11 Eylül 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Kültür-Sanat

 

Müzelere 'sesli rehberlik' sistemi

Kültür ve Turizm Bakanlığı, ziyaretçi hizmetlerinin iyileştirilmesi yönündeki çalışmaları kapsamında, bünyesindeki müze ve örenyerlerinde sesli rehberlik sistemini yaygınlaştırıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi (DÖSİM) Merkez Müdürü Tolga Tuyluoğlu, sesli rehberlik sisteminin halen Topkapı Sarayı Müzesi ve Efes örenyerinde yerli ve yabancı ziyaretçilerin hizmetine sunulduğunu söyledi. Hizmeti Türkiye’deki diğer müze ve örenyerlerine de götürmek istediklerini anlatan Tuyluoğlu, bu amaçla Türkçe, İngilizce, Almanca, Arapça, İspanyolca, Japonca ve Farsça dillerinde sesli rehberlik sistemi ve grup turları için radyo frekansıyla çalışan seyyar mikrofon ve kulaklık düzeneğine ilişkin cihazların tedariki ihalesinin yapıldığını bildirdi. İhaleye 4 firmanın katıldığını, en uygun teklifi veren TURA Turizm ve Dış Ticaret Ltd. Şti’nin ihaleyi kazandığını belirten Tuyluoğlu, bu ay itibariyle Ankara Anadolu Medeniyetleri, Göreme Açıkhava, Konya Mevlânâ ve İstanbul Ayasofya müzelerinde sistemin faaliyete geçeceğini kaydetti. Tuyluoğlu, dünyanın birçok ülkesindeki müzelerde var olan sistemin Türkiye’deki müzelere de getirmeye çalıştıklarını ifade ederek, ‘’Kültürel varlığa karşı ilgi giderek arttı. Bu alana yönelik bilincin de arttığını söylemek gerekir. Müze ve örenyerlerindeki ziyaretçi hizmetlerine yönelik çalışmalarımız sürecek’’ dedi.

11.09.2010


 

Kuzey Irak’ta çekilen ilk Türk filmi 17 Eylül’de vizyonda

Kuzey Irak’ta çekilen ilk Türk filmi olan ‘’Büyük Oyun’’, 17 Eylülde seyirciyle buluşacak. Öyküsü Irak’ta ailesi ABD askerlerince öldürülen Türkmen kızı Cennet’in gözünden anlatılan ve 2003’te İstanbul’da meydana gelen canlı bomba olaylarını da işleyen ödüllü film, 11 ilde vizyona girecek.

TFT Yapım’dan yapılan açıklamaya göre, Uluslararası San Francisco Tiburon Film Festivali ve Uluslararası Los Angeles Güney Avrupa Film Festivalinde ‘’En İyi Film’’ ödüllerini alan filmin yönetmenliğini Atıl İnaç üstleniyor. Çekimleri geçen yıl Kasım ayında Kuzey Irak’ta başlayan ve dünya prömiyeri de 2009’un yaz aylarında Montreal Film Festivalinde gerçekleştirilen TFT Prodüksiyon yapımı film, Uluslararası Hindistan Kerala Film Festivali’nde açılış filmi olarak izleyiciye sunuldu. Senaryosunu yönetmen Atıl İnaç ile Avni Özgürel’in kaleme aldığı filmde, Suzan Genç, Selen Uçer, Serdal Genç, Serkan Genç ve Rana Cabbar rol alıyor. Irak’ta ailesi Amerikan askerlerince öldürülen Türkmen kızı Cennet’in ağabeyini aramak için Kerkük’ten İstanbul’a gelişini işleyen filmde, Cennet’in gözünden Ortadoğu’nun sorunları da beyaz perdeye yansıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli filmin çekimleri, Kuzey Irak’taki Erbil ve Musul çevresinde başlayarak, Türkiye’de Şanlıurfa ve Adıyaman bölgesinin zorlu doğa şartlarının ardından İstanbul’da tamamlandı. Film ekibi, büyük çoğunluğu kırsal alanda ve kaçakçıların yol güzergahında gerçekleşen çekimler sırasında birçok kez ölüm riskiyle burun buruna geldi. Filmin Irak’taki gece çekimlerinde ışıkların yakılmasıyla birlikte Amerikan askerlerinin helikopterle film setini ablukaya aldığı ifade edildi. Eylül ayı içinde Mısır Uluslararası Alexandria Mısır Film Festivali, Uluslararası Danimarka Buster Film Festivali ve Adana Altın Koza Film Festivalinde yarışacak film, 28 kopya ile 11 ilde seyirciyle buluşacak.

11.09.2010


 

Okumadığımız için dilimiz kan kaybediyor

Şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler, Türk dilinin, Türk halkının kitap okuma alışkanlığının olmaması dolayısıyla kan kaybettiğini belirtti.

Bakiler, edebiyata ilgisinin çocukluk yıllarında başladığını, halk edebiyatını annesinden duyduğu türküler ve masallarla tanıdığını kaydetti. Batı dünyasında çocukların iyi bir seviyede yetişmesi için ders kitaplarının 71 bin kelimeyle yazıldığını vurgulayan Bakiler, bu sayının Japonya’da 44 bin, İtalya’da 32 bin, Türkiye’de ise sadece 6-7 bin olduğunu dile getirdi. Bakiler, çocukların, bu sayının yalnızca yüzde 10’u ile konuştuklarını ve tek çıkış yolunun kitap okumak olduğunu bildirdi. Eğitim sistemindeki yanlışlıkların, Türk dilinin bozulmasına sebep olduğunu ifade eden Bakiler, şunları söyledi: “Yıllarca uğraşıp dilimize soktuğumuz, işlediğimiz kelimeleri ‘bunlar eski kelimelerdir’ diyerek dilimizden çıkartmaya çalışıyoruz ve yerine uydurukça kelimeler getiriyoruz. Halbuki kelime ne kadar eski ise o kadar faydası olur. Bunu şuna benzetebiliriz, ‘İstanbul’da bin yıllık çınarlar var, biz bunu yıkıyoruz yerine akasya dikiyoruz’. Türk dili, Türk halkının kitap okuma alışkanlığının olmaması nedeniyle de kan kaybediyor.’’ Bakiler, 120 bin kelimenin bulunduğu Türk Dil Kurumu sözlüğünün hiçe sayılarak, 3 bin 175 kelimelik öz Türkçe sözlüğünün kullanılmasının ‘’gerilik’’ olduğunu, ‘’Öz Türkçe’’ diye bir şeyin olamayacağını aktardı.

11.09.2010


 

600 yıldır devam eden bayramlaşma geleneği

Çanakkale’nın Ayvacık ilçesine bağlı Koyunevi ile Bademli Köyleri, 600 yıllık bayramlaşma geleneğini Ramazan topu ve silâhlar atarak devam ettiriyor.

Öğle sıcağının etkisini kaybetmesinin ardından cami imamının, “Bademli Köyündeki kardeşlerimizle bayramlaşmak için birazdan yola çıkacağız” anonsuyla birlikte Koyunevi sakinleri köy meydanına toplanmaya başlıyor. Daha sonra genci-yaşlısı herkes, iki köy arasında yüzyıllardır devam eden ‘bayram yürüyüşüne’ başlıyor. Tarihî taş evlerin arasından geçerek yola koyulan köylüler, iki köy arasındaki mezarlığa gelindiğinde burada bir süre beklenerek ölmüşlerin ruhuna Kur’ân okunuyor. Duâ yapılmasının ardından ise aynı grup yola devam ediyor.

Köye yaklaşıldığında ise Koyunevi sakinleri, “Biz geliyoruz, hazırlıklarınızı tamamlayın” mesajı için kurusıkı tabancalarını ateşliyor. Bademliler ise, “Mesajınızı aldık. Biz hazırız ve sizi bekliyoruz” cevabını vermek için silâh atışlarının yanı sıra ilginç bir yönteme başvuruyor. Birbiri arkasına patlatılan Ramazan topları ortalığı şenlik alanına çeviriyor. Bademlili hanımlar köye gelen misafirleri alkışlarla karşılıyor. Erkekler ise metrelerce uzanan bayramlaşma sırasında köy meydanında bekliyor. Köylüler, birbirlerini hiç görmüyormuş gibi sarılıp, bayramlaşarak hasret gideriyor. Bayramlaşanlar Kur’ân dinlemek için camiye giriyor. İmamlar tarafından Kur’ân okunurken, caminin içerisinde hummalı bir koşuşturmaca da devam ediyor. Sofralar seriliyor, bayrama özel yemekler getiriliyor. İki köyün erkekleri hep birlikte yemek yiyor. Koyunevi Köyü Muhtarı Hüseyin Evcimen, festivali andıran bayramlaşma günü için iki köyün kadınlarının hazırlıklara günler öncesinden başladığını belirterek, İlk gün kendilerinin misafir olarak Bademli’ye gittiğini, ikinci gün ise Bademlilerin kendilerine geldiklerini söyledi.

Bu âdetin 600 yıldır sürdürülmesinin en önemli sebeplerinden birisi ve en keyifli tarafının ise köylülerin eskiden olduğu gibi geldiklerini haber vermek için silâhla ateş etmesi olduğunu hatırlatan Evcimen, geçmiş yıllarda gerçek kurşunların kullanıldığını; son yıllarda ise bunu yasakladıklarını ve sadece kuru sıkı kullanılmaya başlandığını vurguladı. Silâh seslerinin yanı sıra birbiri ardına patlatılan Ramazan topunun ise geleneğe ayrı bir renk kattığını kaydeden Evcimen, bu sayede gençlerin bu geleneğe daha fazla sahip çıkmasına sebep olduğunu ifade etti.

11.09.2010


 

77 yıllık Türk Bayrağını kütüphanede koruyor 77 yıllık Türk Bayrağını kütüphanede koruyor

OSMANİYE’NİN Sumbas ilçesine bağlı Esenli Köyünde yaşayan 82 yaşındaki İsmail Seyitoğlu, Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından 1933 yılında köy muhtarı olan babasına verilen Türk Bayrağını çerçeveleterek, yaylada açtığı kütüphaneye astı.

Yaz aylarını Bağdaş Yaylası'nda geçiren ilkokul mezunu Seyitoğlu, küçük yaşlardaki kütüphane kurma hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Kütüphaneyi, Kadirli İlçe Halk Kütüphanesi yetkililerinin katkısıyla Bağdaş yaylasında açtığını belirten Seyitoğlu, ‘’Toplumun bilgi ihtiyacını karşılamaya yönelik hizmet veren kütüphanede yaklaşık 350 civarında kitap bulunuyor’’ dedi. Seyitoğlu, 1933 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından köy muhtarı olan babası Mehmet Seyitoğlu’na verilen 77 yıllık Türk Bayrağını da kütüphaneye astığını ifade etti.

11.09.2010


 

Deri el sanatları sergisi açıldı

BURSA’DA, Ördekli Hamamı Kültür Merkezi’nde ‘İlk Hayalim’ adlı deri el sanatları sergisi açıldı.

Konya Selçuk Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Çiçek Örgü Dokuma Öğretmenliği bölümü son sınıf öğrencisi Rukiye Konyalı, Ördekli Kültür Merkezi’nde “İlk Hayalim” adlı deri el sanatları sergisini açtı. 100 deri eserin yer aldığı sergi Antalya, Sivas, Samsun ve Balıkesir yöresine ait gelin başları, çizgi film karakterleri, aynalar, takı kutuları ve resim çerçevelerinden oluşuyor. Vatandaşların gösterdiği ilgiden memnun olduğunu dile getiren Rukiye Konyalı, sergiyi “iki senelik bir emeğin karşılığı” olarak değerlendiriyor. Sergideki bütün eserlerin bitkisel sepilen deri ile atık derilerin değerlendirilmesi sonucu elde edildiğinin altını çizen Konyalı, genç yaşına rağmen ortaya koyduğu performansla büyük beğeni topluyor. “İlk Hayalim” adlı deri el sanatları sergisi Ördekli Kültür Merkezi’nde 16 Eylül’e kadar meraklılarıyla buluşmaya devam edecek.

11.09.2010


 

‘’Sonsuzluğun Kapısı Türbeler’’ sergisi açıldı

Mımar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Rıza Özcan, Osmanlı padişahlarının hat sanatına çok önem verdiğini söyledi.

Doç. Dr. Özcan, İstanbul Müzeler Müdürlüğü tarafından Topkapı Sarayı Has Ahırlar Bölümü’nde açılan ‘’Sonsuzluğun Kapısı Türbeler’’ sergisinde yaptığı açıklamada, ‘’Osmanlı İmparatorluğu, 600 yıl içinde dünyaya egemen olabilmiştir. Osmanlı padişahları sadece devlet idaresi ile meşgul olmamış, bunun yanında bir sanat, spor ve meslekî uğraşlarla da meşgul olmuşlardır. Hatta şehzadelik dönemlerinde İstanbul dışında, Edirne dışında şehzadeler eğitilirken onlara ilgileri doğrultusunda hat eğitimi de almışlardır’’ dedi. Bu sergide 3 Osmanlı padişahının 5 eserinin sergilendiğini hatırlatan Özcan, ‘’Sergide, 2 tane Sultan Abdülaziz, 2 tane Sultan ikinci Mahmut, bir tane de Abdülmecid’in hatları var. Sultan Vahdettin, ikinci Abdülhamid, Sultan ikinci Mustafa, Sultan ikinci Ahmet, üçüncü Beyazıt gibi padişahlar da hatla meşgul olmuşlardır. Osmanlı padişahları, hat san'atına çok önem vermiştir’’ diye konuştu.

11.09.2010

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Son Dakika Haberleri

Bütün haberler

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.