Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Kültür-Sanat

 

Kalplerin tercümanı “Yağcıbedir”in zor günleri

Yüzyıllardır Anadolu’da, özellikle Balıkesir yöresinde dokunan ve her motifinin, her renginin ayrı bir ifade taşıdığı belirtilen “Yağcıbedir halısı”, zor şartlar altında yaşatılmaya çalışılıyor.

Trabzon Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde, “Balıkesir Sındırgı Yöresi El Halı ve Kilim Sergisi” açan Yağcıbedir Halıcılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Erbaş, Yağcıbedir halılarının günümüzde Ayvacık, Bergama, Sındırgı ve Dikili yöresinde dokunduğunu söyledi.

Yüzyıllardın kalplere tercüman olan Yağlıbedir halısının her motif ve renginin ayrı bir ifade taşıdığını belirten Erbaş, “genç kızlar aile büyüklerine ve sevgiliye söyleyemediği duygu ve düşüncelerini halıya aktarırlar. Özellikle nazar boncuklarını kalp şeklinde halıya işleyen Yörük kızı, ‘artık ben büyüdüm, gelinlik çağım geldi, evlenmek istiyorum’ demektedir. Lacivert zeminli halılarda gökyüzünü ve güneşi simgeleyen motiflerin olması, nazar boncukları, Türklerin İslâmiyet öncesi inanışlarının anlatımıdır. Türkler İslâmiyetle tanıştıktan sonra özellikle tek mihraplı dokunan halılar öldükten sonraki dirilişin bir ifadesidir” diye konuştu.

Erbaş, Yağlıcıbedir halılarında genellikle koyu kırmızı, kırmızı, koyu mavi ve beyaz renklerin kullanıldığını belirterek, bu renklerin oluşturulmasında labada kökü, murt, kekik, adaçayı, sarıkız, mazı, ceviz, nar, kavak dalı gibi bitki yaprağı ve kökleri kullanıldığını, bazı ailelerin ise gizli tuttuğu kendi usulleri olduğunu söyledi.

“KÖTÜ TAKLİTLERİ YAPILIYOR”

Yağcıbedir halısının günümüzde çok zor şartlar altında yaşatılmaya çalışıldığını ifade eden Erbaş, san’atsal muhtevaya sahip Yağlıbedir halılarının, yöre dışındaki yakın çevrede kötü taklitlerin yapıldığını söyledi.

Özellikle açılan kurslarla halıcılığı öğrenen köylerde, öğreticilerin Yağcıbedir halılarını tanımamaları sebebiyle, Kafkas ve İran tiplerini dokuttuğunu öne süren Erbaş, “tüccarların istemleri doğrultusunda bunların çokça dokunması, bilmeyen kişilere bu tip halıların Yağcıbedir halıları diye tanıtılmasına neden olmuştur. Bugün birçok broşür ve yabancı halı prospektüslerinde bazı Kafkas motifli halıların altında, Yağcıbedir halısı yazdığı görülmektedir” diye konuştu..

MOBİLYAYA GÖRE HALI TERCİH EDİLİYOR

Erbaş, halı ve kilimlerin, evlerde çoğunlukla kadınlar ve kızlar tarafından dokunduğunu belirterek, “bir halı ya da kilim, boyutuna göre, 1,5 ile 3 ay arasında değişen sürede dokunmaktadır. Büyük bir emek gerektiren bu işte çalışanlar, her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplıyorlar” dedi.

Değişen ve gelişen dünyada insanların farklı arayışlar içerisine girdiğini belirten Erbaş, “artık, insanlar halı ya da kilimi, kalitesine, özelliklerine göre değil mobilyasına uyup uymadığına göre alıyor. Sergiyi ziyaret eden kişiler de, ‘evde bir bakayım mobilyaya uyuyor mu’ diye bakıyor” diye konuştu.

18.02.2008


 

Ahilik belgeseli tamamlandı

Esnaf ve san’atkârların temelini oluşturan Ahilik Felsefesinin 90 dakikalık belgeseli tamamlandı. 2 VCD’den oluşan belgeselin hazırlanabilmesi için Kayseri’nin yanı sıra Kırşehir, Ankara, İstanbul ve Edirne’de çekimler yapıldı.

Belgeseli çeken prodüksiyon şirketinin müdürü Ali Rıza Yerlikaya, Ahilik ile ilgili çok sayıda makale veya kitap bulunduğunu, ancak bu çalışmaların genellikle akademik çevrelerle sınırlı kalarak vatandaşın ilgisini çekemediğini ifade ederek, Ahilik felsefesinin vatandaşa daha iyi ulaşması için belgesel çekmeye karar verdiklerini söyledi.

Yaklaşık bir yılda tamamladıkları belgesel filmin, Ahilik kültürünü, 13. yüzyılda uygulanan iş mükemmelliğini ve ahlâkını anlatmanın yanı sıra 21. yüzyıl ile kıyasladığını da anlatan Yerlikaya, şu bilgileri verdi:

“Çalışmamıza başlarken en iyiye ulaşmak için daha önce yapılan tüm çalışmaları incelemek istedik. Daha önce Ahi Evran’ın hayatını anlatan bir film çekilmiş. Ayrıca Ahilik kültürünün bazı bölümlerini ele alan tanıtım filmleri çekilmiş. Ancak, Ahilik kültürü ve felsefesini başlı başına ele alan başka bir çalışma bulamadık. Yaklaşık bir yıllık çalışma kapsamında 5 profesör ve 1 doçent bize akademik danışmanlık yaptı. Ahiliği, insana bakış açısı, eğitim, iş ahlâkı, işçi, işveren ve müşteri ilişkisi, iş mükemmelliği, kalite ve standardizasyon, sosyal güvence, iletişim, sivil toplum örgütleri, bugün alınabilecek dersler ve Şed kuşatma töreni konuları altında işledik.”

90 dakikalık ve 2 VCD’den oluşan belgeselin hazırlanabilmesi için Kayseri’nin yanı sıra Kırşehir, Ankara, İstanbul ve Edirne’de çekimler yapıldı.

18.02.2008


 

Kaftanlar ve halk giysileri koleksiyonu sergisi

Osmanlı dönemine ait saray ve halk giysilerinin gravür ve minyatürlerinden oluşan “Osmanlı’da Prestij ve Statü: Kaftanlar ve Halk Giysileri Koleksiyonu Sergisi” sanatseverlerle buluştu.

Alpman Sanat Galerisi’nde açılan “Kaftanlar ve Halk Giysileri Koleksiyonu” sergisinde, 1802 tarihli Octavian Dalvimart tarafından resmedilmiş gravürlerin yer aldığı “The Costumes of Turkey” kitabının sayfaları izlenime sunuluyor.

Sergide, ayrıca 1850 tarihli, Ancienne Mon Aubert tarafından basılmış “Musee de Costumes” adlı kitabın “Türkler” konulu sayfaları ile 1888 tarihli M. A. Racinet’nin gravürleriyle “Le Costume Historique Turkey” kitabının sayfaları da yer alıyor.

Sergide Ekrem Çoktan’ın resmettiği, Berna Kervan’ın tezhiplediği kaftan gravürleri ile İsmail Acar’ın imzasını taşıyan kaftan resimleri de bulunuyor.

Etkinliğin açılışında Olgunlaşma Enstitüsü’nün hazırladığı değişik kaftanların sunulduğu mini defile de yapıldı.

Sergi 29 Mart’a kadar açık olacak.

18.02.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri