15 Mayıs 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Ahmet ÖZDEMİR

Kur’ân fıtrata hitap ediyor


A+ | A-

Mekke devrinin ilk yılları…Müslümanların sayısı parmakla sayılacak kadar da az…

Resûl-i Ekrem (asm) Efendimiz Kur’ân-ı Kerim’i yüksek sesle okuyordu. Her sınıftan Mekkeli insanlar da, akşamları onun Kur’ân okuyuşunu dinlemek için düzenli olarak evinin önünde toplanırlardı.

Resul-i Ekrem (asm), insanları uyarmak için, Kur’ân-ı Kerim’i okuyup Allah’a dâvet ettikçe, Mekke’nin azılı müşrikleri kıskançlıklarından alaya alırlar, Peygamberimize (asm) ve okuduklarına karşı kalblerinin kapalı, kulaklarının tıkalı ve aralarında bir perde olduğunu söylerlerdi.1

Müşrikler, Resul-i Ekrem’in (asm) Kur’ân-ı Kerim okuduğunu gördükleri zaman, yaygara koparırlardı. Bu husus da Kur’ân’da şöyle haber verilmektedir:

“Bir de kâfirler dediler ki: ‘Şu Kur’ân okunduğunda ona kulak vermediğiniz gibi, ona karşı yaygara koparıp onun, başkaları tarafından anlaşılmasını da engelleyin. Ancak böyle yaparak üstünlük sağlayıp onu bastırmayı umabilirsiniz.”2

Müşriklerin ileri gelenleri, başkalarını Kur’ân’ı dinlemekten sakındırdıkları halde, kendileri gidip bir köşede dinlerlerdi. Fakat ondan faydalanmayı değil, şeytanlıklar düşünürlerdi.

Bir gün Mekke’nin ileri gelenlerinden üç kişi, Ebu Süfyan, Ebu Cehil ve Ahnes b. Şerik birbirinden habersiz teker teker ve gizlice Peygamberimizin (asm) evinde geceleyin namaz kılarken okuduğu Kur’ân-ı Kerim’i dinlemek için gittiler. Her biri bir köşeye saklandı.

Hiçbirisi de arkadaşlarının orada olduğunu bilmiyorlardı. Bunlar Peygamberimizi (asm) dinleyerek sabahladılar. Tanyeri ağarınca başkası görmesin diye hemen yerlerinden ayrıldılar. Yolda beklemedikleri bir anda birbirleriyle karşılaşıverdiler. Karşılaştıklarında, “Halka Muhammed’in yanına gelmesini yasaklamamız hiç uygun değil, çünkü biz de onun akşam ‘şarkılarına (!)’ sık sık geliyoruz. Sizin bu yaptığınızı, yarım akıllılardan bazıları görecek olurlarsa, ne yapmazlar!” diyerek birbirlerini kınadılar.

Sonra, bundan böyle oraya bir daha gitmeyeceklerine dair birbirlerine söz verdiler. Ertesi gece yine her biri, gecenin karanlığına sığınarak gizlice oraya gelmişti. Dönüşte tekrar karşılaştılar ve yine bir daha buraya gelmemek üzere sözleştiler. Böylece, verdikleri sözü unutarak, üç gece üst üste birbirleriyle karşılaştılar! Orada birbirlerine:

“Bir daha böyle bir gece geçirmeyi tekrarlamamaya yemin edelim!” dediler. Bu konuda sözleştiler ve oradan ayrıldılar.

Akılları kabile taassubu namına kabul etmese de ruhları, vicdanları oradan ayrılamıyordu. Çünkü vicdanları “ebed, ebed!” diyordu. Her fırsatta Kur’ân’ı dinlemek için koşuyorlardı. Ahnes b. Şerik, sabaha çıkınca sopasını eline aldı. Ebû Süfyân’ın evinin yolunu tuttu. Gidip içeri daldı ve:

“Ey Hanzala’nın babası! Muhammed’den dinlemiş olduğun şey hakkındaki kanaatini, görüşünü bana bildir?” dedi.

Ebu Süfyan:

“Ey Salebe’nin babası! Vallahi, işittiğim şeylerden bazısını anladım ve onunla ne denilmek istediğini de kavradım. İşittiğim şeylerden bazısının ise, ne mânâsını anlayabildim, ne de onunla anlatılmak istenileni!” dedi. Ahnes:

“Ben de seninki gibi” diyerek Ebu Süfyan’ın yanından ayrılıp Ebu Cehil’in evine gitti. Ona:

“Ey Hakem’in babası! Muhammed’den dinlemiş olduğun şey hakkındaki senin kanaatin ve görüşün nedir?” diye sordu. Ebu Cehil:

“Ne dinlemişim? Biz ve Haşimiler, şeref ve şan hususunda şimdiye kadar yarışıp durduk: Onlar yemek yedirdiler, biz de yedirdik. Onlar, arabuluculuk ederek diyet yüklendiler, biz de! Onlar halka ihsanda bulundular, biz de! Onlarla binekler üzerinde at başı beraber oluncaya kadar, at yarıştırırcasına yarıştık durduk! Şimdi ise, onlar, ‘Gökten kendisine vahiy gelen bir Peygamberimiz var!’ dediler. Biz bunun dengini nereden bulur, onlara yetişebiliriz? Vallahi! Biz, hiçbir zaman ona inanamayız ve onu tasdik etmeyiz!” dedi. Bunun üzerine Ahnes, Ebu Cehil’in yanından kalkıp evine gitti.3

İçlerindeki “doğru”ları bastırmaya ve susturmaya çalıştılar. Onlar nefis ve şeytanlarına uymuşlardı. Kabile asabiyetinden bir türlü kurtulamıyorlardı.

İnsanların fıtratına yerleştirilen iman duygusunu ne yaparsanız yapın söküp atamazsınız! Bu durum imanın ne kadar fıtrî olduğunu göstermektedir. Küfür ise fıtrata hiç uymuyor. Çünkü, “İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi imân ve duâdır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder.” 4

Dipnotlar:

1- Fussılet Sûresi, 5.

2- Fussılet Sûresi, 26.

3- İbn İshak, Sire, 1: 337-338.

4- Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s. 502.

15.05.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (13.05.2010) - “Hamidîlik” ve “Hıdırellez” üzerine

  (07.05.2010) - Hz. Hızır ve İlyas'tan (as) Hıdırellez bayramına

  (09.04.2010) - “Bediüzzaman Haftası”nın ardından...

  (31.03.2010) - Selâmlaşmak da şeâir-i İslâmiyedendir

  (30.03.2010) - Ulu Cami’de mevlid dinlemek

  (24.03.2010) - İman ve hürriyet mücadelesi

  (23.03.2010) - Bediüzzaman mânen yaşıyor

  (26.02.2010) - Kâinatın ölümü (kıyamet)

  (10.02.2010) - Vefatının 92. yılında Sultan II. Abdülhamid

  (01.02.2010) - Musafaha

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Yeni Asya Gazetesi - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat-Promosyon - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım