23 Ağustos 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Kültür-Sanat

 

Yörükler artık yerleşik hayata geçmek istiyor

SARIKEÇİLİLER Derneği Başkanı Halil Öksüzoğlu, Sarıkeçili Yörüklerinin yüzlerce yıldır kışı Mersin’in Aydıncık, Gülnar, Erdemli, Mut ve Silifke ilçelerinde geçirdiklerini, yaz aylarında da keçi sürüleri, deve katarlarıyla Karaman ve Konya’nın yaylalarına göç ettiklerini ifade etti.

Öksüzoğlu, Sarıkeçililer arasında son yıllarda bu geleneği sürdüren ailelerin sayısının gittikçe azaldığını, eskiden binlerle ifade edilen oba sayısının bu gün 150’ye kadar düştüğünü anlattı. Artık dağlarda eskisi kadar özgür olmadıklarını, tarımın ve teknolojinin gelişmesiyle yaylaların eskisi kadar boş olmadığını anlatan Öksüzoğlu, sözlerine şöyle devam etti: ‘’Eskiden bir Yörük ailesi göç yoluna çıktığında onlarca devesi, binlerce keçisi olurdu. Yaylalar boştu, ot çoktu. Konakladığımız yerlerde 3-5 gün kalabiliyorduk. Şimdi ise yaylalar değişti. Eskiden mera olan yerler şimdi meyve bahçesi. Yaylalarda evler var. İnsanlar kuyu vurmuşlar, su çıkarmışlar, boş yerleri tarım arazisi yapmışlar. Buralardan sürü ile geçemiyorsunuz. Geçsen bile konaklayamıyorsun. Yöre insanlarıyla tartışma içine girmek zorunda kalıyoruz. Keçi beslenmesi zaten yasak, şikâyet ediyorlar. Kesilen cezalar ise gelirimizden fazla oluyor.’’

KONAR GÖÇER OLMAKTAN

ARTIK USANDIK

Deve besleyemedikleri için eşyalarını artık motorlu araçlarla taşımayı tercih ettiklerini ve yasaktan dolayıda sürülerindeki keçi sayısının azaldığını ifade eden Öksüzoğlu, şunları kaydetti:

‘’Şimdi 150 Sarıkeçili ailesinin toplamında 40-50 deve ancak kaldı. Onlar da hayvanlarından vazgeçemedikleri için deve taşıyorlar. Beslenen keçi sayısı azaldı. Kazanç yeterli gelmiyor. Bütün bunların yanında artık konar göçer olmaktan yorulduk. Çocuklarımız artık bizlere uymuyor. Şehirlerde yerleşmiş bir çok akrabamız var. Onların yanına gidip geldiğimize yaşadığımız hayatın zorluğunu bir kez daha görüyoruz. Çocuklarımız okumak istiyor, televizyon, bilgisayar istiyor. Onları ikna edemez olduk. Hiçbir sosyal yaşantımız yok. İş bulan hemen bir yere yerleşip bu hayatı terk ediyor.’’

SONA HİÇ BU KADAR

YAKLAŞMAMIŞTIK

Yerleşik hayata geçmek için Bayındırlık ve İskân Bakanlığına müracaat ettiklerini ifade eden Öksüzoğlu, bir süre önce yaptıkları başvurunun uygun görüldüğünü ve bu konuda Mersin ile Karaman Valiliğinin bir çalışma başlattığını ifade etti. Mersin Bayındırlık İl Müdürlüğünün yürüttüğü hak sahipliği çalışmasının son noktaya geldiğini aktaran Öksüzoğlu, ‘’Yaklaşık olarak 140 ailenin başvurusu sonucunda 100’e yakın aile hak sahibi olmaya hak kazandı. Biz Karaman ili sınırları içerisinde uygun yerlere yerleşmek istiyoruz. Bir komisyon kurulacak ve yerleşeceğimiz yerler tesbit edilecek. Tesbit edilen yerlere yerleşeceğiz. Şimdiye kadar hiçbir zaman bu kadar sona yaklaşmamıştık’’ dedi. Öksüzoğlu, yerleşmek istemeyen aileler için de bir güzergâh tesbit edileceğini, o ailelerin bu güzergâhta Yörük geleneğini sürdürebileceklerini belirterek, ‘’Yerleşik hayata geçsek bile eski geleneklerimizi unutmayacağız, çadırlarımız duracak. Belli zamanlarda görsel olarak geleneklerimizi canlandırabiliriz. Bakarsınız iyi bir projeyle turizme katkımız bile olabilir’’ diye konuştu.

