10 Temmuz 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Görüş

“Nurculuğun şiarı, Üstad’ı anlamak, anlatmaktır”*

Dâvâya Adanan Bir Ömür. Risâle-i Nur’un 1950’li yıllarda Ankara’daki neşrinde büyük emeği geçen Mustafa Cahit Türkmenoğlu Ağabey’in (1930-2007) Üstad ve Nur hizmetiyle ilgili hatıralarının sunulduğu bir eser.

Öncelikle belirtmeliyiz ki, eser, 12 Temmuz 2007’de ahirete irtihâl eden Türkmenoğlu’nun sağlığındayken (vefatından iki sene evvel) neşredilmiş. Bu da, hatıraların gecik(tiril)meden kayda alınmasının ehemmiyetini bir defa daha ispatlıyor. (Hem müellifin “Ön Söz”de dediği gibi, “medar-ı iftiharımız böyle ağabeylerin hayat serüvenlerini umuma mâl etmek, kendilerine karşı bir vefa borcudur.”)

Eser, “Bediüzzaman’la Tanışma ve Ankaralı Yılların Başlangıcı,” “Menderes, Demokratlar ve Risâle-i Nur,” “Bediüzzaman, Zübeyir Gündüzalp ve Diğer Saff-ı Evveller,” “Zindanlar Geçidi,” “Bediüzzaman, Risâle-i Nur ve Nurculuk” başlıklı beş bölümden meydana geliyor.

“Takdim”de denildiği üzere, eser, “Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin ‘dört Mustafa’sından biri olma şerefini kazanmış Mustafa [Cahit] Türkmenoğlu’nun hatıralarından bir demet(…) Bediüzzaman’la ilk olarak nasıl tanıştığını, hapishanede geçirdiği günleri, muhtelif zamanlardaki Bediüzzaman Hazretleri’ni ziyaretlerini, onda bizzat şahit olduğu bazı olağanüstü hâlleri ve Risâle-i Nur Cemaatinin temellerini atan ağabeylerle yaşadıklarını anlatıyor.” (s. 9) Aynı yerde Türkmenoğlu’nun, “Risâle-i Nur’ların Osmanlıca Türkçe’sinden günümüz Türkçe’sine transkripsiyonunda ve ilk defa matbaalarda basılmasının bütün safhalarında bulun[duğu]” da belirtiliyor.

“Ön Söz”den anlaşıldığına göre, eserin hazırlanması, bilhassa esere konu zat yönünden “yorucu” olmuş: “Mustafa Türkmenoğlu Ağabey, ilerlemiş yaşına rağmen, bize yardımcı olmak için âdeta çırpındı, üzerinden uzun zaman geçen yaşadıklarını hatırlamak için kendini zorladı. Beraberken pek problem yoktu; ancak birlikte olmadığımızda, hatırladıklarını bize ulaştırmak için notlar almak zorunda kaldı.” (s. 13)

Eserde müellif umumiyetle bölümlerin başında “girizgâh” mahiyetindeki bilgilendirme(ler)den sonra sözü Türkmenoğlu’na bırakıyor ve mecbur kalmadıkça araya girmiyor. O ise mütemadiyen Üstad’ı ve Nur hizmetini anlatıyor. Hatıralar öyle sürükleyici ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz...

Okuma faslında bir yerden sonra Türkmenoğlu’nun tevazuu dikkat çekiyor. Öyle ki, mülâkat verdiği müellife mütemadiyen “biliyorsunuz” diyerek, bilmeyebileceği bahislerde dahi muhatabını “bilgili/bilgidar” gösterme gayreti içinde olması. Türkmenoğlu’nun özellikleri elbette bununla sınırlı değil. İşte, onlardan bazıları: *1952’de İstanbul Hukuk’ta talebeyken “Gençlik Rehberi” mahkemesi sebebiyle şehirde bulunan Üstad Bediüzzaman’ı görmüş, kaldığı otele dâveti üzerine ziyaretine gitmesine rağmen kabul edilmemiş. *Yatay geçiş yaptığı Ankara Hukuk’tan sıra arkadaşı Atıf Ural vasıtasıyla Risâle-i Nur’la tanışmış ve ferdî olarak bazı Risâleleri önce teksirde (1955) sonra matbaada (1956) bas(tır)ıp dağıtmaya başlamışlar. (s. 117) *Yine 1956’da Afyon mahkemesinin Temyiz’de beraatle neticelenmesini müteakip Üstad’dan aldıkları “Diyanet, Risâleleri yeni yazılarla [harflerle] bastırsın.” talimatının gereğini yerine getirmek için zamanın DP Isparta Mebusu Tahsin Tola’yı harekete geçirmişler. (Teşebbüsün nasıl akim kaldığını biliyorsunuz.) *Diyanet’in neşretmemesi üzerine, Üstad’ın Afyon/Emirdağ’dan yönlendirmesiyle Risâleleri Atıf Ural ve Tahsin Tola ile birlikte matbaada bas(tır)maya başlamışlar. *Beş Nur Talebesinin yazdığı bir mektupta kendi başına koyduğu bir ilâve isim yüzünden, Süleyman Rüştü Çakın’ın (da) tevkif edilmesine sebep olmuş! (s. 44-47) *İlkin 1957 sonunda Isparta’da Üstad’ı ziyaret etmiş. (Ziyaretler fasılalarla, Üstad’ın 1960’taki vefatına kadar 8-10’u bulmuş.) (s. 65) *”Tarihçe-i Hayat”ın ilk basımında “Bediüzzaman Said Nursî’nin resmi” zannıyla gayriihtiyarî bir karışıklığa ortak olmuş! (s. 50-51) *İstikbal endişesiyle, Risâlelerin naşiri olarak adını açıkça koy(a)mamış. (s. 55-56 ve 80-81) *1957’de üniversiteyi bitirmiş; 27 Mayıs 1960 askerî darbesi sonrasında Erzurum’da askerlik yapmış, bilâhare umumiyetle Ankara’da devlet dairelerinde çalışmış ve ancak 1975’te (45 yaşında) evlenebilmiş. *Nur dâvâsı uğruna “en çok hapis yatan Nurcu” (fasılalarla yaklaşık beş yıl) olmuş…

