Ünek, konuya ilişkin açıklamada bulundu. Yard. Doç. Dr. Ünek, Buca’daki hastanede kadavranın karnını açtığında, organlarının normal insandakinin tam simetriği şeklinde yerleştiğini gördüğünü belirterek, şunları kaydetti: ‘’Yani karaciğer normalde sağdayken bu hastada solda, dalak soldayken bunun sağda. Bütün organlar yer değiştirmiş. Kalbi de solda değil, sağa yatık. Biz bu donörü değerlendirdik, karaciğeri çıkardık. Durumu daha üstteki hocalarımıza bildirdik. Onlar da ‘kabul edilebilir’ şeklinde görüş belirtti. Üniversiteye getirdikten sonra da karaciğer başarılı şekilde ters olarak diğer hastaya nakledildi.’’ Kırşehir’in Mucur ilçesinden gelerek karaciğer nakli olan emekli Yusuf Kılıç durumunun çok iyi olduğunu belirtti.

02.09.2009


 

Üniversiteye yapay zekâlı mülâkat asistanı

Boğazİçİ Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, Yazılım Mühendisliği Yüksek Lisans Programı mülâkatlarında yapay zekâlı mülâkat asistanı ‘’HRbot’’u kullandı.

Boğaziçi Üniversitesinden yapılan yazılı açıklamada uygulamaya ilişkin görüşlerine yer verilen Yazılım Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Koordinatörü Prof. Dr. Ufuk Çağlayan işe alım uzmanları için geliştirilen yapay zekâlı mülâkat asistanının üniversitelerden büyük ilgi gördüğünü, Web üzerinde mülâkat yapan ‘’HRbot’’un, dünyadaki ilk uygulama olduğunu belirtti. Çağlayan, ‘’HRbot’’un, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Yazılım Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Güz 2009 mülâkatlarında test amaçlı kullanıldığını, işe alım ve 360 derece performans değerlendirme mülâkatları için tasarlanan HRbot’un, daha çok Yazılım Mühendisliği Yüksek Lisans Programı mülâkatlarına göre uyarlandığını vurguladı. Öğrenci adayları için yüz yüze görüşme öncesi simülasyon niteliği taşıyan mülâkatta HRbot’un, adaydan aldığı cevaba göre sorularını belirlediğini ve adayların cevaplarını düzenli bir rapor haline getirdiğini belirten Çağlayan, öğrenci adayları ile HRbot aracılığıyla yapılan görüşmelerin detaylı bir rapor halinde elektronik ortamda olmasının, kısa sürede daha fazla öğrenci adayını tanımalarını sağladığını kaydetti.

02.09.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Bütün haberler

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.