|
Güncel |
İsrail'in katlettiği gazeteci için özel soruşturma açılsın |
TAZMİNAT DA TALEP EDİLMELİ
Federasyon, İsrail’in gemilerde bulunan 10’dan fazla ülkeden 100 civarındaki gazeteciyi tutuklaması sebebiyle özel soruşturmanın zorunlu olduğunu da bildirdi.
UGF'den Kılıçlar için özel soruşturma talebi
ULUSLARARASI Gazeteciler Federasyonu (UGF), Gazze’ye insanî yardım götüren gemilere İsrail saldırısını görüntülemek isterken öldürülen Türk gazeteci Cevdet Kılıçlar için “özel soruşturma” yapılmasını istedi. UGF Genel Sekreteri Aidan White, yaptığı yazılı açıklamada, “İzah edilmesi gereken korkunç şartlarda bir gazetecinin öldürüldüğünü ve en az bir diğerinin ağır yaralandığını biliyoruz. Ayrıca gazetecilere nasıl davranıldığı ve malzemelerine el konulması konusunda bilgi topluyoruz. Bütün bu yaşananlar, gazeteci haklarının ihlâl edildiği konusunda yeni endişeler doğuruyor” dedi. İsrail’in gemilerde bulunan 10’dan fazla ülkeden 100 civarındaki gazeteciyi tutuklaması sebebiyle özel soruşturmanın zorunlu olduğunu bildiren UGF, gazetecilere saldırı ve kötü muamele hakkında topladıkları bilgi ve delilleri içeren dosyanın tamamlanmasıyla İsrail’den tazminat talep edeceklerini duyurdu. |
|
06.06.2010 |
HÜKÜMET HAREKETE GEÇSİN |
HUKUK YOLLARI İŞLETİLSİN
İsrail'e karşı uygulanacak yaptırımlara ekonomik ve siyasî ambargoların da dahil edilmesi gerektiğini belirten Gani, “Bu kabul edilemez insanlık suçunun fail ve sorumlularının cezalandırılması için uluslararası hukuk yolları âcilen işletilmelidir” dedi.
Vahşetin peşi bırakılmasın
Kamu Hukukçuları Derneği Genel Başkanı Hacı Mehmet Gani, hükümetin, İsrail hakkında Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın öngördüğü tüm yaptırımların alınması yönünde girişimlerde bulunması gerektiğini belirtti. Gani, yaptığı açıklamada, İsrail kuvvetlerinin yardım gemilerine düzenlediği saldırının korsanlık olduğunu ifade etti. Saldırının uluslararası hukuka ve uluslararası hukuk tüzel kişilerine yapılan bir saldırı olduğunu vurgulayan Gani, açık denizde yapılan eylemin hiçbir hukuki, meşru gerekçesinin olmadığını, İsrail’in uluslararası deniz hukuku kurallarını açık olarak ihlal ettiğini kaydetti. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) bu gibi sularda evrensellik ilkesini benimsediğine işaret eden Gani, TCK’nin 13/1 maddesine göre, deniz, demir yolu veya hava yolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması ya da bu araçlara zarar verme suçları dünyanın neresinde işlenirse işlensin failinin Türk veya yabancı olduğuna bakılmaksızın Türk kanunları tarafından cezalandırılabileceğini belirtti. Gani, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: ‘’BM Güvenlik Konseyi’nin uluslararası hukuku defalarca ihlal eden İsrail hakkında BM Şartı’nın öngördüğü tüm (kınama, ekonomik ve siyasi ambargo) yaptırımları alması yönünde hükümetin girişimlerde bulunması gerekmektedir. Diğer yandan bu kabul edilemez insanlık suçunun faillerinin, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek olayın sorumlularının cezalandırılması için uluslararası hukuk yollarının acilen işletilmesi gerekmektedir. İsrail’in yaptığı saldırı Türkiye’nin şahsında kesinlikle uluslararası hukuka ve uluslararası hukuk tüzel kişilerine karşı yapılan bir saldırıdır. Olayı sahiplenmesi gerekenler de öncelikli olarak BM başta olmak üzere uluslararası hukuk tüzel kişileridir.’’ |
|
06.06.2010 |
Türkiye bu cinayetle kirletilemez |
Başpiskopos: Bu olay Türkiye’yi kirletemez
İzmİr Katolik Kilisesi Başpiskoposu Ruggero Franceschini, Papalık Anadolu Temsilcisi Piskopos Luigi Padovese’nin öldürülmesi ile ilgi bu kötü olayın Türkiye’yi kirletmesine izn vermeyeceğini, olayı Papa’ya aktaracağını söyledi. Hatay’ın İskenderun ilçesinde bıçaklanarak öldürülen Papalık Anadolu Temsilcisi Piskopos Luigi Padovese için ayin düzenlendi. Katolik Kilisesi’nde düzenlenen ayine, İzmir Katolik Kilisesi Başpiskoposu Ruggero Franceschini, Adana Katolik Kilisesi Pederi Fransua Dondu ve Antakya Katolik Kilisesi Pederi Domonico Bertogli katıldı. Franceschini’nin yönettiği ayinde dualar edildi. Törende bazı vatandaşlar gözyaşlarını tutamadı. Kilisenin konuk odasında baş sağlığı ziyaretlerini kabul eden Franceschini, Padovese’nin de buradaki insanlarla iyi ilişkiler içinde olduğunu ifade ederek şunları söyledi: ‘’Bu karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde her zaman ilerlemeyi temenni ediyorum. Düşüncelerimiz, inançlarımız farklı da olsa birbirimizi iyilikle karşılamak, bizim her zaman temennimizdir. Bunun her zaman devamını getireceğiz. Buradaki birlikteliğimizi Roma’ya kadar götüreceğim. Bu kötü olayın Türkiye’yi kirletmesine izin vermeyeceğim. Bu olayı Papa’ya aktaracağım’’ dedi. Franceschini, bu olayın karşılıklı sevgi ve barışı engelleyemeyeceğini söyledi. |
|
06.06.2010 |
Papa’yı KKTC'ye dâvet etti |
KKTC Din İşleri Başkanı Dr. Yusuf Suiçmez, bugün Kıbrıs Rum kesimine gelen Papa 16. Benediktus’a KKTC’ye davetini yineledi. Kıbrıs Rum kesiminde bulunan Papa 16. Benediktus’a, Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla bir davet mektubu gönderen Suiçmez, mektubunda, ‘’Kıbrıs’a planlanan ziyaretiniz kapsamında yazıyorum ve bu tarihi fırsat kapsamında Kuzey Kıbrıs’ı da ziyaret etmenizin önemini vurgulamak istiyorum’’ dedi. Papa’nın ziyaretini Güney Kıbrıs’la sınırlı tutacağını öğrenmekten hayal kırıklığı duyduğunu ifade eden Suiçmez, şunları kaydetti: ‘’Ada’nın her iki tarafını da ziyaret etmeniz, dinler arası diyaloğa ve yanı sıra Ada’daki her iki halkın barış içinde bir arada yaşaması için gerekli koşullarının kurulmasını amaçlayan müzakerelere yönelik destek mesajı açısından iyi bir fırsat olacaktır. Bu nedenle kutsal şahsiyetinizin, ziyaretinizi sadece Güney Kıbrıs ile sınırlı tutacağını öğrenmekten hayal kırıklığına uğradık. Böyle bir durum, hiç kuşku yok ki, tüm ön yargıların kırılması ve Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki verimli diyaloğun yükseltilmesi yönündeki değerli çabalarınızla da çelişmektedir. Aziz şahsiyetinizin bu planlarınızı yeniden gözden geçireceğinizi ve Kuzey Kıbrıs’a davetimizi kabul edeceğinizi umuyor ve inanıyorum; ziyaretinizin Kıbrıs sorununun var olan parametreler çerçevesinde gerçek bir çözüme kavuşturulması yolunda, tüm büyük dinlerin ağır basan ilkeleri olan tolerans ve uzlaşma çerçevesinde çözümü gereğinin vurgulanması konusunda fırsat olacağını düşünüyorum.’’ |
|
06.06.2010 |
Demirel, memleketinde demokrasi müzesini ziyaret etti |
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslâmköy beldesinde adına yaptırılan Demokrasi ve Kalkınma Müzesi’nde incelemelerde bulundu. Basın mensuplarının alınmadığı ziyarette Demirel’i hemşehrileri, külliyenin çevresinde bekledi. Demirel’in müzeden çıkışında 59 yaşındaki Ali Akbıyık, ayaklarındaki rahatsızlık sebebiyle yürüyemediğini belirterek, ‘’Baba hoş geldin. Bana tekerlekli sandalye alıver’’ dedi. Bunun üzerine Demirel, bu talebin yerine getirileceğini kaydetti. 9. Cumhurbaşkanı Demirel, kendisini bekleyen basın mensuplarının müze hakkında açıklama yapıp yapmayacağı konusundaki sorusuna ise, ‘’Şu anda yapmayacağım’’ diye cevap verdi. Müze haline getirilen, ailesiyle birlikte yaşadığı evi de gezen Demirel, külliyedeki incelemeleri sonrası Barla’daki kardeşi Şevket Demirel’e ait eve dinlenmeye çekildi. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in hayatı ve 55 yıllık siyasî hayatına ilişkin belgelerin yer aldığı İslâmköy Demokrasi ve Kalkınma Müzesi’nde Süleyman Demirel’in doğduğu evi de içine alan müzenin ana binasının büyük kubbesi, Demirel’in Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemi, yedi kubbesi ise başbakanlık dönemlerini simgeliyor. Müzede Demirel’in yazdıkları da dahil olmak üzere 45 bin kitap, 27 bin süreli yayın ve 7 binin üzerinde hediyelik eşya ile 4 bin kadar tablonun yer aldığı bir de kütüphane bulunuyor. |
