Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 26 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Görüş

Fırsatlar...

Fırsatlar...

Hz. Peygamber bütün söz ve davranışlarıyla insanlığa örnek olmuş ve saadetleri için çaba sarf etmiştir. Her davranışı bir ilke, her sözü bir prensiptir.

Ona ait sözler tahlil edildiğinde ne denli önem arz ettikleri berrak bir biçimde anlaşılır.

İlke bazında ortaya koyduğu ifadelerin bir özelliği de herkesin ve her kesimin kendisine ait bir ders çıkarması ve çok rahat kavramasıdır.

Örneğin, bir hadis-i şerifte insanlığın sahip olduğu beş temel nimete dikkat çekilir ve bunları ortadan kaldıran engellerin üzerinde durulur. Böylece herkes ve her kesim bu mesajdan gerekli dersi alır ve uygular. Çok önemli olan bu beş nokta, aslında hepimizin her zaman karşı karşıya olduğu; ancak çoğu kez düşünemediği hususlardır.

Hadis-i Şerif’in ilk ifadeleri dahi dikkat çekici ve uyarıcı nitelik taşımaktadır: “Beş şey gelip çatmadan evvel diğer beşini ganimet olarak telâkki et!...” Yani, beş temel nimet var ve onları ortadan kaldıran beş unsur var… Bunları bil ve ayıl! Bu önemli noktaları incelediğimizde bir bakıma hayatın özetlendiğini görüyoruz:

1- Ölüm gelip çatmadan evvel hayatınızın kıymetini biliniz… Evet, insan yaşadıkça üretkendir; yaşadığı sürece amel defteri açık olduğu gibi; ailesine, ülkesine ve insanlığa karşı sorumluluklarını da ancak ‘yaşıyorken’ fiilen yerine getirme şansına sahiptir. Ölümün mukadder olduğu ve ne zaman geleceği belli olmadığına göre; başka bir deyimle ‘her an gelmesi ihtimal dahilinde olduğuna göre’, yaşadığımız saniyelerin kıymetini iyi bilmek ve değerlendirmek durumundayız.

2- Hastalanmadan önce sağlığınızın değerini biliniz. Maddî-mânevî bütün güzellikler, ancak hastalıksız durumlarda gerçekleştirilebilir. Hastalandığımızda, dünyevî işlerimiz sıkıntıya girdiği gibi, kulluk görevlerimiz de aksar. Aslında, dünyevî olarak nitelendirdiğimiz hususlar da güzel bir niyetle uhrevî özellik kazanır. Ancak ne olursa olsun, sağlıklı bir sonuca ancak sağlıklı bedenlerle ulaşılır. İyi bir esnaflık için ‘sağlık’ ön şart olduğu gibi; güzel bir araştırma, haz duyulan bir ibadet ve arzu edilen bir destek için de ‘sağlık’ çok önemli bir faktördür.

3- İşiniz gücünüz artmadan önce boş vaktinizin değerini biliniz. Aslında güzel bir planlamayla ‘boş vakit’ diye bir kavram da ortadan kalkar. Her zamana ait bir iş, bir eylem ve etkinlik olduğu düşünülürse ‘boş’ geçirilen dakikalar diğer işlerin vakitlerine tecavüz etme anlamına gelir. Boş gibi görülen dakikalar değerlendirilmediğinde işlerin sıkıştığı ve insanlarda bunalım eserlerinin çoğaldığı fark edilir. Boşa geçirilen her dakika, bir sıkıntı ve problem olarak sahibine geri döner.

4- İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğinizin kıymetini biliniz. Genç iken rahatlıkla yapılabilen pek çok şeyin, belli bir yaş sonra aynı rahatlıkta yapılamadığı bilinen bir gerçektir. Ayrıca, gençliği belli bir yaş sınırlandırmasına da tabi tutmak gerekmez. Her insan bir sonraki yaşına oranla ‘daha genç’ olduğuna göre, herkes bulunduğu durumun değerini iyi bilmek ve o doğrultuda hareket etmek zorundadır.

5- Fakirlik gelip çatmadan evvel zenginliğinizin değerini biliniz. Sahip olunan servetler yerli yerinde ve zamanında kullanılmadığı takdirde çoğu kez pişmanlıkları beraberinde getirdiği muhakkaktır. Dünyevî ve uhrevî tüm yatırımların güzel bir planlamayla kararlarlaştırılıp akıllıca tatbik edilmesi her zaman güzel sonuçlar elde ettirir. Bazen–ihmalden dolayı—kendi ellerimizde yapmadığımız bazı hayırlı işlerin,—çoğu kez—bizden sonra da yapılmadığını bilmemiz gerekir. İmkân ve fırsatların zamanında değerlendirilmesi hem ekonomik açıdan, hem sorumlulukları yerine getirme bakımından daha akıllıcadır.

Şu halde, Hz. Peygamber’in uyarısına kulak vererek; ölüm gelip çatmadan evvel hayatımızın, hastalık gelip çatmadan evvel sağlığımızın, meşguliyetler gelip çatmadan evvel vaktimizin, ihtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğimizin ve fakirlik gelip çatmadan evvel maddî imkânlarımızın değerini iyi bilelim.

Mehmet C. GÖKÇE

26.09.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri