Mektubat - page 246

mübarek yüzüyle yağmur duasına giderdi. onun yüzü
hürmetine gelirdi ki, o hâdise Abdülmuttalip’in bir şiiriy-
le iştihar bulmuş.
(1)
Hem, vefat-ı nebevîden sonra, Hazret-i ömer, Haz-
ret-i Abbas’ı vesile yapıp demiş: “Yâ rab, bu senin ha-
bibinin amcasıdır. onun yüzü hürmetine yağmur ver.”
Yağmur gelmiş.
(2)
Hem, İmam-ı Buharî ve Müslim haber veriyorlar ki:
Yağmur için dua talep edildi. resul-i ekrem Aleyhissalâ-
tü Vesselâm dua etti. Yağmur öyle geldi ki, mecbur oldu-
lar, “Aman dua et, kesilsin.” dua etti; birden kesildi.
(3)
İkinciMisal
: tevatüre yakın meşhurdur ki, resul-i
ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, sahabe ve imana gelen-
ler daha kırka vasıl olmadan ve gizli ibadet etmekte iken,
dua etti:
(4)
p
?Én
°ûp
¡r
dG p
ør
H hp
ôr
ªn
©p
H r
hn
G p
ÜÉs
£n
ÿr
G p
ør
Hp
ôn
ªo
©p
H n
?n
Ór
°Sp
’r
G s
õp
Yn
G s
ºo
¡
s
?dn
G
Bir iki gün sonra, Hazret-i ömer İbnü’l-Hattab imana
geldi ve İslâmiyet’i ilân ve i’zaz etmeye vesile oldu, “Fa-
ruk” ünvan-ı âlîsini aldı.
(5)
ÜçüncüMisal
: Bazı sahabe-i güzine, ayrı ayrı mak-
satlar için dua etmiş. duası öyle parlak bir surette kabul
olmuş ki, o keramet-i duaiye, mu’cize derecesine çıkmış.
aleyhissalâtü vesselâm:
salât ve
selâm onun üzerine olsun.
dua:
Allah’a yalvarma, niyaz.
habip:
sevilen, dost.
hadis:
Hz. Muhammed’e ait söz,
emir, fiil veya Hz. Peygamberin
onayladığı başkasına ait söz, iş
veya davranış.
hâdise:
olay.
hürmet:
şeref.
iman:
inanma, İslâm dinini kabul
etme.
iştihar bulma:
meşhur olma, şöh-
ret bulma.
i’zaz etmek:
aziz kılmak, yücelt-
mek.
keramet-i duaiye:
duanın kera-
meti, duanın olağanüstü bir şekil-
de kabul edilmesi.
maksat:
gaye, istenilen şey, ni-
yet.
misal:
örnek, numune.
mu’cize:
peygamberler tarafından
ortaya konmuş olağanüstü hâl ve
hareketlerden her biri.
muhtelif:
çeşitli, farklı.
mübarek:
bereketli, hayırlı, uğur-
lu.
Rab:
yaratan, besleyen, büyüten,
verdiği nimetlerle mahlûkatı ıslah
terbiye eden Allah.
Resul-i ekrem:
çok cömert, ke-
rim ve Allah’ın insanlara bir elçisi
olan Hz. Muhammed.
Sahabe:
Peygamberimiz Hz. Mu-
hammed’in mübarek yüzünü gör-
mekle şereflenen ve onun soh-
betlerine katılan mü’min kimse.
Sahabe-i Güzin:
Seçkin Saha-
beler.
suret:
şekil, biçim, tarz.
tarik:
yol; hadisin geliş kanalı.
tevatür:
bir Hadis-i Şerif’in, ya-
lan söylemelerini aklın kabul-
lenemeyeceği kadar sayı ve
sağlamlıktaki bir topluluk ta-
rafından aktarılması, rivayet
edilmesi.
ünvan-ı âlî:
yüce, yüksek ün-
van.
vasıl olma:
ulaşma, erişme.
vefat-ı Nebevî:
Peygamberi-
mizin vefatı, ebedî âleme gö-
çüşü.
vesile:
vasıta, sebep.
o
n
d
okuzuncu
m
ekTup
| 246 | Mektubat
1.
Birinci misaldeki muhtelif tariklerle gelen hadislerle ilgili bazı kaynaklar: Kadı İyaz, Şifa, 1:327;
Beyhakî, 2:15-20, 6: 139, 147; Müsned, 3:104, 261; Buharî, 2:35, 5:5:25.
2.
Buharî, 2:34, 35, 5:25; Beyhakî, 6:147.
3.
Kadı İyaz, Şifa, 1:327.
4.
Allah’ım, İslâmı Ömer ibni Hattab veya Amr ibni Hişam [Ebu Cehil] ile kuvvetlendir.
5.
Tirmizî, Menakıb: 17; Kadı İyaz, Şifa, 1:327.
1...,236,237,238,239,240,241,242,243,244,245 247,248,249,250,251,252,253,254,255,256,...1086
Powered by FlippingBook