Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Başı açık-kapalı sürtüşmesi hiç olmadı

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformunun Abdi İpekçi Parkında düzenlediği “başörtüsüne özgürlük eylemleri” üçüncü yılına girdi. Geniş katılımla yapılan bu haftaki eylemde konuşan Küresel Eylem Grubundan Canan Şahin, kendisinin başının örtülü olmadığını belirtirken, “Başı açık bir genç kız olarak hiçbir zaman başörtülü kişilerle bir sorunum olmadı. Başı örtülü birçok komşum ve akrabam var ve hiçbiri ile de bu farklılıktan dolayı bir sürtüşmem olmadı” dedi.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformunun Abdi İpekçi Parkında düzenlediği “başörtüsü özgürlük eylemleri” üçüncü yılına girdi. Geniş katılımla yapılan bu haftaki eylemde konuşan Mazlum- Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, provokatörlerin pazara indikleri uyarısında bulunarak, şunları söyledi: “Başörtüsü Müslüman kadının bir yarasıdır ve bu yara adaletli bir şekilde kapatılmalıdır. ‘Çatışma çıkar diyorlar’ 40 yıldır zulüm devam ediyor da çatışma çıkmadı şimdi mi çıkacak? Bir kısım İslâm düşmanı azınlıklar ve destekçisi medya kuruluşları yaygara yapıyor o kadar. ÇYDD’li Saylan’ın, ‘Biz istemesek hiçbir şey olmaz. Bu memleketin asil sahibi biziz’ sözleri her şeyi özetliyor. Biz bu mantığa karşıyız. Bizim itirazımız bunadır.”

Küresel Eylem Gubu’dan Canan Şahin, kendisinin başının örtülü olmadığını hatırlatırken, “Başı açık bir genç kız olarak hiçbir zaman başörtülü kişilerle bir sorunum olmadı. Başı örtülü birçok komşum ve akrabam var ve hiçbiri ile de bu farklılıktan dolayı bir sürtüşmem olmadı” diye konuştu.

Toplumu sun’î kamplara bölmeyi amaçlayan başörtüsü yasağının bir an evvel bitmesini istediklerini söyleyen Şahin, “Başörtülü birçok arkadaşımın çeşitli mağduriyetlere uğradığını biliyorum. Üniversite kapılarında onların aşağılayıcı bir muameleye uğramasını kabullenemiyorum. Mezun olduktan sonra başörtülü olduğu için iş bulmada büyük sorunlar yaşayan arkadaşlarım var. Sırf başörtülü diye çeşitli hakaretler gören arkadaşlarımın mağduriyetinin devam etmemesi için bugün buradayım” dedi.

Memur- Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Dr. Ahmet Aksu ise yaptığı konuşmasında hak ve özgürlüklere her alanda serbestlik talep etti. Başörtüsü yasağın tümüyle yok edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Aksu, “Artık aranan bu haklar görünmezden gelinemez” dedi.

Eylemde bir konuşma yapan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise “Rektör ‘notunu kırarım’ diyor. ADD’nin panelinde ulusalcı iş adamları derneğinin genel sekreteri ‘hukuk dışına çıkılabilir’ diyor. Fransız masonlarının başı ‘halk yanılabilir’ diyor. Seçimlerden sonra da muhalefet partisinin genel başkanı ‘halk yanıldı’ demişti. Karşımızda halka ve hukuka güvenmeyen iç ve kökü dışarıda güçler var. Tek ortak noktaları özgürlüklere karşı olmaları” şeklinde konuştu.

Antidemokratik anlayışa sahip kuruluşların yasakları kazanılmış hak olarak gördüğüne dikkat çeken Gündoğdu, “Birileri 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın dayatmalarını kendi adlarına kazanılmış hak olarak görüyor ve başörtüsüne tahammül edemiyor. Cumhurbaşkanı, başörtüsü yasağını kaldıran anayasa değişikliğini onaylarsa bunu uygulamamak için direnen rektörler olacaktır. Buradan söylüyorum. Başörtülü kızlarımızı üniversiteye almayan rektörleri noterle tesbit edip haklarında suç duyurusunda bulunacağız.” uyarısında bulundu.

Diğer taraftan diğer illerden gelen inanç platformu üyeleri de yaptıkları konuşmalarında başörtüsüne sınırsız özgürlüklerini yinelerken kendilerini görmeyen kartel medyasını eleştirdiler. Başörtüsü eylemcileri sıklıkla, “Başörtüsü bizim onurumuz” şeklinde sloganlar attılar. İnanç Platformu üyelerine ise Diyanet- Sen, Büro Memur- Sen, Öğretmen-Sen ve Emekli –Sen gibi sendikaların desteği gözden kaçmadı. Rahatsız olduğu için eyleme katılamayan Sağlık- İş Başkanı Mustafa Başoğlu’nun destek mesajı ise herkesi duygulandırdı. Eyleme yaklaşık 30’un üzerinde sivil toplum temsilcisinin desteği oldu.

Fatih KARAGÖZ / ANKARA

18.02.2008


 

Müminler kardeştir

Doğu Anadolu’nun ve Bitlis’in önde gelen manevî dinamiklerinden emekli imam Mehmet Cepe, Türkiye’yi kimsenin bölemeyeceğini vurguladı. Cepe, “Allah’ın ‘Müminler kardeştir’ kaidesi tam olarak kalbe yerleştirilir ve insanları Allah’ı tam imanla tanırsa Batı, Doğu, Güney ve Kuzey neresi olursa olsun her yerdeki insanlarımızın kalbleri kardeşlik duygusuyla çarpar” şeklinde konuştu.

Bitlis’in önde gelen eşraf ve mânevî dinamiklerinden emekli imam Mehmet Cepe, Türk milletini kimsenin bölemeyeceğini vurguladı.