|
06.06.2010 |
Ergenekon’da 4 tutuklama |
“Ergenekon’’ soruşturması kapsamında gözaltına alınan 6 kişiden, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz’in de aralarında bulunduğu 4’ü, İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklandı. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulandıktan sonra tutuklanmaları talebiyle İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen avukatlar Mehmet Cengiz, Ali Hadi Emre, Tülay Bekar ve Kutbettin Kaya’nın tutuklanmasına karar verildi. Tutuklama kararı verilen 4 avukat, cezaevine gönderildi. Bu kişilerden Cengiz, Emre ve Kaya’nın Metris Cezaevine, Bekar’ın ise Bakırköy Kadın Cezaevine götürüldükleri belirtildi. Mahkeme, emekli Albay Canfer Balçık ve Türkiye Atletizm Federasyonu Asbaşkanı Hüseyin Yıldırım’ı ise adli kontrol uygulanmak suretiyle serbest bıraktı. |
|
06.06.2010 |
Barzani, TÜSİAD heyeti ile bir araya geldi |
Irak’In kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani ve beraberindeki heyet, Türkiye ziyareti kapsamında Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner başkanlığındaki TÜSİAD heyeti ile bir araya geldi. Türkiye ve Kuzey Irak arasındaki ekonomik ve ticarî ilişkilerin ele alınacağı görüşmeye, Erbil Başkonsolosu Aydın Selcen ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra TÜSİAD yönetim kurulundan Haluk Dinçer, Tayfun Bayazıt, Volkan Vural, Cansen Başaran, Zafer Yavan ile TÜSİAD üyesi ve Irak çalışma Grubu Başkanı Şerif Egeli de katıldı. Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşme dolayısıyla TÜSİAD Genel Merkezi önünde yoğun güvenlik tedbiri alındığı gözlendi. |
|
06.06.2010 |
Sav: Baykal istifa ederken dönüş sinyali verdi |
CHP Genel Sekreteri Önder Sav, eski genel başkan Deniz Baykal’ın kaset olayından sonra istifasını açıklarken dönüş sinyali de verdiğini söyledi. Sav, “O gün çok hisseden olmadı, ben anında yakaladım. Daha okuduğu an hissettim. MYK’de okuduğu an, Deniz Bey’in dönüş kararlılığı satırların arasında vardı” dedi. “egedesonsoz.com” sitesine konuşan Genel Sekreter Sav, o süreçte hem Baykal’ın yanında hem de karşısında bir görüntü verdiğini anlattı. Sav, Baykal’ın geri dönmemesi gerektiğini, kendisinin istifadan sonraki grup toplantısında söylediğini belirtti. Önder Sav, toplantıda, “Bundan sonra göbeğimizi biz keseceğiz, parti kesecek. Deniz Baykal, Mustafa Kemal gibi İsmet Paşa gibi Bülent Ecevit gibi tarihte unutulmazlar arasında yerini almıştır” dediğini kaydetti. Bu mesajının artık dönmesin demek olduğunu ifade eden Sav, grup toplantısından çıktıktan sonra, “Kimse. Deniz Baykal istifa etti diye avucunu ovuşturmasın” diyerek basını da ters köşeye yatırdığını kaydetti. Sav, gençlik kollarının yaptığı eylemi de saçma bulduğnu “İnadına Baykal” mitinginin fos çıktığını ifade etti. Sav, “Hiçbir yetkisi olmadığı halde Mehmet Sevigen, il örgütlerine telefon etmeye başladı. Partide fonksiyonu, yetkisi olmayan bir adam… Bir iki il ve belediye başkanını haşladım. ‘Kim bu Sevigen de onun talimatıyla otobüs kaldırıyorsun?’ dedim. Diyor ki; il, ilçe örgütlerine, ‘genç olması şart değil. Kimi bulduysanız doldurun getirin.’ Maksat kalabalık olsun. Nitekim çok cılız bir kalabalık oldu. 60 bin kişi bekliyorlarmış, bin 500-2 bin kişi ancak vardı” diye konuştu. |
|
06.06.2010 |
Lüks oto vurgunu ihbarla önlendi |
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’ya yapılan bir ihbar, kullanılmış lüks otomobilleri, gümrüğe sıfır olarak beyan ederek Türkiye’ye ithal etmeye çalışan şebekeyi ortaya çıkardı. Alınan bilgiye göre, Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’ya, yanıltıcı beyanla yurt dışından lüks otomobil getirildiği yönünde ihbar geldi. Bunun üzerine Bakan Yazıcı tarafından verilen talimatla İstanbul Kaçakçılık İstihbarat ve Narkotik Gümrük Muhafaza ekipleri, Yeşilköy’de bir antrepoya operasyon düzenledi. Gümrük Muhafaza Genel Müdürü Neşet Akkoç’un da bizzat katıldığı operasyonda, Almanya’dan ithal edilen lüks otomobillerin gümrüğe sıfır olarak beyan edildiği tespit edildi. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden gelen uzmanlar, Mercedes marka otomobillerin sıfır kilometre araç olmadıklarını, Türkiye’ye getirilmeden önce Almanya’da 3 bin 500 - 4 bin kilometre yol yaptıklarını, verdikleri teknik raporla belgeledi. El koyulan son model siyah renkli 7 Mercedesin piyasa değerinin 1 milyon 285 bin lira olduğu öğrenildi. Lüks otomobilleri yanıltıcı beyanla yurda sokmaya çalışan 2 kişi gözaltına alınarak savcılığa sevk edildi. Otomobilleri sıfır olarak işleme sokan gümrük personeli hakkında da soruşturma açıldı. |
|
06.06.2010 |
Yaralı gönüllüler iyileşiyor |
israil’in yardım gemilerine düzenlediği saldırıda yaralanan ve Türkiye’ye tedavi altına alınan 24 hastadan 7’sinin yoğun bakımdaki tedavisinin sürdüğü, bunlardan 5’inin durumunun daha iyi olduğu bildirildi. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Metin Doğan, hastanelerinden tedavileri sürmekte olan İsrail’den getirilen yaralıların son durumu ile ilgili yazılı açıklama yaptı. 1’i İrlanda, 23’ü Türk vatandaşı 24 yaralıdan 7’sinin tedavisinin yoğun bakımda devam ettiğini belirten Doğan, açıklamasında şunları dile getirdi: ‘’Yoğun bakımda yatan hastalardan birisi beyin cerrahisi tarafından acilen ameliyata alınmıştı. Şu anda hastanın yoğun bakımda tedavisi devam etmektedir. Durumu ciddiyetini muhafaza etmekle birlikte, geldiğine göre daha iyidir. Yoğun bakımda tedavi gören diğer hastalardan birinin daha durumu iyiye gitmekle birlikte ciddiyetini korumaktadır. Diğer 5 yoğun bakım hastasının durumu daha iyidir. Bu hastalardan birkaçını önümüzdeki günlerde yoğun bakımdan çıkarmayı düşünüyoruz.’’ Yoğun bakımda tedavi gören hastalar dışındaki yaralıların tedavisinin yataklı ünitede devam ettiğini ifade eden Doğan, bazı hastalara ortopedi, plastik cerrahi, genel cerrahi ve göğüs cerrahisi uzmanları tarafından müdahalede bulunulduğunu belirtti. Yataklı ünitede tedavi gören 17 hastadan durumu daha iyi olanların gelecek hafta başından itibaren taburcu edilmesinin planlandığını bildiren Doğan, yaralıların durumlarının genel olarak iyiye gittiğini de belirtti. |
|
06.06.2010 |
Bu anlayışla AB zor |
Bahçeşehir Üniversitesi Amerikan Araştırmaları Merkezi’nin düzenlediği “Global Liderlik Forumu” Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say sahnesinde gerçekleştirilrdi. 3 gün süren forum, ulusal ve uluslar arası siyaset, akademi ve bürokrasi dünyasından önemli isimlere ev sahipliği yaptı. Formun “AB Entegresyon Sürecinde Türkiye” başlıklı panelde konuşan AP eski üyesi Joost Lagendjik,Türkiye’nin müzakere başlıklarının bir çoğunun blokeli durumda olduğunu ve bu sebeple müzakerelerin duracağı şeklinde söylentilerin hızla yayıldığını söyleyerek, kendisinin bu görüşte olmadığını vurguladı. Her yılın Ekim-Kasım aylarında ilerleme raporlarının açıklandığını ifade eden Lagendjik, “Türkiye’nin önünde sosyal politikalarla alâkalı Alevî, Kürt sorunu, din özgürlüğü, askerin siyasete müdahelesi gibi başlıklar varken AB’ye girmesi mümkün değildir. AK Parti’nin bu durumda verdiği sözleri yerine getirmesi gerekiyor” dedi. Lagendjik, panel sonrası bir soru üzerine ise şunları söyledi: “Lütfen kendiniz olun. Olduğunuz gibi kalın ve AB’ye öyle girin. Benim gördüğüm kadarıyla Fransa’ya veya diğer Batılı ülkelere benzeme telâşı var. Bu çok gereksiz bir şey. Fransa kendi renkleriyle AB içerisinde yer almaktadır. İrlanda öyle. Ben de Türkiye’de zaten Fransa’ya benzemediği için yaşıyorum.”
VARADİ’DEN SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜNE DESTEK SÖZÜ
Panelde konuşmacı olarak yer alan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Tibor Varadi ise vize konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Varadi, İspanya başkanlığında göç meselesinin gündeme alındığını ve Türk yetkililer ile önemli görüşmeler yapıldığını söyledi. İlk biometrik pasaportun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e teslim edildiğini vurgulayan Varadi, “Her ülke kendi vize politikasını uyguluyor. Türklerin seyahat özgürlüğü için gereken desteği vereceğiz. Bu görüşmelerden ya vizesiz ya da simplike bir vize şartı çıkacağı ümidini taşıyorum” diye konuştu. |
|
06.06.2010 |
Hükümete “çevre sorunlarını çözün” çağrısı |
Akdemir, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, toprak, su ve havanın canlı hayatır birbirinden ayrılmaz üç temel ögesi olduğunu vurgulayarak, sanayi atıklarının hava, su ve toprağa karışmasının önlenmesini istedi. Akar ve durgun suların insan ve hayvan atıkları ile kirletilmemesi gerektiğine işaret eden Akdemir, kirli havanın önlenmesi için uygun yakıt ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması, baca gazı emisyonlarında gerekli filitrasyon sistemlerinin kullanılmasının gerektiğini ifade etti. Yanlış sulama sistemleri ve biçimleri ile tuzlanma ve çoraklaşmanın ortaya çıktığına dikkati çeken Akdemir, sanayi ve evsel atıkların uygun şekilde bertaraf edilmesi, hava, su ve toprağa karışmasının önlenmesi gerektiğini belirtti. Akdemir, su tüketiminde titiz davranılarak savurganlık yapılmaması gerektiğini devurguladı. Endüstrileşme sonucu fabrikalarda insan gücüne gereksinimin artması, iç göçler, işsizlik, susuzluk ve açlığın toprakları çölleşen bir ülkenin hayatî sorunu olduğunu belirten Akdemir, şunları kaydetti: ‘’Böyle bir ülkede, gelir dağılımındaki adaletsizlik artmakta, çarpık kentleşme, doğal kaynakların aşırı kullanımı ve tahribi, çevre kirliliğini kaçınılmaz olarak başımıza sarmaktadır. Çevre sorunlarının çığ gibi arttığı ülkemizde de hükümetler, çevre konusunda bütün önlem ve uygulamaların yetkili ve sorumlusudur. Kötü uygulamaların ve eksikliklerin müsebbibi ve suçlusudur. AKP iktidarını çevre sorunlarını çözmeye çağırıyoruz.’’ Akdemir, DP olarak, ülkenin bütününde dengeli bir istihdam ve ekonomik refahı güçlü kılan bir programla demokrasinin tanıdığı insan hakları çerçevesinde, doğal, kültürel ve tarihî değerleri korumayı ve hayat kalitesini yükseltmeyi asli görevlerden saydıklarını ifade etti. |
|
06.06.2010 |
Erdoğan, spor adamlarına “demokratik açılım”ı anlattı |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘’demokratik açılım’’ı anlatmak için spor adamları ile İstanbul’da bir araya geldi. Başbakan Erdoğan, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde bir araya geldiği Fatih Terim, Ali Şen, Aziz Yıldırım, Faruk Süren, Ertuğrul Sağlam ve Rıdvan Dilmen’in de aralarında bulunduğu davetlilerin tek tek ellerini sıktı.Toplantıya, Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay da katıldı. |
|
06.06.2010 |
Mustafa Sarıgül ay sonu partisini kuruyor |
Türkıye Değişim Hareketi (TDH) lideri Mustafa Sarıgül, 26 Haziran 2010 tarihinde partilerini kuracaklarını bildirdi. Sarıgül, Wow İstanbul Convention Center’de düzenlediği basın toplantısında, ‘’Türkiye’nin önüne yepyeni bir alternatif koyuyoruz. 26 Haziran 2010 tarihinde ‘Bismillah’ diyerek partimizi kuruyoruz. 26 Haziran Türkiye Cumhuriyeti için yeni bir dönüşüm noktası olacaktır. 26 Haziran’dan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. 26 Haziran’dan sonra Ankara’daki oyunları bozacağız’’ dedi. İ |
|
06.06.2010 |
Gerçeker: Toplum bağımsız yargıya sahip çıkmalı |
Yargitay Başkanı Hasan Gerçeker, yargının tarafsız ve bağımsız olmasına vurgu yaparak, “Toplumun her kesimi bağımsız yargıya sahip çıkmalıdır” dedi. Ankara’nın Beypazarı ilçesinde gerçekleştirilen Beypazarı Tarihi Evler, El Sanatları, Havuç ve Güveç Festivali’nin açılışına katılan Gerçeker, konuşmasında yargının tarafsızlığına vurgu yaptı. Adaletin en büyük değer olduğuna işaret eden Gerçeker, bunu gerçekleştirecek olanın da yargı olduğunun altını çizdi. “Toplumun her kesimi bağımsız yargıya sahip çıkmalıdır” diyen Gerçeker, yargının dış ve iç etkenlerden arındırılması gerektiğini de kaydetti. |
|
06.06.2010 |
Tunceli’de karakola yine taciz ateşi |
Tuncelı’nın Ovacık ilçesinde bir jandarma karakoluna terör örgütü PKK üyeleri tarafından taciz ateşi açıldı. Alınan bilgiye göre, Tunceli-Ovacık kara yolu üzerindeki Aşağı Torunoba Jandarma Karakolu’na, terör örgütü üyeleri uzun namlulu silahlarla taciz ateşi açtı. Güvenlik güçlerinin anında ateşe karşılık verdiği olayda, ölen ya da yaralanan olmadı. Bölgeden kaçan teröristlerin yakalanması için hava destekli operasyon başlatıldı. |
|
06.06.2010 |
Haşimi Türkiye’de |
Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi, Türkiye’ye geldi. Irak Havayollarına ait uçakla İstanbul’a gelen Haşimi’yi, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevinde İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Ali Ulutaş karşıladı. Haşimi’nin, bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Gemlik’te Borusan’a ait bir tesisin açılışına katılacağı öğrenildi. İ |
|
06.06.2010 |
Sınav odaklı eğitim tekdüzeleştiriyor |
EĞİTİM-BİR-SEN Genel Sekreteri Halil Etyemez, sınav odaklı eğitim sisteminde öğrencilerin sosyal yanları zayıf bireyler olarak yetiştiğini ve bu şekilde toplumda yerini aldığını ifade ederek, “Bu, Türkiye’nin geleceği açısından büyük risk oluşturmaktadır” dedi. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (EBSAM) yaptığı araştırmaya göre, SBS ve LGS-LYS’ye girecek olan öğrenciler 2009-2010 öğretim dönemi içinde bir günün ortalama 9 saat 52 dakikasını eğitimde, ortalama 1 saat 8 dakikasını ise bu eğitimi almak için yolda geçirdi. Günün ortalama 8 saati uykuda geçen öğrencinin geriye sadece 5 saati kalıyor. 2009-2010 öğretim döneminde ise, öğrencilerin ortalama 2 bin 425 saati eğitimde, ortalama 281 saati ise bu eğitimi almak için yolda geçti. Öğrencilerin toplamda eğitime ayırdığı süre 2 bin 706 saat oldu. Bu dönemde uyuduğu süre ise ortalama bin 968 saat, bu sürelerden geriye kalan ve kendine ayırabileceği süre ise ortalama bin 230 saat oldu. Gün bazında bu rakamlar değerlendirilecek olursa; 2009-2010 öğretim dönemi içinde dinî ve millî bayram tatilleri hariç, toplamda 246 gün bulunmakta ve öğrenciler bu 246 günün 101 gününü okulda, dershanede, etüd derslerinde, özel derslerde ve evde ders çalışarak ya da ödev hazırlayarak geçirdi. Bu faaliyetleri yaparken, 12 günü yollarda geçti. 82 günü uykuyla geçen öğrencinin geriye 51 günü kalmakta ve bu da günde ortalama 5 saate denk gelmektedir.
ÖĞRENCİLERİ SINAV ODAKLI EĞİTİM SİSTEMİNDEN KURTARMALIYIZ
ARAŞTIRMANIN sonuçlarını değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez, öğrencilerin, sınavlar yüzünden günlerini yoğun stres altında geçirdiğini, okul, dershane, ödev, etüd, özel ders derken kendilerine ve sosyal bir faaliyete zaman ayıramadıklarını kaydetti. Etyemez, şunları söyledi: “Öğrencilerin önlerine, ilköğretimde SBS, ortaöğretimde LGS-LYS ve yükseköğretimi bitirdikten sonra ise KPSS çıkmaktadır. Bütün gelecekleri 2-3 saatlik sınavlara sıkıştırılmış durumdadır. Bu sınavlar yüzünden sadece ders çalışmaya endekslenmiş olan öğrenciler, asosyal bireyler olarak toplumsal hayata atılmaktadır. Ne kendilerine bir zaman ayırabilmektedirler ne de sosyal, sportif, kültürel bir aktiviteye. Kitap okumayan, spor yapmayan, sinema ve tiyatroya gitmeyen, sadece sınavlara programlanmış tekdüze öğrenciler yetişmektedir. Bu, Türkiye’nin geleceği açısından büyük risk oluşturmaktadır. Öğrencileri asosyalleşmeye iten sınav odaklı eğitim sisteminden kurtulmamız gerekmektedir. İlköğretimden başlanarak, yeni müfredat yapılandırmacı anlayış çerçevesinde öğretmenler tarafından sınıfta tam anlamıyla uygulanmalıdır. |
|
RECEP GÖREN 06.06.2010 |
Öğrenciler sınavda aileler duâda |
Öğrenciler içeride ter dökerken, okul bahçelerinde bekleyen aileler ise çocukları için dua etti. SBS, tüm il merkezleri ile yurt dışında Lefkoşa, Trablusgarp, Riyad, Medine, Cidde, Tebük, Kuveyt, Aşkabat, Taşkent, Bakü ve Bişkek’te gerçekleştirildi. Sınava giren yaklaşık 1 milyon 15 bin 8. sınıf öğrencisine 100 soru yöneltilerek 120 dakika süre verildi. Sınav sonuçları 8 Temmuz 2010'da açıklanacak. SBS, 7’nci sınıflar için 6 Haziran Pazar, 6’ncı sınıflar için ise 12 Haziran Cumartesi günü yapılacak. Sınav bittikten bir saat sonra, isteyen öğrenciler soru kitapçıklarını sınava girdikleri okuldan alabilecek. SBS heyecanı Bursa’da da kendini hissettirdi. SBS için sabahın erken saatlerinden itibaren çocuklarını okullara getiren aileler, heyecanlı bir bekleyişe geçti. Çocuklarını sınava gönderen aileler okul bahçelerinde Kur'ân okuyup dua ederek çocuklarına manevî destek olmaya çalıştı. Kızını sınava getiren Bilal Ateş, kendilerinin daha fazla heyecan duyduklarını belirterek, “Biz kızımızdan daha heyecanlıyız, sabah 05.00’de kalktık, gözümüze uyku girmedi. Kızımızı sınıfa gönderdikten sonra annesi Yasin-i Şerif okudu, ben de dua ederek manevî destek olmaya çalıştım” dedi. 10 yaşındaki Sinem Emre ise ağabeyi için okul bahçesinde dua ettiğini belirterek, ağabeyi sınavdan güzel bir puan alması için kendisine Fatiha Sûresini okuduğunu söyledi. |
|
06.06.2010 |
Ünal Yarımağan: Sınavda rahat olun |
ÖĞRENCİ Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 19-20 ve 26-27 Haziranda gerçekleştirilecek Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) girecek adaylara, ‘’Sınavda öğrencilerden rahat olmalarını, çok endişelenmemelerini ve ellerinden geleni yapmalarını istiyorum’’ dedi. Maltepe Üniversitesinin Marmara Eğitim Köyü Yerleşkesi’nde düzenlenen LYS Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Prof. Dr. Yarımağan, öğrencilerin sınava girerken, kendi alışkanlıklarına göre, kendilerini nasıl rahat hissediyorlarsa öyle davranmaları gerektiğini ifade ederek, ‘’Sınavda öğrencilerden rahat olmalarını, çok endişelenmemelerini ve ellerinden geleni yapmalarını istiyorum’’ dedi. Yarımağan, bu yıl LYS’ye 800 bin adayın gireceğini ve sınavlarda 100 binin üzerinde görevlinin görev yapacağını açıklayarak, ‘’Sınav için bilgisayar üzerinde bir oturma planı yapıyoruz ve hangi öğrencinin hangi türden kitapçık alacağını belirliyoruz. Ama buna rağmen bazı görevliler, kafalarına göre oturma planı hazırlıyorlar ve yanlış türden kitapçık verilebiliyor. Sınavda adaylara birden çok soru kitapçığı dağıtılacak. Her adaya verilecek 3 kitapçığın da aynı türden olması gerekiyor. Bu konuda gereken önlemi alıyoruz’’ diye konuştu. Prof. Dr. Yarımağan, öğrencilerin hata yapan görevlileri uyarmasını da istedi. |
|
06.06.2010 |
Youtube yasağına eleştiri |
BasIn Konseyi, Google’ın birçok hizmetine erişimin engellenmesinin, iletişim özgürlüğünün Türkiye’de hukuk güvencesinden yoksunluğunu gösterdiğini belirtti. Youtube adlı internet sitesine erişimin engellenmesi kararına dayanarak yapılan engellemeler sonucu Türkiye’de Google’ın birçok hizmetinin kullanılamaz hale geldiği belirtildi. Açıklamada, ‘’Ülkemizdeki Youtube’a erişim yasağı ciddî tepkilere sebep olmuştur ve iletişim özgürlüğüne getirilen en önemli sınırlandırmalardan biridir’’ denildi. |
|
06.06.2010 |
İsrail mallarına boykot çağrısı |
Toplantının bu ayki gündem konusu, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsanı Yardım Vakfı (İHH) yetkilileri ve çeşitli ülkelerden katılan gönüllerin İsrail askerleri tarafından saldırıya uğraması oldu. Mavi Marmara Gemisi’nde bulunan İHH Bursa Şubesi Başkanı Hüseyin Kaptan, yaşadıklarını toplantıya katılan sivil toplum örgütü temsilcileriyle paylaştı. Birebir şahit olduğu anları toplantıya katılan dinleyicilerle paylaşan Kaptan, ölenlerin yüzlerinin gülümsediğini dile getirdi. Kaptan, kendilerine 3 gün boyunca fiziksel ve psikolojik anlamda işkence yapıldığını söyledi. Yakın zamanda Filistin'e Mısır üzerinden yardım götüreceklerini söyleyen Kaptan, Avrupa’dan da gemilerin hazırlandığını belirtti. İSRAİL MALLARI BOYKOT EDİLMELİ Toplantıda bir konuşma yapan ASKON Bursa Şubesi Başkanı Ali Tombaş ise, İsrail’in yaptığı saldırıdan dolayı kınadıklarını söyledi. İsrail’e karşı ciddî yaptırımlarda bulunulması gerektiğini ifade eden katılımcılar, İsrail şirketlerinin ve İsrail mallarının boykot edilmesi yönünde birlik oldular. Bursa / Hüseyin Hiçdurmaz |
|
06.06.2010 |
Deniz Feneri Derneği, 2 köye daha su getirdi |
12 yıldır yoksullukla mücadele eden Deniz Feneri’nin uyguladığı en özel projelerinden biri de ‘Su Medeniyettir’ Projesi. Bu proje ile susuz köyler tesbit edilerek hayırseverlerin desteğiyle problem çözülüyor. Bu güne kadar 58 köyü içme suyuna kavuşturan Deniz Feneri, son olarak Samsun’un Vezirköprü ilçesine bağlı Kıranalan ve Şentepe Köylerinin 40 yıllık su sorununu Samsun İl Özel İdaresi ile birlikte çözerek köyleri suya kavuşturdu. Bir yıl süren çalışmalar sonucunda yapılan kuyu açma işlemi ve su deposu ile Kıralan ve Şentepe Köyleri suya kavuşturuldu. Kıranalan ve Şentepe Köylerine bağlı 6 mahallenin kullanacağı içme suyu şebekesiyle getirilen sudan 1500 kişi istifade edecek. |
|
06.06.2010 |
Eskişehir’de lületaşı turizmi |
Eskİşehİr Lületaşı El Sanatları Derneği Başkanı Ramazan Bağlan, şehir turizmindeki artışa bağlı olarak lületaşı el san'atlarının da hak ettiği yere kavuştuğunu söyledi. Bağlan, dünyada sadece Eskişehir’in Alpu ilçesine bağlı Beyaz Altın Köyünde çıkarılan lületaşının son 4 yılda kent turizmindeki gelişmelere bağlı olarak pazar payını artırdığını kaydetti. Odunpazarı Belediyesi tarafından yaptırılan Atlıhan Çarşısı’nın 2006’da hizmete girmesiyle lületaşı el san'atları ürünlerini yerli ve yabancı turistlere sunma olanağı bulduklarını ifade eden Bağlan, şöyle konuştu: ‘’Lületaşından yapılan ürünler Valilik ve diğer yetkililerin talepleri üzerine devlet büyüklerine ve önemli şahsiyetlere satranç takımı, baston, pipo olarak gönderiliyor. Unutulmuş durumdaki lületaşı el san'atı yeniden canlanmaya başladı.’’ |
|
06.06.2010 |
Nijerya’da çocuklar kurşundan öldü |
Nİjerya Sağlık Bakanlığı yetkilileri, bu hafta illegal yollardan altın çıkarmaya çalışan onlarca çocuğun kurşun zehirlenmesiyle sebebiyle öldüğünü açıkladı. Bakanlık Mart ayından beri artan ölümlerin, bölgedeki insanların çocukları kullanarak yasal olmayan yollardan altın çıkarmaya başlamalarıyla arttığı bildirildi. Madenin yüksek kurşun konsantrasyonu içermesi ölümlerin sebebi olarak gösterildi. Ölen çocukların çoğunluğunun kuzeydeki Zamfara eyaletinin köylerinden olduğu anlaşıldı. Nijerya Sağlık Bakanlığı Baş Epidemiologisti Dr Henry Akpan Reuters’e yaptığı açıklamada, kendilerine ulaşan 355 zehirlenme vak'asının 163’ünün ölümcül olduğunu, şu ana kadar da yaklaşık 100 çocuğun vefat ettiğini ve sayının artabileceğini söyledi. |
|
06.06.2010 |
Kan şekerinizi ölçtürmeyi ihmal etmeyin |
Dİyabet hastalığının tehlikeli bir hastalık olmasına rağmen kontrol altına alınabileceğini ifade eden uzmanlar, vatandaşlara kan şekerini ölçtürmelerini tavsiye ediyor. İç Hastalıkları Uzm. Dr. Önder Akkaya, sanılanın aksine düzenli bir diyet programı ve sıkı bir kan şekeri kontrolüyle diyabet ve diyabetin yol açtığı bir takım komplikasyonlardan az etkilenmenin mümkün olduğunu kaydetti. Diyabet hastalığının erişkin ve genç yaş grubunda farklı etkileri olduğunu vurgulayan Akkaya, hastalığın belirtileri hakkında şu bilgileri verdi: “Açlık kan şekeri en az iki ölçümde 126 mg’dan fazla olması durumunda, günün herhangi bir saatinde ölçülen kan şekerinin en az iki ölçümde 200 mg/dl’nin üstünde olması durumunda ve oral glukoz tolerans testinde ikinci saat değerinin 200 mg/dl’nin üstünde olması ile diyabet tanısı konulur.” Akkaya, diyabetin tedavisi hakkında da, “Diyabet tedavisi üç aşamadan oluşmaktadır; egzersiz, diyet, ilâç veya insülin tedavisi. Çay şekeri ve bundan yapılan yiyecek maddeleri kullanılmamalı bunun yerine tatlandırıcılar kullanılmalıdır. Ayrıca obezlerinde kilo vermeleri önerilir” şeklinde konuştu. |
|
06.06.2010 |
Tarlaya erken git keneden uzak ol |
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer, çiftçilerin çalışma saati olarak kenelerin hareketsiz veya en az hareketli oldukları günün 15 derecenin altında olduğu zaman dilimlerini tercih etmesini gerektiğini bildirdi. Kenelerin, laboratuvarda iklim dolaplarında 12-13 derecede 6-7 ay canlı kalabiliklerini belirterek, ‘’Kene burada hareketsizdir, aktif değildir. Bu vaziyette aktif olmayan kene de kan emeceği insan veya hayvanları algılayamaz’’ dedi. Ter, vücut ısı artışının algılanmayı kolaylaştıran ve keneyi cezbeden bir unsur olduğunu belirten Karaer, şöyle dedi: ‘’Sabahın erken saatlerinde vücut ısısında yükselme, öğlen saatlerine göre çok daha az olacağı için terleme de olmaz. Bu yüzden kenenin ısıyı ve kokuyu alması da engellenmiş olur. Ve kene kan emmek için insanı algılayamaz.’’ |
|
06.06.2010 |