23.08.2010


 

Legolardan müze yaptı

TUTKUNU olduğu legoları, 5 yaşından beri dünyanın dört bir yanından ailesinin yardımıyla toplayan 10 yaşındaki Alp Denizli, tamamladığı 300’e yakın lego oyuncağı Hacettepe Üniversitesinde (HÜ) sergilemeye başladı.

HÜ Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adil Denizli’nin oğlu Alp Denizli, ‘’Lego Müzesine’’ ilişkin verdiği bilgide, bu hobisine 5 yaşında başladığını söyledi. Babası ile birlikte ilk legosunu yaparken oldukça zorlandığını, ancak sonrasında bunun kendisi için tutku haline geldiğini dile getiren Alp Denizli, ‘’Bazen çok yoruluyorum, ama lego bitince çok mutlu oluyorum. Sanki bir eser ortaya çıkarmışım gibi hissediyorum. Biter bitmez yeni bir legoya başlamak istiyorum. Şimdi, babama bile ihtiyaç olmadan bütün legoları ne kadar karmaşık olsa da kendim yapabiliyorum’’ diye konuştu.

23.08.2010


 

Gökyüzünden Türkiye Manzaraları

TÜRK Hava Kurumu (THK) tarafından hazırlanan “Gökyüzünden Türkiye Manzaraları” isimli fotoğraf sergisi, 79. İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF) kapsamında sanatseverlerle buluşacak.

27 Ağustos–5 Eylül 2010 arasında İZFAŞ tarafından düzenlenecek fuar süresince 3 nolu holde, 16.00 ile 23.00 saatleri arasında gezilebilecek sergide, THK Yamaç Paraşüt Pilotu Orhan Özgülbaş’ın çektiği fotoğraflar yer alacak. Özgülbaş, sergide kullanılan fotoğrafları, çok hafif hava aracı sınıfına giren motorlu yamaç paraşütüyle çekti. Yüksek çözünürlüklü dijital makinelerin kullanıldığı çekimlerde, bölgenin durumuna göre 50 ile 2 bin 500 metre arasında irtifalara çıkıldı, 76 bin kilometre yol katedildi. 24 il, 33 ilçe ve 52 beldeye gidilerek, 380 uçuşta toplam 210 saat boyunca binlerce fotoğraf çekildi. Bu sergide ise 9 bin 500 fotoğraf arasından seçilen 150 tanesi fuar ziyaretçilerinin beğenisine sunuluyor. Proje, 81 ile ulaşıncaya kadar devam edecek ve yeni fotoğraflar, Türkiye genelinde açılacak sergilerle halkla buluşacak.

23.08.2010


 

Eski Bursa Evleri’nde tarihe yolculuk

ÖZGÜN yapıları, cumbalı balkonları, işlemeli ahşap doğramaları ve yüksek duvarlı bahçeleriyle sivil mimarî örneği ‘’Eski Bursa Evleri’’, betonarme yapılardan bunalan şehir sakinlerini, yaşanmışlığın verdiği sıcaklıkla tarihsel yolculuğa çıkarıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesinden derlenen bilgilere göre, Bursa evlerinin bütün özelliklerinin ayrıntılı olarak yazıldığı Bursa Kadı Sicilleri’ndeki tereke (veraset) kayıtlarında, bu yapıların hemen hemen tamamının iki katlı ve bahçeli olduğu, içinde akar çeşme bulunduğu anlaşılıyor. Bursa’da çeşitli sosyal gurupların yaşadıkları evler farklı olmakla birlikte, çoğunlukla Bursa evlerinde üstte üç oda, altta bir oda, bir sofa, bir fırın yer alırken, 16. yüzyıla kadar kerpiçle yapılan binalarda bu yüzyıldan sonra ahşap kullanımının önemli ölçüde arttığı, özellikle 18. yüzyıldan itibaren ahşap süsleme ve aşıboyası uygulamalarının yaygınlaştığı göze çarpıyor. Şehrin önemli anıtları olarak sayılan, kendine özgü tekniği ve mimarî yapısıyla dikkati çeken ‘’Eski Bursa Evleri’’, ne yazık ki, bütün tedbirlere karşın yok olma tehlikesi taşıyor.

23.08.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Bütün haberler

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.