Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 13 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Yeni dönemde üç önemli mesele...

Sorular şunlar: Türkiye yakaladığı siyasal ivmeyi heba etmeden kullanabilecek imkânlara sahip mi? Türkiye’nin kırılgan ve krize açık siyasi yapısını pekiştirmesi mümkün mü?

22 Temmuz seçimlerinde ortaya çıkan, siyasi yapıya yönelik en önemli kuvvetlendirici unsur olan “demokrat ittifak” devam edecek mi? Bu ittifakın sürmesine zemin hazırlayacak bir yol haritası bulunabilecek mi?

Bu soruları birer “kaygı” olarak da ele alabilirsiniz…

Toplumsal güç ve iradeyi ifade eden “toplumsal ittifaklar” kolay oluşmaz kolay dağılır…

Ve bugün bu ülkede toplumsal güç ve irade devrede olmadan siyasi alanın özerkliği ve meşruiyeti kırılgan olmaya mâhkumdur…

Yakın örnek ortada:

2002-2005 yılları arasında AB uyum politikaları, demokratikleşme, popülist olmayan ekonomik büyüme hamlesi birer yol haritası oluşturmuş, siyasi iktidar ve onun üzerinden Türkiye, geniş ve yaygın bir toplumsal destekle yol almıştı.

2005-2007 yılları, yani AK Parti’nin özellikle demokratikleşme ve AB konusunda tereddütte kaldığı dönem onu hızla yalnızlaştırmıştı.

2007 sonrası ise gerek askeri muhtıra, gerek cumhurbaşkanlığı konusunda atılan sivil adımlar, siyasi iktidarı yeniden demokratik direnç ve talebin taşıyıcılarından birisi haline getirdi. Yüzde 47 gibi Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarını bile şaşırtan bir oy oranı böyle ortaya çıktı.

Ama yeni dönemi nasıl yaşayacağız?

Evet, “yeni ama bir o kadar kritik” bir dönemdeyiz…

Bir önceki evrede demokratikleşme adımlarını atarken, sorunlarımızı tanımladık, onlarla yüzleştik. Devlet iktidarı ve siyasi iktidar arasındaki mesafeyi kapatacak adımlar attık.

Şimdi, bu mesafeyi iyice daha da azaltmanın, sorunların üzerine gitmenin zamanı geldi.

Daha doğrusu, bu artık, kaçınılmaz bir durum haline geldi…

Zira Türkiye sorunlarını yönetmekle, sorunlar tarafından yönetilmek arasında ara noktadadır…

Kürt meselesi, üniversitelerdeki tesettür yasağı, askeri vesayet sistemin kalan ayakları, kararlı ve etkili bir AB politikası, Kıbrıs sorunu, 301. madde, öte yandan genel sağlık sigortasından işsizlik sigortasına kadar topluma hamle yaptıracak sosyal politikalar…

Sorunlar ana başlıklarıyla bunlar…

Açıktır ki, bunların birçoğu, özellikle siyasal nitelikli olanları, “derin çatışmaları ve keskin değişim virajları”nı simgeler.

Ve çözümler, tek başına siyasi iktidarları aşar. Toplumun desteğini, seferberliğini gerektirir…

Böyle olunca, “sorunları hangi istikamette çözeceğiniz kadar, nasıl, hangi araçlarla ve kimlere çözeceğiniz hayati bir önem kazanır”…

O zaman da yol alabilmek için kimi ön koşullar ortaya çıkar…

Kanımız o dur ki, Türkiye için yeni dönemde “demokratik sularda hız yapabilmesinin üç koşulu” vardır:

1. Demokratik bir ittifakın, toplumsal meşruiyetin kaçınılmazlığını gözardı etmemek, merkez almak…

2. Bunu sağlayabilmek için, hemen her konuda sivil toplum kurumları başta olmak üzere geniş katılıma kapı açmak…

3. Demokratik çerçeveyi ve ittifakı merkez alıp, mümkün kılacak bir yol haritası bulmak…

Aslında üçüncü ön koşul yerine gelmiş gibidir, zira yol haritası bellidir:

Sivil, demokratik, çağın ve toplumun taleplerini kuşatacak bir anayasa…

Bu açıdan daha şimdiden yol alınmaya başlanmıştır.

Prof. Özbudun başkanlığında hazırlanan, yakında tartışmaya açılacak ilk metin tesettür sorunundan askeri vesayet meselesine, laikliğin pekiştirilerek demokratikleştirilmesinden daha kucaklayıcı bir vatandaşlık anlayışına kadar kimi sorunların doğal çözümünü içeren özellikler taşımaktadır.

Ancak ilk iki ön koşul hâlâ ortadadır:

Anayasa metninin oluşumunda siyasi iktidar katılım kapılarını açık tutacak mıdır? Dahası meşruiyet ihtiyacının ne denli farkındadır?

Siyasi iktidar bu sorulara dikkat kesilmelidir…

Yeni Şafak, 12.9.2007

Ali BAYRAMOĞLU

13.09.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Kemalizm diğer ideolojilerle eşit yarışmalı

  Yeni dönemde üç önemli mesele...

  12 Eylül’le hesaplaşmak...

  Tarikat dedikse

  Kehanet!!!


 Son Dakika Haberleri