Mektubat - page 728

Altıncı Risale Olan Altıncı Kısmın Zeyli
Es’ile-iSitte
İstikbaldegeleceknefretvetahkirdensakınmak
için,şumahremzeyilyazılmıştır.Yani,“Tuhoasrın
gayretsizadamlarına!”denildiğizamanyüzümüze
tükürüklerigelmemekiçinveyahutsilmekiçinyazıl-
mıştır.Avrupa’nıninsaniyetpervermaskesialtında
vahşîreislerininsağırkulaklarıçınlasın!Vebuvic-
dansızgaddarlarıbizemusallatedenoinsafsızza-
limleringörmeyengözlerinesokulsun!Vebuasırda,
yüzbincihette“Yaşasıncehennem”dedirten
mim’sizmedeniyetperestlerinbaşlarınavurulmak
içinyazılmışbirarzuhâldir.
W
s
¿ n
ôp
Ñ°r
ün
æn
dn
h É n
æn
? o
Ñ° o
S É n
æj'
ón
g r
ón
bn
h$G n
¤n
Y n
?s
cn
ƒn
àn
f s
’n
G BÉ n
æn
d Én
en
h
(1)
@n
¿ƒo
?u
cn
ƒn
ào
Ÿr
G p
? s
c
n
ƒn
àn
«r
?n
a $G n
¤n
Yn
h Én
fƒo
ªo
àr
jn
P'
G BÉ n
e '
¤n
Y
Bu yakınlarda ehl-i ilhadın perde altında tecavüzleri
gayet çirkin bir suret aldığından, çok bîçare ehl-i imana
ettikleri zalimane ve dinsizcesine tecavüz nev’inden, ba-
na, hususî ve gayr-i resmî, kendim tamir ettiğim bir ma-
bedimde hususî bir iki kardeşimle hususî ibadetimde, giz-
li ezan ve kametimize müdahale edildi. “ne için Arapça
kamet ediyorsunuz ve gizli ezan okuyorsunuz?” denildi.
sükûtta sabrım tükendi. kabil-i hitap olmayan öyle
arzuhâl:
dilekçe, hâlini bildirme.
asır:
yüzyıl.
bîçare:
çaresiz, zavallı.
cihet:
yön, taraf.
ehl-i ilhad:
dinden, hak yolundan
çıkıp batıl yola sapan imansızlar.
ehl-i iman:
mü’minler, inananlar;
Allah’a ve Allah’tan gelen her şe-
ye inanan kimseler.
es’ile-i sitte:
altı soru.
eza:
eziyet.
gaddar:
çok fazla gadreden, zul-
meden.
gayet:
son derece, çok.
gayret:
çalışma, çabalama.
gayr-ı resmi:
resmi olmayan.
hususî:
özel.
ibadet:
Allah’ın emrettiklerini ye-
rine getirme.
insaniyetperver:
insaniyet sever,
insanları seven.
istikbal:
gelecek zaman.
kabil-i hitap:
söz anlar, muhatap
olmaya lâyık.
kamet:
farz namazların öncesin-
de okunan ezan cümleleri.
kısım:
bölüm.
mabet:
ibadet edilen yer, mescit,
cami, vb.
mahrem:
gizli olan.
maske:
bir şeyin gerçek hâlimi
gizleyen parça, madde.
mim’siz medeniyetperest:
deni-
yetperest, yani aşağılık şeylere
ve sefahata düşkün olan.
musallat eden:
aşırı derecede sa-
taşan.
müdahale:
karışma, el atma,
güç kullanma.
nefret:
ürküp kaçma, iğren-
me, tiksinme.
nev:
çeşit, tür.
Rahîm:
sonsuz merhamet sa-
hibi olan Allah.
Rahman:
rahmeti bütün her-
kese yayılan ve bütün yaratıl-
mışların rızıklarını ve geçim
şekillerini içine alan rahmetin
sahibi Allah.
risale:
belli bir konuda yazıl-
mış küçük kitap.
sabır:
katlanma, zorluklara
dayanma gücü.
suret:
biçim, tarz.
sükût:
susma.
tahkir:
hakaret etme, aşağı-
lama.
tecavüz:
haddini aşma, sal-
dırma, sataşma.
tevekkül etme:
Allah’a da-
yanma ve güvenme.
vahşî:
medenîleşmemiş, bar-
bar.
zalim:
zulmeden, haksızlık
eden.
zalimâne:
zalimcesine.
zeyil:
ek, ilâve.
Y
irmi
d
okuzuncu
m
ekTup
| 728 | Mektubat
1.
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. • O bize yollarımızı dos doğru gösterdiği hâlde, bi-
ze ne oluyor ki Ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız ezalara karşı sabredeceğiz. Tevek-
kül etmek isteyenler Allah’a güvensinler. (İbrahim Suresi: 12.)
1...,718,719,720,721,722,723,724,725,726,727 729,730,731,732,733,734,735,736,737,738,...1086
Powered by FlippingBook