Acı-tatlı birçok hadisenin seyrettiği eserde ayrıca, evlenmek isteyen Türkmenoğlu’na dâvâdaşı Mehmet Emin Birinci’nin “tabanca çekmesi” hadisesi var ki (s. 112-113) fıkra gibi! Ehemmiyetine binaen, Necip Fazıl Kısakürek’in Bediüzzaman ve eserine muhalefetiyle ilgili konuyu ise (s. 134-135) size bırakıyoruz…

Kısacası, “Nur hizmeti tarihi”ne meraklı herkesin fazlasıyla feyizleneceği, ibretamiz sahnelerle dolu bir “hatıra” kitabı.

*Bu ifade Türkmenoğlu’nun ve tam olarak “Nurculuğun şiarı, Üstad’ı ‘hüve hüvesine’ [noktası noktasına, hiç değiştirmeden, aynen] anlamak, anlatmaktır.” (s. 68) şeklindedir.

Not: Vefat yıldönümünde Mustafa Cahit Türkmenoğlu’nu rahmetle yâd ederken mekânının cennet, ruhunun da şad olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz eyleriz...

***

DÂVÂYA ADANAN BİR ÖMÜR: MUSTAFA TÜRKMENOĞLU

Hazırlayan: İbrahim Kaygusuz. Sayfa Sayısı: 144. Ebatları: 13,5x21 cm. Türü: Hatıra. Yayınlayan: Yeni Asya Neşriyat. Yayın Tarihi: Mayıs 2005.

ORHAN GÜLER

[email protected]

10.07.2010


Biricik kızıma

Mart ayı genelde kışın en soğuk ayı olarak bilinir. Bu yüzden halk arasında ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır‘ derler. Mart ayında genelde kış sert geçer, ama baharın ayak seslerinin iyice hissedildiği, soğuk kış günlerinin artık geride kalacağı duygu ve düşüncesi galiptir.

İşte böyle bir günde yıllar önce annemin evinden eşimin evine gelmiştim. O zaman yakınlarıma, arkadaşlarıma evliliğimi haber verirken ‘insan hayatının dönüm noktası olan………’ diye başlayan cümlelerle mektuplar, kartlar yazmıştım. Binbir ideal ve hayalle evliliğimiz tam 28 yıl önce başladı. Bu evliliğin ilk meyvesi Kur’ân‘ın ilk harfi gibi “Elif” oldu. Elif‘le başladık, Betül’le devam ettik. Evlilik ağacı renk renk çiçekler açıp güzel meyvelerle süsleniyordu. Evlilik ağacımızı dediğim gibi binbir hayalle süslemiştik. Ağaç olur da; rüzgâr, fırtına, yağmur, kar, dolu olmaz mı? Ağacımızı ayakta tutmak, onu korumak için eşimle beraber çok çalıştık. Bu arada, ilk çiçeğimiz çok narindi. Onu koklamaya bile kıyamazdık. İlk anne-babalık duygusunu, ilk acılarımızı onda tatmıştık. Allah’ım! Bu nasıl bir duygu! Varlığını öğrendikten sonra artık ebediyen zihninden silinmeyen, sevgisini doğmadan hissettiğin, yaşama sebebin haline gelen bir varlık… Aynı zamanda sorumluluk. Evlât sahibi olmak… Bu emaneti lâyıkıyla korumak, kollamak, eğitmek… Varlığını öğrendiğim andan itibaren bu yükün altında ezildim. Acaba bu narin çiçeğimi Allah’ın rızası dairesinde yetiştirebilecek miyim, bu vazifemi lâyıkıyla yerine getirebilecek miyim, diye yıllar yılları kovaladı. Hatalar günahlar hep insan içindir ya… Rabbimden hep ümitvar oldum. Hatalarımı, günahlarımı affetsin diye… Narin çiçeğimiz gerçekten de tam bir ‘Elif’ gibi oldu. Ağacımızın en zarif, en büyük çiçeği için artık vazifemizin son ve en önemli aşamasına gelmiştik: Evlilik…

Tarih tekerrür ediyor, bir zamanlar benim yaşadıklarımı kızım yaşıyordu. Cenâb-ı Allah’a çok duâ etmiştim, ‘En hayırlı insanlarla karşılaştır’ diye. Karşılaştırdı. Söz, nişan, vs… bilinen bütün aşamalardan geçtikten sonra kızımızı, ilk çiçeğimizi, kendisi gibi düzgün, Cenâb-ı Hakk’ın cemaline ayine “Cemil” ile evlendirdik. Her ilki Elif’te tattığımız gibi evlilik telâşlarının her ilkini de Elif’te tattık. Rabbim çok kolaylıklar ihsan etti. Arkalarında çok duâ vardı. Duâ ve sadakaların bereketiyle Cenâb-ı Allah tamamına erdirdi. Rabbim her anne-babaya bu duyguları tattırsın.

Bu dünyadaki ilk çiçeğim! Ve çiçeğimin böceği! Dünya yolculuğunun bu önemli virajında yolunuz açık olsun. Saygı, ağacınızın suyu, sevgi ışığı, iman toprağı olsun.

Ebedî sevgi ve duâyla! Annen.

ESİN FİŞEK

[email protected]

10.07.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.