Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 05 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Lahika

ÂYET-İ KERİME MEÂLİ

Allah bir olarak anıldığında, âhirete inanmayanların kalbleri daralır. Allah'tan başkaları anıldığı zaman ise ferahlanıverirler.

Zümer Sûresi: 45

05.03.2008


HADİS-İ ŞERİF MEÂLİ

Kıyâmet Günü boyu en uzun olanlar, müezzinlerdir.

Câmiü's-Sağîr, c: 1, no: 646

05.03.2008


Medeniyet nâmına dine hücum edenler, irticâ ile vahşet ve bedevîliğe dönüyorlar

Beşerin vahşet ve bedevîlik zamanlarındaki bir kanun-u esasîsine, medeniyet namına dine hücum edenler, irtica ile o vahşete ve bedevîliğe dönüyorlar. Beşerin selâmet, adalet ve sulh-u umumîsini mahveden o dehşetli vahşiyane kanun-u esasî, şimdi bizim bu biçare memleketimize girmek istiyor. Garazkârâne ve anûdâne particilik gibi bazı cereyanları aşılamaya başlaması gibi bir ihtilâf görülüyor. O kanun-u esasî de budur:

Bir taifeden, bir cereyandan, bir aşiretten bir ferdin hatâsıyla o taifenin, o cereyanın, o aşiretin bütün fertleri mahkûm ve düşman ve mes’ul tevehhüm ediliyor. Bir hatâ, binler hatâ hükmüne geçiriliyor. İttifak ve ittihadın temel taşı olan kardeşlik ve vatandaşlık, muhabbet ve uhuvveti zîr ü zeber ediyor.

Evet, birbirine karşı gelen muannid ve muarız kuvvetler, kuvvetsiz oluyorlar. Bu kuvvetsizlikle zayıflandığı için, millete ve memlekete ve vatana âdilâne hizmete muvaffak olunamadığından, maddî ve mânevî bir nevî rüşvet vermeye mecbur oluyorlar ki, dinsizleri kendilerine taraftar yapmak için o gaddar, engizisyonâne ve bedeviyâne ve vahşiyâne bu mezkûr kanun-u esasîye karşı ayn-ı adalet olan bu semavî ve kudsî “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez” (En’âm Sûresi, 6:164) nass-ı kat’îsiyle, Kur’ân’ın bir kanun-u esasîsi muhabbet ve uhuvvet-i hakikiyeyi temin eden ve bu millet-i İslâmiyeyi ve memleketi büyük tehlikeden kurtaran bu kanun-u esasî ki, “Birisinin hatasıyla başkası mesul olamaz.” Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa, o cinayete şerik sayılmaz. Olsa olsa, o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız mânevî günahkâr olup âhirette mesul olur; dünyada değil. Eğer bu kanun-u esasî çabuk düstur-u esasî yapılmazsa, hayat-ı içtimaiye-i beşeriye iki Harb-i Umumînin gösterdiği tahribatın emsaliyle, esfel-i sâfilîn olan o vahşî irticaa düşecek.

Emirdağ Lâhikası, s. 319

Lügatçe:

kanun-u esasî: Anayasa.

sulh-u umumî: Genel barış.

uhuvvet-i hakikiye: Hakiki kardeşlik.

esfel-i sâfilîn: Aşağıların en aşağısı.

05.03.2008


Âhir vakitte ilim

İman-ı billah hakikati gereği kâinatın yaratılması ile birlikte kâinatın meyvesi olan insan dünyaya gönderilmiş ve hayat-ı beşeriye başlamıştır. Tabiî ki Cenâb-ı Hak, insanı dünyaya gönderip başı boş bırakamazdı. Yaratılışın en yüksek gayesi iman-ı billah olması hasebiyle ona elçiler göndermesi hikmeten gerekmekte idi ve bundan dolayıdır ki, ilk insan da bir peygamber olarak görevlendirilmiş ve insanlara rehber olmuştur. Bediüzzaman, peygamberlerin insanlara rehber olması ile ilgili şunu söyler: “İşte, Kur’ân-ı Hakîm, enbiyâları, insanın cemaatlerine terakkiyât-ı mâneviye cihetinde birer pîşdar ve imam gönderdiği gibi, yine insanların terakkiyât-ı maddiye sûretinde dahi, o enbiyânın herbirisinin eline bâzı hârikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstad etmiştir.”1 Yani peygamberler, insanlara hem mânevî alanda, hem de maddî alanda rehber olmuşlar. Peygamberler, mucizelerle fen ve san'at-ı beşeriyenin nihayet hududunu çizmiş, insanlara maddî alanda birer hedef gösterip, tembelliği bırakıp benzerlerini yapmaya bir teşvik edici olmuş ve onları çalışmaya sevk etmiştir. Meselâ Hz. Davud’a (as), demiri yumuşatma mucizesi verilmiş ve bu mucize, demiri yumuşatıp, toplum hayatında ondan istifade etmeye bize bir teşvik olmuş.

Bediüzzaman diyor ki: “Evet, telyîn-i hadîd, yani demiri hamur gibi yumuşatmak ve nühâsı eritmek ve mâdenleri bulmak, çıkarmak, bütün maddî sanâyî-i beşeriyenin aslı ve anasıdır ve esâsı ve mâdenidir.”2

Görüldüğü gibi demirin yumuşatılması ve bakırın eritilmesi, beşerî san'atların özü olmakta ve insanlar bu mucizeyi kendilerine rehber alarak benzerlerini yapma yoluna gitmektedir. Bundan dolayıdır ki, zaman geçtikçe insanlar mâdenleri eritmekte kolay yollar bulmuşlardır. Bu tâ Sanayi İnkılâbına kadar gelmiş ve Sanayi İnkılâbı ile birlikte sanayide insan gücünün yerini makinalar almıştır. Ve Sanayi İnkılâbını gerçekleştiren devletler dünyaya hükmetmiştir. Osmanlı bu sanayi hareketlerine ayak uyduramadığı için ekonomisi yavaş yavaş gerilemiş ve dünyadaki eski konumunu kaybetmiştir.

Bediüzzaman, aynı mu’cizeyi anlatmaya devam ederken şunu da söyler: “İşte, beşerin san’at cihetinde en ileri gitmesi ve maddî kuvvet cihetinde en mühim iktidar elde etmesi, telyîn-i hadîd iledir ve izâbe-i nühâs (bakırı eritmek) iledir.” Bu hâdise, bizzat müşahede edilmiş, bugün bile sanayileşememiş ülkeler dünyada siyasî ağırlığı olmayan bir konuma düşmüşlerdir.

Peki, yıllarca İslâm dâvâsına bayraktarlık yapmış bir milletin torunları olarak eski güç ve kuvvetimize kavuşabilmek için artık bu asırda ne yapmamız lâzım? Bunun çaresini yine Üstad Bediüzzaman aynı risâlenin devamında vermektedir:

“Elbette nev-î beşer, âhir vakitte ulûm ve fünûna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise, ilmin eline geçecektir.”3

İnsanlık tarihine baktığımız zaman dünya üzerinde, bir zaman tarımda güçlü olanlar, bir zaman ticarette güçlü olanlar, bir zaman sanayide güçlü olanlar hükmetmiş. Üstaddan aldığımız müjdeye göre âhir zamanda ise ilim hükmedecek ve Allah’a şükürler olsun ki bu son zamanda Kur’ân’ın manevî tefsiri olan Risâle-i Nur, yine Üstadın ifadesiyle “yüz mânevî keşfiyatı hâvî” bir eser, bir ilim hazinesi olarak karşımızda durmaktadır. Yeter ki biz ondan istifade edelim ve Üstadın bundan yüz yıl önce söylemiş olduğu “cehalet, zaruret ve ihtilâf düşmanlarına karşı marifet, san'at ve ittifak silâhlarıyla” silâhlanalım, ona sımsıkı sarılalım. İnşallah istikbal İslâmın olacaktır.

Dipnotlar: 1- 20. Söz, 2. Makam, s. 230; 2- A.g.e., s. 232; 3- A.g.e., s. 239

Mehmet Kaplan

05.03.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri