Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 17 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Budanmasına Sapanca’da mı başlandı?

“Sivil Anayasa” adı verilen taslak etrafında başlayan tartışmalar bakalım nasıl sonuçlanacak.

Tartışmaların bugün itibariyle geldiği noktayı şöyle özetleyebiliriz:

Komisyon dışında kalan anayasa hocalarının önemli bir bölümü taslağı beğenmedi. Kimi hazırlanış sürecini kimi barındırdığı ruhu eleştiriyor.

CHP ve MHP’den gelen ilk tepkilerin olumlu olmadığı da bir gerçek.

(MHP’den yükselen tepkilere –dünkü yazımda- Faruk Bal’ın açıklamasına yer vererek değinmiştim. İsterseniz bugün de, bir ilk örnek olarak CHP’li Atilla Kart’ın –gerçekten enteresan- açıklamasını aktaralım: Kart, “Ortaya çıkan sonuç; ‘parti devleti’nin anayasal altyapısını oluşturma sürecidir” diyor. Görüyorsunuz; bu kadar olur doğrusu... Her şey tamam ortaya bir de “parti devleti” kavramı atıldı. Böyle bir kavramın varlığı inkâr edilemez tabii ki. Ancak bugünkü CHP hafızasını biraz tazelerse, “parti devleti”nin tarifini ve bu beraberliğin neye benzediğini herkesten iyi kavrayacaktır.)

Farklı çevrelerden yükselen itirazlar da var şüphesiz.

Ancak benim bu çerçevede ilgili çeken asıl tepki, önceki gün Sapanca’da bir araya gelen AKP Anayasa Komisyonu’ndan gelen haberlerde yer alıyor.

Ortada dolaşan haberler doğruysa eğer, söz konusu Komisyon taslağın anayasanın başlangıç bölümü ile değiştirilemez hükümleri olan 1, 2, 3 ve 4’üncü maddelerine ilişkin değişiklik önerilerine katılmamış.

Oysa biliyorsunuz; komisyon üyeleri bir miktar değişikliğe uğramasına rağmen ortada hâlâ bir “anayasa skandalı” olarak duran Başlangıç bölümünü tırpanlamış, ilk 4 maddeyi de hukukun ciddi olması gereken diliyle yeniden formüle etmeyi önermişlerdi.

(Sapanca’da toplanan Komisyon üyelerinden bazılarının fotoğrafları da var gazetelerde. Mesela Cemil Çiçek’i görüyoruz bahçede, üzerinde şort var. Bu fotoğrafın resimaltı şöyle: “Çiçek, şortlu görüntülerinin alındığını farkedince ‘Bu yaptığınız suç değil mi? Savcıya söylesek sizin için sorun olur. Lütfen buradan uzaklaşın’ dedi.” Bu haber gerçeği yansıtıyorsa, durum gerçekten bir kara mizah örneği. “Sivil anayasa” taslağını gözden geçirmek için toplanan komisyonun bir üyesini şortlu görüntüleyen gazeteciler için eski adalet bakanından suç duyurusu! )

Sizi bilmem ama bu haber benim canımı sıktı doğrusu. Anayasa’yı büyük ölçüde değiştireceği söylenen bu hamlenin nefesi daha Başlangıç bölümünde kesilirse işimiz var demektir. Anayasa’nın 1, 2 ve üçüncü maddelerini koruma altına alan 4. maddeye dokunulmayacaksa ne anladım ben bu “sivil”likten...

Yanlış anlaşılmasın; “Türkiye Devleti”nin şekli ve demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti gibi niteliklerine (ve de tabii ki bayrağı, milli marşı, dili ve başkentine) itiraz ettiğim filan yok. Ama bu maddelerin de taslak da olduğu gibi iyi bir dile kavuşturulmasının zamanı gelmedi mi?

Başlangıç bölümünden başlayalım:

Taslak bu bölümün niçin “kısa, özlü ve demokratik değerler üzerindeki vurgusu güçlü bir biçimde yeniden” yazıldığını bakın nasıl gerekçelendiriyor:

“Demokratik anayasacılık geleneğinde, anayasaların yapılış sebepleri ile dayandıkları temel felsefeyi açıklayan başlangıç bölümleri, anayasanın diğer hükümleri gibi uygulanabilir hukuk normları içermezler. Bu nedenle Başlangıç Bölümü, bir kısmı zaten Anayasanın diğer maddelerinde somutlaşan, bir kısmı da hukuken tanımlanması mümkün olmayan ifadelerden arındırılarak...”

Güzel ve akılcı bir gerekçe değil mi bu.

O halde “Hayır kalsın!” demenin ne anlamı var şimdi?

Yeni Şafak, 16.9.2007

Kürşat BUMİN

17.09.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  İyi niyet iyi, ama kötü yöntem de kötü

  Anayasa nasıl yazılır?

  Siyaset dışı halk dışı

  Bir senede nereden nereye geldik

  Budanmasına Sapanca’da mı başlandı?


 Son Dakika Haberleri