Bitlis’in köy muhtarları ve imamlarından oluşan bir heyet, Kurban Bayramı’nı, Kimse Yok Mu Derneği öncülüğünde Doğu ve Güneydoğu’da geçiren Bursalı işadamları ve sivil toplum örgütlerine iade-i ziyarette bulunmak için Bursa’ya geldi. Bitlis’in köylerinde hizmet etmekte olan 51 kişilik muhtar, aza ve imamlardan oluşan heyette bulunan Bitlis’in önde gelen eşraf ve manevi dinamiklerinden olan emekli imam Mehmet Cepe, atılan kardeşlik köprülerinin ekilmeğe çalışılan nifak tohumlarını tamamen çürüttüğünü söyledi. Kurban Bayramı’nda başlayan Batı ve Doğu kucaklaşmasının karşılıklı ziyaretlerle daha da pekiştiğini bildiren Cepe, bu tür etkinliklerin yıllardır unutulan kardeşlik duygularını yeniden yeşerttiğini vurguladı.

Mehmet Cepe, Türkiye üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekerek, yaşanan sıkıntının tek nedeninin Kur’ân’dan uzak yaşamaktan kaynaklandığını ifade etti. Allah’ın ‘Bütün müminler birbirine kardeştir’ ayetini hatırlatan Cepe, “Allah’ın ‘Mü’minler kardeştir’ kaidesi insanlar tarafından tam olarak kalbe yerleştirilir ve Allah’ı tam imanla tanırsa Batı, Doğu, Güney ve Kuzey neresi olursa olsun her yerdeki insanlarımızın kalpleri uhuvvet duygusuyla çarpar” şeklinde değerlendirmede bulundu.

İslâm ahlâkına göre kardeş olan müminlerin birbirini severek karşılıklı ziyarette bulunacağına işaret eden Mehmet Cepe, gerçekleştirilen bu ziyaretlerinde buna örnek teşkil ettiğinin altını çizdi. Cepe, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Peygamber Efendimiz ‘Tefrikaya başvuran veya niyet eden bizden sayılmaz’ diye buyurmuştur. Mü’min tefrikayı sevmez ve ayrılığa giremez. Tefrikaya giren insanlar ancak nefis ve şeytanın desiseleri ile yoldan çıkmış sayılırlar. Ancak Kur’ân düsturuyla hareket edenler ise birbirine gerçek mânâda kardeşçe yardımda bulunarak birlikte olurlar. Bütün kabile, aşiret ve insanlar arasında yaşanan başta ayrılık hastalığının tek çaresi Kur’ân’a tabi olmaktır. Eğer Kur’ân’a tabi olsalar onların o mânevi yaraları tedavi olacaktır. Mânevi yaralar tedavi olunca zahiri cesetler de tedavi olacaktır.”

Türkiye’yi kimsenin bölmeye gücünün yetmeyeceğinin altını çizen Mehmet Cepe, bazı art niyetli kesimlerin son çırpınışlarını yaptıklarını, bunun da atılan kardeşçe adımlarla sonuçsuz kalacağını söyledi. Cepe, herkesin bu konuda dikkatli ve duyarlı olması gerektiğine dikkati çekerek, ayrılık için çalışanların dinen de yoldan çıkmış olacaklarını sözlerine ekledi.

/ BURSA

18.02.2008


 

Şahin: Mini af yok

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, “Mini af diye birşey yok” dedi. Şahin, gazetecilerin soruları üzerine, Ceza Muhakemeleri Yasasının 231. maddesinde, temel ceza kanunları ile uyumla ilgili kanun görüşülürken üç siyasî partiye mensup grup başkanvekillerinin önerge verdiklerini belirterek, söz konusu önergeye göre iki yıl ve altında ceza gerektiren suçlarla ilgili hakimin, hükmün açıklanmasını geri bırakma kararı verebildiğini kaydetti.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, ‘’mini af diye bir şey yok’’ dedi. Bank Asya 1. Lig takımlarından Eskişehirspor ile seçim bölgesinin takımı Antalyaspor’un karşılaşmasını izlemek için Eskişehir’e gelen Bakan Şahin, Başsavcı Gökhan Karaburun ile yapımı süren Adalet Sarayında incelemelerde bulundu.

Adalet Bakanı Şahin, gazetecilerin, bazı hukukçuların ‘’mini af’’ getirileceği yolundaki değerlendirmelerini hatırlatmaları üzerine, Ceza Muhakemeleri Yasası’nın 231. maddesinde, temel ceza kanunları ile uyumla ilgili kanun görüşülürken üç siyasi partiye mensup grup başkanvekillerinin önerge verdiklerini belirterek, söz konusu önergeye göre iki yıl ve altında ceza gerektiren suçlarla ilgili hakimin, hükmün açıklanmasını geri bırakılması kararı verebildiğini kaydetti. Buna göre, hükümlü veya sanığın denetime tabi olduğunu ifade eden Şahin, şöyle konuştu:

‘’Bu ne demek? Hükümlü veya sanık takip ediliyor veya hürriyeti bağlayıcı ceza dışında başka bir işi yapmaya ya da yapmamaya mahkum ediliyor. Buna denetim diyoruz. Bu, ceza kanunu ile yeni geldi. Bir yıllık süreyi iki yıla çıkardık. Bundan sonra iki yıldan aşağı ceza alanlar da denetime tabi tutulacak. Olay bundan ibarettir. Hükmün açıklanmasınını geri bırakma kararını verecek hakim. Zannediyorum bu konuda Yargıtaya gelmiş dosyalarla ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu bir değerlendirme yapacaktır.’’

Şahin, bazı basın yayın organlarının 8 Şubattan itibaren bazı suçları işleyenlerin söz konusu önergeden yararlanarak tahliye edildiğine dair haberler yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:

‘’Bu doğru değil. Örneğin 8 Şubatta cezaevlerinde 94 bin 500 hükümlü ve tutuklu vardı. Bugün itibariyle 94 bin 658 tutuklu ve hükümlü var. Kimse bu yasadan yararlanarak tahliye edilmedi. Ben takip ediyorum. Bu yasadan kaç kişinin yararlanacağı soruluyor. Buna hakimler karar verecek. Hakim isterse yararlandırmaz. Mini af diye bir şey yok.’’

/ ESKİŞEHİR

18.02.2008


 

Herkes sınırını bilmeli

TBMM Başkanı Köksal Toptan, yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrımına ilişkin olarak, ‘’Herkes kendi hakkını, kendi hukukunu, kendi sınırını içine sindirmeli. Biz yasama organı olarak kendimizi yargı yerine koymamalıyız. Yargı, kendisini hükümet yerine koymak suretiyle hükümet icrası yapmaya kalkmamalı’’ dedi.

TRT 2’de sorularını cevaplandıran Toptan, demokrasinin çok kolay bir yönetim biçimi olmadığını belirterek, şunları kaydetti: ‘’Demokrasi, çok güzel ve yerine başka bir yönetim biçimi ikame edilmeyen bir yönetim biçimidir. Bunun için bir altyapı gerekir. Ekonomik yönden orta bir sınıf olması gerekir; demokratik kültür altyapısının varlığı önemlidir. Bu iki konuda ülkemiz zayıf. Bunu başarmak zorundayız. Hayıflanmak yerine ekonomik yönden orta sınıf inşasında ve demokratik kültür altyapısı konusunda eksikliklerimizi gidermemiz lazım. Onları gerçekleştirmeden demokratik zıplama çok kolay değil. Birdenbire orta sınıfı gerçekleştirmeden çok partili sisteme geçmişiz, tam anlamıyla yaşatamamışız. Şimdi katılımcı demokrasiyi zorluyoruz; ancak çok eksiğimiz var. Çok eksikliğimiz var; parti içi demokrasi eksikliğimiz, partiler arası diyalog eksikliğimiz var. Genel olarak Anayasadan ve yasalardan kaynaklanan eksikliğimiz var. Kendimize de haksızlık yapmamamız lâzım. Bu kadar çok kafasına taş atılan, bu kadar çok ayağı tökezletilen demokrasinin buralara gelmesini önemli sayıyorum.’’

HİÇ KİMSENİN ALANI SINIRSIZ DEĞİL

Türkiye’de kuvvetler ayrılığı ilkesiyle ilgili sorunların olduğuna dikkati çeken Toptan, kuvvetler arasındaki uyumu, kuvvetler arası ilkesinin öngördüğü ölçüde sağlamakta zaman zaman eksikliklerin olduğunu ifade etti.

Kuvvetler ayrılığında yasama organına ciddi haksızlık yapıldığı kanaatinde olduğunu belirten Toptan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

‘’Herkes, her şeyi yasama organından bekliyor. Oysa yasama, içinden yürütmeyi çıkarır, idarî ve siyasî ve ekonomik denetimi yapar. Bunun dışındaki alanlarda yasama organının yapacağı çok fazla bir şey yok. Yetkiler arasında ahenk kültürü gerektirir. Burada da bir eksiğimiz olduğunu kabul etmeliyiz. Oysa burada hiç kimsenin alanı sınırsız değil. Yasama organının Anayasayla denetlenmesi söz konusu, Anayasa Mahkemesi bunun için var. Yürütmenin eylem ve işlemleriyle ilgili idarî denetim var. Şimdi bunlar tamam ama aynı şekilde Anayasa ve yasa değişikliği yapmak suretiyle yasama organının da diğer alanlarla ilgili düzenleme yapma yetkisi var.’’

"HERKES, KENDİ SINIRINI İÇİNE SİNDİRMELİ’’

Toptan, kuvvetler ayrılığına ilişkin ‘’Herkes kendi hakkını, kendi hukukunu, kendi sınırını içine sindirmeli. Biz yasama organı olarak kendimizi yargı yerine koymamalıyız. Yargı gibi hüküm vermeye kalkmamalıyız. Yargının kendisini hükümet yerine koymak suretiyle hükümet icrası yapmaya kalkmamalı. O nedenle herkes kendi alanında kaldığı müddetçe bu kültürü oluştururuz’’ diye konuştu.’’

/ ANKARA

18.02.2008


 

Mecliste Vakıflar Kanunu görüşmeleri devam edecek

TBMM’de bu hafta pek çok kişiyi yakından ilgilendiren kanun tasarıları görüşülecek. Genel Kurulda, muhalefetin karşı çıktığı Vakıflar Kanununun son iki maddesi görüşülecek.

Kamu alacaklarının uzlaşma yoluyla tahsilini öngören kanun tasarısı yarın TBMM Genel Kurulunda, arasında kiracı-ev sahibi ilişkileri olmak üzere pek çok konuda yenilik getiren Borç Kanunu Tasarısı ise 20 Şubat Çarşamba günü TBMM Adalet Komisyonunda ele alınacak. Genel Kurulda, yarın görüşülecek kanunu tasarısı, uzlaşma talep edilmesi ve uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi, resim, harçlar, fon payları ile bunlara bağlı vergi cezalarının 18 ayda 18 eşit taksitte tahsilini öngörüyor.

Genel Kurulda, 20 Şubat Çarşamba günü muhalefetin karşı çıktığı Vakıflar Kanununun son iki maddesi görüşülecek. Maddelerin kabul edilmesiyle kanunun görüşmeleri tamamlanmış olacak. Meclis, 21 Şubat Perşembe günü de görüşmeleri yarım kalan AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesiyle ilgili kanun tasarısını ele alacak.

Meclis, yarın saat 15.00’de başlayacağı çalışmasını, ihtilaflı kamu alacaklarının uzlaşma yoluyla tahsili öngören kanun tasarısının bitimine kadar sürdürecek. Genel Çarşamba ve Perşembe günleri se 14.00 - 20.00 saatleri arasında çalışacak.

TBMM Adalet Komisyonu, 20 Şubat Çarşamba günü Türk Borçlar Kanunu Tasarısını görüşecek. 649 maddeden oluşan tasarıya göre, eşler birbirlerinin rızasıyla kefil olabilecek. Alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeden müteselsil kefili takip edebilecek.

/ ANKARA

18.02.2008


 

Okullar tatil edildi

Yurt genelinde etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle bazı illerde eğitim ve öğretime 18 Şubat 2008 tarihinde ara verilmesine karar verildi.

İstanbul başta olmak üzere bir çok ilde okullar tatil edildi.

Kocaeli’nde yoğun kar yağışı sebebiyle ilköğretim okulları ve liseler ile Kocaeli Üniversitesi’nde yarın eğitime ara verildiği bildirildi. Kocaeli İl Millî Eğitim Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, il genelinde etkili olan yoğun kar yağışı dolayısıyla ilk ve orta dereceli okullar 18 Şubat Pazartesi günü tatil edildi. Kocaeli Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden yapılan açıklamada ise yoğun kar yağışı sebebiyle 18 Şubat Pazartesi günü bütün fakülte ve yüksek okullarda eğitime ara verildiği bildirildi. Açıklamada, üniversitede eğitim ve öğretimin 19 Şubat Salı günü yeniden başlayacağı kaydedildi.

Okulların tatil edildiği iller şöyle: Kocaeli, İstanbul, Konya, Çorum, Balıkesir, Kahramanmaraş

/ KOCAELİ- İSTANBUL

18.02.2008


 

Çığ ve don uyarısı

Türkiye, Karadeniz üzerinden gelen yeni bir soğuk ve yağışlı havanın etkisine girdi. Meteoroloji, çığ ve don tehlikesine karşı uyarıda bulundu. Son meteorolojik analiz ve tahminlere göre soğuk hava hafta ortasına kadar yurdun büyük bölümünde etkisini sürdürecek.

oğuk havanın hafta ortasına kadar etkisini sürdüreceği bildirildi. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Karadeniz üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava yurt genelinde etkili oluyor. Yurdun kuzey, iç ve doğu kesimlerinde kar yağışı etkisini artırarak devam ediyor. Dün sabah yapılan ölçümlerde, bazı şehir merkezlerinde kar kalınlıkları santimetre olarak şöyle belirlendi:’’Hakkari 70, Ağrı 52, Muş 48, Kars 46, Tunceli ve Bingöl 43, Zonguldak 36, İnebolu 35, Yozgat 33, Erzincan 26, Sakarya 25, Gümüşhane 24, Erzurum ve Tokat 22, Balıkesir 20, Konya ve Sivas 17, İstanbul, Denizli ve Çankırı 15, Düzce ve Kastamonu 12, Nevşehir ve Kütahya 11, Isparta ve Kırıkkale 10, Bolu 9 , Afyonkarahisar ve Kayseri 8, Kahramanmaraş 6, Ankara Keçiören 5, Etimesgut 7, Esenboğa 10’’ Son meteorolojik analiz ve tahminlere göre, soğuk hava hafta ortasına kadar yurdun büyük bölümünde etkisini sürdürecek. Soğuk hava ve kar yağışlarına bağlı olarak yurdun kuzey, iç ve doğu kesimlerinde kuvvetli buzlanma ve don olayı görülecek. Bugün, Marmara’nın batısı, Kıyı Ege ve Batı Akdeniz dışında kalan tüm bölgeler yağışlı geçecek. Yağışlar, Doğu Akdeniz kıyılarında yağmur, diğer yerlerde kar şeklinde görülecek. Kar yağışı yurdun iç ve doğu kesimlerinde etkili olacak. Rüzgar, kuzey ve iç kesimlerde kuzeydoğu yönlerden (poyraz) kuvvetli olarak esecek.

19 Şubat Salı günü, Karadeniz, İç Anadolu’nun kuzey ve doğusu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Kocaeli ve Sakarya çevreleri kar yağışlı geçecek. 20 Şubat Çarşamba günü, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları, Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu’nun doğusu kar yağışlı diğer kesimler parçalı bulutlu geçecek. Yurdun batı kesimlerinde sabah saatlerinde sis görülecek. İstanbul’da bugün, çok bulutlu, aralıklı kar yağışlı bir gün yaşayacak. Gece ve sabah saatlerinde il genelinde kuvvetli buzlanma ve don olayı bekleniyor. Sıcaklıklar en az -3 en çok 1 derece olacak. Ankara ise, parçalı çok bulutlu aralıklı kar yağışlı bir gün geçirecek. İl genelinde kuvvetli buzlanma ve don olayı görülecek. Sıcaklıklar en az -7, en çok -3 derece olması bekleniyor. İzmir’de hava bugün, parçalı bulutlu olacak. Sıcaklıkların en az 0 derece, en çok 5 derece olacağı tahmin ediliyor. Soğuk hava ve kar yağışına bağlı olarak yurdun kuzey, iç ve doğu kesimlerinde görülecek kuvvetli buzlanma ve don olayı ile doğu kesimlerde büyük risk oluşturacak çığ tehlikesine karşı vatandaşların ve yetkililerin tedbirli olmaları gerekiyor.

/ ANKARA

18.02.2008


 

İstanbul’da kar hasreti bitti

İstanbul’da aylardır beklenen kar nihayet yağdı. Önceki gün yüksek kesimleri beyaza bürüyen kar, dün şehir merkezinde de etkili oldu. Zaman zaman yoğunlaşan kar yağışı ve tipi sebebiyle araçlar trafikte güçlükle ilerledi.

Kayan ve yolda kalan araçların yardımına vatandaşlar koştu. Bu arada birçok vatandaş da karın keyfini çıkarmak için sokağa akın etti. Gecenin ilerleyen saatleri olmasına rağmen kar topu oynayarak eğlenenlerin bulunması dikkat çekti. İstanbul’un genelinde etkili olan kar yağışı gece daha da şiddetlendi. Kar yağışının zaman zaman tipiye dönüştüğü görüldü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait tuz araçları aralıksız çalışmasına rağmen, bir çok araç yolda kaldı. Bu arada, İstanbul’un beyaza bürünmesini fırsat bilen vatandaşlar, gecenin geç saatlerinde sokağa dökülerek karın keyfini çıkardı. Soğuğa aldırış etmeden kar topu oynayarak eğlenenlerin arasında turistler vardı. Bir grup genç turist Sultanahmet’in beyaza bürünen meydanında kar topu oynayarak vakit geçirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 3 bin 557 personel ve bin 29 araçla kar mücadelesi yapıldığını, dün akşamdan bu sabaha kadar 18 bin 308 ton tuz ile bin 766 kilogram solüsyon kullanıldığını bildirdi.

/ İSTANBUL

18.02.2008


 

Kış, hava trafiğini olumsuz etkiliyor

Yurt genelindeki kar yağışı sebebiyle, İstanbul’dan Konya, Eskişehir ve Kahramanmaraş’a yapılması planlanan uçak seferleri iptal edildi.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) yetkililerinden aldığı bilgiye göre, THY’nin saat 03.00’te gerçekleştireceği İstanbul-Konya ve İstanbul-Eskişehir uçak seferleri iptal edildi. Yine saat 07.00’de yapılması gereken TK-722 sefer sayılı İstanbul-Kahramanmaraş seferi yapılamadı. Seferlerin, uçakların gideceği illerdeki olumsuz hava şartları sebebiyle yapılamadığını bildiren yetkililer, o bölgelerdeki hava şartlarının düzelmesinin ardından yolcuların gecikmeli olarak gönderileceğini belirttiler.

/ İSTANBUL

18.02.2008


 

Bazı yollar ulaşıma kapandı

Karayollarında bazı yollar kar ve tipi sebebiyle ulaşıma kapandı.

Karayolları Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Geyve-Taraklı, Ankara-Konya yolunun (Cihanbeyli-Konya kesimi), Kayseri-Malatya, Sivas-Erzincan yolu Kızıldağ Geçidi, Erzurum-Çat-Karlıova, Şarkışla-Kaynar, Kangal-Divriği, Iğdır-Ağrı İl Sınırı-Cumaçay yolları kar ve tipi sebebiyle ulaşıma kapalı bulunuyor. Çatalzeytin-Türkeli-Ayancık yolu 12. kilometresindeki deniz tahribatı sebebiyle ulaşım tek şeritten sağlanıyor. Kar yağışı sebebiyle Kayseri-Malatya kara yolu ulaşıma kapandı. TEM Otoyolu Edirne istikameti Selimpaşa’dan, D-100 Karayolu ise Silivri’den itibaren çift yönlü olarak ulaşıma kapandı.

/ ANKARA

18.02.2008


 

4 yolcu otobüsü karda devrildi: 2 kişi öldü 123 kişi yaralandı

Farklı şehirlere giden 4 farklı yolcu otobüsü kar yağışının kayganlaştırdığı yollarda kontrolden çıkarak devrildi. Kazalarda 2 kişi ölürken 123 kişi yaralandı.

Dün sabah saatlerinde Çorum Samsun karayolu, Mecitözü yol kavşağı yakınlarında İzmir’den Rize’ye giden, Yılmaz Güney idaresindeki 61 S 0297 plakalı yolcu otobüsü yoğun kar yağışı ve buzlanma sebebiyle yoldan çıkarak takla attı. İlk belirlemelere göre ikisi ağır toplam 19 kişi yaralandı. Yaralılar özel araç ve ambulanslarla Çorum Devlet Hastanesi ve Hasan Paşa Devlet Hastanelerinde tedavi altına alındı.

/ ÇORUM

18.02.2008


 

Teröristlerin kurduğu 4 tuzak imha edildi

PKK’ya yönelik operasyonlarını sürdüren güvenlik güçleri, bölgede teröristler tarafından kurulan 4 patlayıcı tuzağı etkisiz hale getirdi.

Teröristler, ağır kış şartlarına rağmen güvenlik güçlerine zarar vermek için patlayıcı tuzağı kurmaya devam ediyor. Tuzaklar, güvenlik güçlerinin dikkati sayesinde patlama gerçekleşmeden imha ediliyor. Sınırda artan güvenlik nedeniyle patlayıcı sokmakta zorlanan ve Amonyum / Potasyum Nitrata yönelen terör örgütü, 6 günde bölgede 4 patlayıcı tuzağı hazırladı. Patlama gerçekleşmeden etkisiz hale getirilen 4 olayda ele geçirilen patlayıcı madde cins ve miktarları ise şöyle: 14 gram C-4, 25 kilogram Amonyum / Potasyum Nitrat, 1 adet Tuzaklanmış Anti Tank Mayını. Öte yandan güvenlik güçlerinin bölgedeki arazi arama taraması devam ediyor.

/ DİYARBAKIR

18.02.2008


 

YÖK sağlıkçıların hakkını teslim etti

Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı Sağlık-Sen, sağlık kurumları işletmeciliği mezunlarının sağlık hizmetlerinde üst öğrenim sayılması yönünde yıllardır sürdürdüğü mücadelesini, YÖK Genel Kurulu’nun verdiği olumlu kararla başarıya ulaştırdı.

Sağlık-Sen, Sağlık Kurumları İşletmeciliği Mezunlarının Sağlık Hizmetlerinde Üst Öğrenim sayılması için Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’na müracaat etmiş, kuruldan gelen olumsuz cevap üzerine mağduriyetin giderilmesi yönünde tekrar Danıştay’a YÖK’ün aldığı kararın uygulamasının iptali için dâvâ açmıştı. YÖK Genel Kurulu olumlu karar vererek Sağlık Kurumları İşletmeciliği mezunlarının mağduriyetini sona erdirdi. Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar konuyla ilgili yaptığı açıklamada, YÖK Genel Kurulu’nun verdiği olumlu kararın bir hakkın teslimi olduğunu belirterek, mezunların mağduriyetinin sona erdirilmiş olmasının sevindirici olduğunu belirtti.

Ahmet TERZİ / ANKARA

18.02.2008


 

Ek-17’de düzenlemeye gerek yok

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, anayasada yapılacak değişiklikle YÖK Kanunu’nun ek-17. maddesine düzenleme yapılmasına kalmayacağını belirtti.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanlığına seçilen İsmail Koncuk, Ankara Dedeman Otel’de basın mensuplarıyla biraraya geldi. Koncuk, öncelikle sendikaların halkın menfaatlerine uygun hareket etmesi gerektiğini kaydederek, “Sendikalar iktidarlarla beraber hareket etmemelidirler. Eğer ederlerse, onlara gerek olmaz. İktidarların her yaptıklarına karşı çıkmak doğru değildir. Sendikalar halkın, ülkenin menfaatlerine uygun hareket etmelidirler” diye konuştu.

YÖK’ün meslek liselerine uygulanan katsayı adaletsizliğine dair kararını eleştiren Koncuk, “YÖK’ün son toplantısında, katsayı adaletsizliğinin çözüleceğini sanıyorduk. Ama ne oldu? Söyledikleriyle yaptıkları örtüşmedi. YÖK’ün kararına göre uygulama olacaksa 2009 yılında sınava girenler için uygulanacağını belirtiyor. Peki, 2008 yılında sınava gireceklerin suçu ne? Yıllardır bu adaletsizlik yüzünden mağdur olan gençlerimizin suçu ne? Çözüm neden bu kadar geciktiriliyor acaba?” diye sordu. Koncuk, katsayı sorunu çıktıktan sonra meslek liselerinin kalitesinin düştüğünü vurgulayarak, “Katsayı sorunu çıktıktan sonra, meslek liselerinin kalitesi çok düştü. Önceden meslek liselerinden çok sayıda doktor, mühendis vs. çıkıyordu. Şimdi ise bundan eser yok” dedi.

Eğitim hakkından hiç kimsenin kıyafeti sebebiyle mahrum bırakılmaması gerektiğini belirten Koncuk, “Başörtüsü konusunda temel hedef eğitim, öğretimdir. Bunun önüne sınırlar konularak “Siz şöyle giyinirseniz, eğitim-öğretim alamazsınız’ demek, çok yanlıştır. Eğitim-öğretim hakkından hiç kimse, kıyafeti nedeniyle mahkûm bırakılmamalıdır” şeklinde konuştu.

İsmail Koncuk, Anayasada bu sorunun belirtilmesinin, YÖK Kanunundaki ek 17. madde düzenlemeye ihtiyaç bırakmadığını belirterek, “Anayasa bizim en üst dayanak noktamızdır. Burada yapılacak değişikliğin ek-17. maddeye gerek bırakmaması gerekmektedir. Özgürlüklerin önüne, genel ahlaka uygun olmak kaydıyla, sınırlar örülmemelidir.”

Cemil Yüzer / ANKARA

18.02.2008


 

Belde belediyelerine sahip çıkılmıyor

Demokrat Parti (DP) Kütahya İl Başkanı Atila Palangalı, ilde kapatılması beklenen 49 belde belediyesine sahip çıkılmamasına tepki gösterdi.

Palangalı, yaptığı açıklamada, Kütahya’da 49 beldenin beldeliğinin iptali ile ilgili AKP İl Başkanının,”Bu beldeler tedirgin olmasın. Köye dönüşecek beldelere il özel idaresi; mahalleye dönüşeceklere ise belediyeler, aynı hizmetleri vermeye devam edecekler” şeklindeki açıklamasını esefle, üzüntüyle karşıladığını söyledi. Palangalı, bu durum karşısında Mecliste bulunan parti il yöneticilerini sessiz kalmakla suçlayarak, “Sayın AKP İl Başkanı çoğu AKP’li olan belediye başkanlarına Süper Muhtarlığı lâyık görmüşe benziyor” dedi.

/ KÜTAHYA

18.02.2008


 

Eker: Birileri gündem oluşturup, kaos üretiyor

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ‘’Birileri kendi kendilerine bir takım gündemler yaratıyorlar. Sonra o gündemlerden kaoslar üretiyorlar’’ dedi.

Bakan Eker, Baskilliler Derneği ile Uluslararası Sivil Toplumu Destekleme ve Geliştirme Derneği tarafından hazırlanan ‘’Seracılık ve süs bitkileri üretimi konusunda kalifiye eleman yetiştirilmesi ve işsizliğin önlenmesi projesinin’’ sertifika töreninde yaptığı konuşmada, Bakanlık olarak kooperatiflere destek verdiklerini, ifade etti. Eker, şöyle devam etti:

‘’Anadolu’nun aslında gündemi bu. Türkiye’nin gündemi de bu. Türkiye gelişiyor, zenginleşiyor, projeler yapıyor. Ne yapacağınız, nasıl gelişeceğiz, nasıl kalkınacağız, işsizlikle nasıl mücadele edeceğiz diye uğraşıyoruz. Birileri de kendi kendilerine bir takım gündemler yaratıyorlar. Sonra o gündemlerden kaoslar üretiyorlar. Sonra bununla Türkiye’yi hedefinden saptırmaya, başka bir yere götürmeye gayret ediyorlar. Biz de onlara bu olumlu adımlarımızla bu pozitif tavrımızla bu çabamızla onlara en güzel cevabı vermiş oluyoruz, bundan sonra da olacağız.’’

/ ELAZIĞ

18.02.2008


 

Avrupalı turistlerin gözdesi yine Türkiye

Avrupalı turistlerin, bu yıl da gözdesi Türkiye olacak. Uzmanlar, Türkiye’de, bu yıl, en az yüzde 10’luk bir turist artışının gerçekleşeceğini tahmin ediyorlar.

Avrupa’nın önde gelen seyahat acentalarından, Thomas Cook’un yaptığı çalışmadan derlenen bilgiye göre, küresel ekonomideki durgunluğa rağmen, Türkiye’nin başını çektiği seyahat güzergâhlarına yoğun bir rezervasyon talebi bulunuyor. Kısa süreli seyahat talebi azalırken, durgunluk sebebiye fiyatların gerileyeceği beklentisi için olan turistlerin, yaz mevsimine yönelik, daha uzun vadeli tatil talebinde bulundukları kaydediliyor. Thomas Cook, Türkiye’yi tanıtırken, “doğu ile batının berrak mavi gökyüzünün altında buluştuğu, tarih ile denizin birleştiği, güneşin hiç batmadığı ülke” ifadesini kullanıyor.

Uzmanlar, Türkiye’de, bu yıl, en az yüzde 10’luk bir turist artışının gerçekleşeceğini tahmin ediyorlar.

/ LONDAR/ANKARA

18.02.2008


 

DP: Siyasetin seviyesi düştü

Demokrat Parti (DP) Belediye Başkanları toplantısı sonuç bildirgesinde, Türkiye’nin, gündelik siyasi çekişmelerle ve rejim tartışmalarıyla kamplaşmalara itildiği ifade edilerek, ‘’Siyasetin seviyesi düşmüştür’’ denildi.

DP’li belediye başkanlarının Büyük Anadolu Oteli’nde iki gün süren istişare toplantısı, yayımlanan bildirgeyle sona erdi. Sonuç bildirgesinde, ‘’yüzde 47’lik oy oranının verdiği güç ve şımarıklıkla ölçüsüz ve uzlaşma dışı politikalar üreten AKP’nin, hem yerel yönetim anlayışında barındırdığı yanlışlar hem de kendi partisine dahil olmayan belediye başkanlarına yaptığı hukuk ve demokrasi dışı baskıların halka hizmet götürme noktasında tıkanmalara yol açtığı’’ savunuldu. Bildirgede, ‘’DP’li belediye başkanlarının, bu zihniyete karşı onurlu bir mücadele sürdürdüğü’’ ifade edildi. Bildirgede, beledilerle ilgili hazırlanan tasarı ile nüfusu 2 binden az olan 893 belde belediyesinin il ve ilçelere bağlanmasının öngörüldüğü belirtilerek, tasarının Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartnamesi’ne aykırı olduğu ileri sürüldü. Bildirgede, İller Bankası’nın, siyasi baskılardan arındırılması ve kredi dağıtımında adaletli davranması da talep edildi.

Bildirgede, ‘’Türkiye, gündelik siyasi çekişmelerle ve rejim tartışmalarıyla kamplaşmalara itilmektedir. Siyasetin seviyesi düşmüştür. Siyasetin Meclis’teki aktörleri, başta iktidar partisi olmak üzere bu tavırdan derhal vazgeçmelidirler’’ denildi.

/ ANKARA

18.02.2008


 

‘Çok Yaşa Bebek’ ile bebekler çok mutlu

Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB), Çocuk Acil Tıp ve Yoğun Bakım Derneği ve Türk Pediatri Kurumunun işbirliğiyle 5 yıl önce hayata geçirdiği ‘’Çok Yaşa Bebek’’ kampanyası kapsamında hibe edilen cihazlarla bugüne kadar çok sayıda bebek sağlıklı hayata kavuşturuldu.

TBB Eğitim ve Tanıtım Grup Başkanı Ali Güngör, bugüne kadar birçok ilde hastanelere tıbbî cihaz bağışında bulunulduğunu söyledi.

Bebek ve çocuk ölüm oranları açısından Avrupa Birliği ile Türkiye arasında büyük farklılıklar olduğunu vurgulayan Güngör, şöyle konuştu: ‘’Oysa bebek ve çocuk ölüm hızları, bir toplumun kalkınma düzeyi ve sağlık koşullarının göstergesi olarak kabul ediliyor. Ülkemizde bir yaş altı bebek ölümlerinin büyük bölümü, önlenebilir bir hastalık olan zatürre sonucu gerçekleşiyor. Bebek ölümlerinin önemli nedenlerinden biri de hastanelerde tıbbî müdahale konusundaki olanakların yetersizliğidir.’’

/ ADANA

18.02.2008


 

Antep’ten çevreye büyük yatırım

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, tıbbî atıkların sebep olduğu çevre sorunlarının önüne geçmek için 1 milyon 100 bin dolarlık tesis kuracaklarını bildirdi.

Güzelbey, yazılı açıklamasında, Türkiye-Suriye Bölgeler Arası İşbirliği Programından aldıkları destekle, Şahinbey ilçesi Bağlarbaşı mevkisinde tıbbî atık sterilizasyon tesisi kuracaklarını kaydetti.

Tesis için yapılacak 1 milyon 100 bin dolarlık harcamanın yüzde 68’inin Büyükşehir Belediyesi, yüzde 32’sinin Türkiye-Suriye Bölgeler Arası İşbirliği Programından karşılanacağını ifade eden Güzelbey, şu bilgileri verdi: ‘’Projemiz, tıbbî atıkların insan, hayvan ve bitkiler üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırma amaçlı çevreci bir projedir. Tesis sayesinde düzenli depolama yöntemiyle tıbbî atıkların doğaya olası zararlı etkileri önlenecek, tıbbî atıklar Avrupa Birliği normlarına uygun bir şekilde toplanarak imha edilecek.’’

/ GAZİANTEP

18.02.2008


 

İnternetten mezar ziyareti

İstanbul’da hazırlanacak Mezarlık Bilgi Sistemi (MBİS) ile vatandaşlar artık yakınlarının mezar yerlerini bilgisayar aracılığı ile çok rahat bulacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü, herhangi bir plan, proje yapılmadan karışık, düzensiz, rastgele gömü yapılan mezarlıklarda yaşanan sorunları ortadan kaldırmak için il genelindeki 700 hektarlık mezarlık alanında Mezarlık Bilgi Sisteminin (MBİS) oluşturulması için ihaleye çıktı. Büyükşehir Belediyesinde 25 Şubat 2008 tarihinde yapılacak MBİS Hizmet Alım işi ihalesini kazanacak firmanın, işe başlama tarihinden itibaren 1 Eylül 2009 tarihine kadar projeyi tamamlaması istenecek. Projeye ilişkin bilgi veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürü Adem Avcı, geçmiş yıllardan günümüze kadar mezarlıklarda süregelen düzensizliğin vatandaşların hem dolu, hem de boş mezar yerini bulmada güçlük çekmelerine neden olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

‘’Şu anda cenazesini defin yapıp, mezarını da yaptıran, ancak mezar dolduktan sonra mezar yerini bulamayan insanlarımız var. ‘Öyle bir proje geliştirelim ki insanlarımız oturdukları yerden internet ortamında mezarını görebilsin’ dedik. Sürekli mezar yeri tespitine adam da göndermeyelim. Bu tespiti bir kez yaptığımda, bir cenaze geldiğinde oturduğum yerden hemen hangi mezarlıkta boş yer var, bilgisayar ortamında görüp ona göre defin yapalım istedik. Böylece mezarlıklardaki toplam gömü sayısı ve boş alan oranını net bir şekilde ortaya koymayı hedefledik.’’

/ İSTANBUL

18.02.2008


 

Kalabalıklar koyun sürüsü gibiymiş

Araştırmacılara göre kalabalık insan grubuyla koyun sürüsü arasında yok denecek kadar az fark var, çünkü her iki durumda da bazı kişiler grubun diğer kısmını yönlendiriyor.

Bazı testler yapan Leeds Üniversitesi’nden bilimadamları, kalabalık bir grup halinde olması durumunda insanların koyun ya da göçmen kuş sürüleriyle arasında pek fark olmadığı sonucuna vardı. Buna göre yüzde 5’lik bir azınlık grubu etkileyebilir, yüzde 95 çoğunluk bunun farkına varmadan azınlığı izler.

“Animal Behaviour” dergisindeki araştırmanın sonuçlarının felâket durumlarında olay yerinin boşaltılması stratejilerine ışık tutmaya yarayabileceği belirtildi.

/ ANKARA

18.02.2008


 

Atıklar için telefon hattı

İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Alo Tıbbi Atık” ve “Alo Katı Atık” hatlarını hizmete soktu.

Belediye Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Yıldız Yılmaz, hedeflerinin halen 120 bin konuttan ayrıştırılmış olarak geri kazanılabilir atık toplama yönetimini yeni bağlanan ilçe ve beldelere de yaygınlaştırmak olduğunu söyledi. Yılmaz, “Bu uygulamayı, tıbbî atıklarını ayrı topladığımız hastanelerimizde de başlattık. Halen 53 hastane, 184 poliklinik ve 540 küçük ölçekli sağlık merkezinden günde 13 ton tıbbi atık topluyoruz. Hastanelerimiz ayrıştırılabilir atıklarını da ayrı topladığında, temiz çevre hedefine bir adım daha yaklaşacağız.” dedi.

/ İZMİR

18.02.2008


 

Meke Gölü'ne nazar değdi

Küresel ısınma sebebiyle yağışların azalıp buharlaşmanın artması ve yer altı sularındaki hızlı azalma ile Karapınar’daki Meke Gölü, yabani kuşların ürediği, görüntüsüyle “dünyanın nazar boncuğu’’ olarak adlandırıldığı günlerini arıyor.

Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Jeoloji Mühendisi Aytekin Diken, Meke Gölü’nde 5 milyon yıl önce volkanik patlamayla oluşan kraterin zamanla suyla dolarak göle dönüşmesiyle ana şeklini aldığını, ortasındaki volkan konisinin ise günümüzden 9 bin yıl önce ikinci bir volkanik patlamada meydana geldiğini söyledi.

Aytekin Diken, böylece gölün şeklinin, nazar boncuğuna benzeyen, yuvarlak bir kara parçası ve çevresini çepeçevre saran su birikintisi halini aldığını ifade etti.

Ancak dünyada bir benzeri daha olmayan Meke Gölü’nün, özellikle son yıllarda ciddî şekilde kan kaybettiğini anlatan Diken, küresel ısınma sebebiyle yağışların azalıp buharlaşmanın atması, yeraltı sularındaki hızlı azalma gibi sebeplerle adeta bataklığa döndüğünü vurguladı.

ARTIK ÇAMURDAN İBARET

Diken, daha önce angıt, sakarmeke, kızılbacak, uzunbacak ve deli doğan gibi 100’ün üzerinde kuş türünün beslenip üreme alanı bulduğu Meke Gölü’nde suların azalması sorununun ortadan kalkmadığını belirterek, şunları kaydetti:

‘’Yüzeysel sular ve yer altı suyu ile beslenen Meke Gölü’nün su miktarının son 5 yıl içinde azalması nedeniyle eski güzelliğini kaybetti. Birçok kuş türü artık bölgeye gelmez oldu. Daha önce 12 metre derinliğe ulaşan Meke Gölü, artık sadece çamurdan ibaret. Bölgede bilinçsiz tarımsal sulamaya bağlı yer altı suyu seviyesinin düşmesi ve geçen yıl kendisini bariz bir şekilde hissettiren küresel ısınma kaynaklı buharlaşma, Meke Gölü’nün bu hale gelmesinde en önemli etkenler. Yani küresel ısınmadan ve bilinçsiz tarımsal sulamadan Meke Gölü de nasibini aldı ve tümüyle kurumaya yüz tuttu.’’ KURTARMAK İÇİN ÇÖZÜM ARANIYOR Meke Gölü’nü kurtarmak amacıyla civarda açılacak sondaj kuyularından gölün beslenmesinin sağlanmasının düşünüldüğünü vurgulayan Diken, ‘’Ancak sondaj kuyularından besleme de kesin bir çözüm olarak görülmemektedir. Bu geçici bir çözümdür. Çünkü yeraltından çekilerek göle basılacak su, nihayet yer altı su seviyesini daha çok düşüreceği gibi, göle aktarılan suda da buharlaşarak azalma olacaktır’’ diye konuştu.

/ KARAPINAR

18.02